Psoriazis vulgaris tanısıyla biyolojik ajan tedavisi alan hastaların hepatit B, hepatit C, HIV ve latent tüberküloz taramasının tedaviden önce ve tedavi sırasında pozitifleşme oranının retrospektif olarak değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of the rate of positive hepatitis B, hepatitis B, HIV, and latent tuberculosis screening before and during treatment in patients diagnosed with psoriasis vulgaris and receiving biological agent treatment
- Tez No: 979968
- Danışmanlar: PROF. DR. GÜLİZ İKİZOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: biyolojik ajan, hepatit, HIV, latent tüberküloz, psoriazis, biologic agent, hepatitis, HIV, latent tuberculosis, psoriasis
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mersin Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışmada psoriazis vulgaris tanısıyla biyolojik ajan tedavisi alan hastalarda hepatit B, hepatit C, HIV (Human Immunodeficiency Virus; İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) ve LTBI (Latent Tuberculosis Infection; Latent Tüberküloz Enfeksiyonu) taramalarının tedavi öncesi değerleri ve tedavi süresince pozitifleşme oranlarının retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlandı. 01/01/2018–29/08/2024 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı'nda biyolojik tedavi uygulanan toplam 341 psoriazis hastasının dosya kayıtları retrospektif olarak incelendi. Demografik özellikler, komorbiditeler, kullanılan biyolojik ajanlar, tedavi süreleri ve biyolojik tedavi öncesi ile tedavi sırasında yapılan Hepatit B virüsü (HBV), Hepatit C virüsü (HCV), HIV ve LTBI test sonuçları değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde Pearson ki-kare testi kullanıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi. Hastaların yaş ortalaması 48,8±13,7 yıl olup %53,1'i erkekti. En sık kullanılan biyolojik ajan sekukinumab (%40,2), ardından adalimumab (%17,0) ve guselkumab (%12,0) idi. Hastaların %41,35'inde en az bir komorbidite saptandı. Tedavi öncesi HBsAg (Hepatit B yüzey antijeni) pozitifliği %1,2 (n=4) olup, tüm hastalara antiviral profilaksi başlandı ve takip süresince reaktivasyon gelişmedi. Anti-HBs (Hepatit B yüzey antikoru) pozitifliği %35,8 idi. Anti-HBcIgG (Hepatit B çekirdek antikoru) pozitifliği başlangıçta %17,9 (n=61) olarak saptandı. Tedavi süresince Anti-HBcIgG serokonversiyonu %2,9 (n=10) oranında izlendi ve en yüksek pozitifleşme adalimumab grubunda %13,8 (n=8) saptandı. Anti-HBcIgG serokonversiyonu ile biyolojik ajan türü arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Ancak bazı alt gruplarda hücre sayılarının düşük olması nedeniyle test gücü sınırlıydı. Profilaksisiz izlenen iki hasta dışında tüm Anti-HBcIgG pozitif/pozitifleşen olgular antiviral tedavi aldı ve hiçbirinde klinik reaktivasyon gözlenmedi. Anti-HCV pozitifliği yalnızca %0,9 (n=3) idi ve tüm olgular HCV RNA negatifti; biyolojik tedavi süresince yeni pozitifleşme izlenmedi. Tüm hastalarda Anti-HIV serolojisi negatifti (%100) ve tedavi süresince pozitifleşme gözlenmedi. Tedavi öncesinde 120 hastada (%35,2) izoniazid profilaksisi öyküsü, 24 hastada (%7,0) Quantiferon pozitifliği, 3 hastada (%0,9) PPD pozitifliği vardı. Tedavi sırasında LTBI serokonversiyonu %3,5 (n=12) olarak bulundu. En yüksek oran adalimumab grubunda %6,9 (n=4) idi. Biyolojik ajan türü ile LTBI serokonversiyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p=0,883). Serokonversiyonların ortalama gelişim zamanı 31,7. ay olup, tüm olgulara profilaksi verilmesi sayesinde aktif tüberküloz gelişmedi. Çalışmamızda biyolojik tedaviye devam oranı %65,7 (n=224) olarak saptandı. Tedaviye devamlılık oranları en yüksek sırasıyla guselkumab (%87,8), risankizumab (%82,8) ve sekukinumab (%75,9) gruplarında gözlendi. Ayrıca, biyolojik ajan türü ile tedaviye devam etme, ajan değişikliği ve takipsizlik durumları arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Çalışmamız, biyolojik tedavi sürecinde HBV ve LTBI serokonversiyonlarının tamamen ortadan kaldırılamadığını, ancak uygun profilaksi ve düzenli serolojik izlem sayesinde hiçbir olguda klinik reaktivasyon gelişmediğini göstermektedir. TNF-α (Tümör nekroz faktörü-alfa) inhibitörleri (özellikle adalimumab) HBV ve LTBI açısından daha yüksek riskli bulunurken, IL-17 ve IL-23 inhibitörlerinin hem enfeksiyon güvenliği hem de tedavi sürekliliği açısından daha avantajlı olduğu gözlenmiştir. Biyolojik tedavi öncesi HBV, HCV, HIV ve LTBI taraması zorunlu olup, tedavi süresince düzenli serolojik ve radyolojik izlem büyük öneme sahiptir.
