Geri Dön

Konvansiyonel ve sıvı bazlı sitoloji sonuçlarının karşılaştırılması

Compari̇ng of conventi̇onal and li̇qui̇d based cytology results

  1. Tez No: 934215
  2. Yazar: GULCHIN ABDULLAH
  3. Danışmanlar: PROF. DR. RİFAT HAKKI GÜRSOY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Serviks kanseri, Preinvaziv lezyon, HPV, Pap smear test, Konvansiyonel yöntem, Sıvı bazlı smear, Cervical cancer, Preinvasive lesion, HPV DNA test, Pap smear test, Liquid Base Cytology, Conventional Cytology
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Serviks kanseri kadınlarda meme, kolon ve akciğer kanserinden sonra en yaygın görülen 4. kanserdir. Gelişmemiş ülkelerde %90'a yakın ölümcül olan bu kanser progresyonu yavaş olan preinvaziv lezyonlardan gelişmektedir. Bu nedenle latent evresi uzun süren bir hastalıktır. Pap smear'in rutin taramada kullanıma girmesi, HPV testinin tarama için FDA tarafından onaylanması ve kolposkopik muayenelerin de sürece eklenmesiyle serviks kanseri dünya çapında elimine edilebilir bir malignite konumuna gelmiştir. Bu retrospektif çalışmada amacımız kliniğimize başvuran ve Pap-smear tarama testi yapılan hastaların, sıvı bazlı yöntem ve konvansiyonel yöntem ile alınan smear tetkiki sonuçlarının klinik ve histopatolojik sonuçlarının değerlendirilerek, tetkik yöntemleri arasında intraepitelyal neoplazilere tanı koymada sensitivite-spesifite farkı olup olmadığını kontrol etmek ve sonuçları değerlendirerek, Türkiye istatistiklerine katkıda bulunmak, buna bağlı olarak Türkiye tarama ve tanı programlarına, aşılama programlarına katkı sağlamaktır. Bu amaçla çalışmamıza Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne Ocak 2018 ile Aralık 2020 tarihleri arasında başvuran, Pap smear testi yapılan 19847 hasta dahil edilmiştir. Elde ettiğimiz verilerde HPV tiplerinin dağılımına baktığımızda HPV DNA tip 16 pozitif olanların grubun %21,6'sını, HPV DNA tip 18 pozitif olanların %6,1'ini, HPV DNA tip 16 ve HPV DNA diğer yüksek riskli tiplerin birlikte pozitifliği olan hastaların %10'unu, HPV DNA diğer yüksek riskli tipler pozitif olanların ise %62,3 oranla en büyük çoğunluğu oluşturduğu görülmüştür. Çalışmanın en önemli noktası olan smear tekniğine göre sitoloji sonuçlarının dağılımına baktığımızda; NILM, ASC-US, ASC-H, HSIL, AGC sonuçlarında SBS grubu ve KS grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,005). LSIL tanısı SBS tekniğinde %1,03 (n=74), KS tekniğinde %7,42 (n=285) oranında koyulmuş olup, istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,005). Bir diğer anlamlı fark materyal yetersizliği değerlendirilmesinde bulunmuş olup, SBS yönteminde %2,3 (n=165) oranında görülürken KS tekniğinde %9,84 (n=378) oranında görülmüştür (p<0,005). Verilerin incelendiği zaman aralığında yapılan kolposkopi sonuçlarının karşılaştırılmasına baktığımızda SBS ve KS yönteminin histopatolojik tanıların dağılımı ve oranı açısından anlamlı fark göstermediği görülmüştür. Verilerden de anlaşıldığı gibi serviksten alınan örneklerde düşük ve yüksek onkojenik risk taşıyan HPV DNA'nın tespiti, bunların Pap smear sonucu ve kolposkopi esnasında alınan biyopsi sonuçları ile harmanlanması serviks kanseri gelişiminin tahmininde veya kanser öncesi değişikliklerin gösterilmesi ile uygun tedavi ve takip protokolünün planlanmasında önem taşımaktadır. Serviks kanseri ile mücadele için hedeflerimiz; 9-26 yaş grubuna ulaşarak HPV'ye karşı aşı ile bağışıklamak, sonrasında ise 30-65 yaş grubu kadınların KETEM'e başvurarak tarama testlerini yaptırmalarını sağlamak olmalıdır.

