Geri Dön

Hiperlipidemi tedavisinin uzun dönem takipte koroner lezyonlar üzerine etkilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi

A retrospective examination : The effects of hyperlipidemia treatment on coronary lesions on long term follow-up

  1. Tez No: 666529
  2. Yazar: MUHAMMED YİĞİT
  3. Danışmanlar: PROF. DR. OSMAN AKIN SERDAR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: iskemik kalp hastalığı, statin, koroner lezyon, anjiyografi, stenoz, lipid profili, Antikolesteremik ajanlar, Hiperlipidemiler, Kalp hastalıkları, Koroner hastalık, Lipidler, Retrospektif çalışmalar, Tedavi, İskemi, ischemic heart disease, statin, koronary lesions, angiography, stenosis, lipid profile, Anticholesteremic agents, Hyperlipidemias, Heart diseases, Coronary disease, Lipids, Retrospective studies, Treatment, Ischemia
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Bursa Uludağ Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Hiperlipidemi tedavisinin koroner arter hastalığında veya kardiyovasküler hastalıklar için yüksek riskli hastalarda kardiyovasküler olayları ve mortaliteyi azalttığı iyi bilinmektedir. Düşük dansiteli lipoprotein (LDL) kolesterolü düşürmesinin yanında, statinlerin endotel fonksiyonunu geliştirmesi, inflamasyonu ve trombüs oluşumunu azaltması gibi pleiotropik etkileri de bulunmaktadır. Statinlerin vasküler sistem üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır, ancak çok az sayıda çalışmada bu etki perkütan koroner müdahale uygulanan hastalarda değerlendirilmiştir. Bu çalışmada iskemik kalp hastalığı için en az iki defa koroner anjiyografi uygulanan hastalarda koroner lezyonların varlığını ve şiddetini değerlendirmek, statin tedavisi ile koroner arter darlıklarının değişimleri incelemek amaçlanmıştır. Çalışmamız Ocak 2010-Mart 2020 tarihleri arasında iskemik kalp hastalığı nedeniyle koroner anjiyografi yapılan, en az bir yıl sonra tekrar kontrol anjiyografisi yapılan 125 hasta ile gerçekleştirildi. İki koroner anjiyografi arasındaki eritrosit sedimentasyon hızı (ESH), C-reaktif protein (CRP), monosit/HDL oranı, yaş, VKİ, lipid profili, tam kan sayımı, biyokimya parametreleri, komorbid hastalık varlığı, statin tedavisi veya diğer medikal tedavi kullanımları kaydedildi. Koroner anjiyografi raporları değerlendirilerek, sol anterior inen arter (LAD), sağ koroner arter (RCA), sirkümfleks arter (CX), diagonal dal, obtus marjinalis (OM), sol ana koroner arterde (LMCA) izlenen patolojiler ve vasküler darlık derecesi analizlere dahil edildi. Hastaların ortalama yaşı 65,8 ± 9,8 yıl ve iki koroner anjiyografi arasındaki ortalama süre 3,4 ± 1,2 yıldı. Hastaların %51,2'sinde (n=64) koroner anjiyografide izlenen patolojiler artış gösterirken, hastaların %48,8'inde (n=61) artış gözlenmedi. Son anjiyografi sırasındaki LDLkolesterol (p<0,001) ve total kolesterol seviyesi (p=0,025) koroner arter patolojisi artanlarda artmayanlardan anlamlı derecede daha yüksekti. İlk koroner anjiyografi arasında patoloji izlenen koroner arterler sırasıyla LAD (%47,2), RCA (%32,8), CX (%22,4), diyagonal dal (%16,8), OM (%12) ve LMCA'ydı (%1,6). Son koroner anjiyografide ise sırasıyla LAD (%57,6), RCA (%44,8), CX (%34,4), diyagonal dal (%23,2), OM (%17,6), LMCA'ydı (%4), İlk koroner anjiyografide LAD'de %62,1 ± 27,7, RCA'da %56,0 ± 27,4, CX'de %60,8 ± 24,9, diyagonal dalda %60,4 ± 23,9 darlık izlendi. Son koroner anjiyografide ise LAD'de %70,1 ± 26,7, RCA'da %62,5 ± 27,5, CX'de %66,7 ± 23,4, diyagonal dalda %63,2 ± 22,4, OM'de %72,5 ± 20,2, LMCA'da %58,0 ± 25,8 darlık izlendi. Hastaların son anjiyografisinde LAD, RCA ve CX'de görülen darlık yüzdesi ilk anjiyografiye göre anlamlı derecede daha yüksekti (sırasıyla p=0,019, p=0,019, p=0,044). Hastaların son anjiyografi sırasında LDLkolesterol ve HDL-kolesterol düzeyleri ilk anjiyografide gözlenen düzeylerden daha yüksekti (sırasıyla p=0,037, p<0,011). Son anjiyografide CRP düzeyi daha yüksekti (p=0,011). Hem ilk anjiyografide hem de son anjiyografide gözlenen koroner arter darlığının derecesi lipid profili parametreleri ile korelasyon gösterdi. Son koroner anjiyografide LAD, RCA, CX veya diyagonal dalda patolojisi olan hastalarda total kolesterol düzeyi daha yüksekti. Statin tedavisi kullanan ve kullanmayan hastalarda hem ilk hem de son koroner anjiyografide gözlenen koroner arterlerde görülen patoloji sıklığında anlamlı farklılık yoktu. İskemik kalp hastalığı nedeniyle koroner anjiyografi yapılan hastalarda statin kullanımına rağmen koroner damarlarda izlenen lezyonlar ve lezyon şiddeti LDL-kolesterol seviyesindeki artışa paralel olarak artabilir. Bulgularımız koroner lezyonlardaki artışın lipid profili ve inflamasyonla ilişkili olabileceğine işaret etmekteydi.

