YOĞUN BAKIM HASTALARINDA KAN KOLESTEROL DÜZEYLERİ İLE SEPSİS VE PROGNOZU ARASINDAKİ İLİŞKİ
THE RELATIONSHIP BETWEEN BLOOD CHOLESTEROL LEVELS AND SEPSIS PROGNOSIS IN INTENSIVE CARE PATIENTS
- Tez No: 880325
- Danışmanlar: DOÇ. SİBEL DEMİRAL SEZER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: lipoprotein, mortalite, sepsis, sepsis lipidemisi, lipoprotein, mortality, sepsis, sepsis lipidemia
- Yıl: 2024
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İç Hastalıkları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç Sepsis, immun sistemin mevcut bir enfeksiyona bir dizi immun reaksiyonu tetiklemesi sonucu ortaya çıkan, kontrolsüz enflamasyon ve organ işlev bozukluğuna yol açan yüksek mortaliteye sahip hayatı tehdit eden bir durumdur. 2016 da güncellenen yeni kriterlere göre şüpheli/kanıtlı enfeksiyon varlığında qSofa veya Sofa kriterlerinde 2 puan ve üzeri artış sepsis olarak, MAP ≥65 mm Hg tutmak için vazopressor ihtiyacının olduğu persistan hipotansiyon ve yeterli volum resusitasyonuna rağmen serum laktat düzeyinin >2 mmol/L (18 mg/dL) olduğu durum ise septik şok olarak tanımlanır. Sepsis sürecinde hipertrigliseridemi ve hipokolesterolemi ile sonuçlanan "sepsis lipidemisi'' olarak adlandırılan bir klinik tablo ortaya çıkmaktadır. Çeşitli çalışmalarda sepsis lipidemisi kavramının yoğun bakımda yatan mortalite skorları yüksek seyreden kritik hastaların ciddiyetini gösteren bir biyogösterge olarak kullanılabileceği bildirilmiştir . Retrospektif olarak tasarlanmış bu tez çalışmamızda 2018-2023 yılları arasında Tepecik eğitim ve araştırma hastanesi dahiliye yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların yoğun bakım kabulü esnasında bakılan kan tetkiklerindeki kolesterol düzeylerinin; sepsis gelişmesi ve prognozu ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlaveten hastaların prognoz belirteci olarak kullanacağımız SOFA VE APACHE II skorları ve sağ kalım durumu ile kolesterol düzeyleri arasındaki ilişki de incelenecektir. Gereç ve Yöntemler Çalışmamızda dahiliye yoğun bakım ünitesinde 2018-2023 yılları arasında tedavi gören 308 kişi hasta grubu ve 161 kişi kontrol grubu olmak üzere toplam 469 hastanın adı-soyadı, protokol numaraları, yaşı, cinsiyeti, sepsis gelişme durumları, yoğun bakımda kalış süreleri, mortalite durumları, ek kronik hastalıkları, yoğun bakıma yatışlarının ilk 24 saati içinde sabah 08 de aç olarak bakılan HDL LDL T.kolesterol ve TG değerleri ve yatışlarının ilk 24 saati içinde hesaplanan APACHE-II ve SOFA skorları retrospektif olarak sistem kayıtları üzerinden incelenmiştir. Hasta grubu : 18 yaş üstü farklı klinik tanılar ile yatırılıp takiplerinde sepsis gelişen veya sepsis ön tanısı ile yatırılan hastalar, kontrol grubu ise 18 yaş üstü akut/ kronik kalp yetmezliği,kronik böbrek yetmezliği,karaciğer yetmezliği, akut solunum yetmezliği gibi klinik tanılar ile takipli ancak takiplerinde sepsis tablosu gelişmeyen hastalar olarak belirlenmiştir. Verilerin elektronik ortama aktarılması sonrası nicel değişkenlerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorov-Smirnov testi ile incelendi. Bağımsız gruplar normal dağılmayan değişkenler bakımından Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testi ile karşılaştırıldı Nitel değişkenler arasındaki ilişki ki kare analizi ile araştırıldı. Nitel değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistikler frekans (%) şeklinde ifade edildi. p<0.05 değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular Elde edilen verilere göre sepsis olanların %51,9'u ex olmuş, sepsis olmayanların hiçbiri ex olmamıştır. Sepsis olanların yaş ve yoğun bakım yatış süresi sepsis olmayanlardan daha fazladır. Sepsis olan ve olmayanlar cinsiyet dağılımı bakımından benzer özelliktedir (p=0,163). Sepsis olan bireylerden ex olmayanların total kolesterol, HDL ve LDL düzeyleri ex olanlardan ileri düzeyde anlamlı şekilde daha yüksektir (p<0,001). Sepsis olan bireyler içinde, ex olan ve olmayanlar arasında trigliserid düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur (p=0,350). Tek değişkenli Cox regresyon analizi sonuçları incelendiğinde total kolesterol, HDL ve LDL düzeyindeki artışın sepsis gelişen hastaları ex olmaya karşı sırasıyla 0,991; 