SIÇAN SIRTINDAN HAZIRLANAN RANDOM DOLAŞIMLI DERİ FLEBİNDE ORTA DOZ PARASETAMOL TEDAVİSİ VE YÜKSEK DOZ PARASETAMOL TEDAVİSİNİN FLEP YAŞAYABİLİRLİĞİNE OLAN ETKİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Comparison of the Effects of Moderate-Dose and High-Dose Paracetamol Treatment on Flap Viability in a Random-Pattern Skin Flap Raised on the Rat Back
- Tez No: 1024811
- Danışmanlar: PROF. DR. UĞUR KOÇER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi, Plastic and Reconstructive Surgery
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu kullanma amacı, sıçan sırtında harcamanın rastgele paternli deri flebi modelinde orta doz ve yüksek doz parasetamol dağılımı flep yaşayabilirliği üzerinde mevcut karşılaştırmalı olarak değerlendirmeleridir. Rastgele paternli fleplerin distal segmentlerinde sıklıkla sorun var parsiyel nekroz, flep cerrahisinin en önemli komplikasyonlarından biri olup; Bu temelde iskemi-reperfüzyon enfeksiyonu, serbest oksijen radikallerinin neden olduğu oksidatif stres ve inflamatuvar yanıt yer almaktadır. Yaygın bir analjezik ve antipiretik ajan olan parasetamolün, siklooksijenaz (COX) yolu üzerindeki inhibitör etkisi yoluyla antiinflamatuvar özelliği gösterilen ve serbest radikalleri baskılayarak antioksidan bir profil sergileyebileceği bildirilmektedir. Bu mekanizmalar üzerinden mikrodolaşımın korunmasına ve doku hasarının sınırlandırılmasına katkı sağlayabileceği şekilde tasarlanmıştır. Bu araştırmada, parasetamolün bu olası koruyucu etkilerinin doza bağımlı olarak değerlendirilmesi ve rastgele paternli deri fleplerinde doku canlılığını artırmadaki potansiyelinin ortaya konması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, ağırlıkları 300–350 gram arasında toplam 24 adet erkek Wistar Albino fare kullanıldı. Denekler randomize edilerek her biri sekiz sıçandan oluşan üç gruptan ayrılabilir: kontrol grubu (serum görünür), orta doz parasetamol grubu (50 mg/kg) ve yüksek doz parasetamol grubu (100 mg/kg). Tüm deneklerde modifiye McFarlane modeli kullanılarak sırt bölgesinden 3×9 cm boyutlarında kaudal pediküllü rastgele paternli deri flebi kaldırılmış ve kendine göre yeniden uyarlanmıştır. Kontrol grubundaki serumun görünümü, tedavi tedavisine kaydedilen dozlarda parasetamol; operasyondan yirmi dört saat önce yükleme dozu olarak başlatılıp, ameliyat sonrası birinci günden yedinci güne kadar günlük olarak intraperitoneal yol uygulandı. Postoperatif yedinci günde tüm sıçanlar genel anestezi altında değerlendirilmiş; Flepler makroskopik olarak incelenmiş ve standart olarak fotoğraflanarak dijital görüntü analizi (ImageJ) ile nekrotik ve canlı flep alanları hesaplanmıştır. Gerekli radyonüklid sintigrafi ile flep perfüzyonu ve canlı doku yüzdesi objektif olarak değerlendirilmiş; son olarak flep dokuları histopatolojik incelemeye dayalı vaskülarizasyon (neovaskülarizasyon), tedavi, ödeme ve nekroz ix açısından analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede gruplar arası karşılaştırmalar için parametrik olmayan testler kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Dijital görüntü analizinde ortalama flep nekroz yüzdesi kontrol grubunda %52,14 ± 10,81, orta doz grubunda %40,68 ± 7,31 ve yüksek doz grubunda %29,26 ± 11,44 olarak saptandı; gruplar arasındaki fark anlamlıydı (p=0,004) ve yüksek doz grubunda nekroz oranı kontrol grubuna kıyasla anlamlı biçimde düşüktü (p=0,003). Radyonüklid sintigrafik incelemede ortalama canlı doku alanı yüzdesi kontrol grubunda %41,24 ± 4,28, orta doz grubunda %51,17 ± 6,79 ve yüksek doz grubunda %64,93 ± 4,81 bulundu; yüksek doz grubunun canlı doku yüzdesi kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,001). Histopatolojik değerlendirmede ise hem orta doz hem de yüksek doz gruplarında inflamasyon, ödem ve nekroz skorları kontrol grubuna kıyasla anlamlı biçimde düşük; neovaskülarizasyon ise anlamlı biçimde yüksek bulundu (tüm parametreler için p<0,01). Tüm parametrelerde orta doz ile yüksek doz grupları arasındaki farklar istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, parasetamolün random paternli deri flebi modelinde flep yaşayabilirliğini artırdığını ve bu etkinin doza bağımlı bir eğilim sergilediğini ortaya koymuştur. Yüksek doz (100 mg/kg) parasetamol, makroskopik nekroz oranını azaltma, sintigrafik canlı doku yüzdesini artırma ve histopatolojik doku hasarını sınırlandırma açısından kontrol grubuna kıyasla anlamlı üstünlük göstermiştir. Parasetamolün bu koruyucu etkisi; antiinflamatuvar ve antioksidan etkileri ile neovaskülarizasyonu destekleyici özelliği üzerinden açıklanabilir. Klinik pratikte yaygın olarak kullanılan, güvenli ve kolay ulaşılabilir bir ajan olan parasetamol, flep cerrahisinde doku canlılığını korumaya yönelik umut verici bir farmakolojik aday olarak değerlendirilebilir; ancak bu bulguların klinik kullanıma aktarılabilmesi için daha geniş örneklemli ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Objective: The aim of this study was to comparatively evaluate the effects of medium-dose and high-dose paracetamol administration on flap viability in a random-pattern dorsal skin flap model in rats. Partial necrosis, which frequently develops in the distal segments of random-pattern flaps, is one of the most important complications of flap surgery; this process is fundamentally driven by ischemiareperfusion injury, oxidative stress caused by free oxygen radicals, and the inflammatory response. Paracetamol, a widely used analgesic and antipyretic agent, has been reported to exert anti-inflammatory effects through its inhibitory action on the cyclooxygenase (COX) pathway and to display an antioxidant profile by suppressing free radicals. Through these mechanisms, it is thought that paracetamol may contribute to the preservation of microcirculation