Geri Dön

L-karnitinin yanık staz zonu üzerinde etkisinin araştırılması

Investigation of the effects of L-carnitine on the burn stasis zone

  1. Tez No: 914764
  2. Yazar: BAHADIR ÇAKIR
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MUSTAFA AKYÜREK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi, Plastic and Reconstructive Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Yanık, Yanık staz zonu, L-karnitin, Cerrahi-plastik, Burn, Burn stasis zone, L-carnitine, Surgery-plastic
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Dünya sağlık örgütü tarafından yanık: ısı veya radyasyon, radyoaktivite, elektrik, sürtünme veya kimyasal maddelerle temas nedeniyle ciltte veya diğer organik dokularda meydana gelen bir yaralanmadır [1]. Yanık tedavisinde temel amaç, hasarlı doku miktarını en aza indirmektir. 1953 yılında Jackson, yanık nedeniyle etkilenmiş dokuları, hasarın şiddeti ve kan akımı değişimlerine göre üç bölgeye ayırmıştır. Bu bölgeler; koagülasyon, hiperemi ve staz zonları olarak adlandırılmıştır. Yanık tedavisinde koagülasyon zonu tedavi yöntemlerinden etkilenmezken, hiperemi zonu herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan kendiliğinden iyileşmektedir. Bu nedenle, yanık vakalarında staz zonu, yani ara bölge, tedavi için ana hedef haline gelmektedir. Otofaji, sitoplazmik materyallerin lizozoma iletildiği ve lizozomda parçalandığı başlıca hücre içi bozunma sistemidir. Bununla birlikte, otofajinin amacı malzemelerin basit bir şekilde ortadan kaldırılması değildir, bunun yerine otofaji, yıkım sonucu oluşan malzemeleri kullanarak üreten dinamik bir geri dönüşüm sistemi olarak hizmet eder [2][3]. Yanık staz zonu üzerinde litetürde farklı ajanlar ile çalışılmasına rağmen klinikte kullanımı olan bir ajan yer almamaktadır. Çalışmamızda L-karnitin yolu ile hücrenin enerji metabolizmasının düzenlenmesini sağlanarak; otofaji yolağının aktive olmasını ve yanık staz zonunda etkilenen alanın azaltılmasını amaçlamaktayız. Böylece yanığa sekonder tedavi maliyetlerinin azaltılmasını ve L-karnitinin yanık tedavi algoritmasında etkin bir ajan olarak kullanılmasını amaçlamaktayız. Materyal-Metod: Çalışmada 40 adet 250-350 gr ağırlığında Wistar Albino cinsi erkek sıçan kullanıldı. Ketamin ve ksilazin ile anestezi sağlandıktan sonra hayvanların sırt bölgeleri traş edildi. Uygun antiseptik uygulama sonrası Regas ve Ehrlich'in tanımladığı Comb yanık modeline uygun olarak yanık ve staz bölgesi oluşturuldu. Yanık prosedürü sonrası sıçanlar her grupta 10 tane olacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Grup 1: kontrol grubu, herhangi bir işlem uygulanmadı. Grup 2: sham grubu, yanık modeli oluşturuldu fakat herhangi bir tedavi uygulanmadı. Grup 3: İntraperitoneal grup, yanık prosedürü sonrası 100 mg/kg L-carnitin intraperitoneal olarak verildi. Grup 4: Gavaj grubu, Yanık prosedürü sonrası 300 mg/kg L-carnitin oral gavaj olarak verildi. Yanıktan 24 ve 72 saat sonra tüm sıçanların kaudal yanık staz zonundan anestezi altında 0.5x0.5 cmlik deri dokusu ve immunhistokimyasal analizler için kan örneği alındı. Alınan materyallerde histopatolojik olarak yanık derinliği, inflamasyon yoğunluğu, ülserasyon, nekroz, epitelizasyon ve ödem parametreleri incelendi. İmmunohistokimya boyama ile Beclin-1 TUNEL, Caspase-3 ve TGF-B seviye ölçümü yapıldı. Oksidatif stress parametreleri olarak myloperoksidaz (MPO) ve malondialdehit (MDA) seviyeleri ölçülerek değerlendirildi. Yanık prosedüründen 72 saat sonunda tüm sıçanlara ketamine ve ksilazin ile anestezi altında servikal dislokasyon metodu ile ötenazi uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda yanık patofizyolojisinde yer alan inflamasyon, ülser, nekroz, epitelizasyon, ödem ve yanık derinliği parametrelerini H&E (Hematoksilen-Eozin) ve MT (Masson Trikrom) boyama ile inceledik. 24. saatte nekroz, ödem ve yanık derinliği parametrelerinde İP grubunda, diğer gruplara kıyasla anlamlı bir fark olduğu gözlenmiştir (p<0.05). 72. saatte sham grubu ile tedavi grupları kıyaslandığında hem gavaj hem de intraperitoneal grupta nekroz oranının azaldığı ve epitelizasyonun arttığı gözlenmiştir. Ayrıca İP grubunda bu bulgulara ek olarak ülserasyon ve yanık derinliğinin de diğer gruplara göre anlamlı derece azaldığı görülmüştür. TUNEL değerlendirmede 24. Saatte apoptozis seviyelerinin İP grubunda diğer gruplara göre en az ortalamada olduğu gözlenmiştir. Beclin değerleri incelendiğinde ilk 24 saatte sadece kontrol ve sham grubu arasında anlamlı bir fark olmasına rağmen; 72. Saatte İP grubu ve sham grubu arasında anlamlı bir fark mevcuttur. Oksidatif stres değerleri olarak ölçülen MPO ve MDA değerleri 24. saatte İP grubunda, gavaj ve kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşük seviyede belirlenmiştir. Sonuç: L-karnitinin yanık tedavisinde staz zonunun geri kazanılması, hücre hasarının azaltılması, doku yenilenmesinin hızlandırılması ve enflamatuvar süreçlerin kontrol altına alınmasındaki potansiyel rolü ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, L-karnitinin antioksidan ve mitokondriyal enerji metabolizmasını düzenleyici özellikleri sayesinde, yanık alanlarının küçültülmesi ve bu durumun yol açabileceği komplikasyonların önlenmesiyle hem morbidite hem de mortalite oranlarının düşürülmesinde etkili bir ajan olabileceği öngörülmektedir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Burn injuries, as defined by the World Health Organization, are injuries to the skin or other organic tissues caused by heat, radiation, radioactivity, electricity, friction, or contact with chemical substances [1]. The primary goal in burn treatment is to minimize the amount of damaged tissue. In 1953, Jackson categorized tissues affected by burns into three zones based on the severity of the damage and changes in blood flow. These zones are referred to as the coagulation, hyperemia, and stasis zones. In burn treatment, the coagulation zone is not affected by treatment methods, while the hyperemia zone heals on its own without requiring intervention. Therefore, the stasis zone, or the intermediate zone, becomes the main target for treatment in burn cases. Autophagy is the primary intracellular degradation system in which cytoplasmic materials are delivered to the lysosome and broken down. However, the purpose of autophagy is not merely the simple removal of materials. Instead, autophagy functions as a dynamic recycling system that uses the materials generated through degradation to produce new components [2][3]. Although different agents have been studied in the literature for their effects on the burn stasis zone, no clinically applicable agent has been identified. In this study, we aim to regulate the energy metabolism of cells through L-carnitine, activate the autophagy pathway, and reduce the affected area in the burn stasis zone. This would help reduce secondary treatment costs associated with burns and establish L-carnitine as an effective agent in burn treatment algorithms. Materials and Methods: The study was conducted with 40 male Wistar Albino rats weighing 250–350 grams. After anesthesia with ketamine and xylazine, the rats' back regions were shaved. Following appropriate antiseptic application, a burn and stasis zone were created in accordance with the Comb burn model defined by Regas and Ehrlich. After the burn procedure, the rats were divided into four groups, each containing ten rats: Group 1: Control group, no intervention. Group 2: Sham group, burn model created but no treatment applied. Group 3: Intraperitoneal group, 100 mg/kg L-carnitine administered intraperitoneally after the burn procedure. Group 4: Gavage group, 300 mg/kg L-carnitine administered orally via gavage after the burn procedure. At 24 and 72 hours post-burn, skin tissue (0.5x0.5 cm) from the caudal burn stasis zone and blood samples for immunohistochemical analysis were collected under anesthesia from all rats. Histopathological evaluations were conducted to assess burn depth, inflammation intensity, ulceration, necrosis, epithelialization, and edema parameters in the collected samples. Immunohistochemistry staining was performed to measure levels of Beclin-1, TUNEL, Caspase-3, and TGF-B. Oxidative stress parameters such as myeloperoxidase (MPO) and malondialdehyde (MDA) levels were also measured and evaluated. At 72 hours post-burn, all rats underwent euthanasia under anesthesia via cervical dislocation. Results: In our study, we evaluated inflammation, ulceration, necrosis, epithelialization, edema, and burn depth parameters involved in burn pathophysiology using H&E (Hematoxylin-Eosin) and MT (Masson's Trichrome) staining. At 24 hours, significant differences in necrosis, edema, and burn depth parameters were observed in the IP group compared to other groups (p<0.05). At 72 hours, comparing the sham group with the treatment groups revealed reduced necrosis and increased epithelialization in both the gavage and intraperitoneal groups. Additionally, in the IP group, ulceration and burn depth were significantly reduced compared to other groups. In TUNEL evaluation, the apoptosis levels at 24 hours were the lowest on average in the IP group compared to other groups. While there was a significant difference in Beclin levels between the control and sham groups at 24 hours, a significant difference was noted between the IP and sham groups at 72 hours. For oxidative stress parameters, MPO and MDA levels measured at 24 hours were significantly lower in the IP group compared to the gavage and control groups. Conclusion: L-carnitine plays a potential role in burn treatment by recovering the stasis zone, reducing cellular damage, accelerating tissue regeneration, and controlling inflammatory processes. Additionally, with its antioxidant and mitochondrial energy metabolism-regulating properties, L-carnitine could effectively reduce burn areas, prevent complications, and thereby decrease morbidity and mortality rates.

