Suça sürüklenen kız çocuklarda çocukluk çağı travmaları ve psikopatoloji ilişkisinin incelenmesi
Investigation of the relationship between childhood trauma and psychopathology in female juvenile offenders
- Tez No: 1025570
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ALPEREN BIKMAZER, DR. NEŞE KAVRUK ERDİM
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Adli Tıp, Psychiatry, Forensic Medicine
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Adalet Bakanlığı
- Enstitü: Adli Tıp Kurumu
- Ana Bilim Dalı: Adli Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Adli Psikoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Tarih boyunca tüm milletlerin ortak bir sorunu olan çocuk suçluluğu, günümüzde de güncelliğini korumaktadır. Suça sürüklenen çocuklarda suç davranışına neden olabilecek ailesel, çevresel ve bireysel faktörler ve suça sürüklenen çocuklardaki ruhsal hastalıklarla ilgili ulusal ve uluslararası literatürde pek çok çalışma mevcuttur. Bu çalışmaların örneklemleri ağırlıklı olarak suça sürüklenen erkek çocuklardan oluşmaktadır ve sayılarının gittikçe artığı bilinen suça sürüklenen kız çocuklarla ilgili çalışmalar kısıtlıdır. Yazındaki bu eksiklik göz önüne alınarak bu çalışmanın amacı; çocuk adalet sistemi içerisindeki kız çocuklarda travmatik deneyimler, suç türü, psikopatoloji ve işlevsellik arasındaki ilişkiyi incelemek olarak belirlenmiştir. Çalışmamız kesitsel bir çalışmadır. Bu tez çalışmasının örneklemi, ceza sorumluluğu değerlendirmesi için 01/02/2023-24/11/2023 tarihleri arasında Adli Tıp Kurumu Altıncı Adli Tıp İhtisas Kurulu'na gelen veya getirilen, çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan, 73 suça sürüklenen kız çocuktan oluşmaktadır. Mal varlığına karşı suç işleyen, insana karşı suç işleyen ve diğer suçlara karışan kız çocuklar üç gruba ayrılarak, bu gruplar sosyodemografik özellikler, travmatik deneyimler, psikopatoloji ve işlevsellik açısından karşılaştırılmıştır. Veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmalar Ölçeği (ÇÇRTÖ), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA), Weiss İşlevsellikte Bozulma Ölçeği-Özbildirim Formu (WİBÖ-ÖF) kullanılmıştır. Tüm veriler bilgisayarda SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22 programına kaydedilerek analiz edilmiştir. Veriler t-testi, Man Whıtney-U, Kruskal Wallis-H, pearson korelasyon testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda katılımcıların suçu işlediği andaki yaş ortalaması 14,49 ± 1,4 bulunmuştur. Katılımcıların %56,2'si (n:41) kişilere karşı, %24,7'si (n:18) malvarlığına karşı suç işlemiştir. Çalışmamıza dahil edilen katılımcıların en sık“Kasten Yaralama/Darp”suçu işlediği, bunu sırasıyla“Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etme”,“Hırsızlık”,“Hakaret”ve“Mala Zarar Verme”suçlarının izlediği görülmüştür. Katılımcıların %56'sının (n:28) suçu başka bir kadın sanık ya da suça sürüklenen kız çocukla birlikte işlediği, ayrıca katılımcıların %32,88 (n:24)'inde tekrarlayan suç öyküsü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızın bulgularına göre katılımcıların %97,26'sında (n:71) çocukluk çağı travması tespit edilmiş, alt boyutlara göre ise katılımcıların en çok“Duygusal İstismara”uğradığı (%45,21) belirlenmiştir. Güçler ve Güçlükler Anketi ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travmalar Ölçeği toplam puanı, Weiss İşlevsellikte Bozulma Ölçeği ortalama puanı ve alt boyut puanları kişilerin işledikleri suç türüne göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiştir (p>0,05). Katılımcılara uygulanan Güçler ve Güçlükler Anketi sonuçlarına göre katılımcıların %34,25'inin (n:25) klinik olarak önemli sorunlara ilişkin ciddi risk altında olduğu, %10,96'sının (n:8) klinik olarak olası sorunları olduğu görülmüş, katılımcıların en çok“Aşırı Hareketlilik”boyutunda, en az ise“Akran Sorunları”boyutunda klinik olarak ciddi risk altında olduğu görülmüştür. Katılımcıların %57,53'ünün (n:42) şimdi ya da geçmişte psikiyatrik bir hastalığının bulunduğu, %53,42'sinin (n:39) sigara, %19,18'inin (n:14) alkol, %12,33'ünün (n:9) madde kullandığı, %43,84'ünün (n:32) kendine zarar verme davranışı, %38,36'sının (n:28) intihar girişimi bulunduğu tespit edilmiştir. Şimdi ya da geçmişte psikiyatrik hastalığı olan katılımcıların Güçler ve Güçlükler Anketi toplam puanı ile“Aşırı Hareketlilik”ve“Duygusal Sorunlar”alt boyut puanları, Weiss İşlevsellikte Bozulma Ölçeği ortalama puanı ile görev, okul, yaşam becerileri ve benlik algısı alt boyut puanları istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Güçler ve Güçlükler Anketi“Davranış Sorunları”,“Aşırı Hareketlilik”ve“Duygusal Sorunlar”puanları ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği“Cinsel İstismar”puanları arasında düşük düzeyde, pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Güçler ve Güçlükler Anketi“Akran Sorunları”puanları ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği“Fiziksel