Sağlık çalışanlarında işe başlamanın ve iş doyumunun nomofobi düzeyleri üzerine etkisinin araştırılması
The effect of starting work and job satisfaction on nomophobia levels in healthcare workersthe effect of starting work and job satisfaction on nomophobia levels in healthcare workersthe effect of starting work and job satisfaction on nomophobia levels in healthcare workers
- Tez No: 945524
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HÜSEYİN NEJAT KÜÇÜKDAĞ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Sağlık Çalışanı, Nomofobi, Depresyon, Yaşam Kalitesi, İş Doyumu, Bağımlılık, Cep Telefonu, Health Worker, Nomophobia, Depression, Quality of Life, Job Satisfaction, Addiction, Mobile Phone
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Düzce Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Aile Hekimliği Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: 164
Özet
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, işe yeni başlayan sağlık çalışanlarında iş doyumu, nomofobi düzeyi, depresyon ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Gereç-Yöntem: Bu araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, 01.01.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasında işe yeni başlayan toplam 100 sağlık personeli dâhil edilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri, nomofobi düzeyleri, depresyon puanları, yaşam kalitesi puanları ve iş doyumu değerlendirilmiştir. Veri toplama sürecinde, katılımcılara anket formları uygulanmıştır. Bu formlar, bireylerin belirtilen değişkenler açısından değerlendirilmesini sağlayan Nomofobi, Beck Depresyon, Yaşam Kalitesi ve Minesota İş Doyumu ölçeklerinden oluşmaktadır. Bulgular: Çalışmaya toplam 100 sağlık personeli katılmış olup, katılımcıların %64,5'i (n=71) kadın, %35,5'i (n=39) erkektir. Son bir hafta içinde, sağlık çalışanlarının günlük ortalama ekrana bakma süresi ise 259.1±115.1 dakika olarak saptanmıştır. Araştırmada, katılımcıların nomofobi düzeyleri işe yeni başladıkları dönemde ve başladıktan üç ay sonraki süreçte karşılaştırılmıştır. İşe yeni başlayan sağlık çalışanlarının %2.7'sinde (n=3) nomofobi tespit edilmemiş, %41.8'inde (n=46) hafif düzeyde, %45.5'inde (n=50) orta düzeyde ve %10'unda (n=11) yüksek düzeyde nomofobi saptanmıştır. İşe başladıktan üç ay sonra yapılan ölçümde ise sağlık çalışanlarının %0.9'unda (n=1) nomofobi bulunmazken, %45.5'inde (n=50) hafif düzeyde, %43.6'sında (n=48) orta düzeyde ve %10'unda (n=11) yüksek düzeyde nomofobi görülmüştür. Bununla birlikte, üç aylık süreçte nomofobi düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik tespit edilmemiştir (p>0.05). Katılımcıların nomofobi düzeyleri arttıkça depresyon düzeylerinin de yükseldiği, buna karşılık yaşam kalitesinin azaldığı saptanmıştır (p0.05). Ayrıca, yaşam kalitesindeki artışın depresyon düzeylerinde azalmaya neden olduğu belirlenmiştir (p0.05). Sonuç: Elde edilen bulgular, nomofobi düzeyinin azalmasının yalnızca iş doyumunu artırmakla kalmayıp, aynı zamanda depresyon düzeylerini düşürdüğünü ve yaşam kalitesini yükselttiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, sağlık çalışanlarında nomofobi düzeyini azaltmaya yönelik bilinçlendirme ve müdahale stratejilerinin iş doyumunu artırmada etkili olabileceği öne sürülmektedir. Sağlık çalışanlarında nomofobi düzeylerini azaltmaya yönelik yapılacak iyileştirme çalışmalarının, onların rol model olma potansiyeli sayesinde hasta ve hasta yakınlarında da olumlu etkiler yaratabileceği düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: The main aim of this study was to examine the relationships between job satisfaction, nomophobia level, depression and quality of life in newly recruited healthcare workers. Materials and Methods: This study was conducted as a descriptive and cross-sectional study at Düzce University Research and Application Hospital. A total of 100 newly recruited health personnel between 01.01.2024 and 31.12.2024 were included in the study. Participants' sociodemographic characteristics, nomophobia levels, depression scores, quality of life scores and job