Geri Dön

İstanbul Tıp Fakültesine 2006-2021 yıllarında başvuran granüloza hücreli over tümör tanılı hastaların sağkalımına etki eden faktörler

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 716431
  2. Yazar: LEYLA ABDIZADA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET YAVUZ SALİHOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Yumurtalık granüloza hücreli tümörler, Prognostik faktörler, Nüks, Mortalite, Sağkalım, Granüloza hücreleri, Over hastalıkları, Over neoplazmları, Prognoz, Retrospektif çalışmalar, İstanbul, Ovarian granulosa cell tumors, Prognostic factors, Recurrence, Mortality, Survival, Granulosa cells, Ovarian diseases, Ovarian neoplasms, Prognosis, Retrospective studies, Istanbul
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Kadın Çalışmaları Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Seks kord stromal tümörlerin (SKST) insidansı 100.000 kadında 0.2'dir (2). Ortalama tanı yaşı 50'li yaşlardadır. Overin granüloza hücreli tümörü, tüm over kanseri hastalarının %2-3'ünü oluşturur (31). İyi bir prognoza sahip, nadir görülen malignitelerdir (32). Bu çalışmada kliniğimize başvuran granüloza hücreli over tümörü tanısı alan hastaların demografik özelliklerini tanımlamak , tanısında kullanılan MR ,CA125, inhibin gibi tümör markerlarının gerekliliği saptamak ,nüks eden vakalarda yapılan cerrahinin ve verilen adjuvan kemoterapi ve nüks cerrahi sonuçlarının hastalıksız sağ kalım üzerine etkisini araştırmak böylece prognostik faktörlerin nüks ve mortalite üzerinde etkisini saptamak planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif yapılan bu çalışmaya jinekolojik onkoloji bölümüne Granüloza hücreli over kanseri nedeni ile takipli 2006-2021 yılları arasında opere edilmiş, 18 -67 yaş arası, takip süresi 24–420 ay arası olan nüks ve nüks olmayan hastalar dahil edildi. Serimizde toplam 62 hasta (20 nüks, 40 nüksetmeyen hasta) mevcuttu. Kategorik veriler sıklık ve oran (n,%) ile belirtildi. Değişkenlerin normal dağılıma sahip olup olmadığı Kolmogorov-Simirnov Testi ve Shapiro-Wilk testi ile değerlendirildi. Nonparametrik nicel bağımsız veriler Mann-Whitney U testi analiz edildi. Kategorik bağımsız verilerin analizinde Ki-Kare Testi kullanıldı. Ki-Kare Testi koşulları sağlanmadığında Fischer-Exact Testi kullanıldı. p<0.05 olması istatistiksel anlamlı kabul edildi. Sağ kalım, Cox Regresyon Analizi ve Kaplan Meier Eğrisi ile değerlendirildi. Analizlerde SPSS 28.0 istatistik programı kullanıldı. Bulgular: Bölümümüzde takipli olan over kanserlerinin dosya taramasında toplam 62 granüloza hücreli over kanseri tanılı hasta analiz edildi. Hastaların takip süresi medyan değeri 162 ay (24 –420 ay) idi. Tanı yaşı medyan değeri 40 (18-67) yaş idi. Polikliniğe başvuru sebebi en sık karın ağrısıydı( 23 hasta %37.2, 1 over kist rüptürü, 1 over torsiyonu). Bunu takiben adneksiyel kitle (20,%32.3) , anormal uterin kanama (16 hasta %25.8, 9 postmenopozal kanama 1 hasta sekonder amenore, 6 hasta premenopozal anormal uterin kanama ) karın şişliği (3 , %4.8) ile başvurdular. iv Nüks olan ve olmayan grupta tanı yaşı, gravida, parite, abortus sayısı, menopoz oranı, tümör boyutu, grade dağılımı, tümör free oranı, intraoperatif rüptür varlığı, operasyon tipi, laparoskopik/laparotomik yaklaşımla opere edilmesi, asit varlığı, CA125 oranı,omentum tutulumu,endometrial patoloji varlığı, tümörün histolojik tipi(erişkin, juvenil, az diferansiye) lenfadenektomi yapılması arasında anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Nüks olan grupta sigara kullanım oranı nüks olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti (p <0.05). Nüks olan grupta evre nüks olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti (p <0.05). Nüks olan grupta BYSA tutulumu nüks olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. (p <0.05) Nüks olan grupta takipte yüksek inhibin oranı nüks olmayan gruptan anlamlı olarak daha yüksekti. (p <0.05) Mortalite olan ve olmayan grupta tümör boyutu, evre, grade dağılımı, tümör free cerrahi oranı, operasyon tipi, intraoperatif rüptür varlığı anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Mortalite olan ve olmayan grupta preop , postop hemoglobin değeri, preop trombosit değeri, CA125 yüksekliği, inhibin kalretinin pozitifliği , postop inhibin düzeyinde anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Mortalite olan ve olmayan grupta omentum tutulumu, BYSA tutulumu, lenfadenektomi oranı arasında anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Postop kemoterapi alan hastalarda mortalite olan ve olmayan grupta anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p >0.05). Mortalite olan ve olmayan grupta postop komplikasyon oranı anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Hastanede kalış Süresi mortalite olmayan gruptan anlamlı (p <0.05) olarak daha yüksekti. (Tablo 18) Tek değişkenli modelde tanı yaşı, menopoz durumu, radyoterapi, hastanede kalış süresi, tümör boyutunun nüks ve mortalite üzerine anlamlı etkisi gözlenmiştir.(p <0.05) vSonuç ve Öneriler: GHT'lerde evre en önemli prognostik faktör gibi görünmektedir. Tümör çapı intraoperatif rüptür gibi prognostik faktörlerin değerlendirilmesi ve prognostik faktörler olarak belirlenmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Objective: The incidence of SCST's was 0.20 per 100,000 women . The average age at diagnosis was 50 years .Granulosa cell ovarian tumors accounted for 2-3% of malignant ovarian neoplasms. Ovarian granulosa cell tumors are rare malignancies with a relatively favorable prognosis.İn this study we aimed to define the dermographic characteristics of the patients diagnosed with granulosa cell ovarian tumor, to determine the necessity of tumor markers such as CA125, inhibin used in the diagnosis, or MR used in the diagnosis, to investigate the effects of surgery performed in primary and recurrent cases and the results of adjuvant chemotherapy on disease-free survival, thus investigating the effects of prognostic factors on relapse-free survival. It was planned to determine the effect on mortality and mortality. Methods: In this retrospective study, patients who were followed up in the gynecological oncology department for granulosa ovarian cancer, operated between 2006 and 2021, aged 18 to 67, followed up between 24 and 420 months, with and without recurrence were included. There were 62 patients (20 relapsed, 40 non-relapsed) in our series. In the descriptive statistics of the data, data with normal distribution were expressed as mean ±standard deviation, otherwise the median (minimum, maximum). Categorical data were expressed by frequency and ratio (n,%). The normal distribution of the variables was evaluated with the Kolmogorov-Smirnov test and the Shapiro-Wilk test. Non-parametric quantitative independent data were analyzed using the Mann-Whitney U test. Chi-square test was used in the analysis of categorical independent data. The Fischer-Exact Test was used when the ChiSquare Test conditions were not met. A p<0.05 was considered statistically significant. Survival was evaluated with Cox Regression Analysis and Kaplan Meier Curve. SPSS (Statistical Package for the Social Sciences, IBM Corp., Armonk, New York, USA) version 28.0 statistical program was used for the analysis.. Clinical and pathological characteristics were analyzed. Results:A total of 62 patients with granulosa cell ovarian cancer were analyzed in the file screening of ovarian cancers followed in the department. The median follow-up period of the patients was 162 months (24 –420 months). The median age at diagnosis was 40 (18-67) years. The most common reason for admission to the outpatient clinic was abdominal pain (23 patients 37.2%, 1 ovarian cyst rupture, 1 ovarian torsion). Following this, they presented with adnexal mass (20, 32.3%), abnormal uterine bleeding (16 patients 25.8%, 9% postmenopausal bleeding, 1 patient secondary amenorrhea, 6 patients premenopausal abnormal uterine bleeding) and abdominal distension (3 , 4.8%). Age at diagnosis, gravida, parity, number of abortions, and menopause rate did not differ significantly in the group with and without relapse (p >0.05). Side distribution, tumor size, grade distribution, tumor free rate, presence of intraoperative rupture, type of operation, and operation with laparoscopic/laparotomic approach did not differ significantly in the relapsed and non-recurring groups (p >0.05). vii Presence of ascites, CA125 ratio, omental involvement, presence of endometrial pathology, histological type of tumor (adult, juvenile, poorly differentiated, etc.) in the relapsed and nonrelapsed groups did not differ significantly between performing lymphadenectomy (p >0.05). Smoking rate was significantly higher in the relapsed group than in the non-relapsed group (p <0.05). Stage was significantly higher in the relapsed group than the non-relapsed group (p <0.05). BYSA uptake was significantly higher in the relapsed group than in the non-relapsed group. (p <0.05) The high inhibin rate at follow-up was significantly higher in the relapsed group than in the non-relapsed group. (p <0.05) Tumor size, stage, grade distribution, tumor free rate, operation type, presence of intraoperative rupture did not differ significantly between the groups with and without mortality (p >0.05). There were no significant differences in preoperative and postoperative hemoglobin levels, preoperative thrombocyte levels, CA125 elevation, positive inhibin calretinin levels, and postoperative inhibin levels in the group with and without mortality (p >0.05). There was no significant difference between omental involvement, CBA involvement, and lymphadenectomy rate in the group with and without mortality (p >0.05). No significant difference was observed in the patients who received postoperative chemotherapy in the groups with and without mortality (p >0.05). The postoperative complication rate did not differ significantly between the groups with and without mortality (p >0.05). Duration of Hospitalization was significantly (p <0.05) higher than the non-mortality group. (Table 18) In the univariate model, significant effects of age at diagnosis, menopausal status, number of abortions, radiotherapy, length of hospital stay, tumor size were observed on recurrence and mortality (p <0.05).However, in multivariate analysis, only initial stage was found to be a significant prognostic factor. Conclusion:Stage seems to be the most important prognostic factor in GCTs. New studies are needed to evaluate prognostic factors such as , tumor diameter, and intraoperative rupture.

Benzer Tezler

  1. Meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi uygulanan erken evre (I-II) meme kanserli hastalarda lokal kontrol ve kozmetik sonuçlar

    The Local control and cosmetic outcome of the patients with early stage (I-II) breast cancer whom treated with conservative surgery and radiotherapy

    H. MURAT ÇALOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2000

    Onkolojiİstanbul Üniversitesi

    Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. MAKTAV DİNÇER

  2. Türkiye'de Aile Hekimliği anabilim dalları ve kliniklerinde yapılmış olan anne sütü ile ilgili tezlerin içerik analizi

    Content analysis of thesis related to breast milkwhich was done in family medicine departments andclinics in Turkey

    ÖMER ELKIRAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İSMAİL KASIM

  3. Böbrek biyopsisi ile tanısı konulan akut interstisyel nefritli hastalarda etiyoloji, klinik ve laboratuvar özellikler

    Etiology, clinical and laboratory features in patients with acute interstitial nephritis diagnosed by kidney biopsy

    NAZRIN NAMAZOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Nefrolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HALİL YAZICI

  4. Farklı bronkopulmoner displazi sınıflamalarının uzun dönem sonuçlar üzerine etkisi

    Effect of different bronchopulmonary dysplasıa classıfıcatıons on long term outcomes

    ERVA BERİN KÜÇÜK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. LEYLA BİLGİN

  5. Yaş tip yaşa bağlı makula dejenerasyonu tanısıyla intravitreal anti-VEGF tedavisi uygulanan ve en az 7 yıl izlenen hastaların gerçek yaşam verisi

    The real-life data of eyes with neovascular age-related macular degeneration treated with vascular endothelial growth factor inhibitors for at least 7 years

    FEYZA ÇUKUROVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Göz Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BELGİN İZGİ