Opiyat kullanım bozukluğu olan hastalarda remisyonun işlevsellik, yaşam kalitesi ve aşerme ile ilişkisi
The relationship between remission periods with functionality, quality of life and craving of patients diagnosed with opioid use disorder
- Tez No: 653556
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MUSTAFA MEHMET ERYILMAZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Aşerme, Engellilik, Madde kullanım bozuklukları, Opioidler, Remisyon, Tedavi, Yaşam kalitesi, Craving, Disability, Substance-related sdisorders, Opioids, Remission, Treatment, Quality of life
- Yıl: 2020
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Opiyat kullanım bozukluğu hastalarında remisyon sürelerinin yaşam kalitesi ve yetiyitimi üzerine etkisinin ve bunların aşerme ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya DSM-5 tanı kriterlerine göre opiyat kullanım bozukluğu tanısı alan, 1 aydan daha kısa süredir remisyonda olan 50 hasta, 1-6 ay arasında remisyonda olan 50 hasta ve 6 aydan uzun süredir remisyonda olan 50 hasta olmak üzere toplam 150 hasta dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara Sosyodemografik Veri Formu ile birlikte, Kısa Form-36 (SF-36), Dünya Sağlık Örgütü Yeti Yitimi Değerlendirme Ölçeği (WHODAS 2.0) ve Penn Madde Aşerme Ölçeği uygulanmıştır. Veriler SPSS 22 (SPSS/IBM, Chicago, IL, USA) kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada yaşam kalitesinin ve yetiyitiminin tüm alanlarının remisyon süresi ile korele olarak anlamlı olarak düzelme gösterdiği saptanmıştır. Bunun yanında yetiyitimi azaldıkça yaşam kalitesi önemli ölçüde artmakta olup, aşermenin azalması ile birlikte yeti yitimi azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Emosyonel rol güçlüğü, genel sağlık algısı, madde aşermesi, toplumsal yaşama katılım ve toplam yeti yitiminde üç grup arasında da önemli oranda farklılıklar saptanmıştır. Remisyon süresi arttıkça bu alanlardaki iyileşme belirgin hale gelmektedir. Fiziksel rol güçlüğü, enerji ve canlılık, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı, anlama ve iletişim kurma, hareket etme, kendine bakım ve günlük yaşam aktivitelerinde ise 1 aydan uzun süreli remisyon olan gruplarda istatistiksel olarak anlamlı düzelme bulunmuştur. İnsanlarla geçinme alanında istatistiksel olarak anlamlı iyileşme ise 6 aydan uzun süreli remisyon gösteren hastalarda saptanmış olup, bu alandaki düzelme diğerlerine göre daha geç başlangıçlıdır. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları OKB olan hastalarda remisyon süresi ile işlevsellik, yaşam kalitesi ve aşermenin yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmamız, tedavinin bu hasta grubunda yaşam kalitesi üzerindeki kısa vadeli olumlu etkisinde çok önemli bir role sahip olduğu sonucunu güçlendirmiştir. Remisyon süresinin opiyat bağımlılığında daha geniş kapsamda ve uzun süredeki rolünün belirlenebilmesi için prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır
Özet (Çeviri)
Objective: The aim of this study was to investigate the relationship between remission periods and functionality, quality of life and substance craving of the patients diagnosed with opioid use disorder. Method: A total of 150 patients diagnosed with opioid use disorder according to DSM-5 diagnostic criteria was included and separated into three groups each consisting of 50 individuals above the age of 18. These groups were; patients who were in remission less then a month, patients who were in remission between 1 to 6 months and those who were in remission longer than 6 months. The participants were given; sociodemographic data form, Short Form-36 (SF-36), World Health Organisation Disability Assessment Schedule (WHODAS 2.0) and Penn Substance Craving Scale. The data were analysed using SPSS 22 (SPSS/IBM, Chicago, IL, USA). Results: Remission periods were significantly correlated with recovery of the entire quality of life and disability fields. In addition recuperating disability had substantial impact on the increasement of quality of life, while reduced substance craving resulted in quality of life improvements and decreasing in disability. There were significant differences in emotional role functioning, general health perceptions, substance craving, life activities and total functionality fields among all groups. Thus; longer remission period leads to prominent recovery for these fields in the entire span of the study. Although for physical functioning, vitality, mental health, social role functioning, bodily pain, cognition, mobility, self-care and life activity areas, significant recovery became prominent after a month of remission. However for getting along with people, statistically significant recovery was shown after 6 months of remission, meaning this field had required the longest remission period among all of the other fields. Discussion: This study has shown the robust relationship of remission periods both with disability and quality of life conditions and substance craving levels. This research also has strengthened the important role of treatment leading rapid improvements for the individual's life in general. To further determine the effects of remission periods on patients with opioid use disorder prospective studies over longer periods of time are required.
Benzer Tezler
- Deneysel spinal kord yaralanmalarında farklı ilaç gruplarının etkileri
Başlık çevirisi yok
ZEKAİ SEÇKİN
- Menemen Ovası kapalı drenaj sisteminin istatistiksel karar teorisi ile planlanması üzerine bir araştırma
Başlık çevirisi yok
Ş.İSMAİL İPEK
- Kinetic and equilibrium binding analysis of sheep brain opioid receptors
Koyun beyni opat reseptörlerinin kinetik ve denge hali bağlanma analizleri
HOMA MAHBOOBİ
- Characterization of bovine brain opioid receptors by (3H)-Naloxone binding
(3H)-Naloxone bağlanması yöntemi ile sığır beyni opiat reseptörlerinin karakterizasyonu
NAZİLA POURRASTEGAR
- Temporomandibuler eklem disfonksiyon sendromunda değişik TENS modalitelerinin etkinliği
Başlık çevirisi yok
VURAL KAVUNCU