Gazali ve Heidegger düşüncesinde ölüm ve ölümlülüğün anlamı
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 740782
- Danışmanlar: PROF. DR. LATİF TOKAT
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Felsefe, Philosophy
- Anahtar Kelimeler: Gazali, Hayatın Anlamı, Heidegger, Otantiklik, Ölüm, Ölümlülük, Authenticity, Death, Gazali, Heidegger, Meaning of Life, Mortality
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi
- Enstitü: İslami Araştırmalar Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Din ve Felsefe Bilimleri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Din Felsefesi Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: 115
Özet
Bu çalışmada iki farklı düşünce geleneğinin önde gelen filozoflarından olan Gazali ve Heidegger'in ölüm ve ölümlülük hakkındaki düşünceleri karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Gazali, bedenin ölümünü dünyevi ölüm olarak adlandırmış ve ölümü bir geçiş süreci olarak görmüştür. Ona göre insan bu dünyaya bir amaç doğrultusunda gönderilmiştir: Tanrı'yı tanımak. Tanrı'yı tanımak, insanın kendisini tanıması ve anlaması sayesinde mümkün olur. İnsanın bir parçası olan, dolayısıyla da anlaşılması gereken ölüm, aynı zamanda bu anlamlandırma sürecini dönüş olmayacak bir biçimde sona erdirir. Gazali'nin düşüncesinde, ölümlülüğün insanın dünyadaki en önemli hakikati olması, süreyi sınırlandırması, ahiret ve dünya arasında bir köprü vazifesi görmesi ve en önemlisi insanın nasıl yaşayacağı konusunda rehber olması anlamlı ve değerli bir hayatın inşasını mümkün kılar. Heidegger ise Dasein'ın ölümünü, varlığının sona ermesi olarak adlandırmıştır. Ona göre ölüm, Dasein'ın varlığının bu dünyadaki tüm olanaklarının bitmesi ve onun artık bu dünyada yer almaması demektir. Yani ölümle Dasein'in varlığı olanaksız hale gelmekte ve Dasein en asli gerçekliği olan hiçliğiyle yüzleşmektedir. Fakat Heidegger, hiçliğiyle yüzleşen insanın otantik bir varoluşa yöneldiğini belirtir. Heidegger'e göre böyle bir insan, ölümün, olanaklarının sonu olduğunu fark ettiği için diğer insanlar gibi olmayan, onları taklit etmeyen, kendine has fikirleri olan sahih bir yapıya kavuşur. Gazali, ölümü ahirete bir hazırlık süreci olarak görüp ölümün Tanrı'yı tanımayı, anlamayı ve ilahi emirlere uygun bir hayat yaşamayı sağlaması sebebiyle hayatı anlamlı hale getirdiğini belirtirken, Heidegger ölümü otantik bir varoluşa geçiş sağlaması bağlamında anlamlandırmıştır. Her iki düşünür de ölümlülüğün bilincinde olmakla insanın çeşitli imkanlara sahip olacağını belirtmiş ve ölümün kabullenilmesiyle ve sık sık anılmasıyla ölüme hazırlıklı olmanın önemini vurgulamıştır. Ancak iki düşünür, ölüme hazırlanma bağlamında ve ölüme yüklenen anlamlar bakımından farklı sonuçlara ulaşmıştır. Bunun temel nedeni, Gazali'nin dini inancını eserlerine yansıtan bir mutasavvıf filozof, Heidegger'in ise varoluşçu bir filozof olmasıdır. Anlam ve varlık konusunda Gazali önceliği Tanrı'ya verirken Heidegger varlığa vermiştir.
Özet (Çeviri)
In this thesis, the thoughts of Ghazali and Heidegger, who are among the leading philosophers of two different thought traditions, about death and mortality are discussed in a comparative way. Ghazali called the death of the body as earthly death and saw death as a transitional process. According to him, man was sent to this world for a purpose: to know God. Knowing God is possible through man's self-knowledge and understanding. Death, which is a part of human and therefore needs to be understood, also ends this signification process in a way that is irreversible. In Ghazali's thought, mortality being the most important truth of man in the world, limiting time, serving as a bridge between the hereafter and the world, and most importantly, being a guide for how to live, makes it possible to build a meaningful and valuable life. Heidegger called Dasein's death the end of its existence. For him, death means the end of all possibilities of Dasein's existence in this world and his no longer taking place in this world. That is, with death, Dasein's existence becomes impossible and Desain confronts its original reality, its nothingness. However, Heidegger states that the human being confronted with his/her nothingness tends towards an authentic existence. According to Heidegger, because such a person realizes that death is the end of his possibilities, he attains a genuine structure that is not like other people, does not imitate them, and has unique ideas. While Gazali sees death as a preparation process for the hereafter and states that death makes life meaningful because it enables to know and understand God and live a life in accordance with divine orders, Heidegger has interpreted death in the context of providing a transition to an authentic existence. Both thinkers stated that by being conscious of mortality, human beings will have various opportunities and emphasized the importance of being prepared for death by accepting death and mentioning it frequently. However, these thinkers reached different conclusions in terms of preparation for death and the meanings attributed to death. The main reason for this is that Ghazali is a sufi philosopher who reflects his religious belief in his works, and Heidegger is an existentialist philosopher.While Ghazali gave priority to God in terms of meaning and existence, Heidegger gave it to existence.
Benzer Tezler
- Gazali ve İbn Cemaa'nın eğitim anlayışlarının karşılaştırılması
The Comprasion of Gazali and İbn Jemaa's education concepts
AHMET ACEM
Yüksek Lisans
Türkçe
1998
Eğitim ve ÖğretimErciyes ÜniversitesiTürk Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. M. ŞEVKİ AYDIN
- Gazâlî ve İbn Rüşd'ün te'vil anlayışları bağlamında âlemin kıdemi
The eternity of the world in the context of Ghazali and Ibn Rushd's understanding of tawil
AHMET OLCA
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
DinAnkara ÜniversitesiFelsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜRBÜZ DENİZ
- Gazali ve Henri Bergson felsefesinde sezgi
Intuition in Ghazali and Henri Bergson's philosophy
VİLDAN DOĞANAY
- Gazali ve Levinas felsefelerinde yüzleşme ahlakı
The ethics of the face to face encounter in philosophies of Ghazali and Levinas
ŞENGÜL ÖZDEMİR
Doktora
Türkçe
2021
DinOndokuz Mayıs ÜniversitesiFelsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BURHANETTİN TATAR