Geri Dön

KLİNİĞİMİZ ÜRETEROSEL OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ; 8(SEKİZ) YILLIK DENEYİM

EVALUATION OF URETEROCELE CASES IN OUR CLINIC; 8(EIGHT) YEARS EXPERIENCE

  1. Tez No: 550092
  2. Yazar: SALİH BAYRAM
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. BAHATTİN AYDOĞDU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Cerrahisi, Pediatric Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dicle Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Kliniğimizde üreterosel nedeni ile takip edilen hastaların uzun dönem tedavi sonuçlarını incelemeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: 2009-2017 yılları arasında tedavi ve takip edilen 52 hastanın dosyaları geriye dönük olarak incelendi. Hastalar yaş, cinsiyet, geliş yakınması veya semptomu, tanı aracı, tanı konma zamanı, üreteroselin yerleşim yeri, çift veya tek toplayıcı sistem üzerinde bulunması, eşlik eden VUR ve tedavi yöntemleri açısından incelendi. Bulgular: Hastaların 29'u kız 23'ü erkek idi. Üreterosel 27 hastada çift , 21 hastada tek toplayıcı sistem üzerinde olup 4 tanesinde bilateral idi. Üreterosellerin 33'ü intravezikal ve 19'u ektopik yerleşimli idi. Üreterosel tanısı 12 hastaya antenatal dönemde ve 26 hastaya ilk 6 ayda konuldu. Median tanı yaşı 7 ay idi. Vulvada prolabe kistik kitlesi olan 2 hasta dışında diğer hastalarda önemli fizik muayene bulgusu yoktu. Tanıda en çok USG'den yararlanıldı. Bununla birlikte 4 hastaya İSUG, 2 hastaya İVU ve 6 hastaya da sistoskopik inceleme ile tanı konuldu. Hastaların %28'inde başvuru esnasında herhangi bir yakınması yoktu. Yakınması olmayanların çoğunun antenatal dönemde tanı aldığı görüldü. En sık başvuru semptomu %38,4 ile ÜSİ olup, idrar kaçırma/damlatma diğer yakınmalar idi. Tüm hastalara İSUG ve renal kortikal sintigrafi çekildi. Bir hasta konservatif olarak izlendi, diğer hastalara ise üreterosel dekompresyonu yapıldı. Açık cerrahi ile üreterosel eksizyonu yapılan 4 hasta dışında diğer hastalara en çok Bugbee elektrodu veya lazer ile endoskopik dekompresyon yapıldı. İlk girişim sonrası 21 hastada grade-3 ve üzerinde VUR saptandı. 25 hastaya ikincil cerrahi işlem yapılırken 26 hastaya ise ilk girişim dışında ek cerrahi müdahale ihtiyacı olmadı. Bunların 11 tanesine üreteroneosistostomi, 4 tanesine subüreterik injeksiyon, 7 tanesine parsiyel nefrektomi ve 3 tanesine total nefrektomi yapıldı. Sadece 2 hastaya üçüncül cerrahi gerekti. Takipleri süresince 33 hastada renal skar tespit edildi. Üreteroseln çift toplayıcı sistem üzerinde bulunduğu hastalarda istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla VUR, ÜSİ ve renal skar geliştiği görüldü. İlk 6 ayda tanı konan hastalarda 6 aydan sonra tanı alanlara oranla üriner sistem infeksiyonu anlamlı derecede az idi. Sonuç: Üreterosel yüksek orandaki ÜSİ ve VUR birlikteliği ve ciddi renal hasar riski nedeni ile hasta, aileler ve hekimler için ciddi bir problemdir. Hastalar en çok ÜSİ nedeni ile başvurmaktadırlar. Tedavide en çok endoskopik dekompresyon teknikleri kullanılmaktadır. Hastaların önemli bir kısmında ikincil cerrahi işleme gerek kalmamaktadır. Erken tanı ve tedavi ile ÜSİ ve renal skar gelişmi azaltılabilir. Obstrüktif ve semptomatik olmayan grade-3'ten az VUR'un eşlik ettiği uyumlu hastalar kanservatif olarak izlenebilir ancak klinik durumlarında kötüleşme oluduğunda cerrahi girişim gerekeceği akılda tutulmalıdır.