Özet (Çeviri)
This study aimed to retrospectively evaluate the seroconversion rates of hepatitis B (HBV), hepatitis C (HCV), human immunodeficiency virus (HIV), and latent tuberculosis infection (LTBI) screening tests performed before and during biologic therapy in patients with psoriasis vulgaris. Medical records of 341 patients who received biologic treatment at the Department of Dermatology, Mersin University Faculty of Medicine, between 01/01/2018 and 29/08/2024 were reviewed retrospectively. Demographic characteristics, comorbidities, types of biologic agents, treatment durations, HBV, HCV, HIV, and LTBI test results before and during treatment were analyzed. Pearson's chi-square test was used for statistical analysis, with p<0.05 considered significant. The mean age of the patients was 48.8±13.7 years, and 53.1% were male. The most commonly used biologic agent was secukinumab (40.2%), followed by adalimumab (17.0%) and guselkumab (12.0%). At least one comorbidity was detected in 41.35% of the patients. Baseline HBsAg positivity was 1.2% (n=4), and all patients received antiviral prophylaxis; no reactivation occurred during follow-up. Anti-HBs positivity was 35.8%. Anti-HBc IgG positivity at baseline was 17.9% (n=61). During treatment, Anti-HBc IgG seroconversion was observed in 2.9% (n=10), with the highest rate in the adalimumab group (13.8%, n=8). The association between Anti-HBc IgG seroconversion and the type of biologic agent was statistically significant (p<0.001), although the statistical power was limited in some subgroups due to low cell counts. Except for two patients without prophylaxis, all Anti-HBc IgG positive/seroconverted cases received antiviral therapy, and no clinical reactivation was observed. Anti-HCV positivity was found in only 0.9% (n=3), all of whom were HCV RNA negative; no new cases emerged during treatment. All patients were HIV negative (100%), and no seroconversion occurred during therapy. Before treatment, 120 patients (35.2%) had a history of isoniazid prophylaxis, 24 patients (7.0%) were Quantiferon positive, and 3 patients (0.9%) were PPD positive. LTBI seroconversion during treatment was detected in 3.5% (n=12), with the highest rate in the adalimumab group (6.9%, n=4). There was no statistically significant association between biologic agent type and LTBI seroconversion (p=0.883). The mean time to seroconversion was 31.7 months, and no cases of active tuberculosis were observed due to appropriate prophylaxis. In our study, the rate of continuation with biologic therapy was 65.7% (n=224). The highest treatment persistence rates were observed in the guselkumab (87.8%), risankizumab (82.8%), and secukinumab (75.9%) groups. Furthermore, the differences between biologic agent type and treatment continuation, agent switching, or loss to follow-up were found to be statistically significant (p<0.001). Our study demonstrated that HBV and LTBI seroconversions cannot be completely eliminated during biologic therapy; however, with appropriate prophylaxis and regular serological monitoring, no clinical reactivation occurred. Tumor necrosis factor-α (TNF-α) inhibitors, particularly adalimumab, were associated with higher risks of HBV and LTBI, whereas IL-17 and IL-23 inhibitors appeared more favorable in terms of infection safety and treatment persistence. Comprehensive baseline screening for HBV, HCV, HIV, and LTBI, followed by systematic serological and radiological monitoring during therapy, is of critical importance.
Benzer Tezler
- Psoriazisi olan Tip 2 diyabetli hastalarda sistemik tedavi yöntemlerinin metabolik parametreler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Investigation of the effects of systemic treatment methods on metabolic parameters in patients with Type 2 diabetes and psoriasis
KADRİYE SÜMEYRA YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ZUHAL AYDAN SAĞLAM
UZMAN DUYGU YAMEN
- Psöriasis vulgaris tanısıyla biyolojik ajan ve biyolojik ajan dışı tedavi alan hastalar arasında depresyon, anksiyete ve yaşam kalitesi skorlarının kıyaslanması
Comparison of depression, anxiety and quality of life scores between patients diagnosed with Psoriasis vulgaris and receiving biological agent and non-biological agent treatment
UĞUR AKKAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Acil TıpSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ATIL AVCI
- Palmoplantar psöriazis, palmoplantar ekzema ve plak psöriaziste immünohistokimyasal olarak ölçülen IL-17, IL-23, IL-36 ekspresyonlarının ayırıcı tanı ve tedavi seçimine etkisinin belirlenmesi
Determination of the effect of IL-17, IL-23, IL-36 expressions measured immunhychistocystically in palmoplantar psoriasis, palmoplantar eczema and plate psoriasis on differential diagnosis and treatment selection
ŞEYMA KAYA BULUT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
DermatolojiNecmettin Erbakan ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RECEP DURSUN
- İmmunsüpresif tedavi alan hastalarda tedavi öncesi demodex yoğunluğu
Demodex density before and after treatment in patients receiving immunosuppressive treatment
HACER KELEŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
DermatolojiOndokuz Mayıs ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ESRA PANCAR YÜKSEL
- Psöriazis ve akne vulgaris hastalarında oküller yüzey hastalıklarının tanısında impresyon sitolojisi
Impression cytology in ocular surface disorders diagnosis of psoriasis and acne vulgaris patients
GÖNÜL FARİZ KENDİRLİOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Göz HastalıklarıCumhuriyet ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HAYDAR ERDOĞAN