İstismar”,“Duygusal İstismar”ve“Duygusal İhmal”puanları arasında orta düzeyde, pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Güçler ve Güçlükler Anketi“Sosyal Davranışlar”puanları ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği“Fiziksel İstismar”puanları arasında düşük düzeyde, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği“Duygusal İstismar”,“Duygusal İhmal”ve“Fiziksel İhmal”puanları arasında orta düzeyde, negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Araştırmamız sonucunda suça sürüklenen kız çocuklarda çocukluk çağı travmalarına çok sık rastlandığı, çocukluk çağı travmalarının türleri ile duygusal ve davranışsal sorunlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Suça sürüklenen kız çocuklarda çocukluk çağı travması öyküsü ile duygusal ve davranışsal sorunların varlığının bu çocukların işlevselliğinde çeşitli düzeylerde bozulmalara yol açtığı belirlenmiştir. Suça sürüklenen kız çocuklarda çocukluk çağı travma sıklığı, psikopatoloji varlığı ve süreçte psikopatoloji gelişme riski göz önüne alındığında, kız çocukların çocukluk çağı travmalarına maruz kalmasını önleyebilecek tedbirler alınmalı, kız çocuklarda tespit edilen çocukluk çağı travmalarının devam etmesi önlenmeye çalışılmalı, bu çocuklar uygun şekilde tedavi edilmelidir. Böylece hem suça karışma oranları azaltılabilir hem de travma mağduru kız çocuklarda ciddi psikopatoloji gelişimi önlenebilir. Sonraki çalışmaların daha geniş örneklemli ve çok merkezli yapılması önerilir. Çocuk adalet sistemi içerisindeki kız çocukları; kız çocuklara özgü gelişim özellikleri ve toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında incelemek, kadın suçluluğu için benzersiz risk faktörleri olduğunu göz önünde bulundurarak konuyu yeniden ele almak faydalı olacaktır.
Özet (Çeviri)
Juvenile delinquency, which has been a common problem of all nations throughout history, remains current today. There are many studies in the national and international literature about familial, environmental and individual factors that may cause criminal behavior in children who are dragged into crime, and mental illnesses in children who are dragged into crime. The samples of these studies mainly consist of boys dragged into crime, and studies on girls dragged into crime, whose numbers are known to be increasing, are limited. Considering this deficiency in the literature, the aim of this study is; The aim of the study was to examine the relationship between traumatic experiences, crime type, psychopathology and functionality in girls in the juvenile justice system. Our study is a cross-sectional study. The sample of this thesis study consists of 73 girls who were dragged into crime, who came or were brought to the Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu between 01/02/2023-24/11/2023 for criminal responsibility evaluation, and who met the inclusion criteria for the study. Girls who committed crimes against property, crimes against people and other crimes were divided into three groups and these groups were compared in terms of sociodemographic characteristics, traumatic experiences, psychopathology and functionality. Sociodemographic Information Form, Childhood Psychological Trauma Scale (CTQ), Strengths and Difficulties Questionnaire (SDQ), Weiss Functioning Impairment Scale-Self-Report Form (WFIRS-SRF) were used as data collection tools. All data were analyzed by saving them to the SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22 program on the computer. Data were evaluated using t-test, Man Whitney-U, Kruskal Wallis-H, Pearson correlation tests. In our study, the average age of the participants at the time they committed the crime was found to be 14.49 ± 1.4. 56.2% (n:41) of the participants committed crimes against persons and 24.7% (n:18) committed crimes against property. It was observed that the participants included in our study most frequently committed the crime of“Intentional Injury/Assault”, followed by“Violation of Privacy”,“Theft”,“Insult”and“Damage to Property”. It was determined that 56% (n:28) of the participants committed the crimetogether with another female defendant or the girl who was dragged into the crime, and 32.88% (n:24) of the participants had a history of repeat crime. According to the findings of our study, childhood trauma was detected in 97.26% (n:71) of the participants, and according to the sub-dimensions, it was determined that the participants were most frequently exposed to“Emotional Abuse”(45.21%). The total score of the Strengths and Difficulties Questionnaire and the Childhood Psychological Trauma Scale, the mean score and subscale scores of the Weiss Functioning Impairment Scale did not show a statistically significant difference according to the type of crime committed by the individuals (p>0.05). According to the results of the Strengths and Difficulties Survey administered to the participants, it was seen that 34.25% (n:25) of the participants were at serious risk of clinically important problems, 10.96% (n:8) had clinically possible problems. It has been observed that they are at serious clinical risk most in the“Hyperactivity”dimension and least in the“Peer Problems”dimension. 