Yenidoğan tarama testinde 17-OHP yüksekliği ile yönlendirilen olguların Akdeniz Üniversitesi çocuk endokrinolojisi polikliniğinde klinik ve laboratuvar izlemleri
Clinical and laboratory follow-up of cases referred by the 17-OHP elevation in newborn screening test at Akdeniz University pediatric endocrinology policy clinic
- Tez No: 975397
- Danışmanlar: DOÇ. DR. HALE ÜNVER TUHAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: konjenital adrenal hiperplazi, 21-hidroksilaz eksikliği, yenidoğan taraması, prematürite, düşük doğum ağırlığı, pozitif prediktif değer, congenital adrenal hyperplasia, 21-hydroxylase deficiency, newborn screening, prematurity, low birth weight, positive predictive value
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Konjenital adrenal hiperplazi, adrenal steroid sentez yolunda yer alan enzim defektlerine bağlı, otozomal resesif geçişli bir endokrin bozukluktur. Klasik KAH'lı infantlarda adrenal kortizol ve aldosteron üretiminin ciddi azlığı yaşamın ilk haftalarından itibaren ölümcül tuz kaybettiren krizlere yol açabilir. Bu krizleri önlemek amacıyla birçok ülkede topuk kanında 17-OHP ölçümü ile bebekler erken dönemde taranmaktadır. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlarda 17-OHP düzeylerinin fizyolojik olarak yüksek seyretmesi tarama testinde özgüllüğü azaltmakta, yalancı pozitif sonuçlara neden olmaktadır. Dolayısıyla, tarama programlarının başarısı için hem duyarlılık (adrenal krizleri önleme) hem de özgüllüğün (gereksiz müdahaleleri önleme) yüksek olması hedeflenmelidir. Yenidoğan tarama testi 17-OHP yüksekliği nedeniyle çocuk endokrinolojisi kliniğine yönlendirilen bebeklerin klinik ve laboratuvar izlem sonuçlarını değerlendirmektir. Bu kapsamda taramanın PPV'si, yanlış pozitiflik nedenleri, klinik seyirleri ile prematürite ve düşük doğum ağırlığı gibi faktörlerin tarama performansına etkisi incelenmiştir. 2022–2025 yılları arasında, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne yenidoğan KAH tarama pozitifliği ile yönlendirilen toplam 118 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. Serum 17-OHP ölçümleri kemilüminesans immünassay yöntemiyle yapıldı. Gereken olgularda ACTH (kosintropin) uyarı testi uygulandı. Olguların demografik özellikleri, hormonal değerleri ve izlem bulguları kaydedildi. İstatistiksel analizlerde Ki-kare, t-testi/Mann-Whitney U ve ANOVA/Kruskal-Wallis testleri kullanıldı; p<0,05 anlamlı kabul edildi. Örneklemin %35,6'sı kız (n=42), %64,4'ü erkekti. KAH tanısı 7 olguda (%5,9) konulurken, 65 olgu (%55,1) yanlış pozitif olarak değerlendirildi, 46 olgunun (%39,0) tetkikleri devam ediyordu. KAH tanısı alan bebeklerin %42,8'i kız, %57,2'si erkek olarak görüldü. Bebeklerin ortalama başvuru yaşı ~30 gündü (8–196 gün). Olguların %84,7'si prematüre (≤36 hf) ve %59,3'ü düşük doğum ağırlıklı (<2500 gr) idi. Tarama 17-OHP düzeyi, <2500 gr doğanlarda anlamlı olarak daha yüksekti (Ort. 11,7 ng/ml vs 7,0 ng/ml; p=0,004). İlk poliklinik başvurusundaki serum 17-OHP ise term bebeklerde prematürelerden yüksek bulundu (Ort. 14,2 vs 11,3 ng/ml; p<0,001). Tarama ve serum 17-OHP değerleri arasında korelasyon saptanmadı (r≈0,11, p>0,2). Akraba evliliği, KAH tanılı olguların %28,6'sında mevcutken tarama pozitif olup KAH dışlanan grupta %3,1 olarak saptandı (p<0,001). Ailede KAH öyküsü yalnızca 4 infantta vardı (%3,4). Başvuru anında olguların %98,3'ünde klinik semptom yoktu; sadece 1 bebek kusma, 1 bebek beslenme güçlüğü ile gelmişti. ACTH stimülasyon testi yapılan 7 olgunun 5'inde (%71,4) test pozitif bulundu. Takip süresi ortalama 9,1 ay (3–27 ay) olup, yanlış pozitif olgularda seri kontrol 17-OHP düzeylerinin üçüncü ölçümde ~5 ng/ml'ye kadar düştüğü gözlendi. Klasik KAH tanısı alan 7 bebeğe uygun tedavi başlanarak adrenal krize girmeleri engellendi; izlemde ciddi komplikasyon izlenmedi. Çalışmamızda prematürite, düşük doğum ağırlığı ve sekonder stres faktörlerinin 17-OHP düzeylerini arttırdığı ve yalancı pozitifliklere yol açtığı açıkça gösterilmiştir. Çalışmamız ölçüm yöntemlerinin analitik sınırlılıklarını ve yalancı pozitiflik sorununu ortaya koymaktadır. Tarama programlarının özgüllüğünü artırmak için, serum doğrulama testlerinin yanı sıra ikinci basamak LC-MS/MS veya 21-deoksikortizol ölçümlerinin çocuk endokrinolojisi polikliniklerine entegrasyonu büyük önem taşımaktadır.
