Acil serviste akut böbrek hasarı tanısı alan hastalarda kırmızı kan hücresi dağılım genişliği (RDW) düzeyinin mortaliteyi öngörmede etkinliği
The effect of red blood cell distribution width (RDW) level for prediction of mortality in patients diagnosed with acute kidney injury at emergency department
- Tez No: 572318
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MUSTAFA AHMET AFACAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İlk ve Acil Yardım, Emergency and First Aid
- Anahtar Kelimeler: RDW, mortalite, hemodiyaliz, Acil servis, Akut böbrek hasarı, Böbrek hastalıkları, Eritrosit sayısı, Eritrositler, RDW, mortality, hemodialysis, Emergency service, Acute kidney injury, Kidney diseases, Erythrocyte count, Erythrocytes
- Yıl: 2019
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Tüm dünyada yaşam süresi artmakta ve bu durum mevcut organ fonksiyonlarının kronik kaybı ile ilerlemektedir. Bu eğilim ülkemizi de etkilemektedir. Akut böbrek hasarı (ABH) saatler, günler ya da haftalar içerisinde gelişen, glomerül filtrasyon hızındaki (GFH) azalma sonucu böbreğin fonksiyonlarında görülen hızlı kaybın oluşturduğu bir klinik sendromdur. Bu kritik hastaların yönetimi açısından mortaliteyi öngörmede kullanılabilecek biyobelirteçlerin tespiti çok değerlidir. Acil servise başvurduktan hemen sonra mortalite ve morbititeyi tahmin etmemize yardımcı olabilecek ucuz, kolay ve erişilebilir kırmızı kan hücresi dağılım genişliği (Red Cell Distribution Width, RDW) değeri hastaya yaklaşım hız ve yönteminin seçimini büyük ölçüde değiştirebilir. Gereç ve yöntem: Çalışmamız 1 Ocak 2017 ile 31 Aralık 2018 tarihlerinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği'ne çeşitli şikayetlerle başvuran 18 yaş ve üzeri araştırmaya katılma koşullarını sağlayan hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizler için NCSS 2007 programı kullanıldı. Kategorik değişkenler frekans ve yüzde olarak sunulmuştur. Nicel verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro-Wilk testi ve grafiksel incelemeler ile sınandı. Normal dağılım gösteren nicel değişkenlerin iki grup arası karşılaştırmalarında Student t testi, normal dağılım göstermeyen nicel değişkenlerin iki grup arası karşılaştırmalarında Mann-Whitney U test kullanıldı. ABH tanılı 493 hasta çalışmaya alındı. Bulgular: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği'e başvuran %50,9'u (n=251) erkek, %49,1'i (n=242) kadın olmak üzere 493 olgu ile gerçekleştirilmiştir. Olguların yaşları 18 ile 97 arasında değişmekte olup, ortalama 69,84±16,07' dir. Çalışmaya katılan hastalarda; mortalite gelişen olguların RDW ölçümleri mortalite gelişmeyen olgulardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p<0,01). Anemi tanısı almayan olgularda mortalite için RDW cut off noktası 15,9 ve üzeri olarak tespit edildi. Anemi tanısı alan olgularda mortalite için RDW cut off noktası 16,4 ve üzeri olarak saptandı. Elde edilen AUC analizleri, RDW'nin güçlü bir mortalite belirleyicisi olduğunu göstermiştir. Anemi tanısı olmayıp RDW ölçümleri 15,9 üzerinde olan olgularda mortalite riski 15,6 kat, anemi tanısı olup RDW ölçümleri 16,4 üzerinde olan olgularda mortalite riski 7,03 kat artmaktadır. Hastanede yatış sürecinde hemodiyalize girme durumu ile RDW ilişkisi incelendiğinde hemodiyalize giren olguların RDW ölçümleri hemodiyalize girmeyenlerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p<0,01). Anemi tanısı almayan olgularda, hemodiyalize girme durumuna göre RDWiçin cut off noktası 16,3 ve üzeri olarak saptanmıştır. RDW ölçümleri 16,3 ve üzerinde olan olgularda hemodiyalize girme riski, RDW ölçümü 16,3'ten düşük olan olgulara göre 9,23 kat fazladır. Anemi tanısı alan olgularda, hemodiyalize girme durumuna göre RDW için cut off noktası 16,6 ve üzeri olarak saptanmıştır. RDW ölçümleri 16,6 ve üzerinde olan olgularda hemodiyalize girme riski, RDW ölçümü 16,6'dan düşük olan olgulara göre 2,249 kat fazladır. RDW düzeyi ile kronik hemodiyaliz ihtiyacının ilişkisi incelendiğinde anemi tanısı almayan ve mortalite gelişmeyen olgularda, kronik hemodiyaliz ihtiyacı olan grubun RDW ölçümleri kronik hemodiyaliz ihtiyacı olmayan gruptan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p<0,01). Anemi tanısı almayan ve mortalite gelişmeyen olgularda kronik hemodiyaliz ihtiyacına göre RDW için cut off noktası 16,3 ve üzeri olarak saptanmıştır. RDW ölçümleri 16,3 ve üzerinde olan olgularda kronik hemodiyaliz ihtiyacı olma riski, RDW ölçümü 16,3'ten düşük olan olgulara göre 39,6 kat fazladır. Sonuç: Çalışmamızda RDW değeri, 1 aylık mortalite ve hemodiyaliz için önemli bir prediktif değer olarak bulunmuştur ve bu ilişkinin altında yatan biyolojik nedeni ortaya koymak için daha fazla prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Aim:Life expectancy is increasing all over the world and this is progressing with chronic loss of organ functions. This trend also affects our country. Acute renal injury (ARİ) is a clinical syndrome that develops within hours, days or weeks, resulting in a rapid loss of renal function as a result of decreased glomerular filtration rate (GFR). The identification of biomarkers that can be used to predict mortality for management of these critical patients is very valuable. An inexpensive and easily accessible RDW value that can help you predict poor outcome immediately after admission to the emergency department can greatly change the choice of speed and method of approach to the patient. Materials and Methods:The study was conducted on patients who were 18 years of age and older who applied to the Emergency Medicine Clinic of Haydarpaşa Numune Training and Research Hospital between January 1, 2017 and December 31, 2018 with various complaints. NCSS 2007 program was used for statistical analysis. Categorical variables are presented as frequency and percentage. The suitability of the quantitative data for normal distribution was tested with the Shapiro-Wilk test and graphical analysis. Student's t-test was used for comparison of the normally distributed quantitative variables, and Mann-Whitney U test was used for the comparison of the non-normally distributed quantitative variables between the two groups. 