Sosyal anksiyete bozukluğu tanılı ergenlerde eşlik eden otizm özelliklerinin algılanan sosyal destek, yalnızlık ve intihar riski üzerine etkisi
The effect of comorbid autism traits on perceived social support, loneliness and suicide risk in adolescents diagnosed with social anxiety disorder
- Tez No: 960473
- Danışmanlar: DR. İPEK SÜZER GAMLI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Sosyal anksiyete bozukluğu, geniş otizm fenotipi, yalnızlık, intihar, algılanan sosyal destek, Social anxiety disorder, broader autism phenotype, loneliness, suicide, perceived social support
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş: Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB), bireyin başkaları tarafından değerlendirilme ihtimalinin bulunduğu bir ya da birden fazla sosyal durumda belirgin düzeyde korku ya da kaygı yaşaması ve bu durumlardan kaçınma davranışı sergilemesiyle tanımlanan ruhsal bir bozukluktur. Anksiyete bozuklukları sınıfında yer alan bu bozukluk, genellikle ergenlik döneminde başlamakta, yüksek komorbidite oranları ve belirgin işlevsellik kaybıyla seyretmektedir. SAB tanılı çocuk ve ergenlerde, temel belirtilerin yanı sıra düşük benlik saygısı, depresif belirtiler, çaresizlik, artmış intihar düşünceleri yaygın olarak görülebilmektedir. Ek olarak, günlük yaşam rutinlerinde meydana gelen değişimlere karşı huzursuzluk, sınırlı arkadaş çevresi, sosyal izolasyon, dışlanma ve yalnızlık gibi belirtilerle de kendini gösterebilmektedir. Bununla birlikte, bireyin sosyal anskiyete düzeyi, çevresinden algıladığı sosyal desteği nasıl yorumladığını ve bu desteği ne ölçüde kullanabildiğini doğrudan etkileyebilmekte ve hastalık şiddeti üzerinde etkili olabilmektedir. Otizm özellikleri ise, genel toplumda da değişen düzeylerde gözlemlenebilen; sosyal iletişim ve etkileşimde yetersizlikler, sınırlı ilgi alanları, tekrarlayıcı davranışlar, duyusal hassasiyetler ve iletişimde farklılıklar gibi otizm spektrum bozukluğuna (OSB) özgü belirti örüntülerini içeren; ancak tanı eşiğini karşılamayacak düzeyde gözlemlenen bireysel özelliklerdir. Bu özelliklerin, SAB belirtileriyle örtüşen yönleri, tanısal değerlendirmelerde güçlükler yaratmakta ve semptomların şiddetinin doğru biçimde belirlenmesini zorlaştırabilmektedir. Bu çalışmada, bir eğitim ve araştırma hastanesinin çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran SAB tanılı ergenlerde sosyal kaygı şiddetinin algılanan sosyal destek, yalnızlık ve intihar riski üzerine etkisi ve eşlik eden otizm özelliklerinin varlığında bu değişkenlerin incelemesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran, klinisyen tarafından yapılan görüşme ile, DSM-5 tanı kriterlerine göre SAB tanısı alan ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 80 ergen dahil edilmiştir. Zihinsel yetersizlik, OSB, psikotik bozukluklar; herhangi bir kronik, metabolik, genetik ve nörolojik hastalığı tanısı olanlar ise çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışmaya katılan çocuk ve ergenler ile ebeveynlerinden onam alınmıştır. Klinisyen tarafından tanısal değerlendirme için çalışmaya katılan çocuk ve ergenlerle,“Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli- Türkçe Versiyonu”adlı yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış, sonrasında sosyodemografik ve klinik veri toplama formu doldurulmuştur. Yine klinisyen tarafından katılımcılara 'Liebowtiz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ)' uygulanmıştır. Katılımcı ergenler tarafından, 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ)', 'UCLA Yalnızlık Ölçeği- Kısa formu (UCLA-KF)', 'İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ)' doldurulmuştur. Katılımcıların ebeveynleri tarafından ise 'Otizm Spektrum Anketi-Ergen Formu (OSA-E)' doldurmaları istenmiştir. Verilerin istatistiksel analizleri için Statistical Package for Social Sciences (SPSS) for Windows 28 paket programı kullanılmıştır. İstatiksel analizleri yaparken; Kolmogorov–Smirnov testi, Mann-Whitney U Testi, t-testi, Spearman ve Pearson korelasyon analizleri ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların sosyal kaygı ve kaçınma şiddetini ölçen LSKÖ ile UCLA-KF arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuşken, ÇBASDÖ alt boyutları ve toplam puanı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. LSKÖ ile İOÖ'nün umutsuzluk, intihar düşüncesi, düşmanlık alt boyutları ve toplam puan arasında pozitif yönde; İOÖ olumsuz kendilik algısı alt boyutu ile negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Otizm özelliklerini değerlendiren OSA-E toplam puanı ile ÇBASDÖ özel insan, arkadaş ve toplam puanları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. OSA-E iletişim alt ölçeği ve toplam puan ile UCLA-KF arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. OSA-E alt boyutları ile İOÖ'nün alt boyutları ve toplam arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. OSA-E ölçeği kesme puanına göre iki gruba ayrılan katılımcılardan otizm özellikleri gösterenlerde(n=36) ÇBASDÖ arkadaş alt boyutu puanları anlamlı olarak daha düşük; UCLA-KF ölçeği puanları anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. OSA-E alt boyutları ile İOÖ'nün alt boyutları ve toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Sonuç: Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlara göre, algılanan sosyal destek ve yalnızlığın SAB semptom şiddeti ile anlamlı ilişkisi olduğu ve bu iki değişkenin intihar riskinde artışta aracı bir rol oynayabileceği görülmüştür. Çalışmamızda otizm özelliklerinin algılanan sosyal destek ve yalnızlık ile arasında anlamlı ilişki saptanmışken; otizm özellikleri ve intihar riski arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu konuda, çok merkezli, daha büyük örneklemli, kontrollü çalışmalar ile bu faktörlerin SAB üzerindeki etkilerinin aydınlatılması mümkün olabilecektir.
