Psoriasis vulgaris hastalarında IL-17 ve IL-23 inhibitörü ilaçların kullanımıyla kronik inflamasyon ve endotel sağlığına ilişkin belirteçlerdeki değişimlerin incelenmesi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 1024481
- Danışmanlar: PROF. DR. MÜGE GÜLER ÖZDEN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Psoriasis Vulgaris, Biyolojik Tedavi, IL-17 İnhibitörleri, IL-23 İnhibitörleri, Sistemik İnflamasyon, Endotelyal Disfonksiyon, Biyobelirteçler, psoriasis vulgaris, biological therapy, IL-17 inhibitors, IL-23 inhibitors, systemic inflammation, endothelial dysfunction, biomarkers
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ondokuz Mayıs Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Giriş ve Amaç: Psoriasis, genetik yatkınlığı olan bireylerde intrensek ve ekstrensek tetikleyicilerin etkisiyle gelişen, immün aracılı kronik inflamatuar bir deri hastalığıdır. Güncel veriler, psoriasisin yalnızca kutanöz bulgularla sınırlı olmadığını, belirgin sistemik inflamasyonla seyreden multisistemik bir hastalık olduğunu göstermektedir. Artmış inflamatuar yükün; dolaşımdaki proinflamatuar mediatörlerin artışı, oksidatif stres, trombosit fonksiyon değişiklikleri ve endotelyal disfonksiyon (ED) yoluyla aterosklerotik süreçleri hızlandırdığı ve vasküler komplikasyonlara zemin hazırladığı düşünülmektedir. Klinik hastalık şiddetini değerlendirmede kullanılan skorlar, sistemik inflamasyonu her zaman yeterince yansıtmamaktadır. Bu nedenle inflamasyon, ED ve aterotrombotik süreçleri daha iyi ortaya koyabilecek biyobelirteçlere yönelik ilgi giderek artmaktadır. Bu çalışmada psoriasis vulgaris (PV) hastalarında söz konusu patofizyolojik mekanizmalarla ilişkili biyobelirteç düzeyleri tedavi öncesi ve altıncı ayda değerlendirilmiştir. Ayrıca, interlökin (IL)-17 ve IL-23 yolaklarını hedefleyen biyolojik tedavilerin altı aylık süreçte bu biyobelirteçler ile Psoriasis Alan Şiddet İndeksi (PASI) kullanılarak değerlendirilen klinik hastalık şiddeti üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli ve prospektif olarak tasarlanan bu gözlemsel çalışmaya, Ağustos 2024–Ağustos 2025 tarihleri arasında orta-şiddetli PV tanısıyla izlenen ve IL-17 veya IL-23 inhibitörü (sekukinumab, iksekizumab, guselkumab, risankizumab) başlanması planlanan 42 hasta dahil edildi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri kaydedildi. Hastalık şiddeti sıfırıncı ve altıncı ayda PASI skoru ile değerlendirildi. Asimetrik dimetilarginin (ADMA), IL-1 ve IL-10 düzeyleri ELISA yöntemiyle; ortalama trombosit hacmi (MPV), homosistein, Nötrofil/Lenfosit Oranı (NLR) ve sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII) ise rutin hemogram ve biyokimyasal analizlerle ölçüldü. Bulgular: PV hastalarında tedavi öncesi dönem ile altıncı ay karşılaştırıldığında ADMA ve IL-1 düzeylerinde anlamlı azalma, IL-10 düzeylerinde ise anlamlı artış saptanmıştır (tümü p<0,001). Ayrıca SII (p=0,011) ve NLR (p=0,003) değerlerinde anlamlı düşüş izlenirken, MPV (p=0,418) ve homosistein (p=0,105) düzeylerinde anlamlı değişiklik gözlenmemiştir. İlaçlar ayrı ayrı değerlendirildiğinde hem IL-17 inhibitörleri (iksekizumab, sekukinumab) hem de IL-23 inhibitörleri (guselkumab, risankizumab) ile ADMA ve IL-1 düzeylerinde azalma ve IL-10 düzeylerinde artış saptanmıştır (tümü p<0,05). Risankizumab grubunda ek olarak NLR (p=0,023) ve homosistein (p=0,022) düzeylerinde anlamlı azalma izlenmiştir. Bununla birlikte, mutlak ve yüzde değişimler açısından ilaçlar veya yolaklar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (tümü p>0,05). Lineer karma etkili model analizlerinde dört biyolojik ajan birlikte değerlendirildiğinde yalnızca IL-10 düzeylerinde zaman etkisi anlamlı bulunmuş (p=0,003), diğer biyobelirteçlerde anlamlı zaman etkisi saptanmamıştır (tümü p>0,05). Dört ilaç arasında biyobelirteç düzeyleri açısından anlamlı fark izlenmemiştir. Yolak temelli modelde ise ADMA, IL-1, IL-10 ve NLR düzeylerinde zaman etkisi anlamlı bulunmuş (tümü p<0,05); ancak IL-17 ve IL-23 inhibitörleri arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır (tümü p>0,05). Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, biyolojik tedavilerin psoriasiste yalnızca klinik deri yanıtı ile sınırlı kalmayıp, sistemik inflamatuar yük ve ED ile ilişkili patofizyolojik süreçler üzerinde de anlamlı etkiler oluşturabileceğini ortaya koymaktadır. Biyolojik ajanlar arasında biyokimyasal yanıt profilleri açısından belirgin ve istatistiksel olarak üstün bir yolak saptanmamış olmakla birlikte, farklı ajanların sistemik ve metabolik süreçler üzerindeki etkilerinin tamamen örtüşmediği görülmüştür. Klinik yanıt açısından değerlendirildiğinde ise, altıncı ay PASI yanıtlarının biyolojik ajanlar arasında farklılık gösterebildiği ve iksekizumab ile daha yüksek PASI yanıtlarının elde edildiği saptanmıştır. Bu bulgular, biyolojik tedavilerin değerlendirilmesinde klinik yanıtın yanı sıra biyobelirteç temelli yaklaşımların kullanılmasının, psoriasisin sistemik yükünün daha bütüncül biçimde anlaşılmasına ve eşlik eden komorbiditelerin erken dönemde fark edilmesine potansiyel katkılar sunabileceğini düşündürmektedir.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Introduction and Objective: Psoriasis is an immune-mediated chronic inflammatory skin disease that develops in genetically predisposed individuals under the influence of intrinsic and extrinsic triggers. Current evidence indicates that psoriasis is not limited to cutaneous manifestations but represents a multisystem disorder characterized by marked systemic inflammation. The increased inflammatory burden is thought to accelerate atherosclerotic processes and predispose to vascular complications through elevated circulating proinflammatory mediators, oxidative stress, alterations in platelet function, and endothelial dysfunction (ED). Clinical severity scores do not always adequately reflect the degree of systemic inflammation. Therefore, there is growing interest in biomarkers that more accurately represent inflammation, ED, and atherothrombotic processes. In this study, biomarker levels associated with these pathophysiological mechanisms were evaluated in patients with psoriasis vulgaris (PV) before treatment and at month six. In addition, the effects of biological therapies targeting the interleukin (IL)-17 and IL-23 pathways on these biomarkers and on clinical disease severity assessed by the Psoriasis Area and Severity Index (PASI) were comparatively analyzed over a six-month period. Materials and Methods: This single-center, prospective observational study included 42 patients with moderate-to-severe PV who were followed between August 2024 and August 2025 and were scheduled to initiate IL-17 or IL-23 inhibitor therapy (secukinumab, ixekizumab, guselkumab, or risankizumab). Demographic and clinical characteristics were recorded. Disease severity was assessed using the PASI score at baseline and at month six. Asymmetric dimethylarginine (ADMA), IL-1 and IL-10 levels were measured using the ELISA method, while mean platelet volume (MPV), homocysteine, neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), and systemic immune–inflammation index (SII) were determined through routine hematological and biochemical analyses. Results: Compared with baseline, PV patients demonstrated a significant decrease in ADMA and IL-1 levels and a significant increase in IL-10 levels at month six (all p<0.001). Significant reductions were also observed in SII (p=0.011) and NLR (p=0.003), whereas no significant changes were detected in MPV (p=0.418) or homocysteine levels (p=0.105). When evaluated separately, both IL-17 inhibitors (ixekizumab, secukinumab) and IL-23 inhibitors (guselkumab, risankizumab) were associated with decreased ADMA and IL-1 levels and increased IL-10 levels (all p<0.05). Additionally, in the risankizumab group, significant reductions were observed in NLR (p=0.023) and homocysteine (p=0.022). However, no significant differences were found between drugs or pathways in terms of absolute or percentage changes (all p>0.05). In linear mixed model analyses evaluating