Geri Dön

Akciğer adenokarsinomlarında hava boşlukları içerisi tümör yayılımı (STAS) pozitifliğinin prognoza etkisi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 820270
  2. Yazar: UMUT KİLİMCİ
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AYSUN ÖLÇMEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Cerrahisi, Thoracic Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Akciğer kanseri, sağkalım, STAS, Adenokarsinom, Akciğer hastalıkları, Akciğer neoplazmları, Bronşlar, Cerrahi-akciğer, Karsinoma-küçük hücreli olmayan-akciğer, Neoplazmlar, Prognoz, Lung cancer, survival, STAS, Adenocarcinoma, Lung diseases, Lung neoplasms, Bronchi, Surgery-lung, Carcinoma-non small cell-lung, Neoplasms, Prognosis
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Akciğer kanserinin cerrahi rezeksiyon sonrası prognozunu belirleyen faktörler araştırmacıların merceği altındadır. 2013 yılında akciğer adenokarsinomlarında tanımlanan hava boşlukları içerisi tümör yayılımı (STAS), yapılan çalışmalarda prognoza etki eden bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. B(z de bu çalışmamızda patolojik STAS pozitifliğinin akciğer kanseri hastalarındaki prognostik etkisini, evrelemedeki yerini ve olası tedavi olanaklarını araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Mart 2018 – Mayıs 2021 tarihleri arasında hastanemizde opere edilip adenokarsinom tanısı alan hastaların prospektif olarak tutulan verileri retrospektif olarak incelendi. Kriterlere uyan 518 hasta STAS(-) ve STAS(+) olarak gruplandırıldı. Hastaların genel sağkalım (OS) ve hastalıksız sağkalım (DFS) verileri gruplar arasında analiz edildi. Bulgular: STAS (-) grubunda 394 (%76.0), STAS (+) grubunda 124 (%24.0) hasta olacak şekilde gruplar oluşturuldu. Hastaların median yaşı 61 (31-81), 376 (%72.6)'sı erkek, 142 (%27.4)'ü kadın idi. N2 hasta grubunda STAS pozitifliği anlamlı olarak yüksek görüldü (p=0.027). STAS (-) grubunda median OS 43 ay, STAS (+) grubunda 36.5 ay olarak bulundu. Median DFS ise STAS (-) grubunda 40 ay, STAS (+) grubunda 26 ay olarak görüldü. Çoklu değişkenler değerlendirmesi için yapılan Cox regresyon modellemesinde STAS pozitifliğinin OS için risk katsayısı (HR) 1.850 (1.263-2.709 %95 CI), DFS için ise 2.206 (1.642-2.963 %95 CI) olarak hesaplandı. STAS (+) hasta grubunda OS (p=0.011), DFS (p<0.001) ve 2 yıllık DFS (p<0.001) oranı anlamlı olarak daha düşük bulunurken, 2 yıllık OS oranında anlamlı bir farklılık görülmedi. Ayrıca evre 3 hastalarda STAS pozitifliğinin OS ve DFS üzerine etkisinin olmadığı, erken evre STAS (+) hastalarda da adjuvan onkolojik tedavinin fayda sağlamadığı diğer bulgular arasında yerini aldı. Sonuç: Nispeten yeni bir kavram olan ancak sıklıkla incelenen STAS, literatürde özgün bir kötü prognostik faktör olarak yerini almıştır. Ancak henüz ortak bir tedavi algoritması içerisinde yer bulamamıştır. STAS pozitif hastaların evrelemedeki yeri, multimodal tedavi gerekliliği, intraoperatif yaklaşım ve postoperatif takip gibi konularda daha kapsamlı çalışmalar yapılarak, uygun takip ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: Factors determining the prognosis of the disease after surgical resection are continously studied by many lung cancer researchers. Spread through air spaces (STAS), which was defined in lung adenocarcinomas in 2013 and has emerged as a factor affecting prognosis in recent studies. In this study, we aimed to investigate the prognostic effect of pathological STAS positivity in patients with lung cancer, its place in staging and viability of possible treatment options. Mater3al and Method: The prospectively kept data of patients who were performed anatomical resection in our hospital between March 2018 and May 2021 and were diagnosed with adenocarcinoma were analyzed retrospectively. 518 patients were inluded and divided into 2 groups as STAS (-) and STAS (+). The patients' overall survival and disease-free survival data were analyzed between groups. Results: Groups were formed as 394 (76.0%) patients in STAS (-) group and 124 (24.0%) patients in STAS (+) group. The median age of the patients was 61 (31-81), 376 (72.6%) were male and 142 (27.4%) were female. STAS positivity was found to be significantly higher in the N2 patient group (p=0.027). Median overall survival (OS) was 43 months (n the STAS (-) group and 36.5 months in the STAS (+) group. Median disease-free survival (DFS) was 40 months in the STAS (-) group and 26 months in STAS (+) group. The hazard ratio (HR) of STAS positivity for OS was calculated as 1.850 (1.263-2.709; 95% CI) and 2.206 (1.642-2.963; 95% CI) for DFS in multivariate Cox regression analysis. While OS (p=0.011), DFS (p<0.001) and 2-year DFS (p<0.001) rates were found to be significantly lower (n STAS (+) patient group, there was no significant difference in 2-year OS rate. In addition, it was found that STAS positivity did not have an effect on OS and DFS in stage 3 patients, and that adjuvant treatment did not have better survival results in early stage STAS (+) patients. Conclusion: STAS is a relatively new concept but frequently studied by many researchers. It has taken its place in the literature as a poor prognostic factor. However, it has not yet found a place in a common treatment algorithm. It is necessary to develop appropriate treatment methods by conducting more comprehensive studies on subjects such as the place of STAS-positive patients in staging, the necessity of multimodal treatment, intraoperative approach and postoperative follow-up.