Özet (Çeviri)
Introduction: Social Anxiety Disorder (SAD) is a psychiatric condition characterized by intense fear or anxiety in one or more social situations where an individual is exposed to possible scrutiny by others, often accompanied by avoidance behaviors. Classified among anxiety disorders, SAD typically begins during adolescence and is associated with high comorbidity rates and significant functional impairment. In children and adolescents diagnosed with SAD, in addition to core symptoms, low self-esteem, depressive symptoms, feelings of helplessness, and increased suicidal ideation are commonly observed. Furthermore, symptoms such as discomfort in response to changes in daily routines, a limited circle of friends, social isolation, exclusion, and loneliness are also frequently reported. Moreover, social anxiety severity can directly influence how individuals perceive and utilize social support, which in turn can impact the severity of the disorder. On the other hand, autism traits, refer to individual characteristics that resemble the symptom patterns typical of Autism Spectrum Disorder (ASD)—including deficits in social communication and interaction, restricted interests, repetitive behaviors, sensory sensitivities, and differences in communication—yet are observed at subclinical levels in the general population. The overlap between these traits and symptoms of SAD can complicate diagnostic evaluations and hinder accurate assessment of symptom severity. This study aimed to examine the effects of social anxiety severity on perceived social support, loneliness, and suicide risk in adolescents diagnosed with SAD who presented to a child and adolescent psychiatry outpatient clinic of a training and research hospital, and to investigate how these variables are influenced by the presence of co-occurring autism traits. Materials and Methods: The study included 80 adolescents who presented to a child and adolescent psychiatry outpatient clinic, were diagnosed with SAD according to DSM-5 criteria in a clinician-administered interview, and met the inclusion criteria. Participants with intellectual disability, autism spectrum disorder, psychosis, or any chronic, metabolic, genetic, or neurological disease were excluded. Informed consent was obtained from both participants and their parents. A semi-structured interview, the Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia for School-Age Children-Present and Lifetime Version (K-SADS-PL-T), was conducted by a clinician for diagnostic evaluation, followed by completion of a sociodemographic and clinical data form. The Liebowitz Social Anxiety Scale (LSAS) was administered by the clinician. Participants completed the Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS), UCLA Loneliness Scale–Short Form, and Suicide Probability Scale (SPS). Parents completed the Autism Spectrum Quotient–Adolescent Version (AQ-Adolescent). Statistical analyses were performed using SPSS for Windows version 28. Tests included the Kolmogorov–Smirnov test, Mann–Whitney U test, t-test, Spearman and Pearson correlation analyses, and linear regression analysis. A significance level of p<0.05 was used. Results: A significant positive correlation was found between LSAS and UCLA Loneliness Scale scores, while no significant correlation was found between LSAS and MSPSS total and subscale scores. LSAS scores showed a significant positive correlation with the hopelessness, suicidal ideation, and hostility subscales and the total score of the SPS, and a significant negative correlation with the negative self-evaluation subscale. AQ-Adolescent total scores were significantly negatively correlated with MSPSS“significant other,”“friend,”and total scores. A significant positive correlation was observed between the AQ-Adolescent communication subscale and total scores and UCLA Loneliness Scale scores. No significant relationship was found between AQ-Adolescent subscales and the SPS total or subscale scores. Participants with elevated autism traits (n=36), based on AQ-Adolescent cutoff scores, had significantly lower scores on the MSPSS“friend”subscale and significantly higher loneliness scores. No significant correlation was found between autism traits and suicide risk. Conclusion: The findings suggest that perceived social support and loneliness are significantly associated with the severity of SAD symptoms and may play a mediating role in the increased risk of suicide. Although autism traits were significantly related to perceived social support and loneliness, no significant association was found between autism traits and suicide risk. Further multicenter studies with larger and more diverse samples are needed to clarify the impact of these factors on SAD.
Benzer Tezler
- Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuk ve ergen bireylerde akran zorbalığı ve ilişkili özelliklerin değerlendirilmesi
Evaluation of peer bullyi̇ng and related characteristics in children and adolescent individuals with autism spectrum disorders
YAĞMUR GÜNDÜZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Psikiyatriİstanbul ÜniversitesiÇocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MURAT COŞKUN
- Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun farklı görünümlerinde psikiyatrik eş tanıların araştırılması
Psychiatric comorbidity in different presentations of attention deficit hyperactivity disorder
GÖKÇEN GÜVEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Psikiyatriİstanbul ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MURAT COŞKUN
- Otizm spektrum bozukluğu tanılı olgularda internet bağımlılığı ve zorbalık ile ilişkili faktörlerin incelenmesi
Investigation of parameters related to internet spending and bullying in cases with autism spectrum disorder
ZEYNEP GÖKÇE ERKAN İDRİS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
PsikiyatriEge ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SEZEN KÖSE
- Asperger Sendromunda psikiyatrik eş tanılar
Comorbidity in Asperger Syndrome
CANAN TANIDIR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
Psikiyatriİstanbul ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NAHİT MOTAVALLI MUKADDES
- Yaygın gelişimsel bozukluklarda komorbid psikopatolojiler ve komorbiditenin aile işlevselliği üzerine etkileri
Comorbid psychopathology in the pervasive developmental disorders and effects of comorbidity on family functions
DERYA ERKUŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
PsikiyatriEge ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SERPİL ERERMİŞ