all four biological agents collectively, only IL-10 levels showed a significant time effect (p=0.003), while no significant time effect was observed for the other biomarkers (all p>0.05). No significant differences in biomarker levels were identified among the four agents. In the pathway-based model, significant time effects were found for ADMA, IL-1, IL-10, and NLR levels (all p<0.05), yet no significant differences were detected between IL-17 and IL-23 inhibitors (all p>0.05). Conclusion: The findings of this study indicate that biological therapies in psoriasis may exert meaningful effects not only on clinical skin responses but also on systemic inflammatory burden and pathophysiological processes related to endothelial dysfunction. Although no statistically superior pathway was identified in terms of biochemical response profiles, the effects of different agents on systemic and metabolic processes did not appear to be entirely overlapping. Regarding clinical response, six-month PASI outcomes differed among biological agents, with higher PASI response rates observed with ixekizumab. These results suggest that incorporating biomarker-based approaches alongside clinical assessment may provide a more comprehensive understanding of the systemic burden of psoriasis and contribute to the early recognition of associated comorbidities.
Benzer Tezler
- Tedavi altında tek dirençli lezyonu (hatırlatıcı=reminder) olan hastaların psoriasis şiddeti, tipi, aile hikayesi, genetik özellikler, demografik veriler, ilaçlara yanıt açısından incelenmesi ve bu lezyonu olan hastaların tedavi seçiminde prediktif etkisinin incelenmesi
Examination of patients with a single refractory lesion(reminder) under treatment in terms of psori̇asi̇s severity, type, family history, genetic characteristics, demographic data, response to drugs and examination of the predictive effect of patients with this lesion on treatment selection
MUSTAFA ALPEREN AYDENİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiErciyes ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT BORLU
- Psoriasis vulgaris hastalarında zor alan yönetiminde sistemik tedavilerin retrospektif karşılaştırılması
Retrospective comparison of systemic treatments in the management of difficult areas in patients with psoriasis vulgaris
FAYSAL KESKİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiKaradeniz Teknik ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ARZU FERHATOSMANOĞLU
- Psoriazis vulgaris tanısıyla biyolojik ajan tedavisi alan hastaların hepatit B, hepatit C, HIV ve latent tüberküloz taramasının tedaviden önce ve tedavi sırasında pozitifleşme oranının retrospektif olarak değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of the rate of positive hepatitis B, hepatitis B, HIV, and latent tuberculosis screening before and during treatment in patients diagnosed with psoriasis vulgaris and receiving biological agent treatment
GAMZE TOĞAÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiMersin ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLİZ İKİZOĞLU
- Erişkin ve Geriatrik Yaş Grubunda Biyolojik Ajan Kullanan Hastaların Etkinlik ve Güvenlik Verilerinin Değerlendirilmesi
Comparative Effectiveness and Safety of Biologic Agents in Patients With Adult and Geriatric Psoriasis
YUSUF DEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Dermatolojiİstanbul Üniversitesi-CerrahpaşaDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TUĞBA KEVSER UZUNÇAKMAK
- Palmoplantar psöriazis, palmoplantar ekzema ve plak psöriaziste immünohistokimyasal olarak ölçülen IL-17, IL-23, IL-36 ekspresyonlarının ayırıcı tanı ve tedavi seçimine etkisinin belirlenmesi
Determination of the effect of IL-17, IL-23, IL-36 expressions measured immunhychistocystically in palmoplantar psoriasis, palmoplantar eczema and plate psoriasis on differential diagnosis and treatment selection
ŞEYMA KAYA BULUT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
DermatolojiNecmettin Erbakan ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RECEP DURSUN