İç hastalıkları servisine yatan hastalarda ciddi hiponatremi görülme sıklığı, nedenleri, başvuru semptomları ve yatış süresi
Prevalence, etiologies, presenting symptoms and length of hospital stay in patients with severe hyponatremia admitted to the internal medicine ward
- Tez No: 944015
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ÖZGÜR ALTUN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Ciddi Hiponatremi, Etiyoloji, Semptom, Volüm Durumu, Severe Hyponatremia, Etiology, Symptoms, Volume Status
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Hiponatremi hastanede yatan hastalarda en sık karşılaşılan elektrolit bozukluğudur. Çalışmamızda hastanede yatan ve ciddi hiponatremi tespit edilen hastaların klinik ve demografik özelliklerini analiz ederek hiponatreminin görülme sıklığını, risk faktörlerini ve etiyolojisini belirlemeyi amaçladık. Ciddi hiponatreminin hastaneye yatış süresi ve mortalite üzerindeki etkisini inceleyerek bu elektrolit bozukluğunun hasta prognozu ile olan ilişkisini değerlendirmeyi hedefledik. Ayrıca hiponatremiye yatkınlık oluşturan faktörleri belirleyip bu konuda farkındalık yaratarak erken tanı ve önleyici yaklaşımlar geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçladık. Bu kapsamda iç hastalıkları servisine yatan hastalar arasında serum sodyum düzeyi 120 mEq/L ve altında olanların başvuru semptomları, kronik hastalıkları, etiyolojileri ve laboratuvar parametreleri incelenerek hiponatremiye yatkınlık oluşturan faktörleri belirleyip ciddi hiponatremiyi önlemeye yönelik stratejilere katkı sağlamayı planladık. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak tasarlanan çalışmamız için etik kurul onayı alındıktan sonra SBÜ Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Servisi'nde 01/01/2022 ile 31/12/2023 tarihleri arasında yatan ve laboratuvar tetkiklerinde serum sodyum düzeyi 120 mEq/L'den düşük 18 yaş ve üzeri hastalar dahil edildi. Biyokimya tetkiklerinde düzeltilmiş serum sodyum düzeyi 120 mEq/L ve üzeri olan hastalar, 18 yaşından küçük olanlar, gebeler ve eksik verisi olan hastalar çalışmadan çıkarıldı. Ciddi hiponatremisi olan hastaların demografik özellikleri, başvuru semptomları, kronik hastalıkları, laboratuvar değerleri, volüm durumları, yatış süreleri ve hastane çıkış şekilleri incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 236 hastanın yaş ortalaması 72,5 ± 13,7 yıl olup %69,5'ini kadınlar oluşturuyordu. İç hastalıkları servisine ciddi hiponatremi ile yatan hastaların başvuru anında serum sodyum düzeyi ortalama 114,4 ± 4,9 mEq/L, çıkış düzeyi ise ortalama 131,0 ± 5,4 mEq/L idi. Hastaların ortalama yatış süresi 8,1 ± 11,7 gün olup ölen hastalarda bu süre 29,1 ± 36,6 gün ile anlamlı şekilde daha uzundu; salah ile taburcu edilenlerde ise 7,2 ± 7,5 gündü (p<0,001). Klinik sonlanım açısından değerlendirildiğinde salah ile taburcu edilen hastaların oranı %87, YBÜ'ye sevk edilen hastaların oranı %8 ve ölen hastaların oranı %5 olarak saptandı. En sık eşlik eden komorbiditeler esansiyel hipertansiyon (%78,4), diyabetes mellitus (%42,8), iskemik kalp hastalığı (%25,8), konjestif kalp yetmezliği (%23,3) ve malignite (%21,6) idi. En sık başvuru semptomları bulantı (%43,2), kusma (%33,1) ve halsizlik (%28,8) idi. Hastaların %57,6'sında semptomlar şiddetli olarak değerlendirildi. Volüm durumlarına göre dağılımda hastaların %40,3'ü hipovolemik, %31,3'ü hipervolemik ve %28,4'ü övolemik olarak değerlendirildi. Hipervolemik hastalarda ortalama yatış süresi 9,5 ± 8,6 gün ile hipovolemik gruba göre anlamlı şekilde daha yüksekti (p<0,001). Semptom profili volüm durumuna göre anlamlı farklılık gösterdi; hipervolemik hastalarda nefes darlığı (p<0,001), hipovolemiklerde konuşma bozukluğu (p=0,025), övolemiklerde ise halsizlik daha yaygındı (p=0,028). Hipovolemik hastalarda ciddi hiponatreminin en sık nedeni diüretik kullanımı (%73,7), övolemiklerde uygunsuz ADH salınımı sendromu (%94), hipervolemiklerde ise konjestif kalp yetmezliği (%48,6) idi. Hastaların %79,7'sine hipertonik salin, %30,5'ine sıvı kısıtlaması, %23,7'sine diüretik tedavi, %18,6'sına izotonik salin