Geri Dön

Aort darlığına perkütan/cerrahi müdahale edilmiş hastalarda plazma tam kan viskozitesinin değişimi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 857850
  2. Yazar: ZEYNEP ESRA GÜNER
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. REGAYİP ZEHİR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Aort darlığı, tam kan viskozitesi, TAVI, bAVR, Aortic stenosis, whole blood viscosity, TAVI, bAVR
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Aort kapak darlığı (AD), yaşlı popülasyonda sık görülen bir kalp kapak hastalığıdır ve yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. AD'nin mekanizması hala tam olarak anlaşılamamış olup, farmakoterapi ile ilerlemesini engelleyen kesin bir tedavi kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, cerrahi aort kapak replasmanı (SAVR) veya transkateter aort kapak implantasyonu (TAVI) hala AD'nin etkili tedavi yöntemleri olarak kabul edilmektedir. Aort kapak darlığı, temelde“dejeneratif”bir süreç değil, aksine kapak matriksi içinde kalsifikasyona ve kemikleşmeye yol açan ilerleyici bir iltihabi sürecinin bir sonucudur. Dejeneratif aort kapak darlığının patobiyolojisi karmaşıktır. Fibrozis, inflamasyon, oksidatif stres, anjiyogenez, kanama ve osteojenik diferansiyasyon gibi çeşitli özellikleri içerir. AD hastalarında, nörohormonal düzenleme, inflamasyon, mineral metabolizması, kalsifikasyon, hücre dışı matriks yeniden yapılanması, fibrozis, anjiyogenez ve renal disfonksiyon gibi farklı biyolojik yolaklara ait çeşitli protein yapılı biyolojik belirteçlerin artmasına bağlı olarak LSR ve HSR artışı güçlü bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Tam kan viskozitesi (WBV), endotel kayma stresini, endotel iltihabını ve vasküler yeniden yapılanmayı teşvik edebilir ve aterosklerotik süreci hızlandırabilir. Ateroskleroz ve AD'deki iltihabi, kalsifik ve fibrotik patogenez benzerdir. Hem düşük kayma hızı (LSR) hem de yüksek kayma hızı (HSR) tam kan viskozitesi ile AD şiddeti arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yaptığımız çalışmadaki amacımız, bir inflamatuar belirteç olarak kabul edilen tam kan viskozitesinin, aort darlığı vakalarında perkütan ve cerrahi olarak müdahale sonrası nasıl bir değişim gösterdiğini tespit etmektir. Böylece aterosklerotik risk faktörü bulunan yüksek riskli aort darlığı hastalarında tedavinin erken belirlenmesinde yardımcı bir parametre olarak kullanılması amaçlanmaktadır. Gereç ve yöntem: Çalışma hastane tabanlı, tek merkezli, gözlemsel, kesitsel ve retrospektif olarak düzenlendi. 2019-2022 yılları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma hastanemizde biyoprotez AVR/TAVI yapılan 18 yaş üstü rutin poliklinik kontrollerine gelen kriterlere uygun 200 hasta dahil edilmiştir. Biyoprotez AVR ile TAVI öncesi ve 3 ay sonrası tam kan viskozitesi, HCT (%) ve total plazma protein konsantrasyonu (g/dL) kullanılarak hem LSR (0.5 s -1) hem de HSR (208 s-1) De Simone ve arkadaşlarının doğrulanmış formülleri ile hesaplandı. HSR (208 s -1) = (0.12 × hematokrit) + 0.17 (total protein- 2.07) LSR (0.5 s -1) = (1.89 × hematokrit) + 3.76 (total protein- 78.42) Bulgular: Aort kapak alanı ile HSR arasında orta derecede negatif bir korelasyon gözlenmiştir (r =-0.340, p <0.01). Aort kapak alanı küçüldükçe HSR kan viskozitesi artmıştır. Aort kapak alanı ile LSR arasında da orta derecede negatif bir korelasyon gözlenmiştir (r =-0.358, p <0.01). Aort kapak alanı küçüldükçe LSR kan viskozitesi artmıştır. HSR viskozite değerleri, preoperatif dönem ile 3 ay sonrası arasında ortalama olarak 0.95 ± 0.31 birim düşmüştür. Bu azalma istatistiksel olarak anlamlıdır (t = 43.65, df = 199, p <0.001). LSR viskozite değerleri ise preoperatif dönem ile 3 ay sonrası arasında ortalama olarak 18.92 ± 6.32 birim düşmüştür. Bu da istatistiksel olarak anlamlıdır (t = 42.3, df = 199, p <0.001). TAVI ve bAVR grupları arasında preoperatif ve 3 ay sonrası viskozite değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç: Hem TAVI hem de bAVR grupları arasında, preoperatif dönem ile 3 ay sonrası HSR ve LSR tam kan viskozitesi değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Bu azalmanın en büyük sebebi, albümin dışı proteinlerin düşmesi olarak belirlenmiştir. Preoperatif ve 3 ay sonrası tam kan viskozite değerleri karşılaştırmasında, TAVI ve bAVR grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiştir. Aort darlığına müdahale sonrası protein yapılı biyobelirteçlerin azalmasının, tam kan viskozite değerlerindeki değişimin nedeni olduğunu düşünmekteyiz. Bu çalışmada, aort kapak darlığı hastalarında tam kan viskozitesinin önemli bir parametre olduğunu gösterdik. Bu bulgular, AD hastalarında tedavinin erken belirlenmesinde tam kan viskozitesinin kullanılabilirliğini vurgulamaktadır.

