Düzenli takip altındaki retinal ven tıkanıklığı hastalarında beş yıllık gerçek yaşam verileri, klinik sonuçların ve tedavi süreçlerinin analizi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 974956
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ENDER SIRAKAYA
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göz Hastalıkları, Eye Diseases
- Anahtar Kelimeler: retinal ven oklüzyonu, anti-VEGF, deksametazon implant, DRIL, DROL, gerçek yaşam verileri, retinal vein occlusion, anti-VEGF therapy, intravitreal dexamethasone implant, disorganization of the retinal inner layers (DRIL), outer retinal layer disruption (DROL), real world data
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Kayseri Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı, düzenli olarak izlenen santral retinal ven tıkanıklığı (SRVT) ve retinal ven dal tıkanıklığı (RVDT) tanılı hastalarda uygulanan intravitreal anti-VEGF ve/veya kortikosteroid tedavilerinin klinik etkinliğini, tedavi sürekliliğini ve retina üzerindeki etkilerini gerçek yaşam verileri ışığında kapsamlı biçimde değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, gözlemsel çalışma, Kayseri Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Retina Birimi'nde Ocak 2016 – Mayıs 2025 tarihleri arasında santral retinal ven tıkanıklığı (SRVT) ve retinal ven dal tıkanıklığı (RVDT) tanısıyla izlenen, 18–80 yaş aralığında ve 60 ay düzenli takibi olan olguları kapsamaktadır.Tedavi süresince intravitreal anti-VEGF (bevacizumab, ranibizumab, aflibercept) ve/veya deksametazon implant uygulanmış olup, tüm hastalarda optik koherens tomografi (OKT) ve fundus floresein anjiyografi (FFA) verileri eksiksizdi. Değerlendirmeye alınan parametreler arasında; demografik veriler, etkilenen göz ve kadran, başlangıç iskemi durumu, enjeksiyon türü ve sayısı, en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK), santral maküla kalınlığı (SMK) ve DRIL/DROL varlığı yer aldı. Tüm ölçümler 0., 6., 12., 24., 36., 48. ve 60. aylarda kaydedildi. Görüntülemeler aynı Spektral Domain-OKT (Spectralis S2400-B) cihazında, foveadan geçen kesit üzerinden santral maküler kalınlık olarak değerlendirildi. DRIL, iç retina tabaka sınırlarının maküla merkezindeki 1 mm'lik alanda seçilememesi; DROL, dış retina tabakalarının aynı alanda sürekliliğini kaybetmesi olarak tanımlandı. Bulgular: Çalışmaya 165 göz dâhil edildi (%53,9 erkek; ort. yaş 63,1 ± 9,6 yıl). Olguların %72,7'si RVDT, %27,3'ü SRVT tanılı olup, iskemik alt tip oranı %13,3'tü. SRVT; 7 / 45 → %15,6 iskemik, RVDT; 15 / 120 → %12,5 iskemik idi. SRVT grubunda erkek oranı (%68,9 vs. %48,2; p = 0,029) ve başlangıç santral maküla kalınlığı (SMK) (894 vs. 613 µm; p < 0,001) anlamlı olarak yüksekti. Her iki grupta da SMK 6. aydan itibaren anlamlı biçimde azaldı, ve 60. aya dek düşük seyrederek gruplar arası fark ortadan kalktı (tüm grup içi p < 0,001; gruplar arası fark p > 0,05). Görme keskinliği (logMAR) zamanla iyileşti (RVDT F = 871,0; SRVT F = 326,5; her ikisi p < 0,001) ve hiçbir izlem noktasında gruplar arasında görme keskinliği kazanım miktarları arasında anlamlı fark saptanmadı. Başlangıçta DRIL/DROL oranları her 2 grupta da yüksekti (RVDT ve SRVT için sırasıyla %96,7/%100 ve %90,8/%100) ve her iki parametre izlem boyunca anlamlı biçimde azaldı (Cochran'ın Q testi, tümü p<0,001; azalma yönü: zaman ↑ → DRIL/DROL varlığı ↓). DROL başlangıçta SRVT'de daha sık görülse