Karyotipik ve AZF bölge (AZFc ve AZFd) anomalisi gösteren hastalar ile açıklanamayan azospermi hastalarının TESE sonrası bulgu karşılaştırmaları
Comparative evaluation of post-TESE outcomes in patients with karyotypic and AZF region (AZFc and AZFd) anomalies versus those with idiopathic non-obstructive azoospermia
- Tez No: 964512
- Danışmanlar: PROF. DR. TÜLAY İREZ
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Histoloji ve Embriyoloji, Histology and Embryology
- Anahtar Kelimeler: Azospermi, İnfertilite, Azoospermia
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Erkek infertilitesi, çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık %50'sinden sorumludur ve bu olguların önemli bir bölümü azospermi ile ilişkilidir. Non-obstrüktif azospermi (NOA), testiküler düzeyde sperm üretim bozuklukları sonucu ortaya çıkar ve etiyolojisinde sıklıkla karyotipik anomaliler ile Y kromozomundaki AZFc/AZFd mikrodelesyonları rol oynamaktadır. Bu çalışmada, karyotipik (47,XXY) ve AZFc/AZFd mikrodelesyonları gösteren hastalar ile açıklanamayan azospermik hastaların hormon seviyelerini, TESE (Testiküler Sperm Ekstraksiyonu) uygulaması sonrasındaki sperm bulma oranlarını ve ICSI (Intrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu) sonrası embriyo gelişimleri ile gebelik oranları retrospektif olarak karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, TESE ve ICSI uygulanan 150 hasta 3 grup halinde çalışmaya dahil edilmiştir. Her hasta için Folikül Uyarıcı Hormon (FSH), Lüteinize Edici Hormon (LH), Total Testosteron, Estradiol (E2), Prolaktin ve İnhibin-B hormon düzeyleri analiz edilmiş, TESE ile sperm elde edilip edilmediği, ICSI sonrası embriyo gelişimi (1., 3. ve 5. gün) ve embriyo transferi yapılan olgularda klinik gebelik başarı oranları değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; inhibin B, FSH, LH ve total testosteron düzeyleri hem TESE başarısı hem de pozitif gebelik oluşumu ile istatistiksel olarak anlamlı ilişkili bulunmuştur (p<0.05). AZF grubunda total testosteron ve E2 yüksek (p=0,019 ve p=0,041), prolaktin düşük bulunurken (p=0,046) Klinefelter grubunda ise inhibin B düşük (p=0,014), FSH ve LH yüksek bulunmuştur (p=0,001). Lojistik regresyon modeli, FSH ve LH düzeylerinin pozitif gebelik elde edilmesinde güçlü prediktörler olduğunu göstermiştir (p=0,008, p=0,009). Ayrıca genetik bozukluk taşıyan gruplarda, açıklanamayan azospermi grubuna kıyasla embriyo gelişim kalitesi daha istikrarlı ve öngörülebilir bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışma, genetik etiyolojisi bilinen azospermik hastalarda klinik yaklaşımın daha öngörülebilir olduğunu; buna karşın açıklanamayan azospermi grubunun tedavi planlamasında hâlâ belirsizlik barındırdığını ortaya koymaktadır.
Özet (Çeviri)
Male infertility accounts for approximately 50% of infertile couples, and a significant portion of these cases are associated with azoospermia. Non-obstructive azoospermia (NOA) results from testicular sperm production disorders, and its etiology is often influenced by karyotypic anomalies and AZFc/AZFd microdeletions on the Y chromosome. This study retrospectively compared hormone levels, sperm retrieval rates after TESE (Testicular Sperm Extraction), and embryo development and pregnancy rates after ICSI (Intracytoplasmic Sperm Injection) in patients with karyotypic (47,XXY) and AZFc/AZFd microdeletions with those who had unexplained azoospermia. For this purpose, 150 patients who underwent TESE and ICSI were included in the study, divided into three groups. Follicle-Stimulating Hormone (FSH), Luteinizing Hormone (LH), Total Testosterone, Estradiol (E2), Prolactin, and inhibin B hormone levels were analyzed for each patient. The presence of sperm retrieval via TESE, embryo development after ICSI (days 1, 3, and 5), and clinical pregnancy success rates in embryo transfer cases were evaluated. Findings indicated that inhibin B, FSH, LH, and total testosterone levels were significantly correlated with both TESE success and positive pregnancy outcomes (p<0.05). In the AZF group, total testosterone and E2 were elevated (p=0.019 and p=0.041), while prolactin was low (p=0.046). In contrast, in the Klinefelter group, inhibin B was low (p=0.014), and FSH and LH were elevated (p=0.001). The logistic regression model revealed that FSH and LH levels were strong predictors of positive pregnancy outcomes (p=0.008, p=0.009). Furthermore, embryo developmental quality was more stable and predictable in the genetic disorder group compared to the unexplained azoospermia group. In conclusion, this study demonstrates that the clinical approach is more predictable in azoospermic patients with a known genetic etiology, while treatment planning remains uncertain in the group with unexplained azoospermia.
Benzer Tezler
- Türkiyenin helleborus türleri üzerinde morfolojik, anatomik, palinolojik ve sitolojik araştırmalar
Morphologische, anatomische, palynologische und cytologische untersuchungen über die helleborusarten der Turkei
NURSEL SEZER
- Malignite ile tek gen mutasyonları ve kromozom düzensizliklerinin ilişkisi üzerine araştırmalar
Investigations on the relationship between malignancy and a single gene mutation and chromosomal abnormalities
M. NAİL ALP
Doktora
Türkçe
1983
Tıbbi BiyolojiDicle ÜniversitesiTıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. NURETTİN BAŞARAN
- Genital organ anomalisi gösteren olgularda kromozom ve x kromatini analizi
Chromosom and x chromatin analysis in the cases have genital organ anomalies
MUSTAFA SOLAK