Geri Dön

Serum glial fibriler asidik protein ve ürik asit düzeylerinin parkinson hastalığı ile ilişkisi

Relationshi̇p between serum glial fibrillary acidic prtotein and uric asid levels in parkinson's disease

  1. Tez No: 359090
  2. Yazar: SÜLEYMAN SADIK TURGUT
  3. Danışmanlar: YRD. DOÇ. DR. YAVUZ YÜCEL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nöroloji, Neurology
  6. Anahtar Kelimeler: GFAP, Parkinson hastalığı, Ürik asit, GFAP, Parkinson disease, Uric acid
  7. Yıl: 2014
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dicle Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Nöroloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Nöroloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Parkinson hastalığı (PH) nörodejeneratif hastalıklar içerisinde Alzheimer hastalığından sonra en sık rastlanılan ikinci hastalıktır. Parkinson hastalığında meydana gelen patolojik değişiklikler olarak, substantia nigranın pars compacta'sındaki melanin içeren dopaminerjik hücrelerin kaybı, geri kalan hücrelerin içinde de Lewy cisimciği olarak adlandırılan inklüzyon cisimciklerinin varlığı olarak sayılabilir. Hastalığın etyolojisi ve hücre kaybına yol açan patofizyolojik olayların niteliği henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Çalışmamızda serum Glial Fibriler Asidik Protein (GFAP) ve ürik asit (UA) düzeyleri ile PH arasındaki ilişkiyi ve PH üzerindeki etkileri göstermeyi amaçladık. Böylece PH'nın patofizyolojisi ve tedavisine yönelik yeni seçenekler bulmaya çalıştık. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Nöroloji polikliniğine başvuran ve İdiyopatik Parkinson Hastalığı (İPH) tanı kriterlerine göre Parkinson Hastalığı tanısı alan 43 hasta ve nörolojik herhangi bir patoloji saptanmayan 41 sağlıklı kontrol grubu alındı. Kontrol grubunu oluşturan katılımcılar, polikliniğimize başvuran gönüllü hasta yakınları arasından seçildi. Hasta ve kontrol grubundan alınan venöz kan örnekleri santrifüj edilerek elde edilen serumlar, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya laboratuvarında tetkik edildi. Serum GFAP düzeyleri ELISA yöntemiyle, UA düzeyleri oto analizör cihazında, ticari olarak elde edilebilir kitler kullanılarak, üreticinin talimatlarına göre ölçüldü. Bulgular: Hasta grubunda serum UA ve GFAP düzeyleri kontrol grubuna oranla anlamlı olarak düşük düzeyde saptandı (p<0,05) Yaş ve hastalık başlangıç süresi açısından UA ve GFAP düzeyleri arasında istatistik olarak anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Cinsiyet açısından hem UA hem de GFAP düzeyleri hasta kadın grubunda erkeklere kıyasla anlamlı olarak düşük bulundu (p<0,05). Sonuç: GFAP, biyolojik bir belirteç olarak merkezi sinir sistemi hastalıklarının çalışmalarında çok dikkat çekmiştir. GFAP salınımı ve periferik kanda tespit edilebilen protein seviyelerinin ortaya çıkmasına yol açabilen çeşitli değişik patolojik olayların sonrasında GFAP'nin artan düzenlenmesinin olup olmadığı henüz netlik kazanmamıştır. GFAP ve PH arasında nasıl bir ilişki olduğuna dair daha geniş hasta popülasyonlarında yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır. Serum UA düzeyi tedavisi PH için yeni terapotik bir yönelim olabilir. Erken PH ve gerçekleştirilen dopaminerjik görüntülemeleri hedefleyen randomize klinik çalışmalar, serum UA düzeyinin PH riski üzerindeki potansiyel etkilerini araştırmak için cazip bir tamamlayıcı fırsatı sağlayabilir.

