Geri Dön

Papiller tiroid kanserlerinin riske göre değerlendirilmesi, izlem ve tedavide bunun ve serum tiroglobulin düzeyinin önemi

Risk assessment in papillary thyroid cancer, significance of risk and serum thyroglobulin level for treatment and follow-up

  1. Tez No: 399114
  2. Yazar: AYDIN TUNCER SEL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NURİ ÇAKIR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Neoplazmlar, Risk faktörleri, Tedavi, Tiroglobülin, Tiroid neoplazmları, Neoplasms, Risk factors, Treatment, Thyroglobulin, Thyroid neoplasms
  7. Yıl: 2015
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Papiller tiroid kanseri en sık görülen endokrin kanser olup tedaviye yanıtı ve prognozu hastalık ilişkili birçok faktörden etkilenmektedir. Bu çalışmada 1998-2014 tarihlerinde papiller tiroid kanseri tanısı ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı'nda takip edilen 426 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalara ait demografik, histopatolojik özellikler ve laboratuvar bulguları incelenerek hastalar ATA ve TEMD risk belirleme kriterlerine göre sınıflandırılmıştır. Hasta özelliklerinin tedaviye yanıt ve prognozu üzerine etkisi analiz edilmiştir. Risk belirleme kriterlerinin tedaviye yanıtı ve hastalıksız durumu öngörmedeki etkinliği incelenmiştir. Çalışmaya dahil hastaların ortalama tanı yaşı 45, ortalama takip süresi 50 aydı. Kadın erkek oranı 5.98'di. En sık görülen patolojik tip %63 ile klasik varyanttı. Yaş, cinsiyet ve tümörün multifokal olma durumunun tedavi yanıtı ve takipte son durumla ilişkisi olmadığı görüldü. 10 mm'den küçük, çevre/damar invazyonu olmayan tümörler ve lenf nodu negatif hastaların tedaviye daha yüksek oranda çok iyi yanıt verdiği görüldü. Tümör çapı 40 mm ve büyük, çevre/damar invazyonu olan, lenf nodu pozitif olan hastaların tedaviye daha yüksek oranda eksik yanıt verdiği görüldü. Bu özelliklerin hiçbirisi ile takipte son durum arasında anlamlı ilişki saptanmadı. ATA ve TEMD risk sınıflandırma sistemlerine düşük riskli hastaların tedaviye daha yüksek oranda çok iyi yanıt verdiği görüldü. Her iki risk sınıflaması ile takipte son durum arasında ilişki saptanmadı. Tedaviye çok iyi yanıt veren hastaların takipte hastalıksız olma oranı diğer yanıt gruplarına göre daha yüksekti. Düşük risk grubundaki RAI almayan hastaların tedaviye çok iyi yanıt oranı alan gruba göre daha yüksek ancak takipte hastalıksız olma oranı daha düşük bulundu. Persistan veya nüks hastalığı öngören cut-off post-op serum TG düzeyi %72 sensitivite ve %67 spesifisite ile 0.29 ng/mL, stimüle TG değeri ise %54 sensitivite ve %77 spesifisite ile 6.10 ng/mL olarak hesaplandı. Sonuç olarak risk sınıflama sistemleri tedavi yanıtını öngörmede değerli olduğu görülmüştür ancak başlangıçtaki risk tahminlerinin üzerine tedaviye yanıt değerlendirmeleri eklendiğinde, uzun dönem takipte her hasta için daha güvenilir ve özelleştirilmiş risk belirlemeleri tespit edilebilir.

Özet (Çeviri)

Papillary thyroid cancer is the most common cancer of endocrine system. The response to therapy and prognosis is influenced by many disease-related factors. In the study, we retrospectively reviewed 426 patients diagnosed as papillary thyroid cancer and followed up at Department of Endocrinology and Metabolism in Gazi University School of Medicine between 1998 and 2014. We evaluated demographics, histopathological and laboratory features of all patients and classified patients according to ATA and TEMD risk classification criteria. We analyzed the impact of these features on treatment response and prognosis. We also evaluated the efficiency of risk classification criteria on treatment response on estimating disease free status. The average age of patients was 45 and the mean follow up time interval was 50 months. Female to male ratio was 5.98. The most common pathological variant was classic variant (%63). Age, gender and multifocality of tumor had no effect either treatment response or last status on follow-up. Tumors smaller than 10 mm or without extrathyroidal/vascular invasion and negative lymph nodes were associated with excellent response.Tumors with more than 40 mm width or extrathyroidal/vascular invasion and positive lymph nodes were associated with incomplete response. Any of these features showed significant relationship in terms of the last status on follow-up. Low risk patients according to ATA or TEMD were assaciated with excellent response but they were not related to better or worse status on follow-up. The excellent responders to treatment at first tended to be disease-free status in follow-up. Low-risk patients who had no RAI ablation therapy had better excellent response but less disease-free status compared with positive RAI ablation history. Post-op cut-off value predicting persistant or recurrent disease was 0.29 ng/mL for serum TG with 72% sensitivity and 67% specificity, and 6.10 ng/mL for stimulated TG with 54% sensitivity ve 77% specificity. In conclusion it was seen that risk classification systems were valuable in terms of predicting the response of therapy. More reliable and personalised risk identification should be made regarding the combination of both initial risk scoring and treatment response.

Benzer Tezler

  1. Servikal lenf nodu metastazı olan diferansiye tiroid kanserlerinde prognostik faktörler

    Başlık çevirisi yok

    YILMAZ ÖZDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Genel CerrahiSağlık Bakanlığı

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ALİ GÜLÇELİK

  2. Tiroid papiller mikrokarsinom tanısı ile endokrinoloji bölümünde takipli hastalarda lenf nodu metastaz sıklığının değerlendirilmesi

    Evaluation of the frequency of lymph node metastasis in patients with thyroid papillary microcarcinoma in the endocrinology department

    MERVE ÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FERİDUN KARAKURT

  3. Diferansiye tiroid kanserli hastaların klinik ve kardiyovasküler risk faktörlerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi

    Retrospective analysis of clinical and cardiovascular risk factors in patients with differentiated thyroid cancer

    SAFİYE ARIK

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıAkdeniz Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA KEMAL BALCI

  4. Papiller tiroid kanserinde, primer tedavi ile remisyon sağlanan hastalarda, uzun dönem takipte, nüksü belirleyici faktörlerin retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective analysis of predictive factors for recurrence in papillary thyroid cancer patients who are in remission after primary treatment

    ÖZLEM SOYLUK SELÇUKBİRİCİK

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NEŞE ÇOLAK

  5. Postoperatif nüks gelişen diferansiye tiroid karsinomlu hastalarda antitiroglobulin düzeylerinin subtiplerle ilişkisininincelenmesi

    Investigation of the relationship between antithyroglobulin levels and subtypes in patients with postoperative recurrent differentiated thyroid carcinoma

    MURAT GÜVEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YASİN ŞİMŞEK