Geri Dön

Dört farklı klinik fenotipe göre polikistik over sendromu olan kadınlarda cinsel fonksiyonun ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 863992
  2. Yazar: SERAY GÜLAY HABERAL
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MURAT GÖZÜKÜÇÜK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Polikistik over sendromu, cinsel işlev bozukluğu, kadın cinsel fonksiyon indeksi(FSFI), SF-12 yaşam kalitesi ölçeği, Ferriman-Gallwey skorlama, Polycystic ovary syndrome, sexual dysfunction, female sexual function index (FSFI), SF-12 quality of life scale, Ferriman-Gallwey scoring
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Reproduktif çağdaki kadınlar arasında en önemli endokrinopati olan polikistik over sendromu (PKOS), henüz dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak algılanmamaktadır. Klinik olarak peripubertal dönemden itibaren menstrüel düzensizlikler, hiperandrojenizm bulguları, obezite, infertilite, anksiyete ve depresyon ile kendini göstermekle birlikte bu durumlar cinsel fonksiyon bozukluğuna ve yaşam kalitesinde bozulmaya sebep olabilmektedir. Fakat PKOS'un kadın cinsel fonksiyonu ve yaşam kalitesi üzerine etkisi konusunda literatürde halen birbiriyle çelişen çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada amaç polikistik over sendromunun, PKOS'un farklı klinik fenotiplerinde, kadın cinsel fonksiyonu ve yaşam kalitesi üzerine olan etkisini; vücut kitle indeksi, menstüel düzensizlik, hirşutizm, alopesi, akne oluşumu, sigara kullanımı ve demografik özellikler ile bütüncül olarak değerlendirmek ve bunları sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem Çalışmamızda PKOS grubuna; Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine etik kurul onayından sonra başvuran, 2003 Rotterdam Avrupa İnsan Üreme ve Embriyoloji Derneği ve Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ESHRE/ASRM) konsensusuna göre PKOS tanısı konulan kadınlar katılmış. Bu kriterlere göre hastalar 4 farklı fenotipe ayrılmış, toplam 105 cinsel aktif 18-45 yaş arası gönüllü kadın hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Kontrol grubuna ise rutin kadın doğum muayenesine gelen, ek hastalığı, malignensi öyküsü, jinekolojik patolojisi ve jinekolojik şikayeti olmayan, gönüllü, cinsel aktif, 18-45 yaş arası sağlıklı 105 kadın dahil edilmiştir. Çalışmada yer alan tüm kadınlar kronik ve tedavi gerektiren ek bir hastalığı olmayan, antihipertansif, antidiyabetik, antihiperlipidemik ve oral kontraseptif (OKS) kullanımı olmayan kadınlar arasından seçilmiştir. Çalışma grubu ve kontrol grubunda; demografik özellikler (yaş, eğitim ve çalışma durumu, medeni hali), muayene bulguları (vücut kitle indeksi), menstrüel xiv düzensizlik, hirşutizm, akne, alopesi varlığı, sigara kullanımı ve uygulanan anket skorları Kadın Cinsel İşlev İndeksi (FSFI), SF-12 (Kısa From-12) yaşam kalitesi ölçeği parametreleri karşılaştırılmıştır. Bulgular Araştırmaya PKOS hasta grubuna 105, sağlıklı kontrol grubuna 105 toplam 210 kadın dâhil edilmiştir. Kadınların %50'si hasta grubundadır. Hasta grubunda fenotip A, B ve D %24,76 oranında bulunurken, fenotip C %25,71 oranında bulunmaktadır. Kadınların yaş ortalaması 26±4,7 yıl olup %59,52'si evlidir. Kadınların vücut kitle indeks ortalaması 25,75±3,48 olarak hesaplanmıştır. Kadınların %30,48'i üniversite mezunudur. Kadınların %53,81'i çalışmakta olup %55,24'ü sigara kullanmaktadır. Hasta grubundaki kadınların %74,29'unda menstrüel düzensizlik, %75,24'ünde hirşutizm, %54,29'unda akne oluşumu ve %31,43'ünde alopesi vardır. Kadınların FGS ortalaması 13,9±8,11 olarak hesaplanmıştır. Hasta ve kontrol grubundaki yaş ve VKİ ölçümleri benzerdir (p>0,05). Hasta kadınlarda sigara içme oranı (%62,86) sağlıklı kadınlara göre (%47,62) daha yüksektir (p=0,026). Hasta kadınlarda (M=17,4) kadın cinsel işlev ölçeği skoru (FSFI) sağlıklı (M=23,1) kadınlara göre daha düşüktür (p<0,001). Benzer şekilde FSFI cinsel istek, cinsel uyarılma, lubrikasyon, orgazm ve memnuniyet alt boyut skorları da hasta kadınlarda sağlıklı kadınlara göre daha düşüktür (p<0,05). Ancak ağrı/rahatsızlık skoru ise hasta kadınlarda sağlıklı kadınlara göre daha yüksektir (p<0,001). SF-12 yaşam kalitesi ölçeği fiziksel (38,73±6,28) ve mental (30,66±6,86) bileşen skorları hasta kadınlarda sağlıklı kadınlara göre daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Fenotip A, B, C, D ve kontrol grubu FSFI ve SF-12 ölçek puanları açısından karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda lubrikasyon ve orgazm puanları fenotip A, B, C, D ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak farklılık göstermemektedir (p>0,05). Ancak kontrol grubunda FSFI skor, cinsel istek, cinsel uyarılma ve memnuniyet ölçek puanları fenotip A, B, C, D gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,001). Ağrı/rahatsızlık skoru ise sağlıklı kadınlarda fenotip gruplarına göre daha düşüktür (p<0,001). Fenotip grupları arasında ise FSFI ve SF-12 ölçek puanları açısında anlamlı xv farklılık gözlenmemiştir. SF-12 mental ve fiziksel bileşen puanları kontrol grubunda fenotip gruplarına göre daha yüksek iken (p<0,001) fenotip grupları arasında istatistiksel açıdan farklılık yoktur. Fenotip D hastalarında akne oluşumu ve alopesi görülmemiştir. Fenotip A, B ve C gruplarında akne oluşumu ve alopesi görülme sıklığı D grubuna göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,001). Kontrol grubundaki kadınların vücut kitle indeks ölçümleri benzerdir (p>0,05). Fenotip D hastalarında FGS ölçüm düzeyi (M=4,5), fenotip B, C ve D hastalarına göre düşüktür (p<0,001). PKOS fenotip grupları arasında laboratuvar değerleri (HOMA-IR, FSH, LH, estradiol, DHEA-S, total testosteron, serbest testosteron) açısından istatistiksel açıdan farklılık yoktur (p>0,05). Çalışmaya katılan tüm kadınların %72,86'sında cinsel işlev bozukluğu görülmüştür. PKOS grubunda cinsel işlev bozukluğu oranı %100 iken kontrol grubundaki kadınların %45,71'inde cinsel işlev bozukluğu saptanmıştır (p<0,001). PKOS hastalarında FSFI ve alt boyut puanlarına demografik ve klinik değişkenlerin etkisi araştırılmıştır. Araştırma sonucunda yaş 1 birim arttığında cinsel istek puanı 0,04 birim azalmaktadır (p=0,026). Kadınlarda yaş 1 birim arttığında ağrı düzeyi 0,1 puan artmaktadır (p=0,021). Medeni durum, vücut kitle indeksi, eğitim seviyesi, çalışma durumu, sigara, menstrüel düzensizlik, hirşutizm, FGS, akne oluşumu ve alopesi değişkenlerinin FSFI puanına ve alt boyut puanlarına anlamlı düzeyde etkileri yoktur. Bu değişkenler çoklu regresyon modeline dâhil edildiğinde de anlamlı etki göstermemektedir. PKOS hastalarında SF-12 fiziksel ve mental puanlarına çalışma durumunun anlamlı etkisi vardır (sırasıyla p=0,031; p=0,043). PKOS hastalarında çalışan bireyin fiziksel puanı çalışmayan bireye göre 2,687 kat daha azdır. Benzer şekilde PKOS hastalarında çalışan bireyin mental puanı çalışmayan bireye göre 2,752 kat daha azdır. Bu değişkenler birlikte regresyon analizine dâhil edildiğinde benzer değişkenler modele anlamlı katkı sağlamaktadır. Fiziksel bileşen puanı ile FSFI skor, cinsel istek, cinsel uyarılma, memnuniyet ve ağrı puanları arasında anlamlı ilişkiler vardır. Benzer şekilde mental bileşen puanı ile FSFI skor, cinsel istek, cinsel uyarılma, memnuniyet ve ağrı puanları arasında anlamlı ilişkiler vardır (p<0,05). Cinsel işlev bozukluğu var olan kadınlarda SF-12 fiziksel ve mental bileşen puanları anlamlı düzeyde daha düşük xvi bulunmuştur (p<0.001). Demografik özellikler ve SF-12 fiziksel ve mental puanları tek değişkenli lojistik regresyon analizine dâhil edildiğinde SF-12 fiziksel ve mental puanlarının cinsel işlev bozukluğunu anlamlı olarak etkilediği ifade edilebilir. Tüm değişkenler modele dahil edildiğinde ise vücut kitle indeksi, SF-12 fiziksel ve mental bileşen puanları modele anlamlı katkı sağlamaktadır. Fiziksel bileşen puanı 1 birim arttığında hastanın cinsel işlev bozukluğuna sahip olma riski 0,89 kat azalmaktadır (p<0.001; Exp(B)=0,895 %95CI (0.848-0.945)). Benzer şekilde mental bileşen puanı 1 birim arttığında hastanın cinsel işlev bozukluğuna sahip olma riski 0,86 kat azalmaktadır (p<0.001; Exp(B)=0,863 %95CI (0.822-0.906)). Sonuç Polikistik over sendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınlar arasında görülen yaygın bir endokrin bozukluktur. PKOS'un sadece fiziksel etkileri değil, aynı zamanda psikososyal etkileri de çok önemlidir. Mevcut literatür incelendiğinde PKOS'un ve kadın cinsel işlevi.konusunun kompleks fizyolojisi sebebiyle PKOS'un cinsel işlevler üzerindeki etkisini multidisipliner bir yaklaşımla inceleyen literatürlerin sayısı yetersiz kalmaktadır. PKOS ile cinsel fonksiyon bozukluğu ve yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalar bulunduğu gibi, anlamlı bir ilişki olmadığını gösteren çalışmalar da mevcuttur. Sonuçların çelişkili olması sebebiyle PKOS ile kadın cinsel disfonksiyonu ve yaşam kalitesinin ilişkisini tam anlamıyla değerlendirmek ve anlayabilmek için daha fazla sayıda kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır. Bizim çalışmamızda PKOS ile cinsel disfonksiyon ve yaşam kalitesi parametreleri ilişkili bulunmuş olup, hasta grupta kontrol grubuna göre kadın cinsel işlev skoru ve yaşam kalitesi ölçeği skoru daha düşük izlenmiştir. Fakat fenotip grupları arasında ise FSFI ve SF-12 ölçek puanları açısında anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Cinsel işlev bozukluğu var olan kadınlarda SF-12 fiziksel ve mental bileşen puanları anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. PKOS'un dünyadaki ve