de (p = 0,036), sonraki dönemlerde fark izlenmedi (Fisher Exact testi, p=0,036; ilişki yönü SRVT lehine, φ>0; etki büyüklüğü küçük). DRIL/DROL varlığı olgularında SMK daha yüksek olarak izlendi. (p<0,001). SRVT grubunda 48–60. aylarda bevacizumab kullanımı daha sıktı. (p = 0,024–0,034). Aflibercept, ranibizumab ve deksametazon implant kullanım oranları her 2 grupta benzerdi. Toplam enjeksiyon sayısı 12. ayda SRVT'de daha yüksekti. (p = 0,036). SMK ile toplam enjeksiyon sayısı 24., 36. ve 60. aylarda zayıf–orta düzeyde pozitif korelasyon gösterdi (rho = 0,301, p<0,001; rho = 0,196, p=0,012; rho = 0,161, p=0,038). Her 2 grupta da aflibercept (24. ve 60. ay) ve deksametazon (24.–60. ay) implant kullanım sıklığı daha yüksek SMK ile ilişkiliydi (Spearman ρ>0, zayıf–orta; tümü p≤0,024). Bulgular, gerçek yaşamda klinik gerekliliklerin tedavi seçimini yönlendirmesi nedeniyle endikasyon kaynaklı karıştırıcı etki olabileceğine işaret etmektedir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, altıncı ayda yüksek SMK değerlerine sahip olgularda DRIL gelişme olasılığı daha yüksekti; bu olgularda görülen daha yüksek kümülatif anti-VEGF dozu ise büyük olasılıkla hastalık şiddetinin klinik bir yansımasıdır (OR = 1,35; p = 0,021); 24–60. aylarda artan deksametazon implant sayısı bağımsız risk faktörü olarak saptandı (OR ≈ 1,17–1,47; p ≤ 0,006). DROL için 12–36. aylarda anti-VEGF (OR ≈ 1,08–1,15; p ≤ 0,040) ve 24–60. aylarda deksametazon (OR ≈ 1,16–1,51; p ≤ 0,004) bağımsız belirleyicilerdi. Doğrusal modeller, 6. ayda DRIL'in anti-VEGF sayısını, 12.–48. aylarda DROL'ün anti-VEGF sayısını; 12.–48. aylarda DROL'ün ve 36.–60. aylarda DRIL'in deksametazon sayısını artırdığını gösterdi (tümü p ≤ 0,045). SMK intravitreal enjeksiyonlarla hızlı ve kalıcı biçimde azalırken görsel kazanımlar gruplar arasında benzer seyretmiştir. DRIL/DROL varlığı maküler ödem şiddetiyle güçlü ilişki göstermekte; tedavi yoğunluğu özellikle yüksek SMK ve kalıcı dış/iç retina tabakalarındaki bozulmalarla paralel artmaktadır. Sonuç: Beş yıllık düzenli izleme verilerine dayanan bu gerçek yaşam çalışmasının sonuçları, RVT olgularında güncel literatürle yüksek düzeyde uyum göstermektedir. İskemik olmayan olgularda anti-VEGF tedavisi, erken dönemde belirgin anatomik düzelme ile birlikte fonksiyonel kazançlar sağlamaktadır. Özellikle DRIL varlığı ve dış retina tabakalarının bütünlüğü gibi erken dönem OKT biyobelirteçleri, uzun dönem görsel sonuçları öngörmede güvenilir göstergelerdir. Görsel kazanımların korunması, tedavinin zamanında başlanmasına ve yeterli sıklıkta sürdürülmesine bağlıdır; yetersiz tedavi yoğunluğu kazanımların kaybına yol açabilmektedir. Klinik uygulamada, hastaya özel bir yaklaşım uygun durumlarda ajan değişimi (örneğin aflibersept ↔ ranibizumab), dirençli ödemde steroid eklenmesi ve hasta yanıtına göre takip aralıklarının uyarlanması maküla ödeminin uzun dönem kontrolünü ve görsel fonksiyonun korunmasını mümkün kılmaktadır. Her ne kadar iskemik alt tipler daha kötü bir görsel prognozla seyretse de, olguların çoğunluğunu iskemik olmayan hastaların oluşturması genel olarak olumlu sonuçlara katkı sağlamıştır. Tedavinin erken başlatılması, sürekliliğin korunması ve biyobelirteçlere dayalı kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerinin uygulanması, RVT olgularında alt tipten bağımsız olarak uzun dönem görsel fonksiyonun korunmasını mümkün kılmaktadır.
