Şüpheli gergin omurilik sendromu olgularında T1 aksiyal manyetik rezonans görüntülemede lomber yağlı filum terminalenin saptanmasının cerrahi karara etkisi
The impact lumbar fatty filum terminale detection on surgicaldecision-making in suspected tethered cord syndrome: Evaluationwith T1 weighted axial MRI
- Tez No: 935238
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BURCU GÖKER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nöroşirürji, Neurosurgery
- Anahtar Kelimeler: GOS, Yağlı filum, T1 aksiyal MRG, Konus medullaris, Tethered cord syndrome, Fatty filum, T1 axial MRI, Conus medullaris
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Şüpheli Gergin Omurilik Sendromu Olgularında T1 Aksiyal Manyetik Rezonans Görüntülemede Lomber Yağlı Filum Terminalenin Saptanmasının Cerrahi Karara Etkisi Giriş: Gergin omurilik sendromu (GOS), omuriliğin doğumsal veya edinilmiş nedenlerle normalden daha aşağıda sonlanması ya da yağlı filum terminale (FT) gibi yapıların anormal yapısı nedeniyle omuriliğin gerilmesiyle oluşan, mekanik traksiyon ve iskeminin neden olduğu bir klinik tablodur. Özellikle yağlı filum varlığı, bu gerilmenin önemli etiyolojik faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, T1 ağırlıklı aksiyal manyetik rezonans görüntüleme (MRG), FT içeriğinde yağ dokusunu yüksek sinyal özelliği ile ayırt etme kapasitesi nedeniyle, tanıda önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, T1 aksiyal MRG ile yağlı FT varlığının belirlenmesi ve bu bulgunun cerrahi karar süreçlerine etkisinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Bu retrospektif çalışma, 1 Ocak – 1 Kasım 2024 tarihleri arasında GOS şüphesiyle değerlendirilen ve lomber MRG çekilen hastalar üzerinde yürütülmüştür. Katılımcıların demografik bilgileri, T1 aksiyal MRG ile yağlı filum varlığı ve seviyesi, konus medullaris yerleşimi, eşlik eden anomaliler (Chiari malformasyonu, syrinks, vb.), klinik bulgular ve cerrahi karar süreçleri sistematik olarak analiz edilmiştir. Yağlı filum tespiti ile diğer parametreler arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 20 erkek (%43,5), 26 kadın (%56,5) toplam 46 olgu dahil edilmiştir. Olguların 30'unda (%65,2) T1 aksiyal MRG ile yağlı FT saptanmıştır. En sık gözlenen seviye L3 (%21,7) olup, bunu L5 (%19,6) ve L4 (%8,7) seviyeleri takip etmiştir. Düşük konus yerleşimi 13 hastada (%28,3) saptanmış ve bu bulgunun yağlı filum ile anlamlı şekilde ilişkili olduğu belirlenmiştir (p <0,05). Yağlı filum varlığı ile cerrahi karar arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, cerrahi önerilen ya da uygulanan tüm bireylerde yağlı filum ve/veya düşük konus varlığı mevcuttur (p<0,001). Buna karşın, syrinks ve Chiari gibi diğer yapısal anomalilerle anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Ayrıca, yağlı filumun varlığı cinsiyetle ilişkili bulunmamış; yaş dağılımı açısından ise özellikle 1–10 yaş grubunda daha sık tespit edilmiştir. Çalışmamızda, konus medullarisin anatomik olarak normal seviyede sonlandığı 17 olguda (%37) T1 aksiyal MRG'de yağlı FT varlığının saptanabildiği ve bu hastalarda klinik semptomlarla birlikte değerlendirildiğinde GOS tanısı konularak cerrahi girişim veya öneri gerektirdiği gösterilmiştir. Bu bulgu, yalnızca konus seviyesi değerlendirmesinin yeterli olmadığını, klinik bulgular ve yağlı filum varlığının birlikte ele alınmasının cerrahi karar sürecinde belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuç: T1 aksiyal MRG, yağlı FT saptanmasında yüksek tanısal değer sunmakta ve bu bulgunun, özellikle düşük konus varlığı ile birlikte değerlendirildiğinde, cerrahi karar sürecine anlamlı katkılar sunduğu görülmektedir. Bununla birlikte, yalnızca görüntüleme bulgularına dayanarak cerrahi karar verilmemeli; klinik semptomlar ve nörolojik muayene ile birlikte bütüncül bir değerlendirme yapılmalıdır. Konus medullarisin normal seviyede sonlandığı olgularda dahi T1 aksiyal MRG ile saptanan yağlı filum terminale varlığının, klinik olarak anlamlı gergin omurilik sendromuna eşlik edebileceği gösterilmiştir. Bu bulgu, T1 aksiyal MRG'nin yalnızca anatomik değerlendirme değil, cerrahi karar sürecine yön verebilecek kritik patolojilerin ortaya konmasında da öncelikli ve vazgeçilmez bir görüntüleme yöntemi olduğunu ortaya koymaktadır. Şüpheli GOS olgularında T1 aksiyal MRG protokollerine rutin olarak dahil edilmeli, yağlı filum varlığı birincil değerlendirme kriterlerinden biri olarak göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle erken yaş grubunda yapılan görüntülemelerle, ilerleyici nörolojik komplikasyonların önüne geçilmesi mümkündür. Ayrıca, yağlı filum ve düşük konus birlikteliği olan olguların multidisipliner ekiplerle değerlendirilerek uygun tedavi algoritmalarına yönlendirilmesi önerilmektedir
Özet (Çeviri)