57.53% (n:42) of the participants have a psychiatric disease now or in the past, 53.42% (n:39) smoke, 19.18% (n:14) drink alcohol, 12% It was determined that 33 of them (n:9) used substances, 43.84% (n:32) had self-harming behavior, and 38.36% (n:28) attempted suicide. The total score of the Strengths and Difficulties Questionnaire, the“Hyperactivity”and“Emotional Problems”subscale scores, the mean score of the Weiss Functioning Impairment Scale, and the subscale scores of task, school, life skills, and self-perception of the participants with current or past psychiatric illness were statistically significant. was found to be high. A low-level, positive, statistically significant relationship was found between the Strengths and Difficulties Questionnaire“Behavior Problems”,“Hyperactivity”and“Emotional Problems”scores and the Childhood Trauma Scale“Sexual Abuse”scores (p<0.05). A moderately positive, statistically significant relationship was found between the Strengths and Difficulties Questionnaire“Peer Problems”scores and the Childhood Trauma Scale“Physical Abuse”,“Emotional Abuse”and“Emotional Neglect”scores (p<0.05). There is a low statistically significant statistically significant difference between the Strengths and Difficulties Questionnaire“Social Behaviors”scores and the Childhood Trauma Scale“Physical Abuse”scores, and a moderate negative statistical significance between the Childhood Trauma Scale“Emotional Abuse”,“Emotional Neglect”and“Physical Neglect”scores. A relationship was found (p<0.05). As a result of our research, it was determined that childhood traumas are very common in girls who are dragged into crime, and that there are statistically significant relationships between the types of childhood traumas and emotional and behavioral problems. It has been determined that the history of childhood trauma and the presence of emotional and behavioral problems in girls who are dragged into crime lead to various levels of impairment in the functionality of these children. Considering the frequency of childhood trauma in girls dragged into crime, the presence of psychopathology, and the risk of developing psychopathology in the process, measures should be taken to prevent girls from being exposed to childhood traumas, efforts should be made to prevent the continuation of childhood traumas detected in girls, and these children should be treated appropriately. Thus, the rates of involvement in crime can be reduced and the development of serious psychopathology in girls who are victims of trauma can be prevented. It is recommended that subsequent studies be conducted with larger samples and multicenters. Girls in the juvenile justice system; It would be useful to examine the issue in the context of girls' specific developmental characteristics and gender roles, and to revisit the issue by taking into account their unique risk factors for female delinquency.
Benzer Tezler
- Suça sürüklenen çocuk ve suça sürüklenmeyen çocuğun benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Comparison of self-esteem levels of juvenile delinquent and non-delinquent child
GÖZDE AYHAN
- Kartal-Kadıköy bölgesi çocuk suçluluğu profili
Kartal-Kadıkoy district profile of juvenile delinquency
TÜRKAN AKBABA
Yüksek Lisans
Türkçe
2011
HemşirelikMarmara ÜniversitesiCerrahi Hastalıklar Hemşireliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET AKİF İNANICI
- Suça sürüklenen çocukların sosyodemografik özellikleri, algılanan aile işlevselliğinin ve ebeveyn tutumlarının suça sürüklenme üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Sociodemographic charactheristics of children pushed to crime, evaluation of family functioning perception and parenting style on delinquency
OZAN ÖĞÜT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
PsikiyatriKocaeli ÜniversitesiÇocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ŞAHİKA GÜLEN ŞİŞMANLAR
- Kitap okuma alışkanlığının suça sürüklenen çocuklar üzerindeki etkisi
The effect of reading habit on children leading to delinquency
GÜLAY BAKIR
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
Dokümantasyon ve EnformasyonKastamonu ÜniversitesiBilgi ve Belge Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLER DEMİR
- Çocuklar arasında gerçekleşen cinsel eylemlerin yargıda TCK 31/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi
Peer on peer sexual abuse according to TCK 31/2 in court of law
GAMZE BAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Adli TıpAdalet BakanlığıAdli Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUHAMMED TAYYİB KADAK