Pulmoner embolilinin klinik laboratuar ve görüntüleme bulgularının malignite varlığına göre karşılaştırılması
Comparison of clinical, laboratory and imaging findings of pulmonary embolism according to the presence of malignancy
- Tez No: 971312
- Danışmanlar: PROF. DR. SİBEL ARINÇ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Akciğer kanserinde, pulmoner embolizm(PE) ve venöz tromboembolizm gelişme insidansının normal populasyon ile kıyaslandığında dört kata kadar arttığı görülmüştür. Malignite tanısı alan hastalarda tromboembolik hadise ihtimalinin tanıdan sonraki birkaç ay içeresinde gelişme ihtimali fazladır. Malignite tanısının olması PE alakalı ölüm sebepleri içinde en güçlü bağımsız risk faktörlerinden biridir. Bu çalışmada, pulmoner emboli (PE) tanısı olan hastalar ile hem pulmoner emboli hem de akciğer kanseri tanısı bulunan hastaların klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulgularının karşılaştırılması ve akciğer kanseri varlığının mortalite üzerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma retrospektif kohort çalışmasıdır. 15 Aralık 2023 – 15 Mart 2024 tarihleri arasında poliklinik verileri incelenerek SBÜ Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Pulmoner Emboli ve Akciğer kanseri tanısı almış ve tanıda pulmoner BT anjiografide dolum defekti görülmüş 157 hasta çalışmaya alındı. Hastaların patolojik sonuçları ve pulmoner BT anjiografi raporları incelenerek hastalar, yalnızca pulmoner emboli tanısı olanlar (Grup 1, n=107) ve hem pulmoner emboli hem akciğer kanseri tanısı olanlar (Grup 2, n=50) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Hastaların demografik verileri, tıbbi öyküleri, komorbid hastalıkları, laboratuar bulguları, semptomları (nefes darlığı, öksürük, halsizlik, kilo kaybı, yan ağrısı), radyolojik bulguları (Toraks Bt anjiografi) ve mortalite verileri karşılaştırıldı. Veriler hastane otomasyon sisteminden elde edildi ve geriye dönük incelendi. Bulgular: : Çalışma popülasyonunun ortanca yaşı 65 (56–73) yıl olup hastaların 88'i (%56) erkekti. İki grup karşılaştırıldığında ortanca yaşları açısından belirgin fark yok iken cinsiyet açısından önemli farklılık saptandı. Erkek cinsiyet Grup 2 (Pulmoner emboli ve akciğer kanseri tanılı hastalar)'de anlamlı olarak daha yüksek bulundu (34 hasta n=50, p=0.039). Hastalar sigara öyküsü yönünden değerlendirildiğinde, sigara öyküsü 82 (%52) hastada mevcut olup 20 (%13) hasta halen aktif sigara içicisiydi. Sigara öyküsü Grup 2'de anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.001). Her iki grup için bakıldığında en sık tutulum yeri segmental arter 75(%48) olup akciğer kanserli olgularda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0.005). Her iki grupta en sık komorbiditeler sırası ile grup 1 ve grup 2'de hipertansiyon (%39, %34), diyabetes mellitus (%24, %24), KOAH (%19, %34) ve astım (%20, %6) olarak saptandı. KOAH Grup 2'de, astım ise Grup 1'de anlamlı olarak daha yüksekti (sırasıyla p=0.035 ve p=0.027). Semptomlar arasında en sık dispne (%75) görüldü; öksürük (%19) ve göğüs ağrısı (%17) bunu izledi. Semptom ve Wells skorları açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (p=0.54). Laboratuvar analizlerinde beyaz küre (x109/L), CRP (mg/L), NLR ortanca değerlerine bakıldığında grup 2 hastalarda grup 1 hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek bulundu sırasıyla; p=0.024, p=0.001, p<0.001. Hemoglobin, albumin, oksijen saturasyonu değerleri grup 2 olgularda grup 1 olgulara göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (sırasıyla; p=0.013, p=0.012, p<0.001). Trombosit, ferritin, LDH, d-dimer değerleri arasında istatistiksel olarak fark saptanmadı (tümünde p>0.05). Grup 2 olgularında NLR, erkek cinsiyet ve akciğer kanseri tanısı almış olmak mortalite ile ilişkili bağımsız risk faktörleriydi (sırasıyla; p=0.028, p=0.018, p<0.001). Sonuç: Akciğer kanseri ve pulmoner emboli birlikteliği olan hastalarda enflamatuar belirteçlerin yüksek, hemoglobin ve albümin düzeylerinin düşük olması daha ağır bir klinik tabloya işaret etmektedir. Bu hastalarda mortalitenin belirgin şekilde yüksek bulunması, klinik takip ve tedavi süreçlerinde daha yakın izlem ve erken tanısal yaklaşımların önemini vurgulamaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: Lung cancer is associated with a markedly increased incidence of pulmonary embolism (PE) and venous thromboembolism (VTE), up to four times higher compared to the general population. Thromboembolic events often occur within the first few months following a cancer diagnosis, and malignancy remains one of the strongest independent risk factors for PE-related mortality. This study aimed to compare the clinical, laboratory, and imaging findings of patients diagnosed