Geri Dön

Sistemik inflamatuar yanıt indeksinin fetal distres gelişimini öngörmedeki etkisi

The effect of the systemic inflammatory response index in predicting thedevelopment of fetal distress

  1. Tez No: 839031
  2. Yazar: ÇAĞLA KAYAN KİŞİ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ELİF YILMAZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirti ve semptomlar, Biyobelirteçler, Fetal tehlike, SIRI, Sistemik inflamatuar yanıt indeksi, Teşhis, Teşhis teknikleri ve prosedürleri, İnflamasyon, İnflamatuar belirteçler, Signs and symptoms, Biomarkers, Fetal distress, SIRI, Systemic inflammatory response index, Diagnosis, Diagnostic techniques and procedures, Inflammation, Inflammatory markers
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Sistemik İnflamatuar Yanıt İndeksinin Fetal Distres Gelişimini Öngörmedeki Etkisi Amaç Bu çalışmanın amacı travayda olan gebelerde fetal distresin öngörülmesinde SIRI değerinin etkili bir biyomarker olarak kullanılıp kullanılamayacağının araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem Çalışmamız T.C. S.B.Ü. Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kliniği'nde 1 Ocak 2020 –1 Temmuz 2022 tarihleri arasında travayda olup hastaneye yatışı yapılan hastalarda sistemik inflamatuar yanıt indeksinin (nötrofil x monosit/ lenfosit) fetal distres sonuçları ile olan ilişkisini inceleyerek yapılmış retrospektif tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya travada olup hastaneye yatışı yapılan hastalardan dahil edilme ve hariç tutulma kriterlerini karşılayan toplam 822 hasta dahil edilmiştir. Travay esnasında fetal distres tanısı alan 411 gebe çalışma grubunu oluşturmakta, çalışma grubundaki her gebeye karşılık o gebe ile aynı gün doğum yapan ve fetal distres tanısı almayarak sağlık doğum yapan gebeler arasından rastgele olarak seçilen 411 gebe de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Hasta bilgileri hastanenin elektronik veri tabanından hasta dosyaları taranarak, hastaların başvuru esnasındaki demografik bilgileri (yaş, gravida, parite, önceki doğum şekli, eğitim durumu, çalışma durumu, aylık gelir), klinik bulguları (doğum şekli, doğum haftası, APGAR skoru, varsa sezaryen endikasyonu), ve laboratuvar sonuçları (yatış esnasında alınan hemogramdan nötrofil, monosit ve lenfosit değerleri) taranarak kaydedilmiş ve sonuçlar SIRI değerleri ile ilişkilendirilerek her iki grup arasına karşılaştırılmıştır. Bulgular Gruplar arasında yaş (yıl), gravida, parite, doğum haftası açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Gruplar arasında çalışma durumu, aylık gelir durumu, doğum öyküsü, normal doğum öyküsü, eğitim düzeyi, sezaryen öyküsü arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmemiştir (p>0,05) Fetal distres grubundakilerin fetal doğum ağırlığı değerlerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Fetal distres grubundakilerin 1. ve 5. dakika ve APGAR skoru değerlerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışma grubundaki 383 hastanın (%93,2) doğum şeklinin sezaryen olduğu, kontrol grubundaki 333 hastanın (%81,0) doğum şeklinin normal doğum olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubundaki hastalardan sezaryen ile doğum yapan hastaların sezaryen endikasyonları incelendiğinde 57 hastanın (%73,4) ilerlemeyen eylem, 16 hastanın (%20,2) fetal malprezentasyon, 3 hastanın (%3,8) kord prolapsusu, 2 hastanın (%2,6) ise plasenta dekolmanı nedeni ile sezaryen olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arasında hemoglobin (Hb), platelet (PLT), nötrofil ve monosit değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Çalışma grubundaki hastaların lenfosit değerlerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu belirlenmiştir (Z=-2,285; p=0,022). Çalışma grubundaki hastaların SIRI değerlerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (Z=-4,450; p<0,001). Optimal SIRI cut-off değeri %69,5sensivite ve %61,5 spesifite ile ≥2,9500 olarak tespit edilmiştir (AUC=0,615; p<0,05). Gruplar arasında MLO ve NLO değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Çalışma grubundakilerin PLO değerlerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (Z=-3,574; p<0,001). Fetal distres durumunu etkileyecek bazı parametrelerle yapılan Backward LR lojistik regresyon analizi sonucunda; SIRI parametresinin, fetal distres durumunu etkileyen önemli bir parametre olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). SIRI değeri 1 birim arttığında, fetal distres riskinin %5,8 artacağı tespit edilmiştir (OR=1,058). Buna ek olarak, PLO parametresinin, fetal distres durumunu etkileyen önemli bir parametre olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). PLO değeri 1 birim arttığında, fetal distres riskinin %0,3 artacağı tespit edilmiştir (OR=1,003). Sonuç Hem fetüs üzerinde hayat boyu olumsuz etkiler oluşturabilecek fetal hipoksinin erken ve doğru tespit edilebilmesi, hem yanlış fetal distres tanısıyla ve diğer nedenlerle giderek artan sezaryen oranlarının düşürülmesi hem de NST traselerinin fetal distres tanısı koymada yalancı pozitiflik değerlerinin yüksek olması nedeniyle travay izleminde SIRI gibi kolay bakılabilecek yeni markerlara ihtiyaç olduğu ve konunun geniş kapsamlı, çok merkezli, prospektif, randomize kontrollü çalışmalar ile desteklenmesinin önemli olduğu düşüncesindeyiz.