Özet (Çeviri)
Purpose: The aim of this study is to provide a comprehensive, real world assessment of the clinical effectiveness, treatment persistence, and retinal effects of intravitreal anti-VEGF and/or corticosteroid therapies in patients with central retinal vein occlusion (CRVO) or branch retinal vein occlusion (BRVO) who are under regular follow-up. Materials and Methods: This retrospective, observational study included patients managed at the Retina Unit of the Department of Ophthalmology, Kayseri City Hospital, between January 2016 and May 2025 who had a diagnosis of central retinal vein occlusion (CRVO) or branch retinal vein occlusion (BRVO), were 18–80 years of age, and had at least 60 months of regular follow-up. During treatment, patients received intravitreal anti-VEGF therapy (bevacizumab, ranibizumab, or aflibercept) and/or a dexamethasone implant. Optical coherence tomography (OCT) and fundus fluorescein angiography (FFA) datasets were complete for all eyes. Collected variables comprised demographics; the affected eye and involved quadrant; baseline ischemic status; type and number of injections; best-corrected visual acuity (BCVA); central macular thickness (CMT); and the presence of disorganization of the retinal inner layers (DRIL) and disruption of the retinal outer layers (DROL). Measurements were recorded at baseline and at 6, 12, 24, 36, 48, and 60 months. Imaging was performed on the same spectral-domain OCT device (Spectralis S2400-B). CMT was measured on the B-scan passing through the foveal center. DRIL was defined as the inability to delineate inner retinal layer boundaries within the central 1-mm zone, and DROL as loss of continuity of the outer retinal layers within the same area. Results: A total of 165 eyes were included (53.9% male; mean age 63.1 ± 9.6 years). Of these, 72.7% had branch retinal vein occlusion (BRVO) and 27.3% had central retinal vein occlusion (CRVO); the overall proportion of ischemic cases was 13.3% (CRVO: 7/45, 15.6%; BRVO: 15/120, 12.5%). In the CRVO cohort, the proportion of males (68.9% vs 48.2%; p = 0.029) and the baseline central macular thickness (CMT) (894 vs 613 µm; p < 0.001) were significantly higher. In both groups, CMT fell significantly from month 6 onward and remained low through month 60, eliminating the between-group difference (all within-group p < 0.001; between-group p > 0.05). Best-corrected visual acuity (logMAR) improved over time (BRVO F = 871.0; CRVO F = 326.5; both p < 0.001), and there were no significant between-group differences in the magnitude of visual gain at any visit. At baseline, DRIL and DROL were common in both groups (BRVO and CRVO: 96.7%/100% and 90.8%/100%, respectively) and each decreased significantly over follow-up (Cochran's Q, all p < 0.001; direction: time ↑ → DRIL/DROL ↓). Although DROL was more frequent at baseline in CRVO (p = 0.036), this difference was not seen later (Fisher's exact p = 0.036; association toward CRVO, φ > 0; small effect size). Eyes with DRIL/DROL had higher CMT (p < 0.001). Bevacizumab use was more frequent in the CRVO group at months 48–60 (p = 0.024–0.034). The use rates of aflibercept, ranibizumab, and the dexamethasone implant were otherwise similar between groups. The total injection count was higher in CRVO at month 12 (p = 0.036). CMT showed a weak-to-moderate positive correlation with total injection number at months 24, 36, and 60 (ρ = 0.301, p < 0.001; ρ = 0.196, p = 0.012; ρ = 0.161, p = 0.038). In both groups, more frequent use of aflibercept (months 24 and 60) and dexamethasone (months 24–60) was associated with higher CMT (Spearman's ρ > 0, weak–moderate; all p ≤ 0.024), consistent with confounding by indication in real-world practice, where clinical need drives agent selection. On multivariable logistic regression, higher CMT at month 6 was associated with greater odds of DRIL; the higher cumulative anti-VEGF dose observed in these eyes likely reflects disease severity (OR = 1.35; p = 0.021). From months 24–60, an increasing