Endülüs Emevî Halifeliği yönetim merkezi olarak iki saray: Medînetüzzehrâ ve Medînetüzzâhire
Two palaces as the administrative centre of the Caliphate of Cordova: Madinat al-Zahra and Madinat al-Zahira
- Tez No: 697167
- Danışmanlar: PROF. DR. FATİH ERKOÇOĞLU
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Tarih, History
- Anahtar Kelimeler: Abdurrahman III, Ebu Amir el-Mansur, Endülüs, Endülüs Emevileri, Kurtuba, Medinetüzzahire, Medinetüzzehra, Saraylar, İspanya, Abdurrahman III, Ebu Amir el-Mansur, Andalucia, Andolucia Omayyads, Kurtuba, Madinat al-Zahira, Madinat al-Zahra, Palaces, Spain
- Yıl: 2021
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Tarih Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
İslâm topraklarının en batı kanadını oluşturan İber yarımadası VIII. Yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedilmeye başlanmıştır. Müslümanların Endülüs kimliğini kazandırdığı bu coğrafyada 139/756 yıllında bağımsız Endülüs Emevî Emirliği kurulmuştur. Bu dönemde yarımadadaki İslâm temelleri güçlendirilirken Doğunun zenginliği İber yarımadasına intikal etmiştir. X. Yüzyıla gelindiğinde ise III. Abdurrahman Kuzey Afrika'da yükselen Şiî Fâtımî Halifeliğinin yayılmacı politikalarına karşı ve kazandığı siyasi başarılar sonucunda halifeliğini ilan etmiştir. Yeni halifelik yönetimi için Kurtuba yakınlarında Medînetüzzehrâ'yı inşa ettirmiştir. Zehrâ sarayı III. Abdurrahman ve II. Hakem dönemlerinde siyasi ve kültürel açılardan önemli olaylara ev sahipliği yapmıştır. Endülüs Emevî halifeliğinde II. Hişâm'ın çocuk yaşta halife olması ile hâcib Ebû Âmir el-Mansûr yönetimde söz sahibi olmaya başlamıştır. Mansûr Medînetüzzâhire adında yeni bir saray inşa ettirmiş, yönetim birimleri buraya taşınmıştır. Her iki saray da Endülüs Emevî Halifeliği mimarisinde önemli bir yere sahiptir. Dönemin yönetim merkezleri olarak öne çıkmasının yanında ilim kültür ve sanat merkezi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu meyanda çalışmamızda Endülüs Emevî halifeliğinin yönetim merkezi olarak iki saray olan Medînetüzzehrâ ve Medînetüzzâhire siyasi, mimari ve kültürel boyutlarıyla ele alınmıştır. Medînetüzzehrâ'nın Endülüs Emevî halifeliği ihtişamını yansıttığı, Medînetüzzâhire'nin ise bu ihtişamı gölgelemek maksadıyla kurulduğu görülmüştür. Medînetüzzehrâ'nın günümüzdeki kalıntılarından dahi onun ne kadar görkemli bir saray olduğu tespit edilmiştir. Medînetüzzâhire'nin ise kalıntıları bile bulunamamıştır. Yani Medînetüzzâhire'nin Zehrâ sarayı ihtişamını gölgeleyemediği sonucuna varılmıştır.
Özet (Çeviri)
The Iberian Peninsula, which constitute the most western wing of Islam territory began to be conquered by Muslims in the VII. Century. This geography, where Muslims gained the identity of Al-Andalus, was founded independence Emirate of Cordoba in139/156. In rule of emirate the wealth of the east was inherited the Iberian Peninsula. In the X. century Abd al-Rahman III declared his caliphate against the expansionist policies of the Shiite Fatimid Caliphate rising in North Africa and as a result of his political successes. He had the Madinat al-Zahra built near Cordoba for the new caliphate administration. Zehra palace hosted important political and cultural events during reigns of Abd al-Rahman III and Hakam II. In the Caliphate of Cordoba, hajib Abu Âmir al-Mansur (Almanzor) began to have a say in the administration after Hişam II became the caliph at a young age. Almanzor had a new palace called Madīna al-Zahira built and moved the administrative units there. Both complexes have an important place in the architecture of Caliphate of Cordoba. In addition to being prominent as the administrative centers of Caliphate of Cordoba, it appears as the science culture and art center of its period. In this research two palaces as the administrative center of the Caliphate of Cordoba, Madinat al-Zahra, and Medina al-Zahira were discussed in terms of politics, architecture, and culture. It is seen that Madinat al-Zahra reflects the splendor of Califate of Cordova and Madinat al-Zahira was founded to shade this magnificence. However, it is understood what a magnificent palace it was from the ruins of Madinat al-Zahra. Even the remains of Madinat al-Zahira couldn't found. In other words, it has been concluded that Madinat al-Zahira couldn't overshadow the esplendor of Zahra palace.
Benzer Tezler
- Endülüs'te son müslüman kalıntısı Morisko'ların Cezayir'e göçü ve Osmanlı yardımı (1492-1614)
Başlık çevirisi yok
BENAFRİ CHAKİB
- Endülüs'de Muvelledun hareketleri: 180 - 320 / 796 - 932
Başlık çevirisi yok
MEHMET ÖZDEMİR
Doktora
Türkçe
1989
TarihAnkara Üniversitesiİslam Medeniyeti ve Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA FAYDA
- Endülüs şiirinde mersiye
Başlık çevirisi yok
M. FARUK TOPRAK
Doktora
Türkçe
1990
Doğu Dilleri ve EdebiyatıAnkara ÜniversitesiArap Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İNCİ KOÇAK
- Konya dışındaki müze ve kütüphanelerde bulunan Selçuklu ve Selçuklu üslubunu taşıyan cild kapakları (2 cilt)
Başlık çevirisi yok
AHMET SAİM ARITAN
Doktora
Türkçe
1992
Sanat TarihiSelçuk ÜniversitesiArkeoloji ve Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF.DR. BEYHAN KARAMAĞARALI
- İbn Şüheyd ve edebi kişiliği
Başlık çevirisi yok
MUSTAFA AYDIN
Doktora
Türkçe
1992
DilbilimAtatürk ÜniversitesiDoğu Dilleri ve Edebiyatları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NASUHİ ÜNAL KARAARSLAN