0,959 ve 0,994 oranında koruduğu belirlenmiştir. Trigliserid değerlerinin sepsis gelişen hastaların ex olmasındaki etkisi istatistiksel olarak anlamlı değildir (p=0,497). Gruplar ikili ikili karşılaştırıldığında ise total kolesterol<110 HDL<40 ve LDL<62 olan bireylerin apache II ve sofa skorlarının diğer gruplardan anlamlı düzeyde daha yüksek ve sağkalım oranlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Sonuç Elde ettiğimiz veriler ışığında sepsiste ex olmayanların sepsis öncesi bakılan serum HDL LDL ve T.Kolesterol düzeylerinin ex olanlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu, başka bir deyişle bu lipoproteinlerin yüksek düzeylerinin ex olmaya karşı belli oranlarda koruyucu olabileceğini aynı zamanda APACHE-II ve SOFA skorlarına eklenmeleri halinde mortalite ve prognoz tahmininde daha doğru sonuçlar elde edilerek yararlı olabileceklerini saptadık.Trigliserid düzeyleri için ise mortalite bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanamadı.
Özet (Çeviri)
Aim Sepsis is a life-threatening condition characterized by uncontrolled inflammation and organ dysfunction, resulting from a series of immune reactions triggered by an existing infection in the immune system. It has a high mortality rate. According to the updated criteria in 2016, sepsis is defined as a suspected or proven infection with an increase of 2 points or more in qSOFA or SOFA criteria. Septic shock is defined as persistent hypotension requiring vasopressor support to maintain a mean arterial pressure (MAP) of ≥65 mm Hg, and despite adequate volume resuscitation, the serum lactate level remains >2 mmol/L (18 mg/dL). In the course of sepsis, a clinical condition referred to as“sepsis lipemia”emerges, resulting in hypertriglyceridemia and hypocholesterolemia. Various studies have reported that the concept of sepsis lipemia can be utilized as a biomarker indicating the severity of critically ill patients with high mortality scores in intensive care units . In our retrospectively designed thesis study, we aimed to investigate the relationship between cholesterol levels in blood tests performed during the admission to the intensive care unit of Tepecik Training and Research Hospital's internal medicine intensive care unit between 2018 and 2023, and the development and prognosis of sepsis. Additionally, we will examine the relationship between cholesterol levels and prognostic indicators such as SOFA and APACHE II scores, as well as survival status in patients. Materials and Methods In our study, a total of 469 patients, including 308 individuals in the patient group and 161 in the control group, who received treatment in the internal medicine intensive care unit between 2018 and 2023, were retrospectively examined through system records. The following information was analyzed for each patient within the first 24 hours of admission to the intensive care unit: full name, protocol numbers, age, gender, sepsis development status, duration of stay in the intensive care unit, mortality status, additional chronic diseases, and HDL, LDL, total cholesterol, and triglyceride values measured in the morning at 08:00 while fasting, as well as APACHE-II and SOFA scores calculated within the first 24 hours of admission. The patient group consists of individuals aged 18 and above who were admitted with different clinical diagnoses and developed sepsis during their follow-ups or were admitted with a pre-diagnosis of sepsis. The control group, on the other hand, includes individuals aged 18 and above who were monitored for clinical diagnoses such as acute/chronic heart failure, chronic kidney failure, liver failure, acute respiratory failure, but did not develop a sepsis condition during their follow-ups. After transferring the data to an electronic platform, the normal distribution suitability of quantitative variables was examined using the Kolmogorov-Smirnov test. Comparisons for non-normally distributed variables between independent groups were conducted using the Mann-Whitney U test and the Kruskal-Wallis H test. The relationship between qualitative variables was explored through chi-square analysis. Descriptive statistics for qualitative variables were expressed