Geri Dön

Hematopoetik kök hücre transplantasyonu sonrasında erken dönemde görülen renal komplikasyonlar

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 142494
  2. Yazar: YAŞAR KEREM ÇALIŞKAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. TEVFİK ECDER, DOÇ. DR. SEVGİ KALAYOĞLU BEŞIŞIK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nefroloji, Nephrology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2004
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

97 BÖLÜM V: SONUÇLAR VE ÖZET Bu çalışmada, İstanbul Tıp Fakültesi îç Hastalıkları Anabilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Yoğun Kemoterapi ve Transplantasyon Ünitesinde, Mayıs 2001-Temmuz 2003 tarihleri arasında HKHT yapılmış hastalarda, transplantasyon sonrası ilk 100 günde ortaya çıkan renal komplikasyonlar, sıklık, etyolojide yer alan faktörler ve akıbet açısından prospektif olarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. Çalışmamızdaki hastaların, 25'ine (%50) allogeneik ve 25'ine (%50) otolog HKHT yapıldı. Otolog HKHT (18-61 yaş), allogeneik HKHT'ye (16-47 yaş) göre daha yaşlı hastalara uygulanmakta idi. En sık HKHT indikasyonu olan hastalık, allogeneik transplant grubunda AML (%36), otolog transplant grubunda ise HDL idi (%20). Otolog transplant grubunda, allogeneik transplant grubuna göre lökosit ve nötrofil engrafinanlan daha erken oldu. Allogeneik ve otolog HKHT yapılan hastaların, bazal serum kreatinin ve kreatinin klirenslerinin ortalamaları arasında fark yoktu. Çalışmamızda, HKHT sonrası ilk 100 günde, hastaların %72'sinde değişik derecelerde renal disfonksiyon ve %50'sinde ABY gelişti. Hastaların %16'smda diyaliz ihtiyacı oldu. Allogeneik transplant grubundaki hastalarımızda (%92), otolog transplant grubuna (%52) kıyasla anlamlı derecede daha sık renal disfonksiyon geliştiği görüldü. Akut böbrek yetersizliği de, allogeneik transplant grubunda, otolog transplant grubundan daha sık gelişti (%68'e karşılık %32). Allogeneik transplantasyon grubundaki hastalarda, otolog transplantasyon grubundaki hastalardan daha fazla diyaliz ihtiyacı oldu. Renal disfonksiyon ve ABY gelişen her iki transplant grubundaki vakalar, yaş, cinsiyet, transplantasyon öncesi renal fonksiyonlarının göstergeleri olan bazal -7. gündeki serum kreatinin ve kreatinin klirensi, bazal sistolik ve diastolik kan basıncı ve serum albumin düzeyleri açısından değerlendirildiğinde, renal disfonksiyon gelişmeyen gruptaki vakalarla aralarında anlamlı bir farklılık bulunmamaktaydı. Allogeneik transplant vakalarının HKHT sonrası ilk 100 günde, otolog transplant vakalarına kıyasla daha düşük kreatinin klirensi ortalaması ve daha yüksek serum kreatinin ortalamasına sahip oldukları görüldü. Allogeneik ve otolog HKHT seyrinde renal disfonksiyon ve ABY gehşinıinin transplantasyon sonrası farklı dönemlerde daha sık olduğu görüldü; otolog transplant grubunda renal fonksiyonların allogeneik transplant grubuna göre daha erken bir dönemde bozulduğu görüldü.98 Renal disfonksiyon gelişen otolog ve allogeneik transplant hastalarında, renal disfonksiyon gelişmeyen hastalara kıyasla lökosit ve nötrofıl engrafmanların daha geç olduğu saptandı. Sepsisli HKHT hastalarında, renal disfonksiyon gelişiminin istatistiksel açıdan anlamlı derecede daha sık olduğu görüldü. Sepsis, otolog HKHT'de renal disfonksiyon gelişimini arttıran bir risk faktörü olarak bulunda Otolog transplant grubundaki sepsisli hastalarda, ABY'nin daha sık geliştiği görüldü. Sepsisli allogeneik transplant hastalarında ise, ABY gelişimi açısından anlamlı bir risk artışı saptanmadı. Allogeneik transplant grubunda, çevre kam kaynaklı transplantasyonlarda kemik iliği kaynaklı transplantasyonlara kıyasla, ABY gelişiminin anlamlı derecede daha sık olduğu saptandı. Amfoterisin B ve aminoglikozid nefrotoksisitesi, otolog transplantasyon grubunda daha sık görülmekle birlikte bu ilaçların ilave faktörler olmadan renal disfonksiyon gelişiminde etkili olmadığı görüldü. Otolog HKHT seyrinde, en düşük sistolik ve diastolik kan basıncı değerleri, allogeneik HKHT seyrine göre daha erken bir dönemde ölçülmekteydi. Venooklûsif hastalık, allogeneik HKHT seyrinde daha sık gelişmekteydi. Transplantasyon sonrası VOH gelişiminin, ABY gelişimi açısından risk faktörü olduğu görüldü. Diyaliz