Subsegmental pulmoner tromboemboli tanısında pulmoner ven işaretinin önemi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 991699
- Danışmanlar: PROF. DR. ÇİGDEM BİBER, DR. OZAN BABAOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Subsegmental pulmoner emboli (SSPE), çok dedektörlü BT kullanımı ile daha sık tanınmaya başlamış ve artık tüm akut PTE vakalarının yaklaşık %10'unu oluşturmaktadır. Ancak SSPE saptanma oranlarındaki artış, PTE'ye bağlı mortalitede belirgin bir azalma sağlamamış; bu da SSPE'nin klinik öneminin tartışılmasına ve olası aşırı tanıya işaret etmektedir. SSPE tanısında solunum veya hareket artefaktları nedeniyle yalancı pozitif BT pulmoner anjiyografi (BTPA) bulguları görülebilmekte ve bu durum gereksiz antikoagülasyon riskine yol açabilmektedir. Pulmoner ven işareti (PVİ), BTPA'nın erken arteriyel fazında bir veya birden fazla pulmoner venden kontrast dolumunun diğer venlere kıyasla homojen defekt şeklinde izlenmesi olarak tanımlanır; bu bulgu, arteriyel tıkanıklığın etkilediği bölgede venöz geri akımın azalmasına bağlı ortaya çıkar. Akut PTE olgularında PVİ varlığının düşük duyarlılığa (~%30) karşın yüksek özgüllüğe sahip olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, SSPE olgularında PVİ'nin tanısal değeri hakkında literatürde sınırlı veri bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, SSPE tanısında BTPA üzerinde PVİ varlığının tanıya katkısını değerlendirmek ve PVİ'nin duyarlılık, özgüllük ile öngörü değerlerini belirlemektir. Ayrıca PVİ pozitif olguların klinik ve laboratuvar özellikleri incelenerek, bu özgün bulgunun laboratuvar değerleri ilişkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, PTE şüphesiyle BTPA uygulanan toplam 158 hasta dahil edilmiştir (SSPE grubu n=79; kontrol grubu n=79). SSPE grubunu yalnızca subsegmental düzeyde pulmoner arter embolisi saptanan hastalar oluştururken, kontrol grubunda BTPA'da trombüs izlenmeyen hastalar yer almıştır. Tüm BTPA görüntüleri incelenerek her olguda PVİ varlığı kaydedildi. Ayrıca hastaların demografik verileri, laboratuvar testleri [D-dimer, C-reaktif protein (CRP), beyaz küre (WBC)], kardiyak ölçümleri [ejeksiyon fraksiyonu (EF), sistolik pulmoner arter basıncı (sPAB)] , alt ekstremite venöz Doppler ultrasonografi bulguları (derin ven trombozu varlığı) ve radyolojik bulguları geriye dönük olarak kaydedildi. Hasta ve kontrol grupları klinik ve laboratuvar parametreler açısından karşılaştırıldı. SSPE tanılı grupta PVİ saptanma oranı belirlendi; PVİ pozitif ve negatif hastalar arasında cinsiyet, embolinin yerleşim bölgesi (sağ, sol veya bilateral) ve eşlik eden DVT varlığı değerlendirildi. Ayrıca PVİ (+) ve PVİ (–) SSPE hastalarının yaş, EF, sPAB, D-dimer, CRP ve WBC değerleri karşılaştırılarak istatistiksel fark olup olmadığı incelendi. CRP düzeyinin PVİ varlığını öngörmedeki başarısı receiver operating characteristic (ROC) eğrisi analizi ile değerlendirildi. Son olarak, PVİ'nin SSPE tanısındaki duyarlılık, özgüllük, pozitif ve negatif prediktif değerleri hesaplandı. Bulgular: SSPE grubundaki 79 hastanın 19'unda (%24,1) BTPA ile pulmoner ven işareti saptandı; buna karşılık kontrol grubundaki 79 hastanın hiçbirinde PVİ izlenmedi. Bu bulguya göre PVİ varlığının SSPE tanısını öngörmedeki özgüllüğü %100, duyarlılığı ise %24 olarak hesaplandı. SSPE hastalarında embolinin sağ, sol veya bilateral yerleşimine göre PVİ görülme sıklığında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Diğer taraftan, SSPE grubu laboratuvar bulguları kontrol grubuna kıyasla belirgin olarak yüksekti: SSPE hastalarında ortalama D-dimer, sPAB, CRP ve WBC değerleri kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı (her biri için p<0,01).PVİ saptanan SSPE hastalarının klinik ve laboratuvar özellikleri incelendiğinde, özellikle CRP düzeylerinin PVİ saptanmayanlara göre belirgin derecede yüksek olduğu görüldü. PVİ pozitif grupta CRP değeri, PVİ negatif gruba kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,007). Buna karşın PVİ (+) ve PVİ (– ) hastalar arasında yaş, cinsiyet, EF, sPAB, D-dimer ve WBC ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). CRP düzeyinin PVİ öngörme performansı ROC analizi ile