Özet (Çeviri)

The Effect of the Systemic Inflammatory Response Index in Predicting the Development of Fetal Distress Objective The aim of this study was to investigate whether SIRI can be used as an effective marker to predict fetal distress in pregnant women during labor. Materials and Methods Our study is based on the results of the study conducted at the S.B.U. Dr. Sami Ulus Hospital of Obstetrics, Gynecology and Pediatrics. This is a retrospective descriptive cross-sectional study examining the relationship between the systemic inflammatory response index (neutrophil x monocyte / lymphocyte) and fetal distress outcomes in patients who were in labor and hospitalized between January 1, 2020 and June 31, 2022. A total of 822 patients who met the inclusion and exclusion criteria were included in the study. The study group consisted of 411 pregnant women who were diagnosed with fetal distress during labor, and for each pregnant woman in the study group, 411 pregnant women were randomly selected from patients who gave birth on the same day and were not diagnosed with fetal distress and gave birth in good health constituted the control group. Patient information was recorded by searching patient files from the electronic database of the hospital. Demographic information (age, gravida, parity, previous mode of delivery, educational status, employment status, monthly income), clinical findings (mode of delivery, gestational age, APGAR score, indication for cesarean section, if any), and laboratory results (neutrophil, monocyte and lymphocyte values from the hemograma test detected during hospitalization) of the patients at admission were investigated and recorded, and the results were compared between both groups by correlating them with SIRI values. Results There was no statistically significant difference between the groups in terms of age (years), gravida, parity, and gestational week (p>0,05). There was no statistically significant relationship between the groups in terms of employment status, monthly income, birth history, vaginal delivery history, education level, and cesarean section history (p>0.05). Fetal birth weight values in the fetal distress group were significantly lower than those in the control group (p<0.05). APGAR 1st minute and APGAR 5th minute values in the fetal distress group were significantly lower than those in the control group (p<0.05). It was determined that the mode of delivery of 383 patients (93.2%) in the study group was cesarean section, while the mode of delivery of 333 patients (81.0%) in the control group was vaginal delivery. When the indications for cesarean section among the patients in the control group who delivered by cesarean section were examined, it was determined that 57 patients (73,4%) were cesarean section due to non-progressive labor, 16 patients (20,2%) due to fetal malpresentation, 3 patients (3,8%) due to cord prolapse, and 2 patients (2,6%) due to placental abruption. There was no statistically significant difference between the groups in terms of hemoglobin (Hb), platelet (PLT), neutrophil and monocyte values (p>0.05). Lymphocyte values of the patients in the study group were significantly lower than those in the control group (Z=-2.285; p=0.022). SIRI values of the patients in the study group were significantly higher than those in the control group (Z=-4.450; p<0.001). The optimal SIRI cut-off value was determined as ≥2.9500 with 69.5% sensitivity and 61.5% specificity (AUC=0.615; p<0.05). There was no statistically significant difference between the groups in terms of MLO and NLO values (p>0.05). PLO values in the study group were significantly higher than those in the control group (Z=-3,574; p<0,001). As a result of Backward LR logistic regression analysis performed with some parameters affecting fetal distress status; SIRI parameter was found to be an important parameter affecting fetal distress status (p<0.05). When SIRI value increased by 1 unit, the risk of fetal distress increased by 5.8% (OR=1.058). In addition, the PLO parameter was found to be an important parameter affecting fetal distress status (p<0.05). When the PLO value increased by 1 unit, the risk of fetal distress increased by 0.3% (OR=1.003). Conclusion We think that there is a need for new markers such as SIRI that can be easily examined in birth monitoring for reasons such as early and accurate detection of fetal hypoxia, which may have lifelong negative effects on the fetus, decreasing the increasing cesarean section rates due to incorrect diagnosis of fetal distress, and the high negative predictive value of NST monitoring in diagnosing fetal distress. In order to achieve this, the subject needs to be supported by large-scale, multicenter, prospective, randomized controlled studies.

Benzer Tezler

  1. İlk trimester hemogram parametreleri, APRI skoru ve FIB4 indeksinin preeklampsi öngörüsündeki yeri

    The role of the first-trimester hemogram parameters, APRI score and FIB-4 index in the prediction of preeclampsia

    ZEYNEP KUTLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FATMA DOĞA ÖCAL

  2. Preterm prematüre erken membran rüptürü tanılı gebelerde sistemik inflamatuar yanıt indeksinin gebelik sonuçları ile ilişkisi

    The relationship between systemic inflammatory response index and pregnancy outcomes in pregnant women diagnosed with preterm premature rupture of membranes

    SEMA ÖZENOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. PINAR TOKDEMİR ÇALIŞ

  3. Preeklampsi tanısı konulan gebelerde ve sağlıklı gebelerde maternal serum ADMA düzeyleri ile PLR, NLR, SII oranlarının ilişkisinin kıyaslanması

    Comparison of the relationship between maternal serum ADMA levels and PLR, NLR, SII ratios in pregnants with Preeclampsia and healthy pregnants

    NUR MEHVEŞ KAPLAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Kadın Hastalıkları ve DoğumKırıkkale Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZEHRA SEMA ÖZKAN

  4. Intrauterın fetal kayıplarda maternal sistemik inflamasyon indekslerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of maternal inflammatory marker indices in intrauterine fetal death cases

    SEDA SEZGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ARZU BİLGE TEKİN

  5. Assessment of the effects of melatonin on the funtional deficits induced by cellular stress in obese donor derived mesenchymal STEM cells

    Melatonin'in obez donor mezenkimal kök hücrelerinde hücresel strese bağlı olarak oluşan fonksiyon bozuklukları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

    ECE GİZEM POLAT

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2024

    BiyolojiHacettepe Üniversitesi

    Kök Hücre Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FATİMA SUSANNA FAUSTINA AERTS KAYA