Papiller tiroid karsinomu nedeniyle radyoaktif iyot tedavisi alan olgularda tükürük bezlerinin tedavi sonrası sonografik özelliklerinin değerlendirilmesi
Sonographic evaluation of salivary glands after radioactive iodine therapy in patients with papillary thyroid carcinoma
- Tez No: 976068
- Danışmanlar: PROF. DR. GÜLGÜN KAVUKÇU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
- Anahtar Kelimeler: Makaslama dalgası hızı, Shear wave velocity
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Tiroid kanseri, endokrin sistemin en sık görülen malignitesidir. Diferansiye tiroid kanserinin tedavisinde tiroidektomi sonrası radyoaktif iyot (RAİ) uygulaması, rutin olarak kullanılan adjuvan bir yöntemdir. Ancak, RAİ tedavisinin en sık karşılaşılan komplikasyonlarından biri majör tükürük bezleri üzerinde gelişen toksik etkilerdir. Papiller tiroid karsinomu olgularının tanısında ve tedavi sonrası izleminde ultrasonografi yaygın olarak kullanılan etkili bir görüntüleme yöntemidir. RAİ tedavisini takiben tükürük bezlerinde kaba eko yapısı, ekojenite azalması, kontür düzensizlikleri ve bez boyutunda küçülme gibi konvansiyonel ultrasonografik değişiklikler sıklıkla bildirilmektedir. Konvansiyonel ultrasonografi ve Doppler ultrasonografi, dokunun morfolojik özelliklerini ortaya koyarken, dokuya ait mekanik ve elastikiyet özelliklerini değerlendirme konusunda yetersiz kalmaktadır. Elastografi, dokuların mekanik özellikleri (örneğin sertlik ve sıkıştırılabilirlik) hakkında kalitatif ve kantitatif bilgi sunan ileri düzey bir görüntüleme tekniğidir. Son yıllarda tükürük bezleri gibi yüzeyel dokuların değerlendirilmesinde sonoelastografik yöntemlerin kullanım sıklığı artmaktadır. Bu çalışmada, papiller tiroid karsinomu nedeniyle takip edilen hastalarda, konvansiyonel ultrasonografi ile majör tükürük bezlerinin morfolojik özelliklerinin ve iki boyutlu shear wave elastografi (2D-SWE) yöntemi ile ölçülen sertlik (stiffness) değerlerinin, RAİ tedavisi almış ve almamış hasta grupları arasında karşılaştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, elde edilen verilerin uygulanan RAİ dozu ve tedavi sonrası geçen süre ile ilişkisi değerlendirilerek, glandüler değişikliklerin dozla ilişkisinin ortaya konması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, Ağustos 2023 – Ocak 2025 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda boyun ultrasonografisi yapılan ve PACS arşivinden görüntülerine erişilebilen 18 yaş üzeri hastalar değerlendirilmiştir. Çalışma grubunu, papiller tiroid karsinomu tanısıyla opere edilmiş, radyoaktif iyot (RAİ) tedavisi almış, tedavi sonrası en az bir yıl geçmiş ve takip/laboratuvar verileri eksiksiz olan bireyler oluşturmuştur. RAİ uygulanan bireyler, kümülatif dozlarına göre düşük, orta ve yüksek doz olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Kontrol grubunu ise benzer şekilde opere edilmiş ancak RAİ tedavisi uygulanmamış hastalar oluşturmuştur. Tüm ultrasonografi ve elastografi incelemeleri, aynı merkezde Siemens Acuson S2000 Helx cihazı kullanılarak, tek bir radyolog tarafından gerçekleştirilmiştir. Konvansiyonel B-mod ultrasonografi ile tükürük bezlerine ait görüntüler sisteme kaydedilmiş; sonografik inceleme kapsamında, submandibular bezler için volüm hesaplamaları, parotis bezler için ise derinlik ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Bu değerlendirmelerin ardından, Virtual Touch Imaging Quantification (VTIQ) yazılımı kullanılarak iki boyutlu shear wave elastografi (2D-SWE) ölçümleri yapılmıştır. Konvansiyonel ultrasonografi bulguları, farklı deneyim düzeyine sahip iki bağımsız uzman radyolog tarafından, PACS arşivi üzerinden retrospektif olarak ve hasta bilgilerine kör şekilde analiz edilmiştir. Her bir bez için homojenite, ekojenite ve kontur özellikleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 124 olguda, RAİ tedavi dozlarına göre sınıflandırılmış dört grup arasında tükürük bezlerine ait konvansiyonel ultrasonografi (USG) ve shear wave elastografi (SWE) bulguları değerlendirilmiştir. Konvansiyonel B-mod USG bulgularına göre, özellikle yüksek doz grubunda submandibular ve parotis bezlerinde homojenite kaybı, ekojenite azalması ve kontur düzensizlikleri anlamlı düzeyde artış göstermiştir. SWE analizlerinde, RAİ dozu arttıkça gland sertliğinde belirgin bir artış gözlenmiş; kontrol ve düşük doz gruplarının sertlik değerleri, orta ve yüksek doz gruplarına kıyasla anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. SWE, konvansiyonel