Geri Dön

Karaciğer yağlanması olan hastalarda, ultrasonografik olarak tespit edilen yağlanma derecesi ile biyokimyasal fibrozis ve inflamasyon belirteçlerinin ilişkisinin incelenmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 915161
  2. Yazar: CANBERK ÇOBANOĞLU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. GÖKTUĞ ŞİRİN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: NAFLD, Ultrasonografi, İnflamasyon, Fibrosis, NAFLD, Ultrasonography, Inflammation, Fibrosis
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kocaeli Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), aşırı alkol tüketimi olmadığı ve karaciğer hastalığının diğer nedenleri bulunmadığı halde, karaciğerde yağ birikiminin var olmasıyla karakterize bir durum olup, birçok popülasyonda yağlı karaciğerin en yaygın nedenidir ve yüksek prevalansı artmaya devam etmektedir. Karaciğer biyopsisi yapılarak karaciğerden doku örneği alınması, alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı tanısı için altın standart olmasına rağmen, kanama ve organ hasarına yol açma potansiyeli ve ek maliyetleri nedeniyle, genel popülasyonu içeren çalışmalarda rutin olarak kullanılması her zaman mümkün olmamaktadır. Alternatif bir yöntem olarak, karaciğerin ultrason ile incelenmesi, invaziv olmayan (doku hasarı oluşturmayan), nispeten ucuz ve yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. NAFLD' ye sahip olduğundan şüphelenilen hastaların taraması amacıyla erken dönemde kullanımı, giderek daha fazla kabul görmektedir. Çalışmamızda, yağlı karaciğer hastalığı bulunan bireylerde, ultrasonografik olarak tespit edilen yağlanma derecesi ile standart olarak hesaplanan biyoşimik karaciğer sertleşmesi (fibrozis) ve inflamasyon göstergeleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Materyal ve metod: 2017-2023 yılları arasında yağlı karaciğer hastalığı tanısı konmuş hastalar tarandı ve çalışmaya dahil kriterlerine uyan 253 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastane otomasyon sistemindeki kayıtları, e nabız verileri, yapılan biyoşimik tetkikler (hemogram, CRP, biyokimya, seroloji, hormon ölçümleri) ve abdomen ultrasonografik görüntülemeleri ve varsa karaciğer biyopsileri retrospektif olarak tarandı. Hastane laboratuvarında kayıtlı biyoşimik (non-invaziv) serum test sonuçları kullanılarak, standart biyoşimik karaciğer sertleşmesi (fibrozis) ve inflamasyon göstergeleri (serum biyobelirteçleri) ((FIB-4, APRİ, NLR (Nötrofil/Lenfosit oranı), CAR (CRP/Albümin oranı), Sistemik İmmün İnflamatuar İndeks(Sİİ)) hesaplandı. Karaciğer yağlanması açısından hastalar, ultrasonografik derecelendirilmesine göre, 3 grupta (grade1-2-3) sınıflanarak incelendi. Bu 3 hasta grubu birbiri içinde, biyoşimik karaciğer sertleşmesi (fibrozis) ve inflamasyon göstergeleri (serum biyobelirteçleri) açısından kıyaslanacak ve istatiksel olarak incelendi. Çalışmamızda, yağlı karaciğer hastalığı bulunan bireylerde, ultrasonografik olarak tespit edilen yağlanma derecesi ile standart olarak hesaplananbiyoşimik karaciğer sertleşmesi (fibrozis) ve inflamasyon göstergeleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi ve incelemeyi amaçladık. Bulgular: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Gastroenteroloji polikliniğine 01/01/2017- 31/12/2023 tarihleri arasında başvurmuş ve yağlı karaciğer tanısı almış olan 331 hasta retrospektif incelendi. İnceleme sonucunda çalışmaya dahil etme kriterlerine uyan 253 hasta çalışmaya alındı. Hastalar ultrasonografi karaciğer yağlanma derecelerine göre grade 1, rade 2 ve grade 3 olarak 3 grupta incelendi. 