Geri Dön

Miyelofibroz hastalarının retrospektif değerlendirilmesi ve prognoza etki eden faktörlerin belirlenmesi

Retrospective evaluation of patients with myelofibrosis and determination of factors affecting prognosis

  1. Tez No: 792900
  2. Yazar: GULAR NOVRUZLU
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HATİCE DEMET KİPER ÜNAL, DR. UZM.DR. TUĞBA ÇETİNTEPE
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Hematoloji, Internal diseases, Hematology
  6. Anahtar Kelimeler: Miyeloproliferatif neoplazi, Miyelofibroz, Prognoz, Sağkalım, Birincil miyelofibroz, Miyeloproliferatif hastalıklar, Neoplazmlar, Retrospektif çalışmalar, Myeloproliferative neoplasia, Myelofibrosis, Prognosis, Survival, Primary myelofibrosis, Myeloproliferative disorders, Neoplasms, Retrospective studies
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
  10. Enstitü: İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş-Amaç: Miyelofibroz (MF); primer ve ya esansiyel trombositoz (ET) , polisitemi vera (PV) sonrası sekonder gelişebilen klonal bir miyeloproliferatif hastalıktır. Kronik miyeloproliferatif hastalıklar (KMPH) arasında en az görülendir. Genellikle ileri yaş populasyonda daha sık görülür. Dünya çapında yapılan birçok çalışmalarda, bu hastalığın seyrini önceden belirleyebilen, farklı prognostik belirteçler tanımlanmıştır. Klinikte en sık kullanılan prognostik belirteçler, yaş, B semptomları, kanda hemoglobin, lökosit sayısı, periferik yaymada blast sayısı ve sitogenetik özelliklerdir. Hastaların sağ kalımını etkileyen prognostik faktörlerin belirlenmesi, prognostik faktörlere göre yüksek riskli hastaların saptanması ve yeni tedavi rejimlerinin uygulanması ile MF'da sağ kalımda artış elde edilmiştir. Bu çalışma ile merkezimizde son 17 yılda (Ocak 2005- Aralık 2022 ) takip ve tedavi edilmiş MF tanılı hastaların genel klinik özelliklerini, prognostik özelliklerini, kullanılan tedavi rejimlerini, tedaviye yanıtlarını, sağ kalıma etkisi olabilecek klinik ve laboratuvar belirteçlerini saptayarak hastalara yaklaşım algoritmalarının oluşturulması ve geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlandı. Gereç- Yöntem: Ocak 2005- Aralık 2022 tarihleri arasında, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji kliniğinde aşikar MF tanısı alan ve sistemde verilerine ulaşılabilen 105 hastanın verileri retrospektif değerlendirildi. Hastaların tanısı güncel Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ ) 2016 kriterlerine göre konuldu. Çalışmaya 18 yaş üstü hastalar dahil edildi. Hastaların detaylı bilgilerine hastanenin elektronik hasta kayıt veri tabanından ulaşıldı. Hastaların tanı tarihi, demografik bilgileri, klinik bulguları,organ tutulumu, mutasyon analizi, tedavi yönetimi, komplikasyonlar ve takip süreleri kaydedildi. Hastaların tanı anındaki tam kan sayımı ve biyokimyasal parametreleri incelendi, tanı anındaki IPSS ve DIPSS skorları hesaplandı. Çalışmamızdakı hastaların sağkalım durumları, sağkalım süreleri hesaplandı ve sağkalıma etkisi olabilecek faktörler berilendi. Bulgular: Çalışmaya alınan 105 hastanın 55 'i erkek (% 52.4 ), 50'si kadın (% 47.6) olup, median yaş 68 idi. Hastaların MF TİP ine göre 34 tanesi (%32,4) Primer myelofibrosis (PMF) iken ,45 hasta (%42,9) ET sonrası MF ,26 hasta (%24,8) PV sonrası MF tanısı almıştır.Ortanca genel sağkalım (OS) 62 ay, ortanca takip süreleri 51 aydı.Beklenildiği üzere, JAK2V617F mutasyonu hastaların %77,1 de pozitif olarak saptandı.Uluslararası Skorlama Sistemi (IPSS) ve Dinamik Uluslararası Skorlama Sistemi (DİPSS ) gruplarına göre skoru düşük olan hastalarda sağkalım düzeyinin, skoru yüksek olanlardan anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı (sırasıyla, p=0.001 , p < 0.001). Çalışmamız neticesinde tanı laktat dehidrogenaz (LDH) düzeyi yüksek olan grupta daha kısa sağ kalım gözlendi (p= 0,017) . Ayrıca çalışmamızın analizlerinde albümin , hemoglobin,trombosit düzeyleri ile genel sağkalım arasında da anlamlı ilişkı saptandı. (sırasıyla p=0.027, p=0.005 , p < 0,001) . Hastaların yapılan kemik iliği biyopsilerinde fibrozis saptandığında kullanmakta olduğu ilaçlar gözden geçirildiğinde 64 hasta hidroksiüre (HU) tedavisi alırken, daha önceden HU tedavisi alan post-PV veya post-ET 8 hastada Ruksolitinibe geçiş yapılmıştır. Birinci basamak tedaviye yanıtsız seyreden 59 hastaya ikinci basmakta ilaç değişikliği yapılarak ruxolitinib, ınterferon, anagralid, HU, danazol tedavisi eklenmiş ya da değiştirilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda IPSS, DIPSS, Hb, PLT ve albumin değişkenleri ölüm riski açısından istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).