ve %11,9'una tolvaptan tedavisi uygulandı. Hipovolemik grupta izotonik sıvı tedavisi (p<0,001), hipervolemik grupta ise diüretik tedavi (p<0,001) ve hemodiyaliz uygulamaları (p=0,018) anlamlı düzeyde yüksekti. Yoğun bakım ünitesine (YBÜ) sevk edilen hastalarda çıkış serum sodyum düzeyleri anlamlı derecede düşüktü (p<0,001). Ölen hastalarda TSH düzeyleri yüksek (p=0,025), serbest T4 düzeyleri düşük (p=0,009); ürik asit ve LDL düzeyleri ise yüksek bulundu (p=0,012 p=0,044). Salah ile taburcu olanlarda üre, potasyum ve ürik asit düzeyleri düşük (p=0,005 p<0,001 p=0,012); total protein düzeyi yüksek saptandı (p=0,002). ROC analizine göre total protein düzeyinin 51,6 g/L ve altında olması, YBÜ'ye gidiş veya ölüm riskini öngörmede anlamlı bulundu (AUC: 0,699; p=0,002). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde hipervolemik hiponatremi, hipovolemik hiponatremiye göre YBÜ'ye gidiş veya ölüm açısından 6,906 kat daha yüksek riskle ilişkili bulundu (OR: 6,906; %95 CI: 1,034–46,121; p=0,046). Serum sodyum düzeyinin ≤127 mmol/L olması da risk artışıyla ilişkiliydi (p<0,001). Sonuç: Bulgularımız ciddi hiponatreminin prognozunun yalnızca serum sodyum düzeyiyle değil; volüm durumu, komorbiditeler ve biyokimyasal belirteçlerle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: Hyponatremia is the most common electrolyte disorder encountered in hospitalized patients. Our study aimed to determine the incidence, risk factors, and etiology of hyponatremia by analyzing the clinical and demographic characteristics of hospitalized patients in whom significant hyponatremia was identified. We aimed to evaluate the association of this electrolyte disorder with patient prognosis by examining the impact of severe hyponatremia on length of hospital stay and mortality. Furthermore, we aimed to identify factors predisposing to hyponatremia and contribute to the development of early diagnosis and preventive approaches by raising awareness about this condition. In this context, we planned to identify factors predisposing to hyponatremia and contribute to strategies for preventing severe hyponatremia by examining the presenting symptoms, chronic comorbidities, etiologies, and laboratory parameters of patients admitted to the internal diseases department with a serum sodium level of 120 mEq/L or lower. Materials and Methods: Following the receipt of ethics committee approval for our retrospectively designed study, patients aged 18 years and older with a serum sodium level of less than 120 mEq/L on laboratory tests, who were hospitalized in the Internal Diseases Department of UHS (University of Health Sciences) Prof. Dr. Cemil Tascioglu City Hospital between 01/01/2022 and 12/31/2023, were included. Patients with a corrected serum sodium level of 120 mg/L or higher on biochemistry tests, those under 18 years of age, pregnant and patients with missing data were excluded from the study. The demographic characteristics, presenting symptoms, chronic diseases, laboratory values, volume status, length of hospital stay, and discharge status of patients with severe hyponatremia were examined. Results: The mean age of the 236 patients included in the study was 72.5 ± 13.7 years, and 69.5% were female. The mean admission serum sodium level of the patients hospitalized in the internal diseases department with severe hyponatremia was 114.4 ± 4.9 mEq/L, while the mean discharge level was 131.0 ± 5.4 mEq/L. The mean length of hospital stay was 8.1 ± 11.7 days. This duration was significantly longer in deceased patients (29.1 ± 36.6 days) compared to those discharged with recovery (7.2 ± 7.5 days) (p<0.001). Regarding clinical outcomes, the proportion of patients discharged with remission was 87%. The proportion of referred patients to the ICU (intensive care unit) was determined to be 8%, and the proportion of deceased patients was 5%. The most frequent comorbidities were essential hypertension (78.4%), diabetes mellitus (42.8%), ischemic heart disease (25.8%), congestive heart failure (23.3%), and malignancy (21.6%). The most common presenting symptoms