Özet (Çeviri)

Cervical cancer is the fourth most common cancer among women following breast, colon and lung cancer. Being lethal in 90% of the cases in underdeveloped countries, cervical cancer formes from preinvasive lesions with slow progression rate. Therefore, the latent phase is a long lasting disease. With the introduction of Pap smear in routine screening, the approval of the HPV test for screening by the FDA and adding colposcopic examinations to the process, cervical cancer is possible to be eliminated worldwide now. The main goal in this retrospective study is to compare the efficiency of LBC technique and CC technique in the cytological assessment of the cervical epithelium and contribute to the screening, diagnosis, immunization programmes as well as statistical figures in Turkey. Looking at the the test results of 19847 patients submitted to smear screening in Gazi University Medical Faculty Gynecology and Obstetrics Clinic between January 2018 and December 2020, it can easily be seen that HPV 16 comprises of 21,6%, followed by HPV 18 with 6,1% and HPV 16 positivity with other high risk HPV types with 10%, while other high risk types of HPV DNA constitute the majority of the group with 62,3% According to the results for NILM, ASC-US, ASC-H, HSIL and AGC, no statistically significiant difference has been observed between LBC and CC groups (p>0,005). Except for LSIL, all atypical cytology results indicate similar rates for both techniques. Cytological findings and comparison of the smear results for the LBC and the CC techniques show that the rate of unsatisfactory results for the LBC technique (2,3%) was lower than those for the CC technique (%9,84) (p<0,005). However, no noteworthy adversity between the LBC and the CC techniques has been detected in the results for the colposcopic examination. Detection of HPV DNA with low and high oncogenic risk in samples taken from the cervix, and combining them with Pap smear and biopsy results obtained during colposcopy are crucial in forecasting the development of cervical cancer or showing pre-cancerous changes and planning the appropriate treatment and follow-up protocol. Our aims to fight with cervical cancer are; reaching the females aged 9-26 years and immunizing them against HPV infeciton with vaccine, while encouraging the females aged 30-65 years to apply KETEM for screening tests.

Benzer Tezler

  1. İşlem esnasında sitopatolog olmadan yapılan tiroid ince iğne aspirasyon biyopsilerinde yeterliliği etkileyen faktörler; klasik yayma ve sıvı bazlı yayma yöntemlerinin karşılaştırılması

    Factors that affect diagnostic value in thyroid fine needle biopsies without on site cytopathologists ; comparison of conventional smear and liquid based methods

    AYŞE ÖZDAL SAYER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Sağlık Bilimleri Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...

  2. Tiroid sitopatolojisinde konvansiyonel sitoloji-sıvı bazlı sitoloji yöntemlerinin karşılaştırması

    Comparison of a konventional cytology and liquid based cytology methods in thyroid cytopathology

    DAVUT ŞAHİN

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    İstanbul Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...

  3. Seröz efüzyon sitolojisinde konvansiyonel sitoloji ve sıvı bazlı sitoloji (THİNPREP) yöntemlerinin karşılaştırılması

    Comparison of conventional and liquid-based cytology (THINPREP) preparations in serous effusion

    ERTUĞRUL ORUÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    İstanbul Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...

  4. Konvansiyonel papanicolaou yayma ile thinprep tekniğinin karşilaştirilmasi“split-sample”yöntemi ile 1000 olgunun analizi

    Konvansiyonel papanıcolaou yayma ile thınprep tekniğinin karşılaştırılması“split-sample”yöntemi ile 1000 olgunun analizi

    EMİNE YILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Sağlık Bakanlığı

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    Yükleniyor...