493 patients with AKI were included in the study. Results:Our study was carried out with 493 cases (50.9% (n = 251) male and 49.1% (n = 242) female) who applied to the Emergency Medicine Clinic of Haydarpaşa Numune Training and Research Hospital at the University of Health Sciences. The ages of the cases ranged between 18 and 97 and the mean age was 69.84 ± 16.07. In the patients participating in the study; RDW measurements of the patients with mortality were significantly higher than those without mortality (p <0.01). The RDW cut off point was found to be 15.9 and above for mortality in patients without anemia. The RDW cut-off point was 16.4 and above for mortality in patients with anemia. The results of AUC analysis showed that RDW is a strong predictor of mortality. Mortality risk is increased 15.6 times in cases with no diagnosis of anemia and RDW measurements higher than 15.9, and mortality risk increases 7.03 times in cases with anemia diagnosis and RDW measurements above 16.4. When the relationship between hemodialysis and RDW was examined during hospitalization, RDW measurements of hemodialysis patients were significantly higher than those without hemodialysis (p <0.01). In patients who were not diagnosed with anemia, the cut-off point for RDW was found to be 16.3 and above depending on the hemodialysis status. The risk of hemodialysis in patients with RDW measurements of 16.3 and above is 9.23 times higher than those with RDW measurements of less than 16.3. In patients with anemia, the cut-off point for RDW was found to be 16.6 and above, depending on hemodialysis. The risk of hemodialysis in patients with RDW measurements of 16.6 and above is 2,249 times higher than in those with RDW measurements less than 16.6. When the relationship between RDW level and the need for chronic hemodialysis was examined, RDW measurements of the group in need of chronic hemodialysis were found to be statistically significantly higher in patients who did not have anemia and did not develop mortality (p <0.01). According to the need for chronic hemodialysis, the cut off point for RDW was found to be 16.3 and above in patients without anemia and no mortality. The risk of chronic hemodialysis in patients with RDW measurements of 16.3 and above is 39.6 times higher than those with RDW measurements of less than 16.3. Conclusion:In our study, RDW value was found to be an important predictive value for 1-month mortality and dialysis, and prospective studies is needed to reveal the underlying biological cause of this relationship.
Benzer Tezler
- Acil serviste akut böbrek hasarı tanısı alan hastalarda renal replasman tedavi ihtiyacı öngörülebilir mi?
Can the need for renal replacement therapy be predicted in patients diagnosed with acute kidney injury in the emergency department?
ALİ İLKER AKDOĞANLAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Acil TıpSağlık Bilimleri ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SALİM SATAR
- Acil serviste akut böbrek yetmezliği tanısı alan hastalarda prognostik belirteçlerin analizi
Analysis of prognostic markers in patients diagnosed with acute renal failure in the emergency department
ASİYE MÜMİNAT GÜNGÖR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
İç HastalıklarıAkdeniz ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ASLIHAN ÜNAL
- Acil serviste üriner trehalaz aktivitesinin akut böbrek hasarı tanısındaki değerliliği
Urinary trehalase activity for the diagnosis of acute kidney injury in the emergency room
UFUK DURAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
NefrolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HALİL DOĞAN
- Akut böbrek hasarı olan hastalarda C-Reaktif protein, ferritin ve ürik asitin diyaliz gereksinimini öngörmedeki rolü: Prospektif bir çalışma
The role of C-Reactive protein, ferritin, and uric acid in predicting dialysis requirement in patients with acute kidney injury: A prospective study
SERTAÇ ALEVEKİCİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
NefrolojiEge ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜÇLÜ SELAHATTİN KIYAN
- Acil servise akut böbrek hasarı ile başvuran hastaların klinik özelliklerinin ve prognostik faktörlerinin retrospektifolarak değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of the clinical characteristics and prognostic factors of patients presenting to the emergency department with acute kidney injury
KHAYALA HAJIZADA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
NefrolojiDokuz Eylül Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET ASI OKTAN