Farklı bronkopulmoner displazi sınıflamalarının uzun dönem sonuçlar üzerine etkisi
Effect of different bronchopulmonary dysplasıa classıfıcatıons on long term outcomes
- Tez No: 975525
- Danışmanlar: PROF. DR. LEYLA BİLGİN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Bebek-yenidoğmuş, Bronkopulmoner displazi, Prematüre bebekler, Solunum sistemi, Ventilatörler-mekanik, Infant-newborn, Bronchopulmonary dysplasia, Respiratory system, Ventilators-mechanical
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve amaç: Bronkopulmoner displazi, yenidoğan döneminde ortaya çıkan, akciğer parankim gelişiminin bozulmasıyla karakterize kronik bir akciğer hastalığıdır. Son yıllarda neonatal bakım alanındaki gelişmeler, noninvaziv ventilasyon yöntemlerinin yaygınlaşması, erken dönemde sürfaktan ve antenatal steroid uygulaması gibi yaklaşımlar, preterm bebeklerin sağ kalım oranını arttırmıştır. Bunun sonucunda ilerleyen dönemde solunumsal, nörolojik ve büyüme gelişme geriliği gibi morbiditelerin görülme sıklığı artmıştır. Çalışmamızda National Institutes of Health (NIH) 2001, 2018 ve Jensen 2019 bronkopulmoner displazi tanı kriterlerini karşılaştırarak, her bir tanımın düzeltilmiş 18-24. yaştaki solunum morbiditelerini öngörmedeki etkinliği değerlendirildi. Yöntem: Ocak 2021 ile Ocak 2024 tarihleri arasında İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi'nde doğmuş olup, İstanbul Tıp Fakültesi III. Seviye Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'ne kabul edilen, postmenstrual 36. haftaya kadar yaşamış, 32. gebelik haftasından küçük tüm prematüre bebekler çalışmaya dahil edildi. Gebelik haftası ≥ 32. haftadan büyük olan, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yer olmaması nedeniyle dış merkeze sevk edilen ve postmenstrual 36. haftadan önce eksitus olan prematüre bebekler çalışmaya dahil edilmedi. Ayrıca konjenital anomalisi olan, genetik veya metabolik hastalık tanısı alan, majör cerrahi gereksinimi olan hastalar da çalışma grubuna dahil edilmedi. Retrospektif olarak değerlendirilen her hasta için prenatal özellikler (maternal yaş, maternal hipertansiyon, maternal diyabet, preeklampsi, koryoamnionit, antenatal steroid kullanımı), natal özellikler (doğum şekli, doğum tartısı, gebelik haftası, APGAR skoru), postnatal özellikler (sürfaktan kullanımı, deksametazon kullanımı, kafein kullanımı, sepsis, nekrotizan enterokolit, intraventrikuler kanama, patent ductus arteriozus, prematüre retinopatisi, invaziv ve noninvaziv solunum desteği alma süresi, oksijen tedavisi alma süresi, yoğun bakım yatış süresi, taburculuktaki solunum destek yöntemi) hasta dosyalarından toplandı. Her hasta 2001 NIH, 2018 NIH ve 2019 Jensen tanımlamalarına göre sınıflandırıldı. Çalışma grubunun düzeltilmiş 18-24. ay solunum morbiditesine (solunumsal nedenler ile hastaneye yatış sayısı, taburculuk ve takip ziyaretleri arasında evde oksijen kullanımı, göğüs hastalıkları takibi, palivizumab kullanımı, kronik bronkodilatör, antibiyotik veya diüretik kullanımına) ait verileri hasta takip formuna kayıt edildi. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Version 22 for Windows, SPSS Inc, Chicago, IL, USA) paket programında analiz edildi. BPD tanı kriterlerinin bazı değişkenler için ayırt edicilik değerleri ROC Eğrisi (Receiver Operating Characteristic Curve: İşlem karakteristiği eğrisi) ile değerlendirildi ve olabilirlik oranları (sensitivite, spesifite, pozitif prediktif ve negatif prediktif değerleri) hesaplandı. Tüm istatiksel karşılaştırılmalarda anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışma dönemi içerisinde doğan toplam 2922 yenidoğandan 323'ü 32. gebelik haftasının altında olup, dahil edilme kriterlerini taşıyan 200 vaka çalışma grubuna alındı. Bu gruptaki vakaların median gebelik yaşı 29 hafta, doğum ağırlığı 1270 gramdı. Vakalar ortalama 12,8 gün entübe izlenmiş, 23,6 gün oksijen tedavisi almış ve 45,9 gün yoğun bakımda takip edilmişti. NIH 2001 sınıflamasına göre BPD insidansı %39,5 (grade I %22, grade II %8,5, grade III %9) bulunurken, NIH 