Özet (Çeviri)

Objective: Aortic valve stenosis is a the most common valvular heart disease in the elderly population and associated with high morbidity and mortality. No pharmacotherapy has proved to inhibit the progression of aortic valve stenosis (AS), as the mechanism of AS remains unclear. Thus, surgical aortic valve replacement(SAVR) or transcatheter aortic valve implantation(TAVI) is still the only effective treatment of AS. AS is not primarily a“degenerative”process, but rather the result of a progressive inflammatory process leading to valve calcification and ossification within the valve matrix. The pathobiology of degenerative aortic valve stenosis is complex and involves multiple features such as fibrosis, inflammation, oxidative stress, angiogenesis, hemorrhage, and osteogenic differentiation. Several biomarkers related to diverse biological pathways, including neurohormonal regulation, inflammation, mineral metabolism/calcification, extracellular matrix remodelling and fibrosis, angiogenesis, and renal dysfunction, which are strongly associated with elevated both LSR and HSR due to increased serum proteins in patients with AS. Whole blood viscosity (WBV) may promote endothelial shear stress, endothelial inflammation, and vascular remodeling, and can accelerate the atherosclerotic process. The inflammatory, calcific and fibrotic pathogenesis in both atherosclerosis and AS are similar. Whole blood viscosity (WBV) for both LSR and HSR were found to be independent predictors for the aortic stenosis severity and a significant relationship between WBV and aortic stenosis. In our study, the aim is to determine how whole blood viscosity, considered as an inflammatory marker, changes after percutaneous and surgical interventions in cases of aortic stenosis. The goal is to use it as a parameter to assist in the early identification of treatment in high-risk aortic stenosis patients with atherosclerotic risk factors. Materials and Methods: The study was hospital-based, single-center, observational, cross-sectional, and retrospective. It included 200 patients aged 18 and above who underwent bioprosthetic AVR/TAVI between 2019 and 2022 and attended routine outpatient clinics at our Health Sciences University Koşuyolu Specialized Training and Research Hospital. Whole blood viscosity , hematocrit (HCT %), and total plasma protein concentration (g/dL) were used to calculate both low shear rate (LSR, 0.5 s -1) and high shear rate (HSR, 208 s -1) using the validated formulas by De Simone and colleagues before and three months after bioprosthetic AVR and TAVI. HSR (208 s -1) = (0.12 × hematocrit) + 0.17 (total protein - 2.07) LSR (0.5 s -1) = (1.89 × hematocrit) + 3.76 (total protein - 78.42) Results: There is a moderate negative correlation between aortic valve area and HSR (r = -0.340, p < 0.01). As the aortic valve area decreases, HSR blood viscosity increases. Similarly, there is a moderate negative correlation between aortic valve area and LSR (r = -0.358, p < 0.01). As the aortic valve area decreases, LSR blood viscosity increases. HSR viscosity values decreased by an average of 0.95 ± 0.31 units between the preoperative period and 3 months postoperatively. This decrease is statistically significant (t = 43.65, df = 199, p <0.001). LSR viscosity values also decreased by an average of 18.92 ± 6.32 units between the preoperative period and 3 months postoperatively. This decrease is also statistically significant (t = 42.3, df = 199, p < 0.001). There was no statistically significant difference in viscosity values between TAVI and bAVR groups in terms of preoperative and 3-month postoperative measurements Conclusion: Both the TAVI and bAVR groups showed a statistically significant decrease in HSR and LSR whole blood viscosity values between the preoperative period and 3 months postoperatively. The main reason for this decrease was identified as a reduction in non-albumin proteins. The comparison of preoperative and 3-month postoperative whole blood viscosity values did not show a statistically significant difference between the TAVI and bAVR groups. We believe that the decrease in protein-based biomarkers after intervention for aortic stenosis is the cause of the change in whole blood viscosity values. In this study, we demonstrated that whole blood viscosity is an important parameter in patients with aortic valve stenosis. These findings emphasize the utility of whole blood viscosity in early detection of treatment in patients with aortic stenosis