değerlendirildi; en iyi cut-off değeri 20,25 olarak bulundu (eğri altında kalan alan 0,706; p=0,007). CRP ≥20,25 değeri için PVİ varlığını öngörme duyarlılığı %73,7, özgüllüğü %67,8 olarak hesaplandı. Sonuç: Sonuç olarak, subsegmental düzeydeki akut PTE olgularında pulmoner ven işareti nadir görülmekle birlikte, varlığı yüksek özgüllükle gerçek bir emboliyi işaret etmektedir. Çalışmamızda PVİ pozitif olgularda inflamatuvar yanıt markırı olan CRP düzeylerinin anlamlı derecede yüksek saptanması, bu bulgunun daha geniş bir trombüs yükü veya belirgin perfüzyon bozukluğu ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. SSPE tanısında tek başına PVİ yokluğu tanıyı ekarte etmese de PVİ varlığı görüntülemede saptanan bir embolinin klinik açıdan anlamlı olabileceğine dair güçlü bir kanıt sağlar. Klinik pratikte BTPA incelemelerinde PVİ'nin değerlendirilmesi, özellikle sınırda veya şüpheli SSPE olgularında tanısal güveni artırarak gereksiz antikoagülasyon kararlarının önüne geçmeye yardımcı olabilir. Literatürde sınırlı sayıda incelenen bu konuda, çalışmamız PVİ'nin SSPE tanısındaki rolüne dair özgün bir katkı sunmakta ve bu belirtecin ileri klinik uygulamalardaki potansiyel değeri hakkında önemli bir farkındalık sağlamaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: Subsegmental pulmonary embolism (SSPE) has become increasingly recognized with the widespread use of multidetector computed tomography (CT) and now accounts for approximately 10% of all acute pulmonary thromboembolism (PTE) cases. However, the rising detection rates of SSPE have not led to a significant reduction in PTE-related mortality, raising debates over the clinical significance of SSPE and the potential for overdiagnosis. In SSPE diagnosis, false- positive CT pulmonary angiography (CTPA) findings may occur due to respiratory or motion artifacts, which may lead to the risk of unnecessary anticoagulation. The pulmonary vein sign (PVS) is defined as a homogeneous contrast filling defect in one or more pulmonary veins compared to others, seen in the early arterial phase of CTPA; this finding results from reduced venous return in the region affected by arterial occlusion. PVS has been shown to have low sensitivity (~30%) but high specificity in acute PTE cases. However, data regarding its diagnostic value specifically in SSPE are limited. This study aimed to evaluate the diagnostic contribution of the presence of PVS on CTPA in SSPE and to determine the sensitivity, specificity, and predictive values of PVS. Additionally, the clinical and laboratory characteristics of PVS-positive cases were examined to explore potential associations with laboratory findings. Material and Method: This retrospective study included a total of 158 patients who underwent CTPA for suspected PTE (SSPE group n=79; control group n=79). The SSPE group consisted of patients with emboli confined to subsegmental pulmonary arteries, while the control group included patients with no evidence of thrombus on CTPA. All CTPA images were reviewed to record the presence of PVS. Furthermore, demographic data, laboratory tests [D-dimer, C-reactive protein (CRP), white blood cell count (WBC)], cardiac measurements [ejection fraction (EF), systolic pulmonary artery pressure (sPAP)], lower extremity venous Doppler ultrasound findings (presence of deep vein thrombosis), and radiological findings were retrospectively recorded. The SSPE and control groups were compared in terms of clinical and laboratory parameters. The frequency of PVS was determined in the SSPE group, and PVS-positive and -negative patients were compared in terms of sex, embolism laterality (right, left, or bilateral), and coexisting DVT. In addition, differences in age, EF, sPAP, D-dimer, CRP, and WBC values were statistically analyzed between PVS-positive and PVS-negative patients. The predictive ability of CRP for PVS presence was evaluated via receiver operating characteristic (ROC) curve analysis. Finally, sensitivity, specificity, positive predictive value, and negative predictive value of PVS in SSPE diagnosis were calculated. Findings: PVS was detected on CTPA in 19 of the 79 patients in the SSPE group (24.1%), while none of the 79 patients in the control group showed PVS. Accordingly, the specificity of PVS for diagnosing SSPE was calculated as 100%, and sensitivity as 24%. No significant difference was observed in PVS frequency according to embolism laterality (right, left, or bilateral) in the SSPE group (p>0.05). On the other hand, laboratory parameters were significantly higher in the SSPE group compared to the control group: mean D-dimer, sPAP, CRP, and WBC levels were significantly elevated in the SSPE group (p<0.01 for each). In the analysis of clinical and laboratory features of PVS-positive SSPE patients, CRP levels were found to be significantly higher in PVS-positive than in PVS-negative patients (p=0.007). No statistically significant differences were observed between PVS-positive and PVS-negative patients in terms of age, sex, EF, sPAP, D-dimer, and WBC levels (p>0.05). ROC analysis revealed that the optimal CRP cutoff for predicting PVS was 20.25 (area under the curve: 0.706; p=0.007). A CRP level of ≥20.25 predicted PVS presence with 73.7% sensitivity and 67.8% specificity. Results: In conclusion, while the pulmonary vein sign is infrequently observed in cases of acute SSPE, its presence is highly specific for confirming true embolism. The significantly higher CRP levels in PVS-positive patients in our study suggest that this finding may be associated with a greater thrombus burden or a more pronounced perfusion disturbance. Although the absence of PVS alone does not exclude SSPE, its presence strongly supports the clinical relevance of the observed embolus. In clinical practice, assessment for PVS in CTPA, particularly in borderline or suspicious SSPE cases, may enhance diagnostic confidence and help prevent unnecessary anticoagulation. Given the limited number of studies on this topic, our study offers anovel contribution to understanding the diagnostic role of PVS in SSPE and highlights its potential value in future clinical applications.
Benzer Tezler
- Pulmoner emboli şüphesi olan hastalarda derin ven trombozu tanısında İndirekt Bilgisayarlı Tomografi Venografi ile Renkli Doppler Ultrasonografibulgularının karşılaştırılması
The comparison of the Color Doppler Ultrasonography and Indirect Computer Tomography Venography for the diagnosis of deep venous trombosis in patients with suspected pulmonary tromboembolism
BETÜL GÜNEY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Radyoloji ve Nükleer TıpErciyes ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA GÜLEÇ
- Spiral BT anjiyografinin pulmoner tromboemboli tanısındaki yeri
The Role of spiral CT angiography for diagnosis of pulmonary thromboembolism
MEHMET MERAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2002
Göğüs HastalıklarıAtatürk ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. A. METİN GÖRGÜNER
- Acil serviste pulmoner emboli öntanısı ile tetkik edilen hastalarda ekokardiyografi bulgularının tanısal değerliliğinin retrospektif kesitsel analizi
Retrospective sectional analysis of the diagnostic value of the echocardiography findings in patients examined with prediagnose of pulmonary embolism in emergency department
AHMET ENES ÇELİK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İlk ve Acil YardımEge ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FUNDA KARBEK AKARCA
- COVID-19 hastalarında gelişen pulmoner tromboemboli ile COVİD-19 dışı gelişen pulmoner tromboemboli arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi; tek merkezli çalışma
Evaluation of differences between pulmonary thromboembolism in COVID-19 patients and non-COVID-19 related pulmonary thromboembolism;a single-center study
ORHUN ALAÇAM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Göğüs HastalıklarıErciyes ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA SEMA OYMAK
- Ayaktan ve yatarak pulmoner emboli tanısı konulan hastaların klinik sınıflandırmaya göre laboratuvar ve radyolojik parametrelerinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
EMRE BACAKSIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs HastalıklarıBolu Abant İzzet Baysal ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ EMİNE ÖZSARI