ihtiyacı olan vakaların %50'sinde bu duruma VOH katkıda bulundu.. Allogeneik HKHT grubumuzda, CsA toksisitesi [(%52 (12/23)], renal disfonksiyon gelişimine katkıda bulunan en önemli faktör olarak bulundu. Siklosporin A nefrotoksisitesi nedeni ile ABY gelişen hastaların hiçbirinde takip süresince diyaliz ihtiyacı ve mortalite olmadı. Kısa süreli serum CsA yükselmelerinde, hastaların renal fonksiyonlarında belirgin bir değişiklik görülmedi. Allogeneik HKHT sonrası +20. ile +33. günler arasında serum CsA düzeylerindeki yükselmeyle eş zamanlı olarak kreatinin klirenslerinin azaldığı, +33. günden sonra serum CsA düzeylerinin düşmesine rağmen, kreatinin klirensi değerlerindeki azalmanın +46. güne kadar devam ettiği görüldü. Hastalarımızda renal disfonksiyon gelişimine neden olan nadir durumlar: hazırlama rejimi toksisitesi, TLS ve GVHH olarak bulundu. Çalışmamızda, hiçbir hastada kemik iliği infüzyon toksisitesine bağlı renal disfonksiyon gelişmedi. Diyaliz ihtiyacı olan vakaların sistolik ve diastolik kan basıncı ortalamaları diğer hastalardan daha düşük bulundu.99 Renal disfonksiyon gelişen hastaların transplantasyon sonrası 100 günlük dönemde daha düşük serum albumin değerlerine sahip oldukları ve bazal serum albumin değeri <3,5 g/dL olan vakalarda, renal disfonksiyon gelişiminin anlamlı derecede daha sık olduğu görüldü. Transplantasyon sonrası 100 gün içerisinde serum albumin değerinin 3 g/dL'nin altına inmesinin renal disfonksiyon gelişimini arttırdığı görüldü. Serum albumin değeri 3 g/dL'nin altına inen ve renal disfonksiyon gelişen vakalarda, sepsis, en sık renal disfonksiyona yol açan durumdu. Çalışmamızda transplantasyon sonrasında ilk 100 gündeki mortalite oram %22 (allogeneik; %28, otolog %16) bulundu. Çalışmamızda, allogeneik transplant grubunda, otolog transplant grubuna göre daha yüksek mortalite oram görülmesine rağmen, mortalite açısından iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Renal disfonksiyon gehşiminin, mortaliteyi anlamlı derecede artırdığı görüldü. Ağır renal disfonksiyon gelişimi ile mortalite ilişkisi değerlendirildiğinde ise, istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamadı. Sepsis, ölen otolog transplant vakalarının %75'ünde, allogeneik transplant vakalarının ise %73'ünde ölüm sebebi idi. Sonuç olarak, hematopoetik kök hücre transplantasyonu sonrasında oldukça sık gelişen renal disfonksiyon, allogeneik transplantasyon sonrasında otolog transplantasyona göre daha sık gelişmektedir. Otolog HKHT sonrasında sıklıkla ilk 1 ay içerisinde, en sık sepsisle ilişkili olarak renal disfonksiyon gelişirken, allogeneik HKHT sonrasında en sık 2. ay içerisinde gelişen renal disfonksiyona büyük oranda CsA toksisitesi yol açmaktadır. Serum albumin değerlerinin, HKHT sonrası renal disfonksiyon gelişimi üzerine etkisi bulunmaktadır. Transplantasyon sonrası ilk 100 günde gelişen renal disfonksiyon, mortaliteyi artırmakla birlikte sepsis bu hasta grubunda en sık ölüme neden olan durumdur. Hematopoetik transplantasyon sonrasında transplantasyon tipine göre renal disfonksiyon gelişmesi açısından hastaların daha duyarlı oldukları dönemlerde, sepsis ve CsA nefrotoksisitesini önlemeye yönelik tedbirlerin alınması günümüzde birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu yöntemin başarısını önemli derecede artıracaktır.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Lösemik hücrelerde immünfloresan yöntemi ile estrojen reseptörlerinin incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    SÜREYYA GÜVEN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    OnkolojiHacettepe Üniversitesi

    Temel Onkoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EMİN KANSU

  2. Akut myeloblastik lösemili hastalarda in vitro kemik iliği myeloid stem hücre kolonilerinin incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    HAMZA OKUR

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    OnkolojiHacettepe Üniversitesi

    Tümör Biyolojisi ve İmmünolojisi Bilim Dalı

    PROF. DR. EMİN KANSU

  3. Kronik myelositer lösemide interferon tedavisi ve hematolojik büyüme faktörlerine etkisi

    Başlık çevirisi yok

    HALUK KOÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1991

    HematolojiAnkara Üniversitesi

    PROF.DR. ORHAN SEYFİ ŞARDAŞ