2018 sınıflamasında bu oran %17,5 (grade I %7,5, grade II %2,5, grade III ve IIIA %7,5), Jensen sınıflamasında ise %17,5 (grade I %8, grade II %5, grade III %4,5) olarak belirlendi. Bronkopulmoner displazi gelişen vakalarda, her üç sınıflamaya göre yoğun bakım yatış süresi, entübasyon süresi ve noninvaziv mekanik ventilasyon süresi daha uzun olduğu tespit edildi. Ayrıca, her üç sınıflamanın solunum morbiditesini öngörmede anlamlı bir fark yarattığı görülse de 2001 NIH tanımı ile karşılaştırıldığında, 2018 ve 2019 tanımlarının 0,722 AUC değeri ile daha yüksek düzeyde prediktif güce sahip olduğu belirlendi. Sonuç: Bu çalışmada bronkopulmoner displazi sınıflamalarının uzun dönem solunum morbiditesini öngörmedeki performansı değerlendirilmiş ve 2001 NIH tanımına kıyasla 2018 NIH ile 2019 Jensen tanımlarının daha güçlü prediktif değer sunduğu saptanmıştır. NIH 2001 tanımının uzun dönem prognozu belirlemede yetersiz kaldığı görülürken, yeni sınıflamaların güncel noninvaziv ventilasyon yöntemlerini kapsadığı ve ileri evre vakaları ayırt etmede daha başarılı olduğu görülmektedir. Özellikle Jensen 2019 sınıflamasının grade 3 kategorisinin solunum morbiditesi ile güçlü ilişkiler ortaya koyması ve pratik uygulanabilirliği önemli bir avantaj sağlamaktadır. Klinik pratikte yeni tanımların kullanımının yaygınlaştırılmasının, BPD insidansı ve morbiditelerinin azaltılmasında anlamlı katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Aim: Bronchopulmonary dysplasia (BPD) is a chronic lung disease that emerges in the neonatal period and is characterized by impaired development of the pulmonary parenchyma. In recent years, advances in neonatal care such as the widespread use of noninvasive ventilation strategies, early administration of surfactant and antenatal steroid therapy have improved the survival rates of preterm infants. As a consequence, the frequency of morbidities such as respiratory, neurological impairments and growth retardation in later life has increased. In this study, we compared the diagnostic criteria of the National Institutes of Health (NIH) 2001, 2018 and Jensen 2019 definitions of BPD and evaluated the predictive effectiveness of each definition for respiratory morbidities at corrected ages of 18-24 months. Methods: The study included all preterm infants born at <32 gestational weeks between January 2021 and January 2024 in the Department of Obstetrics and Gynecology, Istanbul Faculty of Medicine, who were admitted to the Level III Neonatal Intensive Care Unit (NICU) and who survived until 36 weeks postmenstrual age. Exclusion criteria were infants with gestational age ≥ 32 weeks, those transferred to external centers due to lack of NICU capacity, those who died before 36 weeks postmenstrual age, congenital anomalies, diagnosed genetic or metabolic disorders or those requiring major surgery. Retrospective data collection included demographic characteristics, prenatal factors ( maternal age, hypertension, diabetes, preeclampsia, chorioamnionitis, antenatal steroid use), natal factors (delivery mode, birth weight, gestational age, APGAR score) and postnatal factors (use of surfactant, dexamethasone, caffeine, sepsis, necrotizing enterocolitis, intraventricular hemorrhage, patent ductus arteriosus, retinopathy of prematurity, duration of invasive and noninvasive respiratory support, duration of oxygen therapy, length of NICU stay, and type of respiratory support at discharge). Each infant was classified according to the severity definitions of NIH 2001, NIH 2018 and Jensen 2019. Respiratory morbidities at corrected 18-24 months were assessed by hospitalization due to respiratory causes, home oxygen use between discharge and follow up visits, pulmonology follow up, palivizumab prophylaxis and use of chronic bronchodilators, antibiotics or diuretics. Data were analyzed using SPSS (Version 22 for Windows, SPSS Inc, Chicago, IL, USA). The discriminatory power of the BPD diagnostic criteria for certain variables was evaluated using Receiver Operating