Noktürnal enürezis hastalarında serum triptofan ve metabolitlerinin düzeyinin değerlendirilmesi
Evaluation of serum tryptophan and its metabolites levels in patients with nocturnal enuresis
- Tez No: 942740
- Danışmanlar: PROF. HÜSEYİN KURKU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Biyokimya, Child Health and Diseases, Biochemistry
- Anahtar Kelimeler: Kinürenin, Nokturnal enürezis, Triptofan, Kynurenine, Nocturnal enuresis, Tryptophan
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Konya Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Tıbbi Biyokimya Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Noktürnal enürezis (NE) beş yaşını doldurmuş çocuklarda gece uyku sırasında idrar inkontinansıyla karakterize, çocukluk çağında sık görülen bir üriner disfonksiyon tablosudur. Dünyada ve ülkemizde altı yaşındaki çocuklarda prevalansı %15 düzeylerinde olup yaş arttıkça görülme sıklığı azalmaktadır. Erken dönemde teşhis ve tedavi edilmediğinde çocukta ve ebeveynlerinde ciddi psikosoyal sonuçlar doğurabilmektedir. NE etiyolojisi multifaktoriyel olup genetik, uyku-uyanma bozuklukları, mesane disfonksiyonu, nörogelişimsel gecikme ve noktürnal poliüri gibi faktörlerin rol oynadığı düşünülse de tam olarak aydınlatılamamıştır. NE patofizyolojisinde rol oynayan faktörlerin aydınlatılmasıyla sık görülen bu probleme dair yeni tanı ve tedavi stratejileri geliştirilebilecek, çocukta ve ebeveynlerde oluşabilecek psikosyal problemlerin önüne geçilebilecektir. Bu çalışmada NE'li çocuklarda serum triptofan (Trp) düzeyleri ile kinürenin (Kyn) yolağındaki temel metabolitler olan Kyn, 3-hidroksikinürenin (3-HK), kinürenik asit (KynA), 3-hidroksiantranilik asit (3-HAA), kinolinik asit (Quin) düzeyleri ölçülerek bu metabolitlerin enürezis patofizyolojisindeki olası rollerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya dahil edilen olgular, vaka ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Vaka grubu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Konya Şehir Hastanesi Çocuk Ürolojisi Polikliniğine başvuran klinik olarak NE tanısı almış, 6 ile 16 yaş aralığındaki kız ve erkek çocuklardan oluşmaktadır. Kontrol grubu ise, aynı merkezde yer alan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne sağlam çocuk izlemi için başvuran ve 6 ile 16 yaş aralığındaki kız ve erkek olan oluşmaktadır. Vaka grubunda 80 kontrol gurubunda 80 olmak üzere toplam 160 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaneye başvurudan sonraki ilk 2 saat içinde kan örnekleri alınmıştır. LC-MS/MS metoduyla yapılan analizlerde vaka grubu ile kontrol grubu arasında serum Trp, Kyn, 3-HK, KynA, 3-HAA ve Quin düzeyleri ile Kyn/Trp (IDO aktivite), KynA/Kyn (KAT aktivite), 3-HK/Kyn (KMO aktivite) ve KynA/Quin oranları açısından fark olup olmadığı araştırıldı. Bulgular: Vaka grubunda kontrol grubuna göre anlamlı farklar tespit edilmiştir. Trp düzeyi medyanı hasta grubunda 4810 ng/mL (IQR: 5552-3922), kontrol grubunda 2180 ng/mL (IQR: 3282-1590) bulunmuş olup fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p <0.001, Mann-Whitney U testi). Kyn düzeyi medyanı hasta ve kontrol gruplarında sırasıyla 140 ng/mL (IQR: 171.5-115.5) ve 122.5 ng/mL (IQR: 190.5-76.5) olarak saptandı ve istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p = 0.084). KynA düzeyi medyanı hasta grubunda 1.68 ng/mL (IQR: 2.7-1.1), kontrol grubunda 1.32 ng/mL (IQR: 2.2-0.87) olarak ölçüldü ve farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p = 0.020). 3-HK düzeyi medyanı hasta ve kontrol gruplarında sırasıyla 1.06 ng/mL (IQR: 1.77-0.5) ve 0.94 ng/mL (IQR: 1.64-0.45) olarak bulundu; istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu (p = 0.071). Quin düzeyi medyanı hasta grubunda 5.50 ng/mL (IQR: 5.52-5.48), kontrol grubunda 5.55 ng/mL (IQR: 5.65-5.5) olarak tespit edildi ve grup farkı istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p <0.001). 3-HAA düzeyi medyanı hasta ve kontrol gruplarında sırasıyla 38.5 ng/mL (IQR: 54.5-25) ve 22.35 ng/mL (IQR: 35-11.4) olarak saptandı ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p <0.001) Kyn/Trp (IDO aktivite) medyanı hasta grubunda 0.03 (IQR: 0.035-0.025), kontrol grubunda 0,041 (IQR: 0.08-0.034) olarak bulundu ve fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). KynA/Kyn (KAT aktivite) medyanı hasta ve kontrol gruplarında sırasıyla 0.012 (IQR: 0.018-0.009) ve 0.011 (IQR: 0.017-0.005) olarak ölçüldü; bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,126). 