Özet (Çeviri)

Objectives: Parkinson's Disease (PD) is the second most common neurodegenerative disease after Alzheimer's disease. Pathological changes in Parkinson's disease are loss of dopaminergic cells that are containing melanin in the pars compacta of substantia nigra. The etiology of the disease and the nature of the pathophysiologic events that led to the loss of cells is not yet fully understood. We aimed to investigate the role and effects of serum Glial Fibrilary Asidic Protein (GFAP) and Uric asid (UA) levels in Parkinson's disease. Thus, we will try to find news options for the pathophysiology and treatment of Parkinson's disease. Material and Methods: All of the subjects (including patients and normal controls) were enrolled from the medical examination center of Medical Faculty Hospital of Dicle University. PD group The control group was 41 persons and selected from similar age and gender group. All controls and PD patients underwent a standardized neurological examination by movement disorder specialists, and the clinical diagnosis of PD was established according to the UK Parkinson's Disease Society Brain Bank criteria. Venous blood samples that taken from the patient and control groups were centrifuged and derived serum samples. The serum GFAP levels were measured by ELISA method and the serum UA concentrations were measured on an automatic biochemistry analyzer, by using commercially available kits according to manufacturers instructions. Results: The serum levels of GFAP and UA were significantly lower in the PD groups than in the normal control group (P < 0.05). There was no significant difference in serum GFAP and UA levels between the age and disease duration in PH group (P > 0.05). The serum level of both GFAP and UA of females in the PD group was significantly lower than the males in PD group (P < 0.05). Conclusion: GFAP has received much attention as a biological indicator in the central nervous system disease studies. It is not yet clear, however, whether the upregulation of GFAP following different pathological events in the CNS, may lead to GFAP release and emergence of detectable protein levels in peripheral blood. The treatment of serum UA levels may be a new therapeutic direction for PD. Randomized clinical trials targeting PD and conducting dopaminergic imaging may provide an attractive complementary opportunity to investigate potential effects of serum urate on PD risk.

Benzer Tezler

  1. Epilepsi hastalarında serum nörogranin ve glial fibriler asidik protein düzeyinin tanısal değeri ve elektroensefalografi ile ilişkisi

    Diagnostic value of serum neurogranin and glial fibrillary acidic protein levels in epilepsy patients and their relationship with electroencephalography

    YUNUS EMRE ŞEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İlk ve Acil YardımKırıkkale Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OĞUZ EROĞLU

  2. Obsesif kompulsif bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde serum glial fibriler asidik protein (GFAP) düzeyi ile yürütücü işlevlerin ilişkisi

    The relationship between serum glial fibrillary acidic protein (GFAP) level and executive functions in children and adolescents with obsessive compulsive disorder

    AYŞE CABİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    PsikiyatriBursa Uludağ Üniversitesi

    Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CANER MUTLU

  3. Non-travmatik subaraknoid kanamalı hastalarda S100B protein ve glial fibriler asidik protein'in serum düzeyleri ile optik sinir kılıf çapının mortalite ile ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship of serum S100B and glial fibrillary acidic protein and optic nerve sheath diameter on mortality in patients with non-traumatic subarachnoid bleeding

    YAVUZ CENİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    İlk ve Acil YardımOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET BAYDIN

  4. Multipl sklerozda hastalık aktivasyonu ve şiddeti ile serum glial fibriler asidik protein düzeyi ilişkisi

    Relationship between disease activation and severity and serum glial fiber acidic protein level in multiple sclerosis

    ŞEYMA ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    NörolojiKocaeli Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SENA DESTAN BÜNÜL

  5. Bipolar bozukluk tanılı hastalarda serum glial fibriler asidik protein, β-III tübülin, sinaptofizin ile optik koherens ilişkisi

    Optical coherence relationship with serum glial fibrilar acidic protein, β-III tubulin, synaptophysin in patients diagnosed with bipolar disorder

    ESMA ÇÖREKLİ KAYMAKÇI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    PsikiyatriMaltepe Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BURCU KÖK KENDİRLİOĞLU