Geri Dön

Serum tiroid stimülan hormon (TSH) düzeyinin koroner kollateral arter gelişimine etkisi

Association between serum thyroid stimulating hormone (TSH) levels and coronary collateral development

  1. Tez No: 386626
  2. Yazar: ELİF EZGİ ÜSTÜN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. AYDAN ONGUN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Koroner kollateral dolaşım, Tiroid hormonları, Subklinik hipertiroidi, Koroner anjiyografi, Hipertiroidizm, Kalp, Kollateral dolaşım, Koroner damarlar, Tirotropin, Coronary collateral circulation, Thyroid hormones, Subclinical hyperthyroidism, Coronary angiography, Hyperthyroidism, Heart, Collateral circulation, Coronary vessels, Thyrotropin
  7. Yıl: 2015
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Serum Tiroid Stimülan Hormon (TSH) Düzeyinin Koroner Kollateral Arter Gelişimine Etkisi Amaç: Koroner kollateraller iskemi tehdidi altındaki miyokart için alternatif kan akımı sağlayıcısıdırlar. Tiroid hormonlarının kan damarı gelişimini anjiyogenezi tetikleyerek uyardığı hayvan çalışmalarında gösterilmiştir. Ancak, literatürde tiroid hormonlarının kollateral gelişimi ile ilişkisini irdeleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Biz de bu bilgiler ışığında, çalışmamızda serum TSH seviyeleri ve farklı tiroid klinikleri ile koroner kollateral gelişimi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza klinik endikasyon varlığında koroner anjiyografi yapılan ve bir veya daha fazla ana koroner arterinde ≥ %90 darlık saptanan 561 olgu alındı. Hastaların koroner kollateral gelişimi Cohen-Rentrop sınıflamasına göre belirlendi. Rentrop sınıf 0 ve 1 olanlar kötü kollateral grubuna, Rentrop sınıf 2 ve 3 olanlar ise iyi kollateral grubuna dahil edildi. Daha sonra, tiroid hormonları ile koroner kollateral arasındaki ilişki incelendi. Takibinde, olgular tiroid hormon düzeylerine göre ötiroidi, subklinik hipertiroidi ve subklinik hipotiroidi olmak üzere üç kliniğe ayrıldı ve farklı tiroid kliniklerinin kollateral gelişimine etkisi incelendi.Bulgular: Çalışmaya dahil edilen olguların ortalama yaşı 63.5 ± 10.7 yıldı. Olguların 425'i (%75.8) erkek, 136'sı (%24.2) kadındı. Serum trigliserit (153.0 ± 78.6 mg/dL'ye karşılık 176.9 ± 74.3 mg/dL, p=0.03) ve TSH (1.99 μIU/ml'ye karşılık 2.30 μIU/ml, p=0.02) düzeyleri iyi kollateral grubunda anlamlı olarak daha az saptandı. Sağ koroner arterde (sağ KA) ciddi darlık bulunması iyi kollateral grubunda anlamlı düzeyde daha fazla idi (%72.4'e karşılık %52.2, p<0.01). İki grubun diğer demografik özellikleri, laboratuvar verileri ile kullandıkları kardiyovasküler ilaçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Farklı tiroid kliniklerinin kollateral gelişimine etkisi incelendiğinde, iyi kollateral grubundasubklinik hipotiroidisi olan hastaların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu bulundu (%21.1'e karşılık %8.2, p<0.001). Takiben, iyi kollateral gelişimini etkileyebilecek faktörleri belirlemek için önce tek değişkenli, sonra çok değişkenli regresyon analizleri yapıldı. Analizler sonucunda sadece sağ koroner arterdeki ciddi darlık ile subklinik hipertiroidinin iyi koroner kollateral gelişimi için bağımsız öngördürücüler olduğu bulundu (sağ KA için OO: 1.87, %95 GA 1.15-3.03, p=0.01, subklinik hipertiroidi için OO: 2.35, %95 GA 1.05-5.29, p=0.04). Sonuç: Çalışmamızda subklinik hipertiroidinin iyi koroner kollateral gelişimi ile ilişkili olduğunu bulduk. Çalışmamız, bildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar tiroid hormonları ile farklı tiroid kliniklerinin koroner kollateral gelişimine etkisini inceleyen ilk araştırmadır. Bununla birlikte, tiroid hormonlarının kollateral oluşumuna etkisinin daha büyük, ileriye dönük ve randomize çalışmalar ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Association Between Serum Thyroid Stimulating Hormone (TSH) Levels and Coronary Collateral Development Introduction: Coronary collaterals are an alternative source of blood supply to the myocardium jeopardized by ischemia. Animal studies have shown that thyroid hormones are pro-angiogenic for the development of blood vessels. Yet, there are no clinical trials investigating the association between the serum thyroid hormones and coronary collateral circulation. In the study, we aimed to analyze the effects of the serum thyroid stimulating hormone (TSH) levels and different thyroid clinics on the development of coronary collaterals. Materials and Methods: Five hundred and sixty-one consecutive patients who have undergone coronary angiography and had at least one major coronary artery stenosis of ≥ 90% were enrolled in the study. Collateral development was graded according to the Cohen-Rentrop method. Grades were divided into two subgroups; patients with grade 0-1 collateral development were defined as having poor collateral and patients with grade 2-3 collateral development were defined as having good collateral. Then, association between the serum thyroid hormones and the coronary collateral circulation was assessed. Subsequently, participants were divided into three subgroups according to the thyroid hormone levels; euthyroidism, subclinical hyperthyroidism, and subclinical hypothyroidism. After that, the effect of different thyroid clinics on the coronary collateral formation was investigated.Results: Mean age of the patients in the study was 63.5 ± 10.7 years. 425 of the cases (75.8%) were men and 136 of them (24.2%) were women. Serum triglyceride (153.0 ± 78.6 mg/dL vs. 176.9 ± 74.3 mg/dL, p=0.03) and TSH (1.99 μIU/ml vs. 2.30 μIU/ml, p=0.02) levels were lower in patients with good collaterals compared to those with poor collaterals. Subjects with good collaterals were significantly more likely to have severe lesion location on the right coronary artery (RCA) (72.4% vs.52.2%, p<0.01). Other demographic characteristics, laboratory data and cardiovascular medications were similar among the groups. Then, the effect of different thyroid clinics on the development of coronary collaterals was investigated, and found that good collateral formation was statistically higher with a significant degree in the subclinical hypothyroidism group (21.1% vs. 8.2%, p<0.001). After that, the association between the various clinical characteristics and the extent of the collaterals was assessed by using univariate and multivariate regression models. Analysis of data has revealed that lesion location on the RCA and presence of subclinical hyperthyroidism were independent predictors of better collateral development [(OR: 1.87, 95%CI 1.15-3.03, p=0.01 for the RCA), and (OR: 2.35, 95% CI 1.05-5.29, p=0.04 for subclinical hyperthyroidism)]. Conclusion: We demonstrated that subclinical hyperthyroidism is associated with better coronary collateral formation. To the best of our knowledge, our study assessed for the first time, the effects of the serum thyroid hormones and different thyroid clinics on the development of coronary collaterals. Nonetheless, we believe that, it is necessary to analyze the influence of thyroid hormones on the coronary collateral circulation through larger, prospective, and randomized trials.