satisfaction were evaluated. During the data collection process, questionnaire forms were applied to the participants. These forms consisted of Nomophobia, Beck Depression, Quality of Life and Minnesota Job Satisfaction scales, which enabled the evaluation of individuals in terms of the specified variables. Results: A total of 100 healthcare professionals participated in the study and 64.5% (n=71) of the participants were female and 35.5% (n=39) were male. In the last week, the average daily screen viewing time of healthcare professionals was 259.1±115.1 minutes. In the study, the nomophobia levels of the participants were compared at the time they started their new jobs and three months after they started their new jobs. Nomophobia was not detected in 2.7% (n=3) of the newly recruited healthcare workers, 41.8% (n=46) had mild nomophobia, 45.5% (n=50) had moderate nomophobia and 10% (n=11) had high nomophobia. Three months after starting work, 0.9% (n=1) had no nomophobia, 45.5% (n=50) had mild nomophobia, 43.6% (n=48) had moderate nomophobia and 10% (n=11) had high nomophobia. However, there was no statistically significant change in nomophobia levels during the three-month period (p>0.05). As the nomophobia levels of the participants increased, their depression levels also increased, whereas their quality of life decreased (p0.05). In addition, it was determined that the increase in quality of life led to a decrease in depression levels (p0.05). Conclusion: The findings show that decreasing the level of nomophobia not only increases job satisfaction, but also decreases depression levels and improves quality of life. Accordingly, it is suggested that awareness-raising and intervention strategies to reduce nomophobia levels in healthcare workers may be effective in increasing job satisfaction. It is thought that improvement efforts to reduce nomophobia levels in healthcare professionals may also have positive effects on patients and their relatives thanks to their potential as role models.
Benzer Tezler
- Bayan futbolcularda 8 haftalık hazırlık çalışmalarının bazı biyomotorik ve fizyolojik özellikler üzerine etkisinin araştırılması
The investigation of the effects of eight weeks prepara-tory work on some biomotorical and physiological properties of female soccer players
ARİF İMAMOĞLU
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
SporOndokuz Mayıs ÜniversitesiBeden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MURAT ELİÖZ
- Amlodipin ve valsartan'ın hipertansif hastalarda perilipin, irisin ve adropin seviyelerine etkisi
The effect of amlodipine and valsartan on the level of perilipin, irisin and adropin to hypertensve patients
NERMİN AKKAYA
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
BiyokimyaTurgut Özal ÜniversitesiTıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HÜSAMETTİN ERDAMAR
- Gestasyonel diyabetli kadınlarda yaşam kalitesi ve depresyon durumlarının incelenmesi
The examination of life quality and the event of depression in the period of pregnancy of diabetic women
REYHAN AYDIN
Yüksek Lisans
Türkçe
2013
HemşirelikHaliç ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NEZİHE KIZILKAYA BEJİ
- Prenatal dönemde farklı dozlarda uygulanan diklofenak sodyumun merkezi sinir sistemi gelişimi üzerine toksik etkisinin araştırılması
The toxic effects of different doses of diclofenac sodium on the development of the central nervous system exposed during prenatal period
EBRU ELİBOL
Doktora
Türkçe
2014
Histoloji ve EmbriyolojiOndokuz Mayıs ÜniversitesiAnatomi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SÜLEYMAN KAPLAN
- Zaman yönetiminin hemşirelerin iş verimine etkisi (İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk hastalıkları ve cerrahisi eğitim ve araştırma hastanesi örneği)
Effects of time management on nurses job efficiency (İzmir Dr. Behçet Uz Pediatric Desase and Surgery Training and Research Hospital Sample)
ELİF DALKIRAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
HastanelerBeykent Üniversitesiİşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ŞEFİKA DEMİRKAN