number of dexamethasone implants emerged as an independent risk factor (OR ≈ 1.17–1.47; p ≤ 0.006). For DROL, anti-VEGF exposure at months 12–36 (OR ≈ 1.08–1.15; p ≤ 0.040) and dexamethasone exposure at months 24–60 (OR ≈ 1.16–1.51; p ≤ 0.004) were independent determinants. Linear models indicated that DRIL at month 6 was associated with higher anti-VEGF counts; DROL at months 12–48 with higher anti-VEGF counts; and DROL at months 12–48 and DRIL at months 36–60 with higher dexamethasone counts (all p ≤ 0.045). In summary, CMT declined rapidly and durably with intravitreal therapy, while visual gains were comparable between BRVO and CRVO. The presence of DRIL/DROL tracked closely with the severity of macular edema, and treatment intensity tended to rise in parallel particularly in eyes with higher CMT and persistent disruption of the inner and/or outer retinal layers. Conclusion: The results of this real-world study, based on five years of regular follow-up, are largely concordant with contemporary reports in retinal vein occlusion (RVO). In non-ischemic eyes, anti-VEGF therapy delivers early, meaningful anatomic improvement accompanied by functional gains. Early OCT biomarkers particularly the presence of DRIL and the integrity of the outer retinal layers serve as reliable predictors of long-term visual outcomes. Preserving visual gains depends on timely initiation and adequate treatment intensity; undertreatment risks erosion of earlier improvements. In routine practice, a patient-specific approach switching agents when appropriate (e.g., aflibercept ↔ ranibizumab), adding corticosteroid for recalcitrant edema, and tailoring follow-up intervals to response supports durable control of macular edema and maintenance of visual function. Although ischemic subtypes carry a poorer visual prognosis, the predominance of non-ischemic disease in our cohort likely contributed to the overall favorable outcomes. Taken together, early initiation, sustained continuity of care, and biomarker-guided, personalized treatment strategies can help preserve long-term visual function in RVO irrespective of subtype.
Benzer Tezler
- İdiopatik epiretinal membran hastalarında preoperatif optik koherens tomografi parametrelerinin postoperatif 6. ayda görme keskinliği ile ilişkisi
Associations between preoperative oct parameters and visual outcome 6 months postoperatively in patients with idiopathic epiretinal membrane
MEHRIBAN ALIZADA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Göz HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
UZMAN ŞEHNAZ ÖZÇALIŞKAN
- Sistemik bir hastalık olarak psoriasiste okuler tutulumun araştırılması
Ocular findings in patients with psoriasis as A systemic disease
EMİNE MUTLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
DermatolojiCelal Bayar ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYLİN TÜREL ERMERTCAN
- Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) etyolojisinden sorumlu genlerin in silico analiz ile değerlendirilmesi ve klinik yaklaşımla doğrulanması
Evaluation of genes responsible for the etiology of age-related macular degeneration (AMD) via in silico analysis and validation through clinical approach
SALİH ERKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Göz HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. IŞIL KUTLUTÜRK KARAGÖZ
- Antifosfolipid sendromu tanılı hastalarda oküler posterior segment tutulumunun değerlendirilmesi
Ocular posterior segment findings in antiphospholipid syndrome
ELVAN KÜÇÜKKÖMÜRCÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Göz HastalıklarıMarmara ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET HALUK KAZOKOĞLU
- Endoftalmi risk faktörleri ve tedaviye yanıtının retrospektif olarak değerlendirilmesi
Endophthalmitis risk factors and response to treatment retrospective examination
SELİM KOCAPINAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göz HastalıklarıBursa Uludağ ÜniversitesiGöz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZGÜR YALÇINBAYIR