Geri Dön

Konservatif tedavi edilen robinson tip 2B1 klavikula kırıklarında kelebek fragman özelliklerinin iyileşme üzerine etkisi

The effect of butterfly fragment characteristics on recovery in conservatively treated robinson TYPE 2B1 clavicle fractures

  1. Tez No: 689400
  2. Yazar: CELAL ÇAĞRI BAYSAL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HAKAN ÖZDEMİR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Klavikula, Klavikula Cisim Kırığı, Kelebek Fragman, Algoritmalar, Algoritmik çözümler, Konservatif tedavi, Kırık iyileşmesi, Kırıklar-kemik, Retrospektif çalışmalar, Clavicle, Clavicle Shaft Fractures, Butterfly Fragment, Algorithms, Algorithmic solutions, Conservative therapy, Fracture healing, Fractures-bone, Retrospective studies
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışmanın amacı, kelebek fragmanlı yerinden ayrılmış klavikula cisim kırıklarında (Robinson sınıflamasına göre tip2B1 kelebek parçalı ve AO/OTA sınıflamasına göre 15.2B kırık), kırık fragmanları ile kelebek fragman özelliklerinin kaynama düzeyine etkilerini ortaya koymak ve tedavi başlangıcında kaynama gecikmesi veya kaynamama riski açısından hekimin öngörüsünü kolaylaştıracak bir algoritma oluşturmak idi. Çalışmamızda, 2015-2019 yılları arasında konservatif tedavi edilen kelebek parçalı Robinson tip 2B1 klavikula kırıklı 31 hastanın yaralanma sonrası 24 haftalık takiplerindeki radyografik sonuçlarını değerlendirdik. Çalışmaya katılan 31 hastanın 29'u erkek, 2'si kadındı ve ortamala yaşları 43,58 (21-75 yıl) yıl idi. Kırık tarafı 11 hastada sağ, 20 hastada sol idi. Kırıkların %70'i trafik kazasına bağlı, %30'u basit veya yüksekten düşmeye bağlı oluşmuştu. Hastaların yaralanma sonrası çekilen Anteroposterior (AP) radyografilerinde radyolojik kırık parametreleri ölçüldü. Bu parametreler dikey ötelenme miktarı, kısalma miktarı, klavikula açısı, kelebek fragman uzunluğu, kelebek fragman açısı, kelebek fragman konumu ve kelebek fragman örtüşme miktarı idi. İlk 5 parametrenin ortalamaları sırasıyla; %125, 18,37mm, 11,27°, 21,72mm, 50,18° olarak kaydedildi. Hastaların 19'u figür 8 bandaj, geriye kalan 12 hasta ise basit kol askısı ile tedavi edildi. Kaynama sürecini değerlendirmek için hastaların dördüncü, sekizinci, on ikinci ve yirmi dördüncü hafta kontrol radyografileri üzerinde M-RUSC Skoru (Uzun kemiklerin kaynama tabibinde kullanılan M-RUST skorunun modifiye edilmesiyle oluşturuldu.) ile kaynama düzeyleri hesaplandı. İlgili haftadaki kaynama düzeylerine