Geri Dön

Antidepresan grubu ilaç kullanan majör depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğu hastalarında; laktoz intoleransı belirtilerinin ilaç içeriğindeki laktoz düzeyine bağlı değişimi, irritabl bağırsak sendromu semptom sıklığı ve depresyon-anksiyete şiddetiyle ilişkisinin incelenmesi

A clinical trial of the change in lactose intolerance symptoms depending on the lactose content of medications, the frequency of irritable bowel syndrome symptoms, and the severity of depression-anxiety in patients with major depressive disorder and anxiety disorders using antidepressant drugs

  1. Tez No: 975644
  2. Yazar: HABİB BERHAN AKYILDIZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SİNAN YETKİN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Majör depresif bozukluk, anksiyete bozukluğu, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak sendromu, Major depressive disorder, anxiety disorder, lactose intolerance, irritable bowel syndrome
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Majör depresif bozukluk (MDB) ve anksiyete bozuklukları ile gastrointestinal sistem (GİS) işlev bozuklukları arasında (özellikle irritabl bağırsak sendromu), iki yönlü etkileşim olduğu görülmektedir. Araştırmalar, laktoz intoleransının yalnızca fizyolojik değil, psikolojik süreçlerle de bağlantılı olabileceğini işaret etmektedir. Laktozun antidepresan ilaçlarda yardımcı madde olarak sık kullanılması, laktoz intoleransı olan bireylerde semptomların artmasına yol açabilmekte ve bu durum klinik yönetimi zorlaştırabilmektedir. Laktoz intoleransı ve irritabl bağırsak sendromu (İBS) semptomlarının örtüşmesi ise tanısal süreci daha karmaşık hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı; laktoz içeren antidepresan kullanan MDB ve anksiyete bozukluğu tanılı hastalarda GİS semptomlarının yaygınlığını, İBS belirtileri ile psikiyatrik semptom şiddeti arasındaki ilişkiyi ve laktoz intoleransı semptomlarının ilaç içeriği ile bağlantısını çok boyutlu şekilde değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülen, hem kesitsel hem de prospektif kohort özellikler taşıyan karma tasarımlı bir araştırmadır. 18-65 yaş arası toplamda 300 katılımcıdan oluşan örneklem, majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve sağlıklı kontrollerden oluşmaktadır. Çalışmaya dahil edilen katılımcılara görüşme sırasında sosyodemografik veri formu doldurulmuştur. Katılımcılara DSM-5'e göre uygun tanılama sonrasında Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ), Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ), Somatoform Dissosiyasyon Ölçeği (SDQ-20), Gastrointestinal Semptom Derecelendirme Ölçeği (GSDÖ), SCL-90-R Belirti Tarama Listesi (BTL) uygulanmış; İBS semptomları gösteren hastalara ilaveten İBS Semptom Şiddet Skoru (İBS-SŞS) uygulanmıştır. Laktoz intoleransı semptomları bildiren alt gruptaki hastalar, 6–8 haftalık laktozsuz diyet ve sabit antidepresan tedavisi sonrası yeniden değerlendirilmiştir. Antidepresan ilaçların laktoz içeriği Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) verileri temel alınarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 20.0 ile gerçekleştirilmiş, verilerin dağılımına göre uygun parametrik ve nonparametrik testler kullanılmış, anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Bu çalışmada İBS belirtilerinin şiddet düzeyine göre psikiyatrik semptomların ve gastrointestinal semptomların değişimi, İBS belirtileri bulunan ve bulunmayan bireyler ile kontrol grupları arasındaki ölçüm farklılıkları, ayrıca laktoz içeren ve içermeyen antidepresan kullanımının laktoz intoleransı semptomları üzerindeki etkisi incelenmiştir. İBS şiddeti arttıkça anksiyete (HADÖ-Anksiyete), depresyon (HADÖ-Depresyon) ve somatoform dissosiyasyon (SDQ-20) puanlarının da arttığı, buna karşın bedensel duyumları abartma ölçeği (BDAÖ) puanları arasında şiddet grupları açısından anlamlı fark bulunmadığı gösterilmiştir. İBS belirtileri bulunan hastaların hem psikiyatrik (HADÖ, BDAÖ, SDQ-20) hem de gastrointestinal semptom puanlarının (GSDÖ) İBS belirtisi olmayan hastalara ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, laktoz içermeyen antidepresan kullanan hastalarda laktoz içeren antidepresan kullananlara göre laktoz intoleransı belirtilerinde (özellikle gaz, midede şişkinlik, bulantı/kusma ve geğirmede) 6-8 hafta içinde daha belirgin azalma gözlenmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde yaş, HADÖ-Depresyon, BDAÖ ve SDQ-20 puanlarının İBS gelişimi için bağımsız risk faktörleri olduğu, yaşın, depresyon semptomlarının, bedensel duyumları abartmanın ve dissosiyatif belirtilerin artmasının İBS olasılığını anlamlı düzeyde artırdığı bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışma, İBS belirtileri ile depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. İBS yakınması olan hastalarda psikiyatrik semptomlar ve bedensel duyum hassasiyeti belirgin şekilde artmış; yaş, depresyon skoru, dissosiyatif belirtiler ve bedensel duyum hassasiyeti İBS için önemli belirleyiciler olarak bulunmuştur. Ayrıca, laktoz içeren antidepresanların laktoz intoleransı belirtilerini artırabileceği, laktoz içermeyen antidepresan kullanımının ise gastrointestinal semptomlarda azalma sağladığı saptanmıştır. Bulgular, İBS ve psikiyatrik bozukluklar arasındaki çift yönlü etkileşimi desteklemektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: It appears to be a bidirectional interaction between major depressive disorder (MDD), anxiety disorders and gastrointestinal (GI) dysfunctions, particularly irritable bowel syndrome (IBS). Recent studies suggest that lactose intolerance may be associated not only with physiological mechanisms but also with psychological processes. The frequent use of lactose as an excipient in antidepressant medications may exacerbate symptoms in individuals with lactose intolerance, and this may complicate clinical management. Moreover, the symptom overlap between lactose intolerance and IBS may make the diagnostic process more complex. This study aims to comprehensively evaluate the prevalence of GIS symptoms in patients with MDD and anxiety disorders using lactose-containing antidepressants, the relationship between IBS symptoms and psychiatric symptom severity, and the association of lactose intolerance symptoms with the lactose content of medications. Materials and Methods: This study was conducted at Gülhane Training and Research Hospital as a hybrid design incorporating both cross-sectional and prospective cohort methodologies. The sample consisted of 300 participants aged between 18 and 65, including patients diagnosed with MDD, anxiety disorders, and healthy controls. Participants completed a sociodemographic data form during clinical interviews. Following diagnoses based on DSM-5 criteria, participants were assessed using the Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS), the Somatic Amplification Scale (SAS), the Somatoform Dissociation Questionnaire (SDQ-20), the Gastrointestinal Symptom Rating Scale (GSRS), and the Symptom Checklist-90-Revised (SCL-90-R). Additionally, patients with IBS symptoms were evaluated using the IBS Symptom Severity Score (IBS-SSS). A subgroup of patients reporting lactose intolerance symptoms was re-evaluated after a 6–8 week lactose-free diet and continued antidepressant therapy. The lactose content of antidepressant medications was analyzed based on the data from the Turkish Medicines and Medical Devices Agency (TITCK). Statistical analyses were performed using SPSS 20.0; appropriate parametric or nonparametric tests were applied depending on the distribution of variables, with the significance threshold set at p<0.05. Findings: This study examined the variation of psychiatric and gastrointestinal symptoms based on IBS severity, differences in assessment scores among individuals with and without IBS symptoms, and the impact of lactose-containing versus lactose-free antidepressant use on lactose intolerance symptoms. Increased IBS severity was associated with higher scores on anxiety (HADS-Anxiety), depression (HADS-Depression), and somatoform dissociation (SDQ-20), whereas SAS scores did not differ significantly between IBS severity groups. Patients with IBS symptoms had significantly higher psychiatric (HADS, SAS, SDQ-20) and gastrointestinal (GSRS) symptom scores compared to those without IBS symptoms and healthy controls. Furthermore, patients using lactose-free antidepressants showed more prominent reductions in lactose intolerance symptoms particularly gas, bloating, nausea/vomiting, and belching within 6–8 weeks compared to those using lactose-containing medications. Multivariate logistic regression analysis identified age, HADS-Depression, SAS, and SDQ-20 scores as independent risk factors for IBS. Increases in age, depressive symptoms, somatic amplification, and dissociative symptoms significantly increased the likelihood of IBS. Conclusion: This study demonstrated a significant association between IBS symptoms and the severity of depression and anxiety. Patients with IBS complaints exhibited increased psychiatric symptoms and heightened somatic sensitivity; age, depression scores, dissociative symptoms and somatic amplification were identified as important predictors of IBS. Additionally, lactose-containing antidepressants may exacerbate symptoms of lactose intolerance, whereas lactose-free formulations may contribute to a reduction in gastrointestinal complaints. These findings support the complex bidirectional interaction between IBS and psychiatric disorders.

