Düşük ve yüksek alevlenme riskine sahip kronik obstrüktif akciğer hastalığı olgularında, kardiyovasküler risk faktörü öngörücüsü olarak aortik arteriyel sertlik düzeylerinin karşılaştırılması ve KOAH tedavisine cevabiın değerlendirilmesi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 976141
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MURAT EMRE TOKUR, PROF. DR. ALEV GÜRGÜN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), kalıcı hava akımı kısıtlanması ve artmış inflamatuar yanıt ile karakterize olup, morbidite ve mortalitenin önemli bir nedenidir. KOAH sıklıkla kardiyovasküler komorbiditelerle birlikte görülür ve bu durum yaşam kalitesini ve prognozu olumsuz etkileyebilmektedir. Kardiyovasküler riskin önemli öngörücü belirteçlerinden biri olan arteriyel sertlik, KOAH olgularında sistemik inflamasyon, oksidatif stres, hipoksemi etkisi ile artabilir. Bu alanda Global Initiative for Chronic Obstructive Pulmonary Disease (GOLD) 2023 sınıflandırmasına göre düşük (Grup A ve B) ve yüksek (Grup E) alevlenme riski grupları ile arteriyel sertlik arasındaki ilişkinin değerlendirildiği çalışmalar literatürde sınırlıdır. Bu çalışmada, KOAH hastaları düşük ve yüksek alevlenme riski gruplarına ayrılarak, grupların aortik arteriyel sertlik düzeyleri, kardiyovasküler ve sistemik inflamasyon belirteçleri, solunum fonksiyon testleri ve egzersiz kapasitesi ile ilişkilerinin değerlendirilmesini amaçlanmıştır. Ayrıca, KOAH tedavisine verilen yanıtın bu parametrelerle ilişkisi incelenerek, arteriyel sertliğin kardiyovasküler risk öngörücüsü olarak potansiyel rolü araştırılmıştır. Yöntem: Stabil KOAH hastaları, Global Initiative for Chronic Obstructive Pulmonary Disease (GOLD) 2023 kombine değerlendirmesine göre düşük (Grup A ve B) ve yüksek (Grup E) alevlenme riski gruplarına ayrıldı. Elektronik hasta dosyasından tedavi öncesi ve tedavi sonrası hastaların ekokardiyografik ölçümleri, inflamasyon ve kardiyak biyobelirteçleri, spirometrik ölçümleri ve 6-dakika yürüme testi (6-DYT) olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Ekokardiyografik ölçümlerden faydalanarak arteriyel sertlik indeksi (ASI) hesaplandı. Retrospektif analizde kardiyovasküler biyobelirteçler, sistemik inflamasyon belirteçleri, spirometri parametreleri ve 6-dakika yürüme testi değerlendirildi. Bulgular SPSS 25.0 programı ile analiz edildi. Bulgular: Alevlenme riski yüksek hastalarda düşük riskli gruba göre Charlson komorbidite indeksi (CCI) daha yüksek bulundu (p=0,037). ASI yüksek risk grubunda daha yüksek olmasına rağmen fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (14,4 ± 12,6 vs. 10,1 ± 5,2; p=0,334). Yüksek risk grubunda FEV₁ (1,080 ± 0,379 vs. 1,949 ± 0,691 L; p=0,003), FVC (2,173 ± 0,558 vs. 3,341 ± 0,693 L; p=0,001), DLCO% (48,2 ± 18,1 vs. 68,5± 13,8; p=011), 6-DYT mesafesi (261 ± 98 vs. 435 ± 54 m; p=0,001) ve 6-DYT başlangıç ve bitiş SpO₂ değerleri (6-DYT başlangıç; p=0,001, 6-DYT bitiş; p=0,018) anlamlı olarak düşük ve crp seviyeleri ise yüksek bulunmuştur (p=0,021). ASI yüksek ve normal gruplara göre hastaların dağılımı değerlendirildiğinde, ASI yüksek grupta, düşük ve yüksek riskli bireylerin dağılımı arasında anlamlı fark bulunmadı. Tartışma ve Sonuç: Bu çalışmada, özellikle yüksek alevlenme riskine sahip KOAH hastalarında yandaş hastalıkların da yükünün arttığını ve bunun klinik parametreleri de negatif yönde etkilediği gösterilmiştir. Alevlenme riski yüksek grupta solunum fonksiyon testleri, gaz değişim kapasitesi, egzersiz kapasitesinde belirgin düşüş, sistemik inflamasyonda ise artış izlendi. Yüksek risk grubunda arteriyel sertlik indeksi daha yüksek saptanmasına rağmen istatistiksel anlamlılık göstermemesi hasta örneklemin sınırlılığı, heterojenliği, izlem süresi ile ilişkili olabilir. ASI yüksek grupta ise düşük alevlenme riskine sahip hastaların da bulunabildiği dikkat çekmektedir. Arteriyel sertlik, tüm KOAH gruplarında artış gösterebilir. Dolayısıyla kardiyovasküler komorbiditelerin erken tespiti, sistemik inflamasyonun kontrolü, prognozun iyileştirilmesi için oldukça önemlidir. Bu nedenle, KOAH yönetiminde multidisipliner yaklaşımın gerekliliğini ve gelecekte yapılabilecek geniş ölçekli, prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Aim: Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD) is characterized by persistent airflow limitation and enhanced inflammatory response, and it remains a major cause of morbidity and mortality. COPD is frequently accompanied by cardiovascular comorbidities, which adversely affect quality of life and prognosis. Arterial stiffness, one of the key predictors of cardiovascular risk, may increase in COPD patients due to systemic inflammation, oxidative stress, and hypoxemia. In this context, studies evaluating the relationship between arterial stiffness and exacerbation risk groups, classified according to the Global Initiative for Chronic Obstructive Pulmonary Disease (GOLD) 2023, remain