Özet (Çeviri)

Hyperlipidemia treatment is very well known to reduce cardiovascular events and mortality in patients with coronary artery disease or at high risk of cardiovascular disease. Besides lowering low-density lipoprotein (LDL)cholesterol, statins have pleiotropic effects such as improved endothelial function, reduced inflammation, and reduced thrombus formation. Statins have favourable effects on the vascular system. However, few data are available regarding the effect of these drugs on patients undergoing percutaneous coronary intervention. In this study, it was aimed to examine presence and severity of coronary lesions in patients who underwent coronary angiography at least twice for ischemic heart disease, and to evaluate the changes in coronary artery stenosis with statin therapy. Our study was carried out with 125 patients who underwent coronary angiography for ischemic heart disease between January 2010 and March 2020 and had a control angiography at least 1 year follow up. Age, BMI, lipid profile, complete blood count, biochemical results, inflammatory markers such as erythrocyte sedimentation rate (ESR), C-reactive protein(CRP), monocyte/HDL ratio between two coronary angiography, comorbid diseases, statin treatments and medical treatments used other than statin were recorded. Coronary angiography reports were examined. The pathologies in main coronary arteries observed in left anterior descending artery (LAD), right coronary artery (RCA), circumflex artery (CX), diagonal branch, obtus marginalis (OM), left main coronary artery (LMCA) and the percentage of vascular stenosis were recorded. The mean age of the patients was 65,8 ± 9,8 years and the mean time between two coronary angiographies was 3,4 ± 1,2 years. While the pathologies observed in coronary angiography increased in 51,2% of the patients (n = 64), no increase was observed in 48,8% (n = 61). LDL-cholesterol (p <0,001) and total cholesterol level (p = 0,025) during the last angiography were significantly higher in those who had increased coronary artery pathology than those who did not. Coronary arteries with pathology during the first coronary angiography were LAD (47,2%), RCA (32,8%), CX (22,4%), diagonal branch (16,8%), OM (12%), and LMCA (1,6%), respectively. Coronary arteries with pathology in the last coronary angiography were LAD (57,6%), RCA (44,8%), CX (34,4%), diagonal branch (23,2%), OM (17,6%), LMCA (%4), respectively. In the first coronary angiography, 62,1 ± 27,7% stenosis in LAD, 56,0 ± 27,4% in RCA, 60,8 ± 24,9% in CX, 60,4 ± 23,9% in diagonal branch.was observed. In the last coronary examinations, 70,1 ± 26,7% stenosis in LAD, 62,5 ± 27,5% in RCA, 66,7 ± 23,4% in CX, 63,2 ± 22,4% in diagonal branch, 72% in OM 72,5 ± 20,2, 58,0 ± 25,8% in LMCA was observed. The percentage of stenosis observed in LAD, RCA and CX in the last angiography of the patients was significantly higher than the first angiography (p=0,019, p=0,019, p=0,044, respectively). The LDL-cholesterol and HDLcholesterol levels of the patients during the last angiography were significantly higher than LDL-cholesterol level observed in the first angiography (p=0,037, p<0,011, respectively). CRP level was observed higher during the last angiography (p=0,011). The degree of coronary artery stenosis observed in both the first angiography and the last angiography correlated with the lipid profile parameters. Total cholesterol level was higher in patients with LAD, RCA, CX or diagonal branch pathology in the last coronary angiography.There was no significant difference in the frequency of pathology observed in the main coronary arteries observed in both first and last coronary angiography in patients using and not using statin therapy. In patients who underwent coronary angiography for ischemic heart disease, the lesions and lesion severity in the coronary vessels may increase in parallel with the increase in LDL-cholesterol level despite the use of statin. Our findings suggested that the increase in coronary lesions may be related to lipid profile and inflammation.

Benzer Tezler

  1. Renovasküler hipertansiyon tedavisinde primer renal stent ve geçdönem takip sonuçları

    Primarry renal stent application and the results of long term follow-up as treatment for renovascular hpertension

    MOHAMMAD REZA AFRANCHEH

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Radyoloji ve Nükleer TıpAnkara Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SADIK BİLGİÇ

  2. Akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin tedavisi ateroskleroz riskini arttırıyor mu? Oral isotretinoinin plazma B12 vitamini, folik asit, homosistein, lektin benzeri düşük dansiteli lipoprotein reseptör 1 (LOX-1) ve okside düşük dansiteli lipoprotein (OX-LDL) düzeylerine etkisi

    Does oral isotretinoin treatment increase the risk of atherosclerosis in acne vulgaris patients? The effect of oral isotretinoin on plasma vitamin B12, folic acid, homocysteine, lectin-like low-density lipoprotein receptor 1 (LOX-1) and oxidized low-density lipoprotein (OX-LDL) levels

    MÜGE GÜNDÜZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    DermatolojiManisa Celal Bayar Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KAMER GÜNDÜZ

  3. Pemfigus vulgaris'in sosyodemografik, klinik özellikleri ve inflamatuar biyobelirteçlerin tedavi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the sociodemographic and clinical characteristics of pemphigus vulgaris and the relationship of inflammatory biomarkers with treatment

    ZELİHA KARABUDAK ÖZBAKIR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    DermatolojiGazi Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİLSEL İLTER

  4. Diyabetik hastalarda mesane nöromusküler disfonksiyonunun uzun dönem böbrek fonksiyonu üzerine etkinliğinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the effectiveness of bladder neuromuscular dysfunction on long-term renal function in diabetic patients

    TUĞÇE CEYHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MERAL GÜLAY KADIOĞLU KOÇAK