Geri Dön

Verruka vulgarisli hastalarda pulse dye lazer sağaltımı ile salisilik asid+pulse dye lazer sağaltımı etkinliklerinin karşılaştırılması

The comparison of the efficecy between pulsed dye laser and salicylic acid application after pulsed dye laser treatment in verruca vulgaris

  1. Tez No: 157055
  2. Yazar: SEVGİ AKARSU
  3. Danışmanlar: PROF.DR. ŞEBNEM ÖZKAN, Y.DOÇ.DR. TURNA İLKNUR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2004
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Dermatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Bu çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilin Dalı Polikliniği'ne başvuran hastalar arasındaki 19 verruka vulgarisli olgudan seçilen 33 döküye salisilik asid (SA) uygulanımı ardından pulse dye lazer (PDL) sağaltımı (SA+PDL), diğer 33 döküye ise sadece PDL sağaltımı uygulanmıştır. Verruka vulgarisli olgu gruplarında verrukanın hiperkeratozunu azaltarak lazer penetrasyonunu arttırmaya yönelik 5 gün süreyle % 30'luk SA uygulanımı ardından PDL sağaltımı ile tek başına PDL sağaltımı etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Her iki grupta da 450 mikrosaniye atım süreli 585 nm dalga boyundaki PDL sağaltımı 6-9 J/cm2'lik değişen dozlarda 5 mm'lik başlık çapı kullanılarak verruka döküsü etrafındaki 5 mm'lik normal deri alanını çevreleyecek şekilde 3 kez üst üste atım şeklinde uygulanmıştır. Her iki grubun karşılaştırılmasında en x boy x yükseklik (mm3) ile belirtilen verruka boyutlarındaki değişiklikler kullanılmıştır. Klinik izlemler sonucunda tam iyileşme verrukanın tamamen kaybolarak deri çizgilerinin yeniden oluşması, belirgin iyileşme verruka boyutunda % 50 veya daha fazla azalma, kısmi iyileşme ise verruka boyutunda % 50'den daha az oranda azalma olarak değerlendirilmiştir. Her iki grupta da verruka boyutlarında anlamlı derecede gerileme olmakla birlikte (p<0.05) birbirleriyle karşılaştırıldığında SA+PDL uygulanan gruptaki iyileşmenin (p=0.000) sadece PDL sağaltımı uygulanan gruba göre (p=0.001) bir miktar daha fazla olduğu gözlenmiştir. Tam iyileşme oranı SA+PDL uygulanan grupta (% 72.7) sadece PDL sağaltımı uygulanan gruba göre (% 66.7) daha fazla görünmekle birlikte bu fark (p=0.789) istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca SA+PDL uygulanan grupta 2. seans sonrasında belirgin oranda (% 33) iyileşme görülürken, sadece PDL uygulanan gruptaki dökülerin büyük çoğunluğunun (% 27.2) 5. seans sonrası tam olarak iyileştiği gözlenmiştir. Verruka vulgaris sağaltımındaki etkinlikleri açısından SA+PDL ile tek başına PDL uygulanımı birbirleriyle karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bununla birlikte SA+PDL uygulanan gruptaki iyileşmenin istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte bir miktar daha fazla olduğu ve SA+PDL sağaltımı ile dökülerde daha kısa sürede iyileşme elde edilebileceği gözlenmiştir. Hiperkeratozu azaltarak PDL penetrasyonunu arttırmak amacıyla kullanılan salisilik asidin belki de kontrollü olarak daha yüksek konsantrasyonda ve daha uzun süre kullanımı ile etkinliğin artabileceği kanısına varılmıştır. 66

Özet (Çeviri)