The Effect of Detection of Lumbar Fatty Filum Terminale on Surgical Decision in Suspected Tethered Cord Syndrome Cases on T1 Axial Magnetic Resonance Imaging Introduction: Tethered cord syndrome (TCS) is a clinical picture caused by mechanical traction and ischemia, which occurs when the spinal cord ends lower than normal due to congenital or acquired reasons or due to the abnormal structure of structures such as the filum terminale (FT), and is stretched. In particular, the presence of fatty filum is considered to be one of the important etiological factors of this stretching. In this context, T1-weighted axial magnetic resonance imaging (MRI) is considered an important tool in diagnosis due to its capacity to distinguish fatty tissue in the FT content with high signal properties. This study was planned to determine the presence of fatty FT with T1 axial MRI and to investigate the effect of this finding on surgical decision-making processes. Method: This retrospective study was conducted on patients who were evaluated with suspicion of TCS and underwent lumbar MRI between January 1 and November 1, 2024. Demographic information of the participants, presence and level of fatty filum with T1 axial MRI, conus medullaris location, accompanying anomalies (Chiari malformation, syrinx, etc.), clinical findings and surgical decision processes were systematically analyzed. Findings: A total of 46 patients, including 20 males (43,5%) and 26 females (56,5%), were included in the study. Fatty FT was detected with T1 axial MRI in 30 patients (65.2%). The most common level was L3 (21.7%), followed by L5 (19.6%) and L4 (8.7%) levels. Low conus location was detected in 28.3% and it was determined that this finding was significantly associated with fatty filum (p <0,05). The relationship between the presence of fatty filum and surgical decision was found to be statistically significant, and all individuals who were recommended or underwent surgery had fatty filum and/or low conus (p<0.001). However, no significant association was observed with other structural anomalies such as syrinx and Chiari. In addition, the presence of fatty filum was not found to be associated with gender; in terms of age distribution, it was detected more frequently, especially in the 1–10 age group. In our study, in 17 patients (37%), it was shown that even in cases where the conus medullaris ends at an anatomically normal level, the presence of fatty FT can be detected on T1 axial MRI, and when these patients are evaluated together with clinical symptoms, a diagnosis of tethered cord syndrome is made and surgical intervention or recommendation is required. This finding has shown that evaluation of the conus level alone is not sufficient, and that the clinical findings and the presence of fatty filum together play a decisive role in the surgical decision process. Conclusion: T1 axial MRI offers high diagnostic value in the detection of fatty FT and this finding, especially when evaluated together with the presence of a low conus, is seen to provide significant contributions to the surgical decision-making process. However, surgical decisions should not be made based on imaging findings alone; a holistic evaluation should be made together with clinical symptoms and neurological examination. It has been shown that even in cases where the conus medullaris ends at a normal level, the presence of a fatty FT detected by T1 axial MRI may accompany clinically significant TCS. This finding demonstrates that T1 axial MRI is a primary and indispensable imaging method not only for anatomical evaluation but also for revealing critical pathologies that may guide the surgical decision process. T1 axial MRI should be routinely included in the protocols in suspected TCS cases, and the presence of a fatty filum should be considered as one of the primary evaluation criteria. It is possible to prevent progressive neurological complications with imaging performed especially in the early age group. In addition, it is recommended that cases with a fatty filum and a low conus be evaluated by multidisciplinary teams and directed to appropriate treatment algorithms.
Benzer Tezler
- Türkiye'de serebral hareket bozukluklarının etiyolojisi epidemiyolojisi ve bazı klinik özellikleri
Başlık çevirisi yok
AŞER BENSUSAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1986
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Gebelik ve doğum olgularında prolaktin düzeylerinin değerlendirilmesi
The Evaluation of prolactin values during pregnancy labour and in deliveries
TÜLİN AKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. MÜLAZIM YILDIRIM
- İdrar kültürlerinden izole edilen coag (-) staphylococcus (s. epidrmidis ve s. saprophyticus)'ların idrar yolu enfeksiyonlarındaki yeri
The Place of coag (-) staphylococcus to the urinary tract infectron which are isolated from the urine cultures
SUMRU ÇITAK(KORMAN)