3-HK/Kyn (KMO aktivite) medyanı hasta grubunda 0.007 (IQR: 0.012-0.004), kontrol grubunda 0.006 (IQR: 0.012-0.004) saptandı ve fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0.217). KynA/Quin medyanı hasta grubunda 0.303 (IQR: 0.48-0.20), kontrol grubunda 0.242 (IQR: 0.40-0.16) olarak ölçüldü ve fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.017) Sonuç: Araştırmamızda vaka grubundaki Trp düzeylerinin, kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum NE patofizyolojisinde nöroinflamatuvar bir süreçten daha çok uyku problemlerinin rol oynayabileceğini düşündürmüştür. Vaka grubunda Kyn/Trp oranının anlamlı olarak düşük olması bu çocuklarda enürezise eşlik eden bir inflamatuvar süreç olmadığını düşündürmektedir. Vaka grubunda KynA düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulunmuş ve Quin düzeyleri anlamlı olarak düşük bulunmultur. Bu durum NE patofizyolojisinde eksitotoksik bir durumun rol oynamadığını düşündürmüştür. Bununla birlikte vaka grubunda KynA düzeyleri yüksek iken Quin düzeylerinin düşük olması, N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptör aracılı eksitatör sinyallerde azalma anlamına gelmektedir. Bu azalmanın, mesane doluluğu sırasında oluşan afferent uyarıların uykudan uyanıklığa geçişi sağlayamamasında rolü olabileceği düşünülmüştür. Ayrıca vaka grubunda yüksek oranda gözlenen aile öyküsü, enürezis gelişiminde genetik yatkınlığın önemini desteklemektedir. Vaka grubunda serum Trp ve Kyn yolu metabolit düzeylerindeki belirgin farklılıklar, enürezis patofizyolojisinde Trp metabolizmasının önemli bir payı olabileceğini göstermektedir. Özellikle artmış KynA ve azalmış Quin düzeylerinin, çocukların uyku sırasında mesane doluluğuna rağmen uyanamama sorununda rol oynayabileceği düşünülmektedir. Çalışmamız NE patogenezine ilişkin yeni ve benzersiz biyokimyasal ipuçları sunmaktadır. NE patogenezinin tam olarak aydınlatılmasıyla birlikte sorunun erken dönemde tanı ve tedavisi doğru şekilde yapılabilecektir.
Özet (Çeviri)
Aim: Nocturnal enuresis (NE) is a urinary dysfunction commonly seen in childhood, characterized by urinary incontinence during sleep in children over the age of five. The prevalence of NE is around 15% in children under six years old worldwide and in our country, with a decrease in frequency as age increases. If not diagnosed and treated early, it can result in serious psychosocial consequences for both the child and the parents. The etiology of NE is multifactorial, and although factors such as genetics, sleep-wake disorders, bladder dysfunction, neurodevelopmental delay, and nocturnal polyuria are believed to play a role, it has not been fully elucidated. Understanding the factors involved in the pathophysiology of NE may lead to the development of new diagnostic and treatment strategies for this common problem, potentially preventing psychosocial problems in both children and their parents. This study aims to evaluate the possible roles of metabolites in the kynurenine (Kyn) pathway, such as serum tryptophan (Trp) levels and key metabolites including Kyn, 3-hydroxykynurenine (3-HK), kynurenic acid (KynA), 3-hydroxyanthranilic acid (3-HAA), and quinolinic acid (Quin), in the pathophysiology of enuresis. Materials and Methods: The cases included in the study were divided into two groups: the case group and the control group. The case group consisted of children aged 6 to 16 years (both girls and boys) diagnosed with clinically significant NE who presented to the Pediatric Urology Clinic of Konya City Hospital, Health Sciences University. The control group consisted of healthy children, aged 6 to 16 years, who presented to the Child Health and Diseases Clinic for routine health checks at the same hospital. A total of 160 patients, including 80 in the case group and 80 in the control group, were included in the study. Blood samples were collected within the first 2 hours of hospital admission. The analysis was performed using LC-MS/MS, and serum levels of Trp, Kyn, 3-HK, KynA, 3-HAA, and Quin were compared between the case and control groups. Results: Significant differences were found between the case group and the control group. The median Trp level in the patient group was 4810 ng/mL (IQR: 5552-3922), while in the control group, it was 2180 ng/mL (IQR: 3282-1590), with a statistically significant difference (p <0.001) (Mann-Whitney U test). The median Kyn level was 140 ng/mL (IQR: 171.5-115.5) in the patient group and 122.5 ng/mL (IQR: 190.5-76.5) in the control group, with no statistically significant difference (p = 0.084). The median KynA level was 1.68 ng/mL (IQR: 2.7-1.1) in the patient group and 1.32 ng/mL (IQR: 2.2-0.87) in the control group, with a