Özet (Çeviri)

Aim: We aimed to investigate the long-term results of patients treated for ureterocele in our clinic. Materials and methods: The records of 52 patients who were followed-up and treated between 2009-2017 were analysed retrospectively. Children's age, gender, complain or symptom admitted, diagnostic test, time of diagnosis, localization of ureterocele, standing on double or single system, coexistence of VUR and treatment techniques were investigated. Results: Twenty nine of the patients were female and 23 of them were male. The ureterocele was on duplicated collecting system in 27 patients, single in 21 and bilateral in 4 patients. Of the ureteroceles 33 were intravesical and 19 were ectopic. In 12 patients antenatally and in the first 6 months of age 26 patients were diagnosed. The median age for diagnosis was 7 months. Except for 2 patients with prolapsed cystic mass in the vulva, there was no important physical examination findings in other patients. USG was the most used test for diagnosis. However, 4 patients were diagnosed by VSUG, 2 patients by IVU and 6 patients by cystoscopic examination. 28% of the patients had no symptom at the time of admission and most of them were diagnosed in the antenatal period. The most common symptom was UTI with 38,4% and other complaint was urinary incontinence. VCUG and renal scintigraphy was performed in all patients. One patient was treated conservatively while all the other patients underwent ureterocele decompression. Except for 4 patients who underwent ureterocele excision with an open surgery, mainly Bugbee electrode and laser endoscopic decompression were performed to the other patients. After the first intervention, grade-3 and higher grade of VUR was found in 21 patients. A secondary surgery required for 25 patientswhile 26 patients did not need further surgical intervention. Of patients undergone surgery 11 were treated with uretheroneocystostomy, 4 with subureteric injection, 7 with partial nephrectomy and 3 with total nephrectomy. A tertiary surgery required only in 2 patients. During the follow-up, renal scarring was found in 33 patients. VUR, UTI and renal scarring was statistically significant in those with duplicated system. UTI was significantly lower in patients diagnosed in the first 6 months compared to those diagnosed later than 6 months of age. Conclusion: Ureterocele remains to be a serious problem for patients, parents and physicians with high rates of UTI , VUR and severe renal scarring risk. Most of the patients admit with UTI. Endoscopic decompression procedures are usually used for treatment. No further surgery requires for significant number of patients. Early diagnosis and treatment may reduce UTI and renal scar development. Non-obstructive and asymptomatic patients with grade-3 and lower grades of VUR can be observed conservatively. But it should be kept in mind that surgical intervention will be necessary if their clinical condition worsen.

Benzer Tezler

  1. İlkokul çağı erkek çocuklarında inmemiş testis anomalisi ve insidansı

    The anomaly and incidence of cryptorchidism in primary school boys

    SERDAR SEZGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

  2. Gazi tipi eksternal fiksatörlerle yapılan uygulamalarda kırık hattındaki kompresyonun biyomekanik olarak“strain gage”lerle tayini

    Başlık çevirisi yok

    HÜSEYİN ŞENGÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Ortopedi ve TravmatolojiGazi Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ORHAN ASLANOĞLU

  3. Femur boyun bölgesi kırıklarının kompresyonlu ve kayıcı kalça çivileri ile tedavisi

    Başlık çevirisi yok

    OSMAN UĞUR ÇALPUR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Ortopedi ve Travmatolojiİstanbul Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FAHRİ SEYHAN

  4. Naproksenin postoperatif dentoolveoler ağrıya olan analjezik etkisinin klinik olarak araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    FATMA BULAT

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Diş HekimliğiAnkara Üniversitesi

    Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELAHATTİN OR

  5. 1978-1987 yılları arasında izlenen 33 cushing sendromu olgusunun incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    METİN CANER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. H. HÜSREV HATEMİ