USG ile normal olarak değerlendirilen bezlerde saptanamayan yapısal farklılıkları ortaya koymada ve RAİ doz gruplarını ayırt etmede daha duyarlı bulunmuştur. SWE, konvansiyonel USG'ye göre RAİ dozu ile ilişkili glandüler değişiklikleri daha erken ve daha hassas biçimde ortaya koymuştur. RAİ dozu arttıkça tükürük bezlerinin boyutlarında azalma gözlenmiş; orta ve yüksek doz gruplarında, kontrol ve düşük doz gruplarına kıyasla submandibular bez volümleri ile parotis bez derinliklerinde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler saptanmıştır. Konvansiyonel USG parametrelerine yönelik gözlemciler arası uyum iyi ile mükemmel düzeyde olup, kappa katsayıları 0.635 ile 0.954 arasında değişmiştir. SWV değerleri ile bez volümü ve derinliği arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyon saptanırken, SWV parametreleri ile yaş ve tedavi süresi arasında anlamlı ilişki izlenmemiştir. Sonuç: RAİ tedavisine bağlı olarak tükürük bezlerinde doza bağımlı morfolojik bozulmalar ve sertlik artışı saptanmıştır. SWE, farklı RAİ doz gruplarını birbirinden ayırt etmede ve glandüler değişiklikleri erken dönemde belirlemede konvansiyonel USG'ye kıyasla daha yüksek duyarlılık göstermiştir. Shear Wave Elastografi (SWE), tükürük bezlerindeki morfolojik değişiklikleri erken dönemde saptama yetisiyle, konvansiyonel ultrasonografiye tamamlayıcı bir katkı sunmakta; ayrıca RAİ'ye bağlı glandüler hasarın noninvaziv izleminde klinik açıdan değerli bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: Thyroid cancer is the most common malignancy of the endocrine system. As part of the standard management of differentiated thyroid cancer, radioactive iodine (RAI) therapy following thyroidectomy is a routinely employed adjuvant approach. However, one of the most common complications of RAI therapy is its toxic effects on the major salivary glands. Ultrasonography is a widely used and effective imaging modality for the diagnosis and post-treatment follow-up of papillary thyroid carcinoma. Following RAI therapy, conventional ultrasonographic changes such as coarse echotexture, decreased echogenicity, contour irregularities, and glandular shrinkage are frequently reported in the salivary glands. While conventional ultrasonography and Doppler imaging provide insights into the morphological features of tissues, they are insufficient for assessing mechanical and elastic properties. Elastography is an advanced imaging technique that provides both qualitative and quantitative information about the mechanical properties (e.g., stiffness and compressibility) of tissues. In recent years, the use of sonoelastographic methods has become increasingly common in the evaluation of superficial tissues, including salivary glands. This study aimed to compare the morphological features of the major salivary glands using conventional ultrasonography and the stiffness values measured by two-dimensional shear wave elastography (2D-SWE) between patients with and without RAI therapy following papillary thyroid carcinoma. Furthermore, the association of these findings with the cumulative RAI dose and the post-treatment interval was investigated to clarify the dose-dependent nature of glandular alterations. Materials and Methods: In this retrospective study, patients over the age of 18 who underwent neck ultrasonography between August 2023 and January 2025 at the Department of Radiology, Ege University Hospital, and whose images were accessible via the PACS archive, were evaluated. The study group consisted of individuals who had undergone surgery for papillary thyroid carcinoma, had received radioactive iodine (RAI) therapy, had a minimum follow-up period of one year after treatment, and had complete clinical and laboratory records. Patients who received RAI therapy were stratified into low-, medium-, and high-dose groups according to their cumulative administered doses, while the control group comprised similarly operated patients who had not undergone RAI treatment. All ultrasonography and elastography examinations were performed by a single radiologist using the Siemens Acuson S2000 Helx device at the same center. Salivary gland images were recorded using conventional B-mode ultrasonography. Submandibular gland volumes and parotid gland depths were measured during the examination. Subsequently, two-dimensional shear wave elastography (2D-SWE) measurements were performed using the Virtual Touch Imaging