ülkemizdeki prevalansı göz önünde bulundurulduğunda, PKOS'un tedavisi sırasında kadın cinsel fonksiyonunun ve yaşam kalitesi xvii parametrelerinin de göz önünde bulundurulmasının bireylere daha spesifik ve etkili tedavi desteğinin sağlanması açısından önemli rol oynayacağını düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Introduction Polycystic ovary syndrome (PCOS), the most important endocrinopathy among women of reproductive age, is not yet recognized as a major health problem in the world. Clinically, it manifests itself with menstrual irregularities, hyperandrogenism findings, obesity, infertility, anxiety and depression starting from the peripubertal period and these conditions may cause sexual dysfunction and deterioration in quality of life. However, there are still conflicting studies in the literature on the effect of PCOS on female sexual function and quality of life. The aim of this study was to evaluate the effect of polycystic ovary syndrome on female sexual function and quality of life in different clinical phenotypes of PCOS, including body mass index, menstrual irregularity, hirsutism, alopecia, acne formation, smoking and demographic characteristics and to compare them with a healthy control group. Materials and Methods In our study, PCOS group included women who were diagnosed with PCOS according to the 2003 Rotterdam European Society for Human Reproduction and Embryology and American Society for Reproductive Medicine (ESHRE/ASRM) consensus, who applied to Ankara Training and Research Hospital Gynecology and Obstetrics outpatient clinic after ethics committee approval. According to these criteria, patients were divided into 4 different phenotypes and a total of 105 sexually active, 18-45 years old volunteer female patients were included in the study. In the control group, 105 healthy, sexually active, volunteer, sexually active women between the ages of 18-45 years, who came to routine gynecological examination, who had no additional disease, history of malignancy, gynecological pathology and gynecological complaints were included. All women in the study were selected from among women who did not have any chronic and treatment-requiring comorbidities and did not use antihypertensive, antidiabetic, antihyperlipidemic and oral contraceptives (OCS). Demographic characteristics (age, education and employment status, marital xix status), examination findings (body mass index), presence of menstrual irregularities, hirsutism, acne, alopecia, smoking, questionnaire scores, Female Sexual Function Index (FSFI), SF-12 (Short From-12) quality of life scale parameters were compared in the study group and control group. Findings A total of 210 women were included in the study, 105 in the PCOS patient group and 105 in the healthy control group. 50% of the women were in the patient group. While phenotypes A, B and D were found in 24.76% of the patient group, phenotype C was found in 25.71%. The mean age of the women was 26±4.7 years and 59.52% were married. The mean body mass index of the women was calculated as 25.75±3.48. 30.48% of the women were university graduates. 53.81% of the women were employed and 55.24% were smokers. In the patient group, 74.29% of the women had menstrual irregularities, 75.24% had hirsutism, 54.29% had acne formation and 31.43% had alopecia. The mean FGS of the women was calculated as 13.9±8.11. Age and BMI measurements in the patient and control groups were similar (p>0.05). The rate of smoking was higher in sick women (62.86%) compared to healthy women (47.62%) (p=0.026). Female sexual function scale score (FSFI) was lower in sick women (M=17.4) compared to healthy women (M=23.1) (p<0.001). Similarly, FSFI sexual desire, sexual arousal, lubrication, orgasm and satisfaction subscale scores were lower in sick women compared to healthy women (p<0.05). However, the pain/discomfort score was higher in sick women compared to healthy women (p<0.001). SF-12 quality of life scale physical (38.73±6.28) and mental (30.66±6.86) component scores were lower in sick women than in healthy women (p<0.001). Phenotype A, B, C, D and control group were compared in terms of FSFI and SF-12 scale scores. As a result of the analysis, lubrication and orgasm scores did not differ statistically between phenotype A, B, C, D and control groups (p>0.05). However, FSFI score, sexual desire, sexual arousal and satisfaction scale scores were significantly higher in the control group compared to phenotype A, B, C, D groups (p<0.001). Pain/discomfort score was lower in healthy women compared to phenotype groups (p<0.001). No significant difference was observed between phenotype groups in xx terms of FSFI and SF-12 scale scores. While SF-12 mental and physical component scores