Characteristic (ROC) curves, and likelihood ratios (sensitivity, specificity, positive predictive value and negative predictive value) were calculated. A significance level of p<0.05 was accepted for all statistical comparisons. Results: Among 2922 neonates born during the study period, 323 were <32 weeks gestational age and 200 met the inclusion criteria. The median gestational age was 29 weeks and the median birth weight was 1270 grams. The infants were intubated for an average of 12.8 days, received oxygen therapy for 23.6 days, and were followed in the NICU for 45.9 days. According to the NIH 2001 classification, the incidence of BPD was 39.5% (grade I: 22%, grade II: 8.5%, grade III: 9%). Based on the NIH 2018 classification, the incidence was 17.5% (grade I: 7.5%, grade II: 2.5, grade III and IIIA: 7.5%), while the Jensen classification identified 17.5% (grade I: 8%, grade II: 5, grade III: 4.5%). In cases that developed BPD, all three classifications showed significantly longer NICU stays, intubation times and durations of noninvasive mechanical ventilation. At 18-24 months corrected age, respiratory morbidities were significantly predicted by all three definitions. Although all three definitions significantly predicted respiratory morbidity, the 2018 and 2019 definitions demonstrated a moderate predictive power with an AUC of 0.722, outperforming the NIH 2001 definition. Conclusion: This study evaluated the performance of BPD classification in predicting long term respiratory morbidity, demonstrating that the NIH 2018 and Jensen 2019 definitions. While the NIH 2001 criteria were found to be insufficient in determining long term prognosis, the newer definitions proved more effective by encompassing contemporary noninvasive ventilation methods and distinguishing advanced cases more accurately. Notably, the Jensen 2019 classification's grade 3 category showed a strong association with respiratory morbidity and offered practical applicability, presenting a significant advantage. Widespread adoption of these newer definitions in clinical practice may contribute substantially to reducing the incidence and morbidity of BPD.
Benzer Tezler
- Prematüre bebeklerde farklı tanımlama kriterlerine göre bronkopulmoner displazi insidansının, mortalite, morbidite ve uzun dönem prognozunun karşılaştırılması
Comparison of the incidence, mortality, morbidity, and long-term prognosis of bronchopulmonary dysplasia in preterm infants based on different diagnostic criteria
SELİN TUĞÇE KARAHAN YALÇIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İPEK GÜNEY VARAL
- Bronkopulmoner displazi gelişim riski yüksek olan prematüre bebeklerde düşük doz ve orta doz deksametazon tedavilerinin etkinliklerinin retrospektif karşılaştırılması
Retrospective comparison of the effectiveness of low dose and medium dose dexamethasone treatments in premature babies with a high risk of developing bronchopulmonary dysplasia
OZAN BEKTAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKaradeniz Teknik ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YAKUP ASLAN
- Deneysel bronkopulmoner displazi modelinde hipotermi tedavisi
Effect of therapeutic hypothermia on lipopolysacharide induced bronchopulmonary dysplasia model
CEM ALTINSOY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NURAY DUMAN
- Bronkopulmoner displazi gelişiminin makine öğrenmesi modeli ile öngörülmesi
Predicting the development of bronchopulmonary dysplasia using machine learning models
ÇAĞRI TAŞPINAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA BEGÜM ATASAY
- Bronkopulmoner displazi tanılı pretermlerde postnatal sistemik kortikosteroid tedavisinin erken neonatal morbiditeler üzerine etkilerinin araştırılması
Investigation of the effects of postnatal systemic corticosteroid therapy on early neonatal morbidities in preterms with broncopulmonary dysplasia
KAĞAN BURAK USTA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Yıldırım Beyazıt ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ABDULLAH KURT