Benzer Tezler

  1. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Aile Hekimliği ve Obezite Polikliniğine başvuran hastaların serum TSH (tiroid uyarıcı hormon) düzeyinin kardiyovasküler risk faktörleri ile ilişkisi

    Relationship of serum TSH (thyroid stimulating hormone) level with cardiovascular risk factors of patients admitted to the Family Medicine and Obesity Outpatient Clinic of Zonguldak Bülent Ecevit University Health Application and Research Center

    RIFAT GÖDE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Aile HekimliğiZonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜNTER DİLSİZ

  2. Prolaktinoma tanılı hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığının incelenmesi ve prolaktin düzeyinin tiroid disfonksiyonu üzerine ilişkisi

    The frequency of autoimmune thyroid disease in patients diagnosed with prolactinoma and the relation of prolactin levels with the thyroid disfunction

    HAYRETTİN SEVER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEYZA YENER ÖZTÜRK

  3. Serum vitamin B9, B12, D düzeyinin açıklanamayan infertil ve düşük over rezervli infertil hastalardaki düzeylerinin sağlıklı fertil hastalarla karşılaştırılması

    Comparison of serum vitamin B9, B12 and D levels in patients withunexplained infertility and diminished ovarian reserve (DOR) comparedwith healthy fertile women

    MİRAÇ BAYDAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ALİ GALİP ZEBİTAY

  4. Fibromiyalji sendromlu hastalarda vitamin D düzeyinin kinezyofobi ve yorgunluk üzerine etkisi

    The relationship between vitamin D level and kinesiophobia and fatigue in patients with fibromyalgia

    MUHAMMED KORKMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonFırat Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜRKAN AKGÖL

  5. Karpal tünel sendromunda insülin direnci, serum IGF-1 düzeyi ve bunların periferik elektrofizyolojik bulgular üzerine etkisi

    The effect of insulin resistance, serum IGF-1 level and them on peripheric electrophysiological findings in carpal tunnel syndrome

    MEHMET KÜÇÜKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonFırat Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ GÖKHAN ALKAN