in terms of frequency (%). p-values less than 0.05 were considered statistically significant. Results According to the obtained data, 51.9% of those with sepsis have experienced ex (presumably referring to an unspecified event or outcome), while none of those without sepsis have experienced ex. The individuals with sepsis have a higher average age and a longer duration of intensive care unit stay compared to those without sepsis. There is a similarity in gender distribution between those with sepsis and those without sepsis (p=0.163). Individuals with sepsis who did not experience ex have significantly higher levels of total cholesterol, HDL, and LDL compared to those who experienced ex (p<0.001). Among individuals with sepsis, there is no statistically significant difference in triglyceride levels between those who experienced ex and those who did not (p=0.350). Upon examining the results of univariate Cox regression analysis, it was determined that an increase in total cholesterol, HDL, and LDL levels provides protection against ex in patients who developed sepsis, with respective hazard ratios of 0.991, 0.959, and 0.994. The effect of triglyceride values on the occurrence of ex in patients who developed sepsis is not statistically significant (p=0.497). When groups were compared pairwise, individuals with total cholesterol <110, HDL <40, and LDL <62 had significantly higher Apache II and SOFA scores and lower survival rates compared to other groups (p<0.001). Conclusion: In light of the obtained data, we found that individuals without ex in sepsis had statistically significantly higher levels of serum HDL, LDL, and total cholesterol before sepsis compared to those with ex. In other words, elevated levels of these lipoproteins may have a protective effect against ex to a certain extent. Additionally, when added to APACHE-II and SOFA scores, these lipoproteins could potentially contribute to obtaining more accurate results in predicting mortality and prognosis, proving to be beneficial. As for triglyceride levels, no statistically significant difference was observed in terms of mortality.
Benzer Tezler
- Kritik yoğun bakım hastalarında plazma serbest DNA konsantrasyonunun prognostik değeri
Plasma free DNA concentration as a prognostic marker in critically III intensive care unit (ICU) patients
BAŞAK CEYDA ORBEY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Anestezi ve ReanimasyonAnkara ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HANDAN CUHRUK
- Kronik kalp yetmezliği olan hastalarda uzun süreli nutrisyonel destek uygulamalarının biyokimyasal parametreler, morbidite ve mortalite üzerine etkilerinin araştırılması
Investigation of the effects of long-term nutritional supplementation on biochemical parameters, morbidity and mortality in patients with chronic heart failure
BUKET ÖZYAPRAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Anestezi ve ReanimasyonSağlık BakanlığıAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
DR. AYŞE BAYSAL
- Deneysel peritonit oluşturulan ratlarda Simvastatin'in akciğer hasarı üzerindeki etkileri
The effect of simvastatin on pulmonary damage in experimental peritonitis in rats
ÇETİN ALTUNAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Genel CerrahiKırıkkale ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. H. FATİH AĞALAR
- Sepsisli hastalarda omega-3 yağ asidi ile desteklenmiş total parenteral beslenmenin biyokimyasal ve inflamatuar parametrelere etkisi
Effect of omega-3 fatty acids enriched total parenteral nutrition on biochemical and inflammatory parameters of patients with sepsis
SAADET GAMZE AKÇA
Yüksek Lisans
Türkçe
2008
Beslenme ve DiyetetikErciyes ÜniversitesiBeslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HABİBE ŞAHİN
- Akut pankreatit tanısıyla iç hastalıkları kliniğinde yatan hastalarda laktat albümin oranı ve naples prognostik skoru ile prognoz arasındaki ilişkinin araştırılması
Investigation of the relationship between lactate album ratio and naples prognostic score and prognosis in patients housed in the internal medicine clinic with a diagnosis of acute pancreatitis
MELİKE ASLAN ÇOLAKOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SÜLEYMAN BAŞ