were higher in the control group than in the phenotype groups (p<0.001), there was no statistical difference between the phenotype groups. Acne formation and alopecia were not observed in phenotype D patients. The frequency of acne formation and alopecia in phenotype A, B and C groups was significantly higher than in group D (p<0.001). Body mass index measurements of women in the control group were similar (p>0.05). The FGS measurement level (M=4.5) was lower in phenotype D patients compared to phenotype B, C and D patients (p<0.001). There was no statistical difference in laboratory values (HOMA-IR, FSH, LH, estradiol, DHEA-S, total testosterone, free testosterone) between PCOS phenotype groups (p>0.05). Sexual dysfunction was observed in 72.86% of all women who participated in the study. While the rate of sexual dysfunction was 100% in the PCOS group, 45.71% of women in the control group had sexual dysfunction (p<0.001). The effect of demographic and clinical variables on FSFI and subscale scores in PCOS patients was investigated. As a result of the study, when age increased by 1 unit, sexual desire score decreased by 0.04 unit (p=0.026). In women, when age increased by 1 unit, pain level increased by 0.1 point (p=0.021). Marital status, body mass index, education level, employment status, smoking, menstrual irregularity, hirsutism, FGS, acne formation and alopecia variables did not have significant effects on FSFI score and sub- dimension scores. These variables also did not show a significant effect when included in the multiple regression model. Employment status has a significant effect on SF-12 physical and mental scores in PCOS patients (p=0.031; p=0.043, respectively). In PCOS patients, the physical score of the working individual is 2.687 times less than the non- working individual. Similarly, the mental score of working individuals with PCOS is 2,752 times less than that of non-working individuals. When these variables are included in the regression analysis together, similar variables contribute significantly to the model. There are significant relationships between the physical component score and FSFI score, sexual desire, sexual arousal, satisfaction and pain scores. Similarly, there are significant relationships between the mental component score and FSFI score, sexual desire, sexual arousal, satisfaction and pain scores (p<0.05). SF-12 physical and mental component xxi scores were significantly lower in women with sexual dysfunction (p<0.001). When demographic characteristics and SF-12 physical and mental scores were included in the univariate logistic regression analysis, it can be stated that SF-12 physical and mental scores significantly affect sexual dysfunction. When all variables are included in the model, body mass index, SF-12 physical and mental component scores contribute significantly to the model. When the physical component score increases by 1 unit, the risk of having sexual dysfunction decreases 0.89 times (p<0.001; Exp(B)=0.895 95%CI (0.848-0.945)). Similarly, when the mental component score increases by 1 unit, the risk of the patient having sexual dysfunction decreases 0.86 times (p<0.001; Exp(B)=0.863 95%CI (0.822-0.906)). Conclusion Polycystic ovary syndrome (PCOS) is a common endocrine disorder among women of reproductive age. Not only the physical effects of PCOS but also the psychosocial effects are very important. When the existing literature is examined, the number of literatures examining the effects of PCOS on sexual functions with a multidisciplinary approach is insufficient due to the complex physiology of PCOS and female sexual function. There are studies showing that there is a significant relationship between PCOS and sexual dysfunction and quality of life, as well as studies showing that there is no significant relationship. Since the results are contradictory, more controlled studies are needed to fully evaluate and understand the relationship between PCOS and female sexual dysfunction and quality of life. In our study, PCOS was found to be associated with sexual dysfunction and quality of life parameters, and female sexual function score and quality of life scale score were lower in the patient group compared to the control group. However, no significant difference was observed between phenotype groups in terms of FSFI and SF-12 scale scores. SF-12 physical and mental component scores were significantly lower in women with sexual dysfunction. Considering the prevalence of PCOS in the world and in our country, we think that considering female sexual function and quality of life parameters during the treatment of xxii PCOS will play an important role in providing more specific and effective treatment support to individuals.

