Geri Dön

Venöz çapı 10 mm ve üzeri olan kronik venöz yetmezlikli hastalara uygulanan endovenöz radyofrekans ablasyon ve siyanoakrilat ablasyon tedavilerinin etkinliklerinin ve sonuçlarının karşılaştırılması

Comparison of effectiveness and results of endovenous radiofrequency ablation and cyanoacrylate ablation treatments applied to patients with chronic venous insufficiency with a venous diameter of 10 mm and above

  1. Tez No: 923885
  2. Yazar: RECEP BERAT ÇİÇEK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ALPTEKİN YASIM
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi, Thoracic and Cardiovascular Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Kronik venöz yetmezlik (KVY), alt ekstremite venöz sisteminde fonksiyonel ve anatomik bozukluklar sonucunda gelişen, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Günümüzde endovenöz ablasyon yöntemleri, geleneksel cerrahi tedaviye alternatif olarak KVY tedavisinde yaygın şekilde kullanılmaktadır. Çalışmamızda, ven çapı 10 mm ve üzerindeki hastalarda uygulanan radyofrekans ablasyon (RFA) ve siyanoakrilat ablasyon (SAA) yöntemlerinin klinik ve anatomik etkinliklerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu retrospektif çalışmaya, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'nde 2013-2024 yılları arasında KVY tanısı ile tedavi edilen ve ven çapı 10 mm ve üzeri olan 445 hasta dahil edilmiştir. Hastaların 248'ine RFA, 197'sine ise SAA uygulanmıştır Preoperatif ve postoperatif 6. ay, 1. yıl ve 5. yıl takiplerinde Doppler ultrasonografi ile oklüzyon oranları incelendi. , prosedürel ağrı VAS ile değerlendirldi. komplikasyonlar,işe dönüş zamanı, CEAP skorları ve yaşam kalitesi skorları (VCSS, AVVQ) değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 22 programında yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Hastaların preoperatif damar çapları RFA grubunda 13,65 ± 2,34 mm, SAA grubunda 13,57 ± 2,23 mm olarak ölçüldü ve iki grup arasında fark saptanmadı. Altıncı ay ve birinci yıl takip sonuçlarına göre, SAA grubunda total oklüzyon oranı (%97,49 ve %94,56), RFA grubuna (%92,72 ve %92,23) kıyasla daha yüksekti. 5. yıl oklüzyon oranı SAA grubunda (%86,19) RFA grubuna (%88,35) kıyasla daha düşük olduğu görüldü. Ancak 6.ay 1.yıl ve 5. yılda iki grup arasında oklüzyon oranları açısından anlamlı fark bulunmadı. İşlem süresi SAA grbunda belirgin şekilde daha kısa bulundu (SAA 11,2±2,3 dk; RFA 19,7±3,1 dk). İşlem sırasında algılanan ağrı düzeyi (VAS) SAA grubunda daha düşük olduğu görüldü (SAA 1,34 ± 1,04; RFA 2,51 ± 1,18,). İşe dönüş zamanı SAA grubunda daha kısaydı (RFA 2,60 ± 1,46 gün, SAA 1,84 ± 1,27 gün). Komplikasyon oranları SAA grubunda %4,6, RFA grubunda %12,4 olup, fark istatistiksel olarak anlamlıydı. CEAP, AVVQ ve VCSS skorları preop değerleri benzer olup her iki grupta da benzer iyileşme gözlendi. Ancak 6. ayda RFA grubunda VCSS anlamlı olarak daha düşük bulundu, 1. Yıl ve 5. Yılda ise gruplar arasında fark saptanmadı. 5. yıl sonunda tekrar işlem gereksinimi açısından iki grup arasında anlamlı fark izlenmedi. Sonuç: Hem RFA hem de SAA yöntemleri, geniş çaplı venlerde etkin ve güvenli tedavi seçenekleri sunmaktadır. Erken dönemde SAA grubunda oklüzyon oranları daha yüksek, uzun dönemde ise RFA'nın oranı daha yüksek bulunmuş, ancak istatistiksel olarak iki yöntem arasında anlamlı fark saptanmamıştır. SAA, daha kısa işlem süresi, daha az prosedürel ağrı, daha hızlı işe dönüş ve daha düşük komplikasyon oranları ile avantaj sağlamıştır. Uzun dönem rekanalizasyon oranları, prosedürel hasta konforu ve klinik iyileşme dinamikleri göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmiş tedavi stratejileri geliştirilmelidir. Gelecekte, özellikle geniş çaplı venlerde uzun dönem etkinliği ve hasta memnuniyetini değerlendiren randomize kontrollü çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Özet (Çeviri)