253 hastanın yaş ortalaması 54,7 ± 11,5 olarak bulundu. Hasta sayısı incelendiğinde kadın hastaların sayısı %50,6 (n=128) ve erkek hastaların sayısı %49,4 (n=125) olarak saptandı. Hastaların başvuru ultrasonografik verileri incelendiğinde grade 1 yağlı karaciğer olan hasta sayısı %33,2(n=84), grade 2 yağlı karaciğer görülen hasta sayısı %33,6 (n=85) ve grade 3 yağlı karaciğer görülen hasta sayısı %33,2 (n=84) olarak bulundu. Cinsiyet açısından incelendiğinde kadın cinsiyette 3 grup arasında kıyaslandığında grade 3 grubunda kadın hastaların oranı grade 1'deki hasta oranına göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur(p=0,014). Hastalar kilo açısından değerlendiğinde grade 3 hasta grubu kilo açısından grade 1 hasta grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,001). Hastalar VKİ açısından değerlendirildiğinde grade 3 hasta grubu grade 1 hasta grubuna göre VKİ açısından anlamlı derecede yüksek bulundu(p<0,001).Hastalar diyabet açısından değerlendiğinde grade 3 hasta grubundaki diyabet oranı grade 1 hasta gurubuna göre anlamlı farklılık olacak derecede yüksek saptanmıştır (p=0,014).Hastalar lenfosit açısından değerlendirildiğinde grade 2 ve grade 3 hastalarında grade 1 hastalarına göre anlamlı farklılık olacak derecede yükseklik saptanmıştır (p=0,002 ve p<0,001). Hastalar AST açısından incelendiğinde grade 2 ve grade 3 hastalarında grade 1 hastalarına göre anlamlı farklılık olacak derecede yükseklik bulunmuştur (p=0,044 ve 0,002). Hastalar ALT açısından incelendiğinde grade 2 ve grade 3 hasta grubunda grade 1 hasta grubuna göre ALT değeri anlamlı farklılık olacak derecede yüksek saptanmıştır. (p=0,003 ve <0,001). Hastalar CRP açısından değerlendirildiğinde grade 3 hasta grubunda grade 1 hasta grubuna göre CRP değerleri anlamlı farklılık olacak derecede yüksek saptanmıştır(p=0,009). Bu 3 grup hasta NLR açısından değerlendiğinde grade 1 grubunda grade 2 ve grade 3 grubuna göre anlamlı farklılık olacak derecede yüksek saptanmıştır (p=0,008 ve 0,024). Hastalar PLR açısından değerlendirildiğinde grade 1 hasta grubunda grade 2 ve grade 3 hasta grubuna göre anlamlı farklılık olacak şekilde yüksek saptanmıştır. (p=0,002 ve 0,003).Bu 3 grup hasta AST/ALT oranı değerlendiğinde grade 1 hasta grubunda grade 2 ve grade 3 hasta gruplarına göre anlamlı farklılık olacak şekilde yüksek bulunmuştur (p=0,001 ve 0,008). Sonuç: Çalışmamıza dahil edilen hastalar non-alkolik yağlı karaciğer tanısı mevcut olan hastalardı ve hastalar ultrasonografik yöntemle belirlenmiş hepatosteatoz derecelerine gruplara ayrıldı. Hepatik fibrozis belirteçleri, inflamasyon belirteçleri ve biyokimyasal belirteçler hasta grupları arasında incelendi. Ultrasonografik hepatosteatoz derecesi arttıkça kilo, VKİ, diyabet, AST, ALT, CRP, lenfosit değerlerinin arttığı görüldü, kadın cinsiyette hepatik steatoz derecesinin artışıyla hasta sayısının artışı istatistiksel olarak anlamlı görüldü.