göre hastalar gruplara ayrılarak gruplar arasındaki demografik ve radyolojik parametre farklılıkları değerlendirildi. Değerlendirme yapılan tüm haftalarda dikey ötelenme miktarının, kelebek fragman uzunluğundan daha fazla olacak şekilde bu iki parametrenin de kaynama düzeyini etkilediği tespit edildi (p<0.05). Kısalma miktarı ve hasta yaşının sadece dördüncü haftada kaynama düzeyini etkilediği tespit edildi (p<0.05). Konservatif takip edilen hastaların yirmi dördüncü haftadaki radyolojik değerlendirmesinde 8 hastada kaynamama, 10 hastada gecikmiş kaynama olduğu saptandı. Dikey ötelenme miktarı ortalamasının; kaynamama görülen kırıklarda %153.5, gecikmiş kaynama görülen kırıklarda %129.2, iyileşmiş kırıklarda %105.3 olduğu tespit edildi. Kaynama gecikmesi veya kaynamama görülme riskini, diğer faktörlerden bağımsız olarak, büyük ölçüde artıran tek faktörün dikey ötelenme miktarı olduğu saptandı (p<0.001). Yaralanma sonrası klavikula kalınlığının; %125'inden daha fazla dikey ötelenmenin iyileşme süresini önemli ölçüde arttırıdığı ve %142,5'i üzerindeki dikey ötelenmenin ise yüksek olasılıkla kaynamamaya yol açacağı saptandı (p<0.05). Kelebek fragman özellikleri arasında kaynamama ya da kaynama gecikmesi riskini belirgin ölçüde arttıracak herhangi bir faktör bulunamadı. Çalışmamızda görülen kaynamama ve gecikmiş kaynama oranının literatürden yüksek bulunması çalışmamızdaki kaynamama değerlendirmesinin radyolojik olarak yapılmış olmasından kaynaklanıyor olabilir. Kelebek fragmanlı Robinson tip 2B1 akut klavikula cisim kırığında; kaynama gecikmesi veya kaynamama patolojisi yaşanmaması için seçilecek tedavi stratejisini belirlerlerken değerlendirilecek primer ölçütlerden biri dikey ötelenme miktarı olmalıdır. Klavikula ana parçaları arasında klavikula kalınlığının %125'inden daha fazla dikey ötelenme varsa kırık iyileşme süresi uzayacaktır. Bu durum işgücü ve ekonomik kayba neden olacağından, özellikle genç ve aktif hastaların bu tip kırıklarında, cerrahi tedavinin öncelenmesi daha doğru olacaktır. Klavikula ana parçaları arasında, klavikula kalınlığının %142,5'den fazla dikey ötelenmesi olan klavikula cisim kırıklarında ise çok yüksek ihtimalle kaynamama görülecektir. Bu sebeple; bu tip kırığı olan hastalarda, herhangi bir kontrendikasyon yoksa, cerrahi tedavi birincil seçenek olmaldır. Kelebek fragmanlı Robinson tip 2B1 kırıklarında kelebek fragman özelliklerinin kaynamama veya gecikmiş kaynama riski için tek başına belirgin bir önem teşkil etmemektedir.