Özet (Çeviri)
Congenital adrenal hyperplasia (CAH) is an autosomal recessive endocrine disorder caused by enzyme defects in the adrenal steroidogenic pathway. In infants with classic CAH, severe deficiency of adrenal cortisol and aldosterone can precipitate life-threatening salt-wasting crises within the first weeks of life. To prevent such crises, many countries screen neonates early by measuring 17-hydroxyprogesterone (17-OHP) in heel-prick blood samples. In preterm and low birth-weight neonates, physiologically elevated 17-OHP levels reduce test specificity and lead to false-positive results. Therefore, successful newborn screening programs must optimize both sensitivity (to avert adrenal crises) and specificity (to avoid unnecessary interventions). To evaluate the clinical and laboratory follow-up outcomes of infants referred to a pediatric endocrinology clinic for elevated 17-OHP on newborn screening. Specifically, we examined the positive predictive value (PPV) of screening, causes of false positivity, clinical course, and the impact of prematurity and low birth weight on screening performance. Between 2022 and 2025, we retrospectively assessed 118 infants referred to Akdeniz University Hospital for positive CAH screening. Serum 17-OHP assays were performed using a chemiluminescent immunoassay (CLIA). When indicated, an ACTH (cosyntropin) stimulation test was undertaken. Demographic characteristics, hormonal measurements, and follow-up findings were recorded. Statistical analyses employed χ² tests, Student's t test/Mann–Whitney U test, and ANOVA/Kruskal–Wallis tests, with p<0,05 considered statistically significant. Of the cohort, 35.6% were female (n=42) and 64.4% male. A diagnosis of CAH was established in 7 infants (5.9%); 65 infants (55.1%) were classified as false positives, and evaluations were ongoing in 46 (39,0%). Among those with CAH, 42.8% were female and 57.2% male. The mean age at presentation was approximately 30 days (range, 8–196 days). Overall, 84.7% were preterm (gestational age ≤36 weeks) and 59.3% had low birth weight (<2500 g). Screening 17-OHP concentrations were significantly higher in infants <2500 g compared with those ≥2500 g (mean 11.7 vs 7.0 ng/mL; p=0,004). In contrast, baseline serum 17-OHP at the first outpatient visit was higher in term than in preterm infants (mean 14.2 vs 11.3 ng/mL; p<0,001). No correlation was observed between screening and serum 17-OHP values (r≈0.11, p>0.2). Consanguinity was present in 28.6% of infants with CAH versus 3.1% of screen-positive infants in whom CAH was excluded (p<0,001). A family history of CAH was identified in 4 infants (3.4%). At presentation, 98.3% were asymptomatic; only one infant had vomiting and one had feeding difficulty. Among the seven infants who underwent ACTH stimulation testing, five (71.4%) had positive results. The mean follow-up duration was 9.1 months (range, 3–27 months). In false-positive cases, serial control measurements showed a decline of serum 17-OHP to approximately 5 ng/mL by the third assessment. Appropriate therapy was initiated in all seven infants with classic CAH, preventing adrenal crises; no serious complications were observed during follow-up. In our study, prematurity, low birth weight, and secondary stressors were clearly shown to increase 17-hydroxyprogesterone (17-OHP) levels and to result in false-positive findings. Our study delineates the analytical limitations of current assay methods and the consequent problem of false positivity. To enhance the specificity of screening programs, in addition to confirmatory serum testing, integrating second-tier LC-MS/MS or 21-deoxycortisol measurements into pediatric endocrinology outpatient diagnostic pathways is of paramount importance.
Benzer Tezler
- İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi yenidoğan yoğun bakım bebeklerinde işitme kaybı insidansı
The incidence of hearing loss in the neonatal intensive care babies in Medical Faculty of Istanbul University
RASSUL RASHIDOV
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Kulak Burun ve Boğazİstanbul ÜniversitesiKulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İRFAN PAPİLA
- Birinci trimester tarama testinde bakılan PAPP-A ve B-HCG düzeyleri ile gebelik komplikasyonları ve yenidoğan sonuçları arasındaki ilişki
Relationship between B-HCG and PAPP-A levels and pregnancy complications and neonatal results in the first trimester screening test
SELİN BİLGİN KADIOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Medeniyet ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ABDÜLKADİR TURGUT
- 2013-2015 yılları arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu olan hastaların işitme tarama testlerinin değerlendirilmesi
Evoluation of neonatal intensive care unit patient's hearing screening test results between 2013-2015 years
HALE SANDIKÇI SUİÇMEZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DİLEK SARICI
- Yenidoğan taramasında TSH yüksekliği olan bebeklerin değerlendirilmesi
The evaluation of neonatals having high level of TSH in newborn screening test
EKREM EMRE YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DİLEK SARICI
- 2010-2015 yılları arasında 3. basamak ulusal yenidoğan taraması kapsamında değerlendirilen ve işitme kaybı belirlenen bebeklerin izlem bulguları
Follow-up indications of the infants that had been evaluated and been discovered to have hearing loss within the 3RD level national newborn screening between the years 2010 and 2015
DİDEM ERKAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Kulak Burun ve BoğazDokuz Eylül ÜniversitesiOdyoloji Bilim Dalı
PROF. DR. GÜNAY KIRKIM