Benzer Tezler

  1. Polikistik over sendrom tanılı hastaların fenotiplerinin prolaktin düzeyi ile nötrofil/lenfosit oranı arasındaki ilişki

    The relationship between prolactin level and neutrophil/lymphocyte ratio of phenotypes in patients with polycystic ovary syndrome

    ÖZHAN TOSUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSelçuk Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERSİN ÇİNTESUN

  2. Prostat adenokarsinomlarında psa değerlerinin gleason skor ve klinik evre ile ilişkisi

    The relation between psa and gleason score and clinical phase in prostate adenocarsinoma

    HACI HASAN ESEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    PatolojiSelçuk Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. MUSTAFA CİHAT AVUNDUK

  3. Farklı fenotiplere sahip polikistik over sendromlu hastaların klinik ve laboratuvar parametreleri yönünden değerlendirilmesi

    Characteristics of different phenotypes of polycystic ovary syndrome in A Turkish population: A prospective study

    BAHADIR ERTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Kadın Hastalıkları ve DoğumUfuk Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. RECAİ PABUÇCU

  4. Polikistik over sendrom fenotiplerinde AMH ve insülin rezistansı arasındaki korelasyonun değerlendirilmesi

    The correlation between serum AMH and insulin resistance among pcos phenotypes

    ESMA GÜR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT EKİN

  5. Polikistik over sendromu fenotiplerine göre otoimmün tiroid hastalığı ve hipotiroidi sıklığının değerlendirilmesi

    Evaluation of the prevalence of autoimmune thyroid disease and hypothyroidism according to polycystic ovary syndrome phenotypes

    TUĞBA GÖÇER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Aile Hekimliğiİstanbul Medeniyet Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET SARGIN

    DOÇ. DR. KAĞAN GÜNGÖR