Geç tanı alan posterior üretral valv hastalarının retrospektif olarak incelenmesi
Retrospective analysis of late-diagnosed posterior urethral valve patients
- Tez No: 999637
- Danışmanlar: DOÇ. DR. AHMET BURAK DOĞAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Cerrahisi, Pediatric Surgery
- Anahtar Kelimeler: Posterior Üretral Valv, Geç Tanı, Çocuk Cerrahisi, Renal Yetmezlik, Valv Ablasyonu, Posterior Urethral Valve, Late Diagnosis, Pediatric Surgery, Renal Failure, Valve Ablation
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Erciyes Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
GEÇ TANI ALAN POSTERİOR ÜRETRAL VALV HASTALARININ RETROSPEKTİF OLARAK İNCELENMESİ ÖZET Posterior üretral valv (PUV) hastalığı, erkeklerde son dönem böbrek yetmezliğinin en sık sebeplerindendir ve yol açtığı komorbiditeler ile bireylerin hayat kalitesini düşürmektedir. Tanı anındaki yaş, hastalığın prognozunu belirlemede önemli bir kriterdir ve tanıdaki gecikmeler böbrek ve mesane fonksiyonlarının etkilenimini artırarak uzun dönem sonuçları olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada amacımız, antenatal ya da postnatal dönemde tanı almamış PUV hastalarının semptomları, görüntüleme sonuçları ve tedavi süreçlerini değerlendirerek, erken dönemde PUV tanısı koymamıza yardımcı olacak sonuçlar ortaya koymaktır. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı'na 2020-2024 yılları arasında üriner sistem semptomları ile başvuran ve 1 yaşından büyük olan hastalardan dahil edilme kriterlerin uyan 91 kişi çalışmaya alındı ve verileri retrospektif olarak analiz edildi. Hastalar PUV+, PUV- ve MT grubu olarak 3 ayrı gruba ayrılarak incelendi ve başvuru şikayetleri, ultrasonografi (USG), işeme testleri, varsa miksiyon sistoüretrografisi (MSUG) ve nükleer tıp görüntülemeleri, başvuru anındaki kan kreatinin düzeyleri, endoskopi verileri ve takip sürecindeki klinik değişimleri değerlendirildi. Elde edilen bulgular sonucunda geç tanı alan PUV hastalarında en sık karşılaşılan başvuru şikayetlerinin disüri (%52,6), ince işeme (%39,5) ve idrar yolu enfeksiyonları (%36,8) olduğu; ki-kare analizlerinde hepsinin p<0,001 olduğu ve post-hoc analizlerde de PUV+ ve PUV- grupları arasında PUV hastası olma yönünde anlamlılık ifade ettikleri görüldü. Nokturnal enürezis şikayeti ise PUV hastalarında %10,5 oranında görülürken diğer iki grupta daha yüksek görüldü ve p<0,009 olan bu değişkenin post hoc analizlerinde kişinin PUV hastası olma ihtimalini azaltırken, medikal tedavilerden fayda gören MT grubuna dahil olma ihtimalini artırdığı saptandı. Semptomların PUV tanısı koyarken etkisini değerlendirmek amacıyla semptom skorlaması yapıldı ve Kruskal-Wallis testinde skorlar arasında anlamlı farklılık bulundu. Pairwise ikili karşılaştırmasında da bu farkın PUV+ ve MT grupları arasında olduğu görüldü. Sırasıyla USG-işeme testi sonuçları ile MSUG sonuçları da eklenerek iki kez daha yapılan skorlamalarda fark her zaman PUV+ ve MT grupları arasında çıkmaktaydı. Semptomların PUV tanısını güçlendirme oranlarını görmek için yapılan lojistik regresyon analizlerinde de disürinin PUV tanısını yaklaşık 8 kat, ince işemenin yaklaşık 10 kat ve idrar yolu enfeksiyonunun yaklaşık 7 kat artırdığı görüldü. PUV tanısında altın standart olarak kabul edilen MSUG görüntülemesi kliniğimizde PUV tanısında rutin kullanılmamakta olup MSUG verisi olan hastaların analizinde herhangi bir MSUG verisinin ki-kare analizinde anlamlılık oluşturmadığı görüldü. Özellikle posterior üretra dilatasyonu bulgusunun pozitif semptomlarla birlikteliğine bakıldığında da PUV tanısını önemli ölçüde desteklemediği görüldü. Sonuç olarak, özellikle açıklanamayan idrar yolu enfeksiyonu veya çeşitli işeme bozuklukları ile hastaneye başvuran erkek çocuklarında PUV olasılığı mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Erken dönemde yapılan cerrahi müdahaleler ve takip süreci hastaların yaşam kalitesinin artırılması noktasında kritik rol oynamaktadır.