Benzer Tezler

  1. Depresyon hastalarında ilaç yan etkilerinin inflamatuar belirteçlerle ilişkisi

    The relationship of drug side effects and inflammatory markers indepression patients

    EZGİ ÇANKAYA İNAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    PsikiyatriDicle Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MAHMUT BULUT

  2. Östrojen reseptörü pozitif meme kanseri hastalarında hormonoterapiye direncin moleküler genetik yöntemle (CYP2D6 gen polimorfizmleri açısından) incelenmesi

    Searching for the responsiveness to hormonotherapy by molecular genetic studies (polimorphisms of CYP2D6) in er positive breast cancer patients

    SANİYE SEVİM ERTUĞRUL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    PatolojiAkdeniz Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA ŞEYDA KARAVELİ

  3. Depresif bozukluk alt tiplerinde serum leptin düzeyi ve antidepresan tedaviyle ilişkisi

    Başlık çevirisi yok

    ÖMER GEÇİCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    PsikiyatriFırat Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    Y.DOÇ.DR. M. MURAT KULOĞLU

  4. Orta ve şiddetli depresyonda tekrarlayıcı transkranial manyetik uyarımın nörobilişsel fonksiyonlar üzerine etkisi ve izlemi

    The effect and follow-up of repetitive transcranial magnetic stimulation on neurocognitive functions in moderate and severe depression

    GÖKÇE KAVAK SİNANOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    PsikiyatriSelçuk Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZKAN GÜLER

  5. Türk toplumunda antidepresan kullanan major depresyon olgularında serotonin taşıyıcısı genotipinin ilaca yanıtla ilişkisinin araştrılması

    The relationship between genotype of serotonin transporter gene and response drug with major depression cases at Turkish population

    ÖZLEM DOĞAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Tıbbi BiyolojiGazi Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. ADNAN MENEVŞE