Introduction: Chronic venous insufficiency (CVI) is a disease that develops as a result of functional and anatomical disorders in the lower extremity venous system and negatively affects the quality of life. Currently, endovenous ablation methods are widely used in the treatment of CVF as an alternative to traditional surgical treatment. In our study, we aimed to compare the clinical and anatomical efficacy of radiofrequency ablation (RFA) and cyanoacrylate ablation (SAA) methods in patients with a vein diameter of 10 mm or more. Material and Method: This retrospective study included 445 patients with a vein diameter of 10 mm or more who were treated for CVD in the Cardiovascular Surgery Clinic of Kahramanmaraş Sütçü İmam University Health Practice and Research Hospital between 2013 and 2024. RFA was performed in 248 and SAA in 197 patients. Occlusion rates were analyzed by Doppler ultrasonography at preoperative and postoperative 6th month, 1st year and 5th year follow-up. Complications, time to return to work, CEAP scores and quality of life scores (VCSS, AVVQ) were evaluated. Statistical analyses were performed in SPSS 22 program and significance level was accepted as p<0.05. Results:The preoperative vessel diameters were 13.65 ± 2.34 mm in the RFA group and 13.57 ± 2.23 mm in the SAA group, and there was no difference between the two groups.According to the six-month and one-year follow-up results, the total occlusion rate was higher in the SAA group (97.49% and 94.56%) compared to the RFA group (92.72% and 92.23%).The 5th year occlusion rate was lower in the SAA group (86.19%) compared to the RFA group (88.35%). However, there was no significant difference in occlusion rates between the two groups at 6 months, 1 year and 5 years. The procedure time was significantly shorter in the SAA group (SAA 11.2±2.3 min; RFA 19.7±3.1 min). The perceived pain level (VAS) during the procedure was lower in the SAA group (SAA 1.34 ± 1.04; RFA 2.51 ± 1.18,). Return to work time was shorter in the SAA group (RFA 2.60 ± 1.46 days vs. SAA 1.84 ± 1.27 days). Complication rates were 4.6% in the SAA group and 12.4% in the RFA group and the difference was statistically significant. CEAP, AVVQ and VCSS scores were similar preoperatively and similar improvement was observed in both groups. However, VCSS was significantly lower in the RFA group at 6 months, and there was no difference between the groups at 1 year and 5 years. At the end of 5 years, there was no significant difference between the two groups in terms of the need for re-procedure. Conclusion: Both RFA and SAA methods offer effective and safe treatment options in large diameter veins. Occlusion rates were higher in the SAA group in the early period and RFA in the long term, but there was no statistically significant difference between the two methods.SAA provided advantages with shorter procedure time, less procedural pain, faster return to work and lower complication rates.Individualized treatment strategies should be developed considering long-term recanalization rates, procedural patient comfort and clinical recovery dynamics.In the future, randomized controlled trials evaluating long-term efficacy and patient satisfaction, especially in large-diameter veins, are warranted.

Benzer Tezler

  1. Perimezensefalik subaraknoid kanama ile intrakranial venöz varyasyon ilişkisinin değerlendirilmesi

    Beyin sapı çevresindeki toplar damar yapılarına ait olası vasyasyonların subaraknoid kanama ile olan ilişkisi

    ZEYNEL ERDEM SARI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Radyoloji ve Nükleer TıpErciyes Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ İZZET ÖKÇESİZ

  2. Robotik radikal prostatektomi (RARP) vakalarında intraoperatif optik sinir kılıfı çapı değerlendirilmesi

    Evaluation of optic nerve sheath diameter in patients undergoing robotic assisted laparoscopic prostatectomy

    LEYLA ŞAMİL AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Anestezi ve ReanimasyonAkdeniz Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA ERTUĞRUL

  3. İntratrakeal hidroklorik asit ile tavşanlarda oluşturulan akut akciğer hasarından önce ve sonra inhalasyon yoluyla verilen nedokromil sodyumun etkilerinin araştırılması

    Investigation the influence of inhalated nedocromil sodium on hydrochloric acid induced acute lung injury in rabits before and after insult

    SEMA SAYMAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Anestezi ve Reanimasyonİstanbul Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. HÜSEYİN ÖZ

  4. Kısraklarda post-partum dönemde uygulanan oksitosin ve PGF2a enjeksiyonlarının uterus involusyonuna ve gebelik oranlarına etkisi

    The effect on the uterus involution and pregnancy rates of oxytocin and PGF2a injections administered during the post-partum period in mares

    MEHMET CAN GÜNDÜZ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Üniversitesi

    Veterinerlik Doğum ve Jinekolojisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. GÜVEN KAŞIKÇI

  5. Parasagital venöz anatominin cerrahi açıdan değerlendirilmesi

    The evoluation of parasagittal venous anatomy for surgery

    SALİH SAYHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    AnatomiDokuz Eylül Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERCAN ÖZER