statistically significant difference (p = 0.020). The median 3-HK level was 1.06 ng/mL (IQR: 1.77-0.5) in the patient group and 0.94 ng/mL (IQR: 1.64-0.45) in the control group, with no statistically significant difference (p = 0.071). The median Quin level was 5.50 ng/mL (IQR: 5.52-5.48) in the patient group and 5.55 ng/mL (IQR: 5.65-5.5) in the control group, with a statistically significant difference (p <0.001). The median 3-HAA level was 38.5 ng/mL (IQR: 54.5-25) in the patient group and 22.35 ng/mL (IQR: 35-11.4) in the control group, with a statistically significant difference (p <0.001). The median Kyn/Trp ratio (IDO activity) was 0.03 (IQR: 0.035-0.025) in the patient group and 0,041 (IQR: 0.08-0.034) in the control group, with a statistically significant difference (p <0.001). The median KynA/Kyn ratio (KAT activity) was 0.012 (IQR: 0.018-0.009) in the patient group and 0.011 (IQR: 0.017-0.005) in the control group, with no statistically significant difference (p = 0.126). The median 3-HK/Kyn ratio (KMO activity) was 0.007 (IQR: 0.012-0.004) in the patient group and 0.006 (IQR: 0.012-0.004) in the control group, with no statistically significant difference (p = 0.217). The median KynA/Quin ratio was 0.303 (IQR: 0.48-0.20) in the patient group and 0.242 (IQR: 0.40-0.16) in the control group, with a statistically significant difference (p = 0.017). Conclusion: Our study showed that serum Trp levels were significantly higher in the case group compared to the control group. This suggests that sleep problems may play a more prominent role than a neuroinflammatory process in the pathophysiology of NE. The significantly lower Kyn/Trp ratio in the patient group suggests that there is no accompanying inflammatory process in these children with enuresis. KynA levels were significantly higher and Quin levels were significantly lower in the patient group, suggesting that an excitotoxic condition does not play a role in the pathophysiology of NE. However, the increase in KynA and decrease in Quin indicates a reduction in N-methyl-D-aspartate (NMDA) receptor-mediated excitatory signals. This reduction may contribute to the inability to transition from sleep to wakefulness in response to afferent stimuli during bladder filling. Additionally, the high incidence of family history observed in the patient group supports the importance of genetic predisposition in the development of enuresis. The significant differences in serum Trp and Kyn pathway metabolite levels in the patient group suggest that Trp metabolism may have an important role in the pathophysiology of enuresis. In particular, the increased KynA and decreased Quin levels may be involved in the issue of waking up despite bladder filling during sleep. Our study provides new and unique biochemical insights into the pathogenesis of NE. With a better understanding of NE pathogenesis, early diagnosis and treatment of the issue can be implemented more effectively.
Benzer Tezler
- Geç tanı alan posterior üretral valv hastalarının retrospektif olarak incelenmesi
Retrospective analysis of late-diagnosed posterior urethral valve patients
ŞERİFE SELVİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Çocuk CerrahisiErciyes ÜniversitesiÇocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AHMET BURAK DOĞAN
- Enürezis nokturnalı hastalarda 24 saatlik kan basıncı monitörizasyonu
24 hour ambulatory blood pressure monitoring in patients with nocturnal enüresis
ÖZGE GÜRSEL YÜCE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıBaşkent ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. UMUT SELDA BAYRAKÇI
- Habitüel abortuslu hastalarda akkiz bir trombofili nedeni olan paroksismal noktürnal hemoglobinürinin araştırılması
The investigation in habitual abortus patients of paroxysmal nocturnal hemoglobinuria which is an acquired cause of thrombophillia
YAREN DİRİK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
HematolojiYüzüncü Yıl Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. CENGİZ DEMİR
- Bronşial astmalı hastalarda serum eser element düzeyleri
Serum trace element levels in patients with bronchial asthma
NEVİN UZUNER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1999
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. ÖZKAN KARAMAN
- Primer enurezis nokturnalı çocuklarda antidiüretik hormon kullanımının kısa dönem idrar ve serum elektrolitleri üzerine etkileri
The effect of antidiuretic hormon on urine and serum electrolyte levels in children with primary nocturnal enuresis
NESRİN TAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OĞUZ SÖYLEMEZOĞLU