were nausea (43.2%), vomiting (33.1%), and fatigue (28.8%). Symptoms were evaluated as severe in 57.6% of the patients. Regarding the distribution according to volume status, 40.3% of the patients were evaluated as hypovolemic, 31.3% as hypervolemic, and 28.4% as euvolemic. The mean length of hospital stay in hypervolemic patients (9.5 ± 8.6 days) was significantly longer compared to the hypovolemic group (p<0.001). The symptom profile showed a significant difference according to volume status; dyspnea was more prevalent in hypervolemic patients (p<0.001), speech disorder in hypovolemic patients (p=0.025), and fatigue was more common in euvolemic patients (p=0.028). The most common cause of severe hyponatremia in hypovolemic patients was diuretic use (73.7%), while it was syndrome of inappropriate SIADH (syndrome of inappropriate secretion of antidiuretic hormone) in euvolemic patients (94%), and congestive heart failure in hypervolemic patients (48.6%). Hypertonic saline was administered to 79.7% of the patients, fluid restriction to 30.5%, diuretic treatment to 23.7%, isotonic saline to 18.6%, and tolvaptan treatment to 11.9%. Isotonic fluid therapy was significantly higher in the hypovolemic group (p<0.001), while diuretic treatment (p<0.001) and hemodialysis applications (p=0.018) were significantly higher in the hypervolemic group. Discharge serum sodium levels were significantly lower in referred patients to the Intensive Care Unit (ICU) (p<0.001). TSH levels were high (p=0.025) and free T4 levels were low (p=0.009) in deceased patients; uric acid and LDL levels were also found to be high (p=0.012 and p= 0.044 respectively). Urea, potassium, and uric acid levels were low in patients discharged with remission (p=0.005, p<0.001, and p=0.012 respectively); total protein level was found to be high (p=0.002). According to ROC (Receiver Operating Characteristic) analysis, a total protein level of ≤51.6 g/L was found to be significant in predicting the risk of ICU admission or death (AUC:0.699; p=0.002). In multivariate logistic regression analysis, hypervolemic hyponatremia was associated with a 6.906-fold higher risk of ICU admission or death compared to hypovolemic hyponatremia (OR:6.906; 95% CI: 1.034-46.121; p=0.046). A serum sodium level of ≤ 127 mmol/L was also associated with an increased risk (p<0.001). Conclusion: Our findings indicate that the prognosis of severe hyponatremia is closely associated not only with serum sodium levels but also with volume status, comorbidities, and biochemical markers.
Benzer Tezler
- Toplum kökenli pnömoni nedeniyle hastanede yatan hastalarda sodyum ve potasyum düzeyi bozukluklarının görülme sıklığı ve hastalığın seyri üzerine etkisi
The prevalence of sodium and potassium level disorders in hospitalized patients with community-acquired pneumonia and its effect on the prognosis of the disease
BÜŞRA SARIKAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. OSMAN MAVİŞ
- Bazı esterlerin kinetik incelenmesi ve termodinamik parametrelerin belirlenmesi
Kinetic study and detesmination of thermodnamic parameters of some esters
İBRAHİM TAŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Kimya MühendisliğiUludağ ÜniversitesiKimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA CEBE
- Atherosklerotik kalp hastalıklarında risk faktörleri
Risk factors in the coronary artery disease
MURAT SUHER
- Süt formüllerinin tüketim uygulamaları ve süt formüllerinin C vitamini içeriği ile pH değerleri
Başlık çevirisi yok
GÖNÜL VAROL
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Besin Hijyeni ve Teknolojisiİstanbul ÜniversitesiÇocuk Gelişimi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TÜRKAN KUTLUAY
- Makro besin elementlerinin (NPK) İzmir'de Mayıs ayında açığa dikilen 4-6 cm çevre büyüklüğündeki Gladiolus cinsine ait“hunting song”ve“Novalüx”kültür çeşitlerinin yumrularının gelişmeleri üzerine etkileri
Başlık çevirisi yok
TAHA ALİ AMEN
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
ZiraatEge ÜniversitesiPeyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ADNAN HATİPOĞLU