and the limitation of tissue damage. In this study, it was aimed to evaluate these potential protective effects of paracetamol in a dose-dependent manner and to elucidate its potential to enhance tissue viability in random-pattern skin flaps. Materials and Methods: A total of 24 male Wistar Albino rats, weighing between 300 and 350 grams, were used in the study. The animals were randomized into three groups of eight rats each: a control group (saline), a medium-dose paracetamol group (50 mg/kg), and a high-dose paracetamol group (100 mg/kg). In all animals, a 3×9 cm caudally based random-pattern dorsal skin flap was elevated using the modified McFarlane model and readapted to its bed. The control group received saline, while the treatment groups received paracetamol at the specified doses; administration was started as a loading dose twenty-four hours before the operation and continued daily via the intraperitoneal route from the first to the seventh postoperative day. On the seventh postoperative day, all rats were evaluated under general anesthesia; the flaps were examined macroscopically and photographed under standardized conditions, and the necrotic and viable flap areas were calculated by digital image analysis (ImageJ). Subsequently, flap perfusion and the percentage of viable tissue were objectively assessed by radionuclide scintigraphy; finally, the flap tissues were subjected to histopathological examination xi and analyzed in terms of vascularization (neovascularization), inflammation, edema, and necrosis parameters. In the statistical evaluation, non-parametric tests were used for comparisons between groups, and the significance level was accepted as p<0.05. Findings: In the digital image analysis, the mean flap necrosis percentage was 52.14 ± 10.81% in the control group, 40.68 ± 7.31% in the medium-dose group, and 29.26 ± 11.44% in the high-dose group; the difference between groups was significant (p=0.004), and the necrosis rate in the high-dose group was significantly lower than in the control group (p=0.003). In the radionuclide scintigraphic examination, the mean viable tissue area percentage was 41.24 ± 4.28% in the control group, 51.17 ± 6.79% in the medium-dose group, and 64.93 ± 4.81% in the high-dose group; the viable tissue percentage of the high-dose group was significantly higher than that of the control group (p<0.001). In the histopathological evaluation, inflammation, edema, and necrosis scores were significantly lower, while neovascularization was significantly higher, in both the medium-dose and high-dose groups compared with the control group (p<0.01 for all parameters). For all parameters, the differences between the medium-dose and high-dose groups did not reach statistical significance. Conclusion: The findings of this study demonstrate that paracetamol enhances flap viability in a random-pattern skin flap model and that this effect shows a dose-dependent trend. High-dose (100 mg/kg) paracetamol showed significant superiority over the control group in reducing the macroscopic necrosis rate, increasing the scintigraphic viable tissue percentage, and limiting histopathological tissue damage. This protective effect of paracetamol may be explained by its antiinflammatory and antioxidant effects together with its capacity to support neovascularization. As a safe, widely used, and readily accessible agent, paracetamol may be considered a promising pharmacological candidate for preserving tissue viability in flap surgery; however, further studies with larger samples are needed before these findings can be translated into clinical practice.
Benzer Tezler
- Sıçan sırtından hazırlanan random dolaşımlı deri flebinde kombine tikagrelor aspirin tedavisi ile izole tikagrelor tedavilerininin flep yaşayabilirliğine olan etkilerinin karşılaştırılması
Assessing the impact of combined ticagrelor and aspirin treatment versus soleticagrelor treatment on dorsal skin flap survival in rats
MURAT ÇELİK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiPlastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. UĞUR KOÇER
- Sıçan sırtından hazırlanan random dolaşımlı deri flebinde izole fondaparinuks tedavisi ile izole enoksaparin tedavisinin flep yaşayabilirliğine olan etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of isolated fondaparinux treatment and isolated enoxaparin treatment on flap viability in random circulated skin flap prepared from rat dorshead
MAHSUN ÇINAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiPlastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NEZİH SUNGUR
- Sıçan sırtından hazırlanan random dolaşımlı deri flebinde izole aspirin tedavisi ile izole rivaroksaban tedavilerininin flep yaşayabilirliğine olan etkilerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
BATUHAN ÖZMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiPlastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NEZİH SUNGUR
- Otolog kondüsyonel serumun sıçan sırtında oluşturulmuş random paternli deri flebi yaşayabilirliğine etkisinin plateletten zengin plazma ile kontrollü karşılaştırılması
The controlled comparison of the effect of autologous conditioned serum with platelet-RİCH plasma on the viability of random patterned skin flaps created on the back of the rat
FERHAT KARGALIOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiPlastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NEZİH SUNGUR
- Sıçan sırtında oluşturulan random paternli deri flebi yaşayabilirliği üzerine bemiparin sodyum etken maddesinin enoksaparin sodyum ile kontrollü karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
ERKAN ARIK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiPlastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NEZİH SUNGUR