Quantification (VTIQ) software. Conventional ultrasonographic findings were retrospectively analyzed by two independent radiologists with different levels of experience, blinded to patient clinical data. Each gland was evaluated separately for homogeneity, echogenicity, and contour features. Results: A total of 124 patients were included in the study. Ultrasonography and shear wave elastography findings of the salivary glands were evaluated across four groups categorized by RAI dose. Based on conventional B-mode ultrasonography, significant increases in inhomogeneity, decreased echogenicity, and contour irregularities were observed particularly in the high-dose group for both submandibular and parotid glands. SWE analysis revealed a marked increase in glandular stiffness with increasing RAI dose. Stiffness values in the control and low-dose groups were found to be significantly lower than those in the medium- and high-dose groups. SWE was found to be more sensitive than conventional US in detecting structural changes in glands deemed normal on B-mode US and in distinguishing between RAI dose groups. SWE demonstrated earlier and more precise detection of RAI-related glandular changes compared to conventional US. As RAI dose increased, a reduction in glandular size was observed. Submandibular gland volumes and parotid gland depths were significantly lower in the medium- and high-dose groups compared to the control and low-dose groups. Interobserver agreement for conventional US parameters ranged from good to excellent, with kappa values between 0.635 and 0.954. A statistically significant negative correlation was found between SWV values and both gland volume and depth. However, no significant correlation was observed between SWV parameters and either patient age or the time elapsed since RAI treatment. Conclusion: RAI therapy was associated with dose-dependent morphological deterioration and increased stiffness in salivary glands. SWE showed greater sensitivity than conventional US in differentiating RAI dose groups and identifying early-stage glandular changes. Shear Wave Elastography (SWE) emerges as a promising clinical tool for the early detection of morphological changes in salivary glands. It provides a complementary contribution to conventional ultrasonography and stands out as a valuable noninvasive method for monitoring RAI-induced glandular damage.
Benzer Tezler
- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Onkoloji Bilim Dalında 2002-2022 yılları arasında çocukluk çağı nadir tümörü tanısıyla izlenen hastaların epidemiyolojik, klinik ve sağkalım özelliklerinin değerlendirilmesi
Evaluation of the epidemiological, clinical, and survival characteristics of patients followed with a diagnosis of rare childhood tumors at the Department of Pediatric Oncology, Ankara University Faculty of Medicine between 2002 and 2022
CEREN KILINÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SONAY İNCESOY ÖZDEMİR
- Çocuk ve adölesan yaş grubundaki hipertiroidili olguların değerlendirilmesi ve uzun süreli izlemi
Evaluation and long-term follow-up of children and adolescents with hyperthyroidism
EMREGÜL IŞIK
Tıpta Yan Dal Uzmanlık
Türkçe
2013
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYFER ALİKAŞİFOĞLU
- Subklinik hipertiroidi tanılı hastaların klinik seyrinin değerlendirilmesi
Evaluation of the clinical progress of patients diagnosed with subclinical hyperthyroidism
ELİF SELİN YENİDOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç Hastalıklarıİstanbul Medeniyet Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ BÜLENT CAN
PROF. DR. HANDAN ANKARALI
- Mikropapiller tiroid karsinomu olan hastalarda prognozu etkileyen faktörlerin ve rekürrens riskinin belirlenmesi
Determination of factors affecting prognosis and recurrence risk in patients with papillary thyroid microcarcinoma
AYDAN FARZALIYEVA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıBaşkent Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖZLEM TURHAN İYİDİR
- Radyoaktif iyot tedavisi almış iyi diferansiye tiroid kanseri hastalarının tedavisi ve takiplerinin multiparametrik analizi
Multiparametric analysis of the treatment and follow-UP of patients with well differential thyroid cancer WHO received radioactive iodine therapy
ZEYNEP GÜL KIPRAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Radyoloji ve Nükleer TıpAkdeniz ÜniversitesiNükleer Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. METİN ERKILIÇ