limited in the literature. The present study aimed to compare aortic arterial stiffness, cardiovascular and systemic inflammatory biomarkers, pulmonary function tests and exercise capacity between COPD patients with low (Groups A and B) and high (Group E) exacerbation risk. In addition, the study investigated the relationship between treatment response and these parameters, thereby exploring the potential role of arterial stiffness as a predictor of cardiovascular risk. Method: Stable COPD patients were classified by low and high exacerbation risk groups according to the GOLD 2023 combined assessment. Patients with available echocardiographic measurements, inflammatory and cardiac biomarkers, spirometric parameters, and six-minute walk test (6-MWT) results before and after treatment, retrieved from electronic medical records, were included in the study. Arterial stiffness index (ASI) was calculated based on echocardiographic data. In the retrospective analysis, cardiovascular biomarkers, systemic inflammatory markers, spirometric parameters, and the six-minute walk test were evaluated. Statistical analyses were performed using SPSS version 25.0. Results: In patients with high exacerbation risk, the Charlson Comorbidity Index (CCI) was found to be significantly higher compared to the low-risk group (p=0.037). Although ASI values were higher in the high-risk group, the difference was not statistically significant (14.4 ± 12.6 vs. 10.1 ± 5.2; p=0.334). In the high-risk group, FEV₁ (1.080 ± 0.379 vs. 1.949 ± 0.691 L; p=0.003), FVC (2.173 ± 0.558 vs. 3.341 ± 0.693 L; p=0.001), DLCO% (48.2 ± 18.1 vs. 68.5 ± 13.8; p=0.011), six-minute walk test (6-MWT) distance (261 ± 98 vs. 435 ± 54 m; p=0.001) and both baseline and final SpO₂ values during the 6-MWT (baseline SpO₂; p=0.001, final SpO₂; p=0.018) were significantly lower, while CRP levels were significantly higher (p=0.021). When the distribution of patients according to normal and high ASI groups was evaluated, no significant difference was observed between low- and high-risk individuals in terms of group distribution. Discussion and Conclusion: In this study, it was demonstrated that particularly in COPD patients with high exacerbation risk, the burden of comorbidities was increased, which negatively affected clinical parameters. In the high-risk group, there was a marked decline in pulmonary function tests, gas exchange capacity, and exercise capacity, along with an increase in systemic inflammation. Although the arterial stiffness index (ASI) was higher in the high-risk group, the lack of statistical significance may be related to the limited sample size, heterogeneity and follow-up duration. Notably, patients with low exacerbation risk were also present in the high ASI group, suggesting that arterial stiffness may increase across all COPD subgroups. These findings underscore the importance of early detection of cardiovascular comorbidities and control of systemic inflammation in order to improve prognosis. Therefore, our results highlight the necessity of a multidisciplinary approach in COPD management and the need for large-scale, prospective studies in the future.
Benzer Tezler
- KOAH tanılı hastalarda eşlik eden bronşektazi varlığı hastane yatış sıklığını arttırır mı?
Does the presence of co-existing bronchiectasis increase hospitalization frequency in patients with COPD?
GÜLPERİ ÖZALP YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DİLEK ERNAM
UZMAN MAKBULE ÖZLEM AKBAY
- KOAH'lı hastalarda akut atak ve stabil dönemde pentraksin-3 değerinin inflamasyon göstergesi olarak CRP ile korelasyonu
The correlation of pentraxin 3 value with CRP as an inflammatory indicator in the acute attack and stable period in copd patients
DERYA YÜCESOY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Göğüs HastalıklarıTekirdağ Namık Kemal ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ NEVİN FAZLIOĞLU
- Prostat adenokarsinomlarında psa değerlerinin gleason skor ve klinik evre ile ilişkisi
The relation between psa and gleason score and clinical phase in prostate adenocarsinoma
HACI HASAN ESEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2005
PatolojiSelçuk ÜniversitesiPatoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. MUSTAFA CİHAT AVUNDUK
- COVİD-19 enfeksiyonu geçiren interstisyel akciğer hastalarında mortalite ve ilişkili faktörler
Mortality and related factors in interstitial lung disease patients with COVID-19 infection
EMİNE ŞAHİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ELİF YELDA NİKSARLIOĞLU
- Yoğun bakımda takip edilen interstisyel akciğer hastalarında prognoz, risk faktörleri ve mortalite
Prognosis, risk factors and mortality in patients with interstitial lung disease followed in the intensive care unit
SILA BEGÜM GÖLCÜK GÖK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Göğüs HastalıklarıAnkara ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AKIN KAