Geri Dön

Radyolojik olarak saptanan tuffier çizgisi ve konus medullarisin yaş, cinsiyet ve beden kitle indeksi ile korelasyonunun değerlendirilmesi

Detected as radiologically assessment of tuffier's line and conus medullaris correlation with age, gender and body mass index

  1. Tez No: 504141
  2. Yazar: ESRA KARA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AYŞİN SELCAN, DR. ÖĞR. ÜYESİ HALİL ÇETİNGÖK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
  6. Anahtar Kelimeler: Tuffier çizgisi, Konus medullaris, Nöroaksiyel blok, İliak krest, Anatomi, Anestezi, Anestezi-epidural, Anestezi-spinal, Conus medullaris, Nöromusküler blokaj, Sinir blokajı, Spinal kord, Tuffier's line, Conus medullaris, Neuroaxial blocks, Iliak crests, Anatomy, Anesthesia, Anesthesia-epidural, Anesthesia-spinal, Neuromuscular blockade, Nerve block, Spinal cord
  7. Yıl: 2018
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Nöroaksiyel blok uygulaması için temel kılavuz noktası, lomber vertebra seviyesini belirlemek amacıyla kullanılan Tuffier çizgisidir. Tuffier çizgisi iliak kristaların en üst noktalarını transvers olarak birleştiren çizgi olup, genellikle 4. Lomber vertebranın gövdesi veya 4. ve 5. Lomber vertebralar arasından geçtiği varsayılır. Ancak çeşitli çalışmalarda Tuffier çizgisinin her zaman bu aralıktan geçmediği saptanmıştır. Doğru aralıktan yapılmayan nöroaksiyel bloklarda iğnenin spinal korda direk travma ile zarar verme ihtimali mevcuttur. Çalışmamızda Tuffier çizgisinin geçtiği vertebral aralığı ve bunun konus medullarise uzaklığını radyolojik olarak belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bağcılar Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde, Haziran 2017 ve Aralık 2017 tarihleri arasında lomber manyetik rezonans ve lomber düz grafi görüntülemesi yapılan, spinal deformitesi olmayan 18 yaş üstü 429 hasta dahil edildi. Bu hastaların yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve beden kitle indeksi prospektif olarak belirlendi ve kaydedildi. Tuffier çizgisinin geçtiği vertebra seviyesi lomber düz grafi ile, konus medullaris bitiminin seviyesi lomber manyetik rezonans görüntüleme ile belirlendi. Olguların demografik verilerine göre Tuffier çizgisi ve konus medullaris bitiminin korelasyonu değerlendirildi ve bu ikisi arasındaki uzaklığın milimetrik olarak ölçümü yapıldı. Bulgular: Toplam 429 olgu ( 300 kadın, 129 erkek ) çalışmaya dahil edildi. Konus medullaris bitiminin T12 ve L3 vertebra aralığında değiştiği belirlendi. Konus medullarisin sonlanması açısından cinsiyet ve yaşın anlamlı fark oluşturmadığı görüldü. Tuffier çizgisinin L5 vertebra seviyesinden geçme oranının kadınlarda erkeklerden anlamlı derecede fazla olduğu (p˂0.05) saptandı. Yaş arttıkça Tuffier çizgisinin daha üst vertebra seviyesinden geçme oranının da anlamlı derecede fazla olduğu saptandı (p˂0.05). Tuffier çizgisi L4 ten geçen grupta BKİ nin L4-L5 ve L5 ten geçen gruptan anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p˂0.05). Konus medullaris bitimi ile Tuffier çizgisi arası uzaklığın 128.0±14.1 mm ve 79.9±11.2 mm arasında değiştiği ve bu uzaklığın erkeklerde kadınlardan anlamlı derecede fazla olduğu saptandı (p=0.009). Ayrıca uzaklığın ileri yaşta anlamlı olarak azaldığı belirlendi (p˂0.05). Uzaklık ortalamasının, BKİ˃30 kg/m2 olan olgularda anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü (p˂0.05). Sonuç: Sonuç olarak bu çalışma ile nöroaksiyel blok uygulaması esnasında kılavuz olarak kullandığımız Tuffier çizgisinin radyolojik görüntülemelerde L4 seviyesinin üzerine çıkmadığını belirledik. Konus medullaris bitiminin L3 vertebra ortasına kadar uzayabildiğini ve nöroaksiyel blok uygulaması esnasında L3 vertebranın daha proksimalinden girişim yapıldığında spinal korda direk hasar verilebileceğini saptadık. Bizim çalışmamıza göre radyolojik olarak saptanan Tuffier çizgisi nöroaksiyel blok uygulamalarında güvenilir bir belirleyici olarak görülmektedir. Ancak ameliyathane şartlarında her hasta için radyolojik görüntüleme istemek pratik ve ekonomik bir yaklaşım olmayabilir. Palpasyon yöntemiyle belirlenen Tuffier çizgisinin L4 seviyesinin üzerinde hissedilmesi ve nörolojik komplikasyon görülme ihtimalinin artabileceği endişesiyle yeni ve alternatif yöntemlerin geliştirilmesinin faydalı olacağı görüşündeyiz.

Özet (Çeviri)

Aim: The basic guiding point for neuroaxial block application is the Tuffier's line used to determine the level of the lumbar vertebrae. The Tuffier's line is the line that transversely joins the uppermost points of the iliac crests and is generally assumed to pass between the 4th Lomber vertebral body or between the 4th-5th Lomber vertebrae. However, in various studies it has been determined that the Tuffier's line does not always pass through this range. In neuroaxial blocks not made from the correct range, the needle is likely to be damaged by direct trauma to the spinal cord. In our study, we aimed to radiologically determine the distance of the vertebral space through which the Tuffier's line passes and the distance of the conus medullaris. Materials and Methods: The study included 429 patients over 18 years of age without spinal deformities who underwent lumbar magnetic resonance imaging and lumbar plain radiography between June 2017 and December 2017 at the Health Sciences University, Bağcılar Health Application and Research Center. Age, gender, body weight, height, and body mass index of these patients were prospectively determined and recorded. The vertebral level of the Tuffier's line was determined by plain radiographs and the level of the conus medullaris was determined by lomber magnetic resonance imaging. The correlation of the Tuffier's line and the end of the conus medullaris was assessed according to the demographic data of the cases and the distance between the two was measured in millimeters. Results: A total of 429 cases (300 women, 129 men) were included in the study. It was determined that the end of the conus medullaris changed in the T12 and L3 vertebral spaces. It was seen that gender and age did not make a meaningful difference in termination of conus medullaris. It was found that the rate of the Tuffier's line passing through the L5 vertebra level was significantly higher in women than in men (p˂0.05). As the age increased, it was found that the rate of passing of the Tuffier's line through the upper vertebra level was significantly higher (p˂0.05). In the Tuffier's line L4 group, the BMI was found to be significantly higher than the group L4-L5 and L5 (p˂0.05). It was found that the distance between the end of the conus medullaris and Tuffier 's line changed between 128.0 ± 14.1 mm and 79.9 ± 11.2 mm and this distance was significantly higher in males than in females (p = 0.009). It was also found that the distance decreased significantly at older age (p˂0.05). The mean distance average was found to be significantly lower in cases with BKI˃30 kg / m2 (p˂0.05). Conclusion: As a result, we determined that the Tuffier's line used as a guide during neuroaxial block application did not exceed L4 level in radiological images. We found that the end of the conus medullaris could extend to the middle of the L3 vertebrae and that the spinal cord could be damaged directly when more proximal intervention of the L3 vertebra was performed during neuroaxial block application. According to our study, the Tuffier's line detected radiologically appears to be a reliable marker for neuroaxial block practise. However, it may not be a practical and economical approach to require radiologic imaging for each patient under operating room conditions. We are of the opinion that the development of new and alternative methods would be useful with the fear that the Tuffier's line determined by the palpation method is above the L4 level and that the possibility of neurological complications may increase.

Benzer Tezler

  1. Radyolojik yöntemlerle saptanan ve histopatolojik olarak tanılandırılan meme kitlelerinde elastografi bulgularının ayırıcı tanıya katkısı

    The contribution of elastography to differential diagnosis of breast lesions that have been determined by radiological methods and identified histopatologically

    SENA HAS ÜNVERDİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Radyoloji ve Nükleer TıpGaziantep Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET METİN BAYRAM

  2. Gebelikte saptanan adneksiyel kitlelerin klinik ve radyolojik olarak karşılaştırılması

    Evaluating the clinical features of adnexial masses during pregnancy results with radiologic findings

    HALİME ÇALI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET YAVUZ SALİHOĞLU

  3. Prostat kanseri tanısı ile radikal prostatektomi yapılan hastalarda radyolojik görüntüleme yöntemleri ile saptanan prostat ağırlığının cerrahi olarak çıkartılan prostat ağırlığı ile karşılaştırılması

    Comparison of radiologic detected and surgically removed prostate volumes in patients who underwent radical prostatectomy for prostate cancer

    METİN KILIÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    ÜrolojiSağlık Bakanlığı

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEVLANA DERYA BALBAY

  4. Nörofibromatozis Tip 1li hastaların klinik, radyolojik olarak değerlendirilmesi ve büyüme geriliği saptanan hastaların irdelenmesi

    Clinical and radiological evaluation with Neurofibromatosis Type 1 and investigation of patients with growth retardation

    HABİBE KOÇ UÇAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıÇukurova Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞAKİR ALTUNBAŞAK

  5. Spontan subaraknoid kanama sonrası dijital subtraksiyon anjiografi ile serebral anevrizma saptanan hastaların epidemiyolojik, klinik ve radyolojik bulgularının retrospektif olarak incelenmesi

    After spontaneous subarachnoid bleeding with digital subtraction angiography patients with cerebral aneurysm epidemiological, clinical and radiological retrospectively of the findings examination

    HALİT ŞENSOY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Nöroşirürjiİnönü Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. BORA TETİK