2006-2016 yılları arasında kliniğimize başvuran künt karaciğer travmalı hastaların demografik, klinik ve laboratuvar sonuçlarının incelenmesi
The investigation of the demographic, clinical and laboratory results of blunt liver traumatic diseases applied between 2006-2016 years
- Tez No: 487478
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MEHMET HANİFİ OKUR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Cerrahisi, Pediatric Surgery
- Anahtar Kelimeler: Demografi, Karaciğer, Karaciğer hastalıkları, Laboratuvarlar, Yaralar ve yaralanmalar, Yaralar-delici olmayan, Demography, Liver, Liver diseases, Laboratories, Wounds and injuries, Wounds-nonpenetrating
- Yıl: 2017
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dicle Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Bu çalışma, Aralık 2006 – Aralık 2016 tarihleri arasında kliniğimize başvuran künt karaciğer travmalı hastaları tanısı almış hastaları geriye dönük tarayarak; organ yaralanmalarında uyguladığımız tanı, takip ve tedavi süreci içerisindeki değişiklikleri gözden geçirerek, demografik, klinik ve laboratuvar deneyimimizi değerlendirilmeyi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisine başvuran Karaciğer travması nedeniyle takip ve tedavi edilen 190 hasta retrospektif olarak incelendi ve çalışmaya dahil edildi. Hastaların yaş ve cinsiyet gibi demografik özelliklerinin yanı sıra, tedavi öncesi yaralanma mekanizması, radyolojik yöntemlerle yaralanmanın derecesi (MediCalc®) (Amerikan Travma Cerrahları birliği organ yaralanması skor sistemi), tedavi şekli, yoğun bakımda yatış süresi, eşlik eden yaralanmalar ve mortalite oranları, Pediatrik travma skorları değerlendirildi. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov - Smirnov dağılım testi kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Pearson Ki-Kare testi ve Fisher Exact test kullanıldı. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup durumunda, normal dağılım gösteren parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Bağımsız örnekler (İndependent samples) t testi kullanıldı. Bulgular: Çocuk hastaların %73,2'si erkek (139), %26,8'inin (51) kız olduğu görüldü. Çocuk hastaların %49,5'inin (94) 4-8 yaş arasında, %22,1'inin (42) 9-12 yaş ve %21,6'sının da (41) 0-3 yaşında olduğu saptandı. Hastaneye başvuru şikâyetlerinin %57,6'sının yüksekten düşme, %39,5'inin araç dışı trafik kazası, %2,6'sının araç içi trafik kazası ile yaralandığı saptandı. Hastaların %73,2'sine kan transfüzyonu yapılmadığı ve %26,8'ine de kan transfüzyonu takviyesi yapıldığı saptandı. Hastaların %4,2'sinde komplikasyon geliştiği ve %94,7'sinin de komplikasyon gelişmediği saptandı. 190 hastanın %1'inin de (2) ex olduğu görüldü. AAST sınıflamaları incelendiğinde; %25,8'inde grade derecesi olmadığı saptandı. Hastaların %23,7'sinde Grade 3, %21,1'inde Grade 4, %15,3'ünde Grade 2, %10,5'inde Grade 1 derecesi saptandı. Araştırmaya katılan bütün çocuk hastalara ilişkin biyokimyasal değerlerden ALT ve AST için yatış ile Taburcu ortalamaları arasında anlamlı fark olup olmadığı araştırıldı. Buna göre ALT yatış ile ALT Taburcu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0,001). ALT yatış ortalaması 393,12 iken ALT taburcu 172,14 gerilemiştir. Diğer yandan AST yatış ile AST taburcu arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlendi (p<0,001). AST yatış ortalaması 582,85 hesaplanırken bu oran AST taburcu için 179,89 gerilediği görüldü. Yaralanma şekli ile yaş arasında bir ilişkinin olup olmadığı ki kare testi ile araştırıldı. Yapılan test sonucuna göre yaralanma şeklinin çocukların yaşına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0,05). Buna göre genel olarak yaş artıkça toplam yaralanma sayısında bir azalma görülmektedir. En fazla yaralanma 4-8 yaş arasında görülürken, en az yaralanma 13-17 yaş arasında olduğu görüldü. Yüksekten düşme ve araç dışı trafik kazası yine en fazla 4-8 yaş arasında görüldü. Bilgisayarlı tomografi'si çekilen çocuk hastalar ile Ultrasonografi uygulananlar arasında bir ilişkinin olup olmadığı araştırıldı. Buna göre Batın USG ile BT arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Batın BT'si olmayan hastaların %93,2'sine USG uygulandığı görüldü. AAST ile kadran sıvıları arasında bir ilişkinin olup olmadığı ki kare testi ile araştırıldı. Yapılan test sonucuna göre AAST çocukların kadran sıvılarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0,05). Sonuç: Çocukluk yaş grubunda yüksekten düşme, trafik kazası, üzerine cisim düşme sonucunda oluşan travmaların tedavisi çoğu zaman konservatif ve cerrahi tedavi ile mümkündür. Erişkin yaş grubuna göre vücut yüzeylerinin küçük olması, esnek iskelet sistemine sahip olması dolayısı ile morbidite ve mortlite daha düşüktür. Çocuklar yüksekten düşmeye daha fazla maruz kaldıkları için olası travmaya bağlı morbidite ve mortaliteyi en aza indirmek için ailelerin eğitilmesi ve daha güvenli oyun ortamlarının hazırlanması gerekmektedir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Objective: In this study, it was aimed to retrospectively investigate the patients who had been diagnosed with blunt liver trauma who admitted to our clinic between December 2006 and December 2016; and to assess our demographic, clinical and laboratory experience by observing the changes in the diagnosis, follow-up and treatment process that we applied in organ injuries. Material and Method: Retrospectively 200 patients, who had been admitted to Dicle University, Faculty of Medicine Pediatric Surgery due to Liver trauma were studied and included in the study. In addition to demographic characteristics such as age and gender of the patients, pre-treatment injury mechanism, degree of injury with radiological methods (MediCalc® - U.S. trauma, organ severity scoring system), treatment modality, time of hospital stay in intensive care unit, comorbid injuries and mortality rates, and Pediatric trauma scores were evaluated. (Frequency, Percent, Mean, Standard deviation) as well as descriptive statistical Kolmogorov Smirnov distribution test was used to examine the normal distribution. Qualitative data Pearson Chi-square test and Fisher Exact test were used for comparison. quantitative In the case of two groups in comparison of the data, groups of normal distribution parameters Independent samples between samples) test was used. Results: Of the pediatric patients, 73,2% (139) was male, and 26,8% (51) was female. It was determined that 49,5% (94) of the pediatric patients was in the 4-8 age group, 22,1% (42) was in the 9-12 age group, and 21,6% (41) was in the 0-3 age group. It was determined that 57,6% of the presenting symptoms to the hospital was falling from a higher place, 39,5% was non-vehicular traffic accidents, 7% was the stab injuries, 2,6% was vehicular traffic accidents to fallen object. It was found that 73,2% of the patients had not undergone blood transfusion and 26,8% had undergone blood transfusion. It was also found that 4,2% of the patients had complications and 94,7% had no complications. It was also observed that 1,1% (2) of 190 patients was ex. When the AAST classifications were examined; 25,8% did not have a grade. Of the patients, 23,7% was Grade 3, 21,1% was Grade 4, 15,3% was Grade 2 and 10,5% was Grade 1. It was investigated whether there was a significant difference between the hospitalization and the discharge average for ALT and AST values, among the biochemical values of all children included in the study. Accordingly, there was a statistically significant difference between ALT admission and ALT discharge (p<0.001). The ALT admission average was 393.12, whereas the ALT discharge was dropped to 172.14. On the other hand, a statistically significant difference was also found between AST admission and AST discharge (p<0.001). Although the AST admission average was 582.55, whereas the AST discharge was dropped to 179.89. The relationship between the type of injury and age was investigated using Chi-square test. According to the test results, it was found that there was a statistically significant difference in the way of injury in terms of the age of the children (p<0.05). Accordingly, there is a decrease in the total number of injuries as the age increases in general. The highest number of injuries was seen between the ages of 4-8, whereas the minimum number of injuries were observed between 13 and 17 years of age. Similarly, falling from a higher place and non-vehicular traffic accidents were mostly seen between the ages of 4-8. A relationship between the children who underwent computed tomography and those who underwent ultrasonography was also investigated. According to this, there was a statistically significant relationship between abdominal USG and CT (p<0.05). Of the patients who did not undergo abdominal CT, 93.2% was found to undergo USG. The relationship between AAST and quadrant fluids was investigated by the Chi-square test. According to the test result, AAST showed a statistically significant difference according to the quadrant fluids of children (p<0.05). Conclusion: In the pediatric age group, the treatment of traumas resulting from falling from high, traffic accidents and falling objects is possible with conservative and surgical treatment in general. Compared to the adult age group, morbidity and mortality is lower thanks to smaller body surface and flexible skeletal system. Since children are mostly exposed to falling from higher placed, it is necessary to educate their families and prepare safer gaming environments in order to minimize morbidity and mortality due to possible trauma.
Benzer Tezler
- Guillain barre sendromlu hastaların klinik özellikleri, komplikasyonları ve rehabilitasyon sonuçları
Clinical features, complications and rehabilitation outcomes of patients with guillain barre syndrome
FATMA GÜL SARIKAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonSağlık Bilimleri ÜniversitesiFizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SİBEL ÖZBUDAK DEMİR
- İstanbul Tıp Fakültesine 2006-2021 yıllarında başvuran granüloza hücreli over tümör tanılı hastaların sağkalımına etki eden faktörler
Başlık çevirisi yok
LEYLA ABDIZADA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET YAVUZ SALİHOĞLU
- Kliniğimizde annenin öldüğü ya da ölümden döndüğü olgularla fetus yenidoğan ve yenidoğan sonrası bebek ölümlerinin irdelenmesi (1997-2006)
Evalution of maternal, perinatal, neonatal, postneonatal deaths and maternal near-miss cases at our clinic between 1997-2006
ARİFE ŞİMŞEK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEYFETTİN ULUDAĞ
- Kalkaneus kırıklarında açık redüksiyon ve internal tespit sonuçlarımız
Open reduction and internal fixation of displaced intra-articular calcaneal fractures
MUSTAFA KARAGÜLLE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Ortopedi ve TravmatolojiAdnan Menderes ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞEVKİ ÖNER ŞAVK
- Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği tarafından takip edilmiş HIV/AIDS olgularının incelenmesi
Investigation of hiv/aids cases which were followed by Haydarpaşa Numune Training and Research Hospital Infectious Diseases and Clinical Microbiology Clinic
ORÇUN BARKAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Bakteriyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SERPİL EROL