Özet (Çeviri)

Objective: Non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD), a condition characterized by the presence of fatty deposits in the liver in the absence of excessive alcohol consumption and other causes of liver disease, is the most common cause of fatty liver in many populations and its high prevalence continues to increase. Although liver biopsy to obtain a tissue sample from the liver is the gold standard for the diagnosis of non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD), it is not always routinely used in studies involving the general population due to its potential for bleeding and organ damage and its additional costs. As an alternative method, ultrasound examination of the liver is a non-invasive (non-tissue damaging), relatively inexpensive and widely used method. Its early use for screening patients suspected of having NAFLD is becoming increasingly accepted. In our study, we aimed to evaluate the relationship between ultrasonographically detected degree of adiposity and standardly calculated biosimic indicators of liver hardening (fibrosis) and inflammation in individuals with fatty liver disease. Material and method: Patients diagnosed with fatty liver disease between 2017 and 2023 were screened and 253 patients who met the inclusion criteria were included in the study. Their records in the hospital automation system, e-nabız data, biochemical tests (hemogram, CRP, biochemistry, serology, hormone measurements), abdominal ultrasonographic imaging and liver biopsies, if available, were retrospectively reviewed. Standard biosimic indicators of liver hardening (fibrosis) and inflammation (serum biomarkers) ((FIB-4, APRI, NLR (Neutrophil/Lymphocyte ratio), CAR (CRP/Albumin ratio), Systemic Immune Inflammatory Index (SII)) were calculated using biosimic (non- invasive) serum test results recorded in the hospital laboratory. In terms of fatty liver disease, patients were classified into 3 groups (grade1-2-3) according to ultrasonographic grading. These 3 patient groups were compared and statistically analyzed in terms of biosimic liver stiffening (fibrosis) and inflammation indicators (serum biomarkers).In our study, we aimed to evaluate and examine the relationship between ultrasonographically detected degree of fatty liver disease and standardly calculated biosimic liver stiffening (fibrosis) and inflammation indicators in individuals with fatty liver disease. Results: We retrospectively analyzed 331 patients who were admitted to Kocaeli University Faculty of Medicine Hospital Gastroenterology outpatient clinic between 01/01/2017 and 31/12/2023 and diagnosed with fatty liver disease. As a result of the examination, 253 patients who met the inclusion criteria were included in the study. Patients were analyzed in 3 groups as grade 1, grade 2 and grade 3 according to the degree of ultrasonography fatty liver. The mean age of 253 patients was 54.7 ± 11.5 years. The number of female patients was 50.6% (n=128) and the number of male patients was 49.4% (n=125). When the admission ultrasonographic data of the patients were analyzed, the number of patients with grade 1 fatty liver was 33.2% (n=84), the number of patients with grade 2 fatty liver was 33.6% (n=85) and the number of patients with grade 3 fatty liver was 33.2% (n=84). When analyzed in terms of gender, the proportion of female patients in the grade 3 group was found to be significantly higher than the proportion of patients in grade 1 (p=0.014). When the patients were evaluated in terms of weight, grade 3 patient group was significantly higher than grade 1 patient group in terms of weight (p<0.001). When the patients were evaluated in terms of BMI, the grade 3 patient group was found to be significantly higher in terms of BMI than the grade 1 patient group (p<0.001).When the patients were evaluated in terms of diabetes, the rate of diabetes in the grade 3 patient group was found to be significantly higher than the grade 1 patient group (p=0.014).When the patients were evaluated in terms of lymphocytes, grade 2 and grade 3 patients were found to be significantly higher than grade 1 patients (p=0.002 and p<0.001). When the patients were analyzed in terms of AST, a significant difference was found in grade 2 and grade 3 patients compared to grade 1 patients (p=0.044 and 0.002). When the patients were analyzed in terms of ALT, ALT values were found to be significantly higher in grade 2 and grade 3 patients compared to grade 1 patients (p=0.003 and <0.001). When the patients were evaluated in terms of CRP, CRP values were found to be significantly higher in the grade 3 patient group compared to the grade 1 patient group (p=0.009). When these 3 groups of patients were evaluated in terms of NLR, it was found to be significantly higher in the grade 1 group than in the grade 2 and grade 3 groups (p=0.008 and 0.024). When the patients were evaluated in terms of PLR, it was found to be significantly higher in the grade 1 patient group than in the grade 2 and grade 3 patient groups (p=0.002 and 0.003). When these 3 groups of patients were evaluated in terms of AST/ALT ratio, it was found to be significantly higher in the grade 1 patient group than in the grade 2 and grade 3 patient groups (p=0.001 and 0.008). Conclusion: The patients included in our study were diagnosed with non-alcoholic fatty liver disease and were divided into groups according to the degree of hepatosteatosis determined by ultrasonographic method. Hepatic fibrosis markers, inflammation markers and biochemical markers were analyzed between patient groups. It was observed that weight, BMI, diabetes, AST, ALT, CRP, lymphocyte values increased with increasing ultrasonographic hepatosteatosis grade, and the increase in the number of patients with increasing hepatic steatosis grade in female gender was statistically significant.

Benzer Tezler

  1. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığında serum ürik asit düzeyleri ile yağlanma şiddeti, metabolik risk faktörleri ve fruktoz tüketimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

    The relationship between serum uric acid, the degree of fatty li̇ver disease, metabolic risk factors and the consumption of beverages with fructose in non alcoholic fatty liver disease

    SEDA PIHTILI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    GastroenterolojiFırat Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM HALİL BAHÇECİOĞLU

  2. Nonalkolik yağlı karaciğer hastalarında portal ven akım formları

    Evaluation of portal vein flow forms in patients with nonalcoholic fatty liver disease

    CEMİLE YOLAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Radyoloji ve Nükleer TıpKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MÜRVET YÜKSEL

  3. Obez, prediyabetik ve diyabetik hastalarda nonalkolik yağlı karaciğer hastalığının şiddetinin metabolik parametreler ile ilişkisi

    The relationship of the severity of nonal-colic fatty liver disease and metabolic parameters in obese, prediabetic and diabetic patients

    ABDULVAHAP HOHLUOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıFırat Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM HALİL BAHÇECİOĞLU

  4. Non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı ile sistatin c, neutrophil gelatinase-associated lipocalin (NGAL) arasındaki ilişki

    Başlık çevirisi yok

    İLYAS PIRTI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    GastroenterolojiBozok Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ELİF BÖREKCİ