Geri Dön

İç Hastalıkları Kliniğine 2019-2024 yılları arasında hiponatremi ile yatan hastaların irdelenmesi

Investigation of patients admitted to the Internal Medicine Clinic with hyponatremia between 2019 and 2024

  1. Tez No: 947081
  2. Yazar: BEYZA ŞAHBAZ KOSOVA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SEMA BASAT
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Hiponatremi, Sodyum, Etiyoloji, Osmolarite, Hyponatremia, Sodium, Osmolarity, Etiology
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Çalışmamızın amacı; İç Hastalıkları Servisine hiponatremi tanısıyla yatışı yapılan hastaların klinik özelliklerini, etiyolojisini, hastaların kullandığı ilaçları, hastanede kalış sürelerini ve uygulanan tedavi yaklaşımlarını değerlendirerek, bu hastaların yönetiminde en uygun stratejilerin belirlenmesine katkı sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif özellikte olup, tek bir merkezde yürütülmüştür. Çalışmaya, 2019-2024 yılları arasında SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniğine hiponatremi (serum sodyum düzeyi <135 mEq/L) tanısıyla yatırılan, 18 yaş ve üzeri 188 hasta dahil edilmiştir. Çalışmada, hastaların demografik özellikleri, kullandığı ilaçlar, laboratuvar parametreleri, görüntüleme sonuçları ve hastanede yatış süreleri detaylı bir şekilde incelenmiş; ayrıca hiponatreminin etiyolojik nedenlerine ilişkin sıklık analizi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza, hiponatremi tanısıyla yatırılan 188 hasta (118 kadın, 70 erkek) dahil edilmiştir. Hastaların ortalama yaşı 71,44 ± 13,95 yıl olup, kadın hastalar erkeklere göre anlamlı şekilde daha ileri yaşta bulunmuştur. Hastaların büyük çoğunluğu (%88,3) şiddetli hiponatremi grubunda yer alırken, hipoosmolar hiponatremi %83 ile en sık görülen form olarak saptanmıştır. Ortalama yatış süresi 7,7 gün olup, hiponatremi şiddeti ile yatış süresi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. En sık etiyolojik neden %51,1 oranıyla ilaç kullanımı olup, bunu konjestif kalp yetmezliği (%14,9) ve UADHS (%8) izlemiştir. UADHS tanısı konulan hastaların %80'inde malignite tespit edilmiştir. Taburculukta hastaların yalnızca %53,2'sinde serum sodyum düzeyinin normale döndüğü görülmüştür. Kranial görüntüleme yapılan olguların %58'inde patoloji saptanmamıştır. TSH ve kortizol düzeyleriyle hiponatremi şiddeti arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. vii Sonuç: Bu çalışma, hiponatreminin ileri yaşta, kadın cinsiyette ve özellikle diüretik kullanan hastalarda daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. En yaygın nedenin ilaç kullanımı olması, hiponatreminin büyük ölçüde önlenebilir bir klinik durum olduğuna işaret etmektedir. Özellikle yaşlı hastalarda diüretik kullanımı sırasında düzenli elektrolit takibi yapılması, hiponatreminin gelişmesini önleyebilir. UADHS düşünülen vakalarda malignite taraması yapılması ihmal edilmemeli, hiponatremi ile başvuran ve nörolojik semptom göstermeyen hastalarda ise gereksiz kranial görüntülemelerden kaçınılmalıdır. Hiponatremi, erken fark edildiğinde ve uygun şekilde yönetildiğinde hastane yatış süresini kısaltabilecek, komplikasyon riskini azaltabilecek ve tedavi maliyetlerini düşürebilecek önemli bir klinik tablodur.

Özet (Çeviri)

Aim: The aim of our study is to evaluate the clinical characteristics, etiology, medications, length of hospital stay, and treatment approaches of patients admitted to the Internal Medicine Department with a diagnosis of hyponatremia, in order to contribute to the identification of the most appropriate strategies for managing these patients. Materials and Methods: This study is of a retrospective nature and was carried out in a single-center setting. A total of 188 patients aged 18 and above, who were admitted to the Internal Medicine Clinic of SBÜ Ümraniye Training and Research Hospital with a diagnosis of hyponatremia (serum sodium level <135 mEq/L) between 2019 and 2024, were included. The study examined the demographic characteristics, medications, laboratory parameters, imaging results, and length of hospital stay of the patients in detail. Additionally, a frequency analysis was performed regarding the etiological causes of hyponatremia. Results: In this study, 188 patients (118 females, 70 males) hospitalized with a diagnosis of hyponatremia were included. The mean age of the patients was 71.44 ± 13.95 years, with female patients being significantly older than male patients. The majority of cases (88.3%) were classified as having severe hyponatremia, and hypoosmolar hyponatremia was identified as the most common form (83%). The average length of hospital stay was 7.7 days, and there was no statistically significant difference in length of stay based on the severity of hyponatremia. The most frequent etiological factor was medication use (51.1%), followed by congestive heart failure (14.9%) and syndrome of inappropriate antidiuretic hormone secretion (SIADH) (8%). Among patients with SIADH, 80% were found to have malignancies. At discharge, serum sodium levels had returned to normal in only 53.2% of patients. Cranial imaging was performed in a subset of patients, with no pathological findings detected in 58% ix of those imaged. No significant correlations were observed between the severity of hyponatremia and TSH or cortisol levels. Conclusion: This study demonstrated that hyponatremia is more frequently observed in elderly patients, in females, and among those using diuretics. The predominance of medication-related cases highlights that hyponatremia is often a preventable condition. Regular monitoring of electrolytes in elderly patients on diuretic therapy is essential to prevent the development of hyponatremia. In patients suspected of having SIADH, malignancy screening should not be overlooked. Additionally, unnecessary cranial imaging should be avoided in hyponatremic patients without neurological symptoms. Hyponatremia is a clinically significant condition that, when recognized and managed appropriately, can reduce hospital stays, minimize complications, and lower treatment costs.

Benzer Tezler

  1. Bazı esterlerin kinetik incelenmesi ve termodinamik parametrelerin belirlenmesi

    Kinetic study and detesmination of thermodnamic parameters of some esters

    İBRAHİM TAŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Kimya MühendisliğiUludağ Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA CEBE

  2. Atherosklerotik kalp hastalıklarında risk faktörleri

    Risk factors in the coronary artery disease

    MURAT SUHER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    KardiyolojiGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  3. Süt formüllerinin tüketim uygulamaları ve süt formüllerinin C vitamini içeriği ile pH değerleri

    Başlık çevirisi yok

    GÖNÜL VAROL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Besin Hijyeni ve Teknolojisiİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Gelişimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TÜRKAN KUTLUAY

  4. Dokuma kumaşlarda örgü tipinin ham kumaşın boyutları ve geometrik özellikleri üzerindeki etkilerinin araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    EMEL ÖNDER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Tekstil ve Tekstil MühendisliğiEge Üniversitesi

    Tekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜNGÖR BAŞER