Özet (Çeviri)

The aim of this study was to reveal the effects of fracture fragments and butterfly fragment features on the union level in displaced clavicle shaft fractures with butterfly fragments (Type 2B1 with butterfly fragments according to Robinson classification and 15.2B according to AO/OTA classification) and to create an algorithm that will facilitate the prediction of the physician in terms of the risk of delayed union or nonunion at the beginning of the treatment. In our study, we evaluated the radiographic results of 31 patients with butterfly fragment Robinson type 2B1 clavicle fracture, who were treated conservatively between 2015 and 2019, during their 24-week follow-up. 29 were male and 2 were female of the 31 patients included in the study and their mean age was 43.58 (21-75 years). The fracture site was right in 11 patients and left in 20 patients. 70% of the fractures were due to traffic accidents, 30% were due to simple or falling from a height. Radiologic fracture parameters were measured and recorded in the anteroposterior (AP) radiographs of the patients taken after injury. These parameters were vertical translation amount, shortening amount, clavicle angle, butterfly fragment length, butterfly fragment angle, butterfly fragment position and butterfly fragment overlap amount. The averages of the first 5 parameters, respectively; 125% recorded as 18.37mm, 11.27°, 21.72mm, 50.18°. 19 of the patients were treated with a figure 8 bandage and the remaining 12 patients were treated with a simple arm sling. Union levels were calculated with the M-RUSC Score (It was created by modifying the M-RUST score used in long bone union physicians.) on the control radiographs of the patients at the fourth, eighth, twelfth, and twenty-fourth weeks to evaluate the process of union. The demographic and radiological parameter differences between the groups were evaluated by dividing the patients into groups according to their union level in the relevant week. In all weeks of evaluation, it was determined that the amount of vertical translation affected the union level more than the butterfly fragment length (p<0.05). It was determined that the amount of shortening and the age of the patient affected the level of union only in the fourth week (p<0.05). In the radiological evaluation of the patients who were followed up conservatively at 24 weeks, 8 patients had no union and 10 patients had delayed union. The average of the vertical translation amount; It was determined that it was 153.5% in fractures with nonunion, 129.2% in fractures with delayed union, and 105.3% in healed fractures. It was determined that the only factor that greatly increased the risk of delayed union or nonunion, independent of other factors, was the amount of vertical translation (p<0.001). It was determined that vertical translation of more than 125% of the clavicle thickness after injury significantly increased the recovery time, and vertical translation of more than 142.5% of the clavicle would most likely cause nonunion (p<0.05). No factors were found within the butterfly fragment charasteristics to increase the risk of nonunion or delayed fusion. The fact that the rate of nonunion and delayed union observed in our study was higher than the literature may be due to the radiological evaluation of nonunion in our study. In order to avoid delayed union or nonunion pathology in acute Robinson type 2B1 clavicle shaft fracture with butterfly fragment, one of the primary criteria to be evaluated while determining the treatment strategy to be selected should be the amount of vertical translation. Fracture healing time will be prolonged if there is a vertical translation of more than 125% of the clavicle thickness between the main parts of the clavicle. Since this situation will cause labor and economic loss, it would be more appropriate to prioritize surgical treatment, especially in this type of fractures of young and active patients. Fractures of the clavicle shaft with a vertical displacement of more than 142.5% of the clavicle thickness between the main parts of the clavicle will most likely have nonunion. Therefore; In patients with this type of fracture, surgical treatment should be the primary option if there are no contraindications. In Robinson type 2B1 fractures with butterfly fragment, butterfly fragment characteristic are not important for the risk of nonunion or delayed union alone.

Benzer Tezler

  1. Klavikula kırıklarında eski nesil plaklardan yeni nesil kilitli plaklara geçme neleri çözdü

    What solved the change from old generation plates to new generation locked plates in clavicula fractures?

    GÖKHAN CİCİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Ortopedi ve TravmatolojiHatay Mustafa Kemal Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYDINER KALACI

  2. Konservatif tedavi edilen proksimal humerus kırıklarında rehabilitasyona eklenen interferansiyel akımın ağrı, omuz fonksiyonları ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

    The effect of interferential therapy in addition to rehabilitation on pain, shoulder functions and quality of life in patients with proximal humerus fractures who were treated conservatively

    EMİNE DEDE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonEge Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BERRİN DURMAZ

  3. Konservatif tedavi edilen proksimal humerus kırıklı hastalarda fonksiyonel sonuçlarımız

    Functional results in conservative treated proximal humeral fracture patients

    NAFİZ DEDE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Ortopedi ve TravmatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    UZMAN ALİ REİSOĞLU

  4. Konservatif tedavi edilen izole lateral malleol kırıklarında ayak bileği çevresi kas kuvvetlerinin izokinetik yöntemle prospektif değerlendirilmesi

    Prospective evaluation of ankle dorsiflexors-plantarflexors' strenght and endurance after conservatively management of lateral malleolar fracture

    MEHMET EKİNCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Ortopedi ve Travmatolojiİstanbul Üniversitesi

    Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İRFAN ÖZTÜRK

  5. Konservatif tedavi edilen distal radius kırıklı hastalarda el ödemi üzerine interferansiyel akımın etkinliği

    Effectiveness of interferential flow on handedness in conservative distal radius patients with conservative treatment

    GULZAR HASANOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonEge Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FUNDA ÇALIŞ