Özet (Çeviri)
RETROSPECTIVE ANALYSIS OF LATE-DIAGNOSED POSTERIOR URETHRAL VALVE PATIENTS ABSTRACT Introduction: Posterior urethral valve (PUV) disease is one of the most common causes of end-stage renal disease in males and significantly diminishes quality of life due to associated comorbidities. Age at diagnosis is a critical prognostic factor, as delays in diagnosis increase the impact on renal and bladder functions, adversely affecting long-term outcomes. This study aims to evaluate the symptoms, imaging findings, and treatment processes of PUV patients who were not diagnosed in the antenatal or early postnatal periods, thereby identifying clinical markers to facilitate earlier diagnosis. Materials and Methods: A total of 91 male patients over one year of age, who presented to the Erciyes University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery between 2020 and 2024 with urinary system symptoms and met the inclusion criteria, were included in this retrospective study. Patients were categorized into three groups: PUV+, PUV-, and Medical Treatment (MT). Presenting complaints, ultrasonography (USG), uroflowmetry, voiding cystourethrography (VCUG) (where available), nuclear medicine imaging, baseline serum creatinine levels, endoscopic findings, and clinical progression during follow-up were analyzed. Results: The most frequent presenting symptoms in late-diagnosed PUV patients were dysuria (52.6%), weak stream (39.5%), and urinary tract infections (UTI) (36.8%). Chi-square analysis showed statistical significance for these symptoms (p<0.001), and post-hoc analyses confirmed a significant association with PUV diagnosis compared to the PUV- group. Nocturnal enuresis was present in 10.5% of PUV patients, a rate lower than in the other two groups (p<0.009); post-hoc analysis indicated that nocturnal enuresis decreased the likelihood of a PUV diagnosis while increasing the probability of belonging to the MT group. Logistic regression analysis revealed that dysuria increased the odds of a PUV diagnosis by approximately 8-fold, weak stream by 10-fold, and UTI by 7-fold. Although VCUG is considered the gold standard, it is not used routinely for every patient in our clinic; analysis of available VCUG data showed no statistically significant correlation in chi-square tests. Specifically, the finding of posterior urethral dilatation, even when combined with positive symptoms, did not significantly support a PUV diagnosis in this late-presenting cohort. Conclusion: The possibility of PUV must be strongly considered in male children presenting with unexplained urinary tract infections or various voiding dysfunctions. Early surgical intervention and meticulous follow-up play a critical role in improving the long-term quality of life for these patients.
Benzer Tezler
- İdrar yolu enfeksiyonu saptanan 1-36 ay arası çocuklarda üriner sistem anomalisi ve profilaksi kullanımının değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
CEMRE DEMİREL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık BakanlığıÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TÜLİN GÜNGÖR
- Benign mediyastinal kitlelere cerrahi yaklaşım
Surgical treatment results of benign mediastinal tumors
SERAY HAZER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiSağlık BakanlığıGöğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ LEYLA NESRİN ACAR
- Beyin tümörü tanılı hastalarda mental durumun değerlendirilmesi
Evaluation of mental status in patients diagnosed with brain tumor
EMRE ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKaradeniz Teknik ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ GÖKÇE PINAR REİS
- Göz kapağı miyoklonisi olan idyopatik jeneralize epilepsi olgularında klinik ve EEG özellikleri, göz kırpma refleksi ile Glut-1 mutasyonunun araştırılması
The investigation of clinical and EEG features, blink reflex findings and Glut-1 mutations in patients with idiopathic generalized epilepsy presenting with eyelid myoclonia
GÜNEŞ ALTIOKKA UZUN
- Kronik obstrüktüf akciğer hastalığının şiddetini ve tedaviye cevabını belirlemede Tc99m pyrophosphate ile radioaerosol inhalasyon sintigrafisi
Tc99m pyrophosphate radioaerosol inhalation scintigraphy in predicting the severity and response to therapy in patients with COPD
GÜLHAN ARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
Radyoloji ve Nükleer TıpDokuz Eylül ÜniversitesiNükleer Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HATİCE DURAK