Son 15 yıl içinde çocuk endokrinoloji polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile izlenen çocuk ve adölesanların klinik ve oksolojik özelliklerinin değerlendirilmesi
Evaluation of clinical and auxological characteristics of children and adolescents followed with diagnosis of autoimmune thyroiditis in the pediatric endocrinology clinic over the last 15 years
- Tez No: 874232
- Danışmanlar: PROF. DR. BİLGİN YÜKSEL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Guatr, levotiroksin, otoantikor, otoimmün tiroidit, Autoantibody, autoimmune thyroiditis, guatr, levothyroxine
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Çukurova Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışma ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile izlenen çocuk ve adölesanların klinik ve oksolojik özelliklerinin retrospektif olarak araştırılması planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 2008 ve 2023 yılları arasında hastanemiz Çocuk Endokrinoloji polikliniğinde otoimmün tiroidit tanısı ile takip edilen 101 hasta dahil edildi. Başvuru şikayetleri, başvuru anında fizik muayene bulgusu, başvuru semptomları, tanı anındaki ve tedavi sonrasındaki tiroid fonksiyon testleri ve tiroid otoantikor düzeyleri, tiroid ultrasonografi sonuçları, aile öyküsü, eşlik eden otoimmün hastalık olup olmadığı, boy ve ağırlık ölçümleri, pubertal gelişim düzeyleri, guatr varlığı, başlanan tedavi ajanı, tedavi ile ötiroid olma süresi ve özellikleri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada hastaların % 84,2'si (n=85) kız idi. Tanı anında çalışmamızdaki hastaların yaş ortalaması 10,5 idi. Hastaların % 53,5'i ilk başvuru anında hipotiroidik, % 37,3'ü ötiroidikti. Hipotiroidik grubun tanı yaşı ortalaması 9,75, ötiroidik grubun tanı yaşı ortalaması 11,32 idi ve bu iki grup birbirinden istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklıydı (p<0,05). Hastaların % 52,3'ü prepubertal, % 47,7'si pubertal dönemde idi. Hastaların tiroid bezi % 19,0 oranında nonpalpabl iken % 81,0 oranında guatr izlendi. Hastalar boy ölçümü olarak % 92,8, ağırlık ölçümü olarak % 82,7 oranında normal sınırlardaydı. Polikliniğe en sık başvuru şikayeti % 28,3 oranında guatr idi. Hipotiroidik hastalar en sık % 32,6 oranında kilo alımı, hipertiroidik hastalar ise en sık % 40,0 oranında anksiyete şikayeti ile başvurmuşlardı. İlk başvurularında hastaların anti-TG düzeyleri % 39,1 oranında yüksek iken anti-TPO düzeyleri % 87,1 oranında yüksek idi. Tedavi sonrasında ise hastaların serum anti-TG düzeyleri % 17,3 oranında yüksek iken, serum anti-TPO düzeyleri %82,2 oranında yüksek idi. TSH düzeyi çok yüksek olan hastalardan % 58,8'i yüksek serum anti-TG düzeyine sahipti ve gruplar arasında anlamlı düzeyde istatistiksel farklılık vardı (p<0,05). Aile öyküsü % 41,5 oranında vardı. Eşlik eden otoimmün hastalık oranı % 5,9'du. Tiroid USG'si % 93,9 oranında otoimmün tiroidit ile uyumluydu. Başvuru anında serum anti-TPO düzeyi yüksek olanlardan % 53,1'i hipotiroidik, % 37'si ötiroidikti. Anti-TPO düzeyi yüksek olan hastalar % 50,8 oranında ötiroid hale geldi. Levotiroksin tedavisi ile ötiroid hale gelemeyenlerin oranı % 9,7 idi. Metimazol verilen grupta ötiroid olamayanların oranı % 50,0 idi. Propranolol, metimazol ve L-T4 ile tedavi edilen grupta ötiroid hale gelme oranı % 100 idi ve başlanan tedavi ajanı açısından gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık vardı (p<0,05). Hastaların ötiroid hale gelme süreleri ortalama 205,81 gün idi. Sonuç: Hipotiroidik hastaların ötiroidlere göre daha erken yaşta otoimmün tiroidit tanısı aldığını ortaya koyduk. Prepubertal dönemde başlayan otoimmün tiroiditlerde erkek cinsiyetin önemli bir faktör olduğunu gösterdik. Serum TSH düzeyinin çok yüksek (>20 mIU/L) olduğu hastalarda serum anti-TG düzeylerinin de anlamlı düzeyde yüksek seyrettiğini gösterdik. Levotiroksin tedavisinin diğer tedavi yaklaşımlarına göre daha başarılı olduğunu gösterdik.