Benzer Tezler

  1. L-karnitinin oral mukozada yara iyileşmesi üzerine etkisinin farklı yöntemlerle incelenmesi

    Investigation of the effects of L-carnitine on oral mucosal wound healing by using different methods

    ATİFET HARİKA KÖKLÜ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Diş HekimliğiGazi Üniversitesi

    Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DİLEK AYNUR UĞAR ÇANKAL

  2. Streptozotosin ile diyabet geliştirilmiş sıçanlarda L-karnitinin protein oksidasyonu üzerine etkisi.

    The effects of L-carnitine on protein oxidation of streptozotocn-induced diabetic rats.

    GÜLBEN SAYILAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    BiyokimyaTrakya Üniversitesi

    Sağlık Bilimleri Bölümü

    DOÇ. DR. SEVGİ ESKİOCAK

  3. Mısır (Zea mays L.) bitkisinin üşümeye direnci üzerine karnitinin etkilerinin lipid ve solunum metabolizması ile bağlantılı olarak araştırılması

    Investigation of the carnitine effects on chilling resistance of maize (Zea mays L.) plant in connection with lipid and respiratory metabolism

    HÜLYA TÜRK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    BotanikAtatürk Üniversitesi

    Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. RAHMİ DUMLUPINAR

  4. Sıçanlarda L-karnitin desteğinin kullanılmamaya bağlı kas atrofisine etkileri

    The effects of L-carnitine on disuse muscle atrophy on rats

    ÖZGÜR SÜRENKÖK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2007

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonHacettepe Üniversitesi

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. NEVİN ERGUN

  5. Erken antrasiklin kardiotoksisitesinin renkli doppler ekokardiyografi ile izlemi ve karnitinin karrdioprotektif etkisinin araştırılması

    The Observation of early anthracycline cardiotoxicity with doppler echocardiography and the investigation of cardioprotective effect of carnitine

    PINAR BALGÖZ ERGÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. GÜLAY AHUNBAY

    PROF.DR. İNCİ YILDIZ