with pulmonary embolism (PE) and those diagnosed with both pulmonary embolism and lung cancer, and to evaluate the effect of lung cancer on mortality. Materials and Methods: This retrospective cohort study included 157 patients who were diagnosed with PE and/or lung cancer and had pulmonary CT angiography (CTA) demonstrating a filling defect between December 15, 2023, and March 15, 2024, at the University of Health Sciences, Süreyyapaşa Chest Diseases and Thoracic Surgery Training and Research Hospital. Based on pathological results and pulmonary CT angiography reports, patients were divided into two groups: those with only pulmonary embolism (Group 1, n=107) and those with both pulmonary embolism and lung cancer (Group 2, n=50). Demographic data, medical history, comorbidities, laboratory findings, symptoms (dyspnea, cough, fatigue, weight loss, flank pain), radiological findings (thoracic CT angiography), and mortality data were compared between the two groups. Data were obtained from the hospital automation system and analyzed retrospectively. Results: The median age of the study population was 65 (56–73) years, and 88 (56%) of the patients were male. While there was no significant difference between the two groups in terms of median age, a significant difference was found in terms of gender, with the male gender being significantly higher in Group 2 (patients with pulmonary embolism and lung cancer) (34 patients, n=50, p=0.039). Regarding smoking history, 82 (52%) patients had a smoking history, and 20 (13%) were current smokers. Smoking history was significantly higher in Group 2 (p<0.001). The most common site of involvement in both groups was the segmental artery in 75 (48%) cases, which was significantly higher in patients with lung cancer (p=0.005). The most frequent comorbidities in Group 1 and Group 2, respectively, were hypertension (39%, 34%), diabetes mellitus (24%, 24%), COPD (19%, 34%), and asthma (20%, 6%). COPD was significantly higher in Group 2, while asthma was significantly higher in Group 1 (p=0.035 and p=0.027, respectively). Among the symptoms, dyspnea was the most common (75%), followed by cough (19%) and chest pain (17%). There was no significant difference between the groups regarding symptoms and Wells scores (p=0.54). In laboratory analyses, the median values of white blood cells (×10⁹/L), CRP (mg/L), and NLR were significantly higher in Group 2 than in Group 1 (p=0.024, p=0.001, p<0.001, respectively). Hemoglobin, albumin, and oxygen saturation levels were significantly lower in Group 2 compared to Group 1 (p=0.013, p=0.012, p<0.001, respectively). No statistically significant difference was found in platelet, ferritin, LDH, or D-dimer values (all p>0.05). In Group 2, NLR, male gender, and the presence of a lung cancer diagnosis were found to be independent risk factors associated with mortality (p=0.028, p=0.018, p<0.001, respectively). Conclusion: In patients with concomitant lung cancer and pulmonary embolism, elevated inflammatory markers and decreased hemoglobin and albumin levels indicate a more severe clinical condition. The significantly higher mortality observed in these patients emphasizes the importance of closer follow-up and early diagnostic approaches in clinical management and treatment processes.
Benzer Tezler
- Perkütan yöntemle kapatılan atriyal septal defekt hastalarında atriyum ve apendiks işlevlerinin değerlendirilmesi
Assessment of atrium and atrial appendage functions in patients with atrial septal defect treated via percutaneous transcatheter closure technique
QURBAN ALİ ADİNA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
KardiyolojiKocaeli ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TAYFUN ŞAHİN
- Pulmoner emboli tanılı hastaların sosyodemografik,klinik, laboratuar ve görüntüleme özelliklerinin geriye dönük olarak incelenmesi
Retrospective analysis of sociodemographic, clinical, laboratory and imaging features of patients with pulmonary embolism
ORHAN ŞAHİN
- Akut pulmoner emboli sonrası kronik tromboemboli sıklığı ve risk faktörleri
Frequency and risk factors of chronic thromboembolism after acute pulmonary embolism
SEÇİM KOLAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Göğüs HastalıklarıPamukkale ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NEŞE DURSUNOĞLU
- Subsegmental pulmoner tromboemboli tanısında pulmoner ven işaretinin önemi
Başlık çevirisi yok
TAHSİN YAHŞİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÇİGDEM BİBER
DR. OZAN BABAOĞLU
- Akut pulmoner emboli tanısında yapay zeka çalışmaları
Artificial intelligence studies in the diagnosis of acute pulmonary embolism
ÖNDER BABACAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞÜKRÜ MEHMET ERTÜRK