Özet (Çeviri)
Objective: In this study, it was aimed to retrospectively investigate the clinical and auxological characteristics of children and adolescents followed by a diagnosis of autoimmune thyroiditis in the Çukurova University Faculty of Medicine Pediatric Endocrinology Clinic. Materials and Methods: A total of 101 patients with a diagnosis of autoimmune thyroiditis in our hospital's Pediatric Endocrinology clinic between 2008 and 2023 were included in our study. Complaints at presentation, physical examination findings at presentation, presenting symptoms, thyroid function tests at diagnosis and after treatment, thyroid autoantibody levels, thyroid ultrasound results, family history, presence of accompanying autoimmune diseases, height, and weight measurements, pubertal development stages, presence of goiter, initiated treatment agent, duration and characteristics of becoming euthyroid with treatment were evaluated. Results: In our study, 84,2 % of the patients (n=85) were female. The mean age of the patients at the time of diagnosis was 10,5 years. In our study 53,5 % of the patients were hypothyroid and 37,3 % were euthyroid at the time of diagnosis. The mean age at diagnosis was 9,75 for the hypothyroid group and 11,32 for the euthyroid group, and there was a statistically significant difference between these two groups (p<0.05). In addition, 52,3 % of the patients were prepubertal and 47,7 % were in the pubertal period. The thyroid gland was nonpalpable in 19,0 % of the patients and goiter was observed in 81,0 %. In this study 92,9 % of the patients were within normal limits for height measurement and 82,7 % for weight measurement. The most common complaint at the first presentation was goiter with a frequency of 28,3 %. Hypothyroid patients presented most commonly with weight gain (32,6 %), while hyperthyroid patients presented most commonly with anxiety symptoms (40,0 %). At their initial presentation, 39,1 % of the patients had high anti-TG levels while 87,1 % had high anti-TPO levels. After treatment, 17,3 % of the patients had high serum anti-TG levels, while 82,2 % had high serum anti-TPO levels. Among patients with very high TSH levels (>20 mIU/L), 58,8 % had high serum anti-TG levels, showing a significant difference between the groups (p<0.05). Family history was present in 41,5 % of the cases. The rate of accompanying autoimmune diseases was 5,9 %. Thyroid ultrasound was compatible with autoimmune thyroiditis in 93,9 % of the cases. Among those with high serum anti-TPO levels at presentation, 53,1 % were hypothyroid and 37,0 % were euthyroid. In addition, 50,8 % of patients with high anti-TPO levels became euthyroid. The rate of patients who could not become euthyroid with levothyroxine treatment was 9,7 %. In the group treated with methimazole, the rate of patients who could not become euthyroid was 50,0 %. The rate of becoming euthyroid in the group treated with propranolol, methimazole, and L-T4 was 100 %, showing a statistically significant difference between the groups regarding the initiated treatment agent (p<0.05). The mean duration of becoming euthyroid for patients was 205,81 days. Conclusion: We have demonstrated that hypothyroid patients are diagnosed with autoimmune thyroiditis at an earlier age compared to euthyroid. We have shown that male gender is an important factor in autoimmune thyroiditis starting in the prepubertal period. We showed that serum anti-TG levels were significantly elevated in patients with very high TSH levels (>20 mIU/L). We demonstrated that L-T4 treatment is more successful than other treatment approaches.
Benzer Tezler
- Tip 1 diyabetli çocuk ve adolesanların etiyolojiden prognoza retrospektif değerlendirilmesi (1985-2004)
Retrospective evaluation of type 1 diabetic children and adolescents : from etiology to prognosis(1985-2004)
FİKRİ DEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
İstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Bir üniversite hastanesi sosyal pediatri polikliniğine başvuran 0-12 ay arası çocukların annelerinin D vitamini desteği hakkındaki bilgi, tutum ve davranışları
Knowledge, attitude and behavior of mothers of children aged 0-12 months visiting a university hospital social pediatrics policlinic towards vitamin D support
GÖKÇEN ÜLKÜ ŞİMŞEK
- Juvenil diabetes mellitus olgularında hasta ve ailesine uygulanan eğitimin, hastalığın kontrolü üzerine etkinliği
Başlık çevirisi yok
SEMRA ERDOĞAN
- Prostat adenokarsinomlarında psa değerlerinin gleason skor ve klinik evre ile ilişkisi
The relation between psa and gleason score and clinical phase in prostate adenocarsinoma
HACI HASAN ESEN
- İzmir ilinde tedavi gören tip 1 diyabetli çocukların epidemiyolojik özelliklerinin incelenmesi
Studying the epidemiologic characteristics of children with type-i diabetes being treated in İzmir
NAZLI ŞEBNEM ÇARKÇI