Özet (Çeviri)

Introduction: Myelofibrosis (MF) is a clonal myeloproliferative disease that can be primary or develop secondary to essential thrombocytosis (ET) and polycythemia vera (PV). It is the least common among chronic myeloproliferative diseases (CMPD). It is more common in the elderly population. In many studies conducted around the world, different prognostic markers have been defined that can predict the course of this disease. The most commonly used prognostic markers in the clinic are age, B symptoms, hemoglobin in blood, leukocyte count, blast count in peripheral smear, and cytogenetic features. Identification of disease-related prognostic factors can increase survival by distinguishing high-risk patients and planning treatment accordingly. With this study, we intended to provide the creation and development of patient approach algorithms by determining the general clinical characteristics, prognostic characteristics, treatment regimens, response to treatment, clinical and laboratory markers that may affect survival of patients diagnosed with MF who were followed and treated in our center in the last 17 years (January 2005-December 2022). Material-Method: Between January 2005 and December 2022, the data of 105 patients who were diagnosed with overt MF in the Hematology Clinic of İzmir Katip Çelebi University Atatürk Training and Research Hospital and whose data could be accessed in the system were evaluated retrospectively. The diagnosis of the patients was made according to the current World Health Organization (WHO) 2016 criteria. Patients over the age of 18 were included in the study. The detailed information of the patients was obtained from the electronic patient record database of the hospital. Date of diagnosis, demographic information, clinical findings, organ involvement, mutation analysis, treatment management, complications and follow-up periods of the patients were recorded. Complete blood count and biochemical parameters of the patients at the time of diagnosis were examined, and IPSS and DIPSS scores at the time of diagnosis were calculated. The survival status and survival time of the patients in our study were calculated and the factors that may have effect on the survival were determined. Results: Of the 105 patients included in the study, 55 (52.4%) were male, 50 (47.6%) were female, and the median age was 68 years. According to the type of MF 34 patients (32.4%) were diagnosed with primary myelofibrosis (PMF), 45 patients (42.9%) were diagnosed with MF after ET, and 26 patients (24.8%) diagnosed with MF after PV. The median overall survival (OS) was 62 months, and the median follow-up was 51 months. As expected, JAK2V617F mutation was found to be positive in 77.1% of patients. According to the International Scoring System (IPSS) and Dynamic International Scoring System (DIPSS) groups, survival was significantly higher in patients with low scores than in patients with high scores (p=0.001, p < 0.001, respectively). As a result of our study, shorter survival was observed in the group with high diagnostic lactate dehydrogenase (LDH) level (p= 0.017). In addition, in the analyzes of our study, a significant relationship was found between albumin, hemoglobin, and platelet levels and overall survival. (p=0.027, p=0.005, p < 0.001, respectively). At the time of the diagnosis of myelofibrosis, 64 patients were using hydroxyurea, and 8 patients with post ET and post PV were switched from hydroxyurea treatment to Ruxolitinib treatment. Ruxolitinib, interferon, anagralid, HU, danazol treatment was added or changed in 59 patients who were unresponsive to first-line treatment. Conclusion: In our study, IPSS, DIPSS, Hb, PLT and albumin variables were found to be statistically significant in terms of mortality risk (p<0.05).

Benzer Tezler

  1. İdiopatik miyelofibroz (Agnogenik miyeloid metaplazi) 68 vakanın değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    A.SELİM YAVUZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1992

    Hematolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. İdiopatik Myelofibrozis`de klinik ve histopatolojik değerlendirme: sağkalımı etkileyen parametreler ve klinikopatolojik korelasyonlar

    Clinical and histopatological evaluation of idiopathic myelofibrosis: indicators of survival and clinico pathological correlations

    SÜLEYMAN ÖZEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    Genel Cerrahiİstanbul Üniversitesi

    PROF.DR. NÜKHET TÜZÜNER

  3. Polisitemia Vera`da prognostik faktörler

    Prognostic factors in Polycythemia Vera

    ADNAN HELVACI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Hematolojiİstanbul Üniversitesi

    PROF.DR. GÜLTEN AKTUĞLU

  4. Serebrovasküler hastalıklarda klinik ve BT ilişkileri

    Başlık çevirisi yok

    ENGİN OLCAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    NörolojiEge Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

  5. Kronik myeloid lösemi hastalarında miyelofibrozis ve anjiogenez ilişkisinin araştırılması: İmmünomorfometrik çalışma

    Correlation between myelofibrosis and vascular density in chronic myeloid leukemia: An immunomorphometric study on bone marrow threphine biopsies

    BERNA SAVAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    PatolojiAnkara Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. IŞINSU KUZU