Benzer Tezler

  1. Biküspit aort kapağı tanısı olan hastaların demografik, klinik ve ekokardiyografik bulgularının değerlendirilmesi ve izlemde klinik ve ekokardiyografik parametrelerdeki değişikliklerin araştırılması

    Evaluation of demographic, clinical and echocardiographic findings of patients with A diagnosis of bicuspid aortic valve and investigation of changes in clinical and echocardiographic parameters during follow- UP

    RASHAD GULIYEV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. DURSUN ALEHAN

  2. Hastanemizde lokal anestezi ve sedasyon ile TAVI yapılan hastalarda komorbid hastalıkların komplikasyonlar, hastanede kalma süresi, operasyon süresi üzerine etkilerinin retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective analysis effects of comorbid diseases over the complications, length of hospital stay, duration of procedure in patients that are undergo transcatheter aortic valve implantation with local anesthesia and sedation in Akdeniz University Hospital

    KEIVAN HANIFI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Anestezi ve ReanimasyonAkdeniz Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SUAT HAYRİ SANLI

  3. Transkateter aortik kapak implantasyonu (tavi) yapılan hastalarda periprosedürel aritmi gelişimini predikte etmede fragmente QRS'in rolü

    Başlık çevirisi yok

    MUSTAFA DURAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    KardiyolojiSağlık Bakanlığı

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HÜSEYİN AYHAN

  4. Ciddi mitral darlığı nedeni ile perkütan balon mitral valvuloplasti yapılacak hastalarda işlem sırasında transözofageal ekokardiyografi kılavuzluğunun işlem başarısı ve komplikasyonlar üzerine etkisi

    The effect of the transoesophageal echocardiography guideline on procedural success and complications during the procedure percutanous balloon mitral valvuloplasty on patients with severe mitral stenosis

    KAMAL ISGANDAROV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    KardiyolojiEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NECMİ ATA

  5. Anjiyografik olarak orta dereceli sol ana koroner darlıklarının anatomik ve hemodinamik özelliklerinin karşılaştırılması

    Başlık çevirisi yok

    ZEYNEP GİZEM DEMİRTAKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Kardiyolojiİstanbul Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BERRİN UMMAN