SUMMARY In this study, one has realized a salicylic acid (SA) application after a pulsed dye laser (PDL) therapy (SA + PDL) on 33 lesions selected from 19 verruca vulgaris cases among the patients, who had recourse to the Dermato logical Department Polyclinic at the Medical Faculty of the Dokuz Eylul University and one has realized only PDL therapy for the rest 33 lesions. It has been pursued a goal of a comparison of the influences between the PDL therapy after the SA application of 30% for 5 days with the aim of decreasing hyperkeratosis of verruca and increasing laser penetration on the case groups suffering from verruca vulgaris and the only PDL therapy. In both groups, the PDL therapy with 450 microsecond-throbbing period, 585 mm wave length, has been applied in the form successive 3 throbs in such a way that it would enclose a normal cutis region of 5 mm surrounding verruca lesions through using head diameter of 5 mm in doses varying between 6-9 J/cm2. One has used the modifications of verruca denoted by width x length x height (mm3) in the comparison of both groups. Perfect recovery at the end of clinical observations has been determined as a recurrence of the skin lines with disappearing of verruca, as a decrease of 50% or more in the size of verruca for an obvious recovery and as a decrease less than 50% in the size of verruca for a partial recovery. Although there is a considerable decrease in the sizes of verruca, one has observed that when the recovery (p=0.000) in the group where the mixed SA+ PDL therapy (p<0.05) is applied, this mixture is more effective than the only PDL therapy (p=0.001). Perfect recovery ratio is 72.7% in the case of SA+ PDL therapy and 66.7% in that of PDL therapy, yet the difference (p=0.789) is found significant statistically. On the other hand, one observes a considerable recovery (33%) at the end of 2. session where SA+ PDL therapy is applied, whereas most of symptoms (27.2%) are recovered at the end of 5. session where PDL therapy is applied. When the applications of the SA+ PDL therapy and that of the only PDL are compared with each other in terms of their influences, one has found no difference between them. However, one has observed that the recovery of the mixed SA+ PDL therapy is more effective than the only PDL therapy as well as one obtains recovery in the shorter term in the case of SA+ PDL therapy. One has arrived at a belief that the influence of the salicylic acid (SA) application, with the aim of decreasing hyperkeratosis of verruca and increasing laser penetration, can be increased at a higher concentration and with a longer use in controlled way. 67

Benzer Tezler

  1. Akciğer, meme, over ve gastrointestinal sistem maligniteleri ile hodgkin ve non-hodgkin lenfomalı hastalarda deri bulguları

    Skin findings in patients with lung, breast, over and gastrointestinal malignities as well as with hodgkin and non-hodgkin lymphoma

    ENGİN YAVUZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    DermatolojiDicle Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMA AYTEKİN

  2. Isparta İl merkezinde et kesimi ve satışı ile uğraşanlarda verruka sıklığı

    The prevalence of verruca vulgaris among tradesmen who sell or cut meat at the city of Isparta

    İLKAY İÇKE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    DermatolojiSüleyman Demirel Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. PINAR YÜKSEL BAŞAK

  3. Verruka vulgaris tedavisinde kullanılan kriyoterapi uygulamasında ardışık iki uygulama arasındaki farklı sürelerin tedavi etkinliğine katkılarının karşılaştırması

    Comparison of the contributions of different times between two consequential applications in cryotherapy used in the treatment of verruca vulgaris

    ERSİN BAYKARA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ERCAN ÇALIŞKAN

  4. Verruka vulgaris hastalarında içselleştirilmiş damgalanma, benlik saygısı ve sosyal görünüş kaygısının değerlendirilmesi

    Evaluation of internalized stigma, self-esteem, and social appearance anxiety in patients with verruca vulgaris

    AHMET UÇAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ NEŞE GÖÇER GÜROK

  5. Viral siğillerde kriyoterapi ve %0,7 kantaridin solüsyon tedavisinin etki ve yan etkilerinin karşılaştırılması

    Comparation of the efficacy and adverse effects of cryotherapy and 0,7% cantharidin solution treatment in patients with verruca vulgaris.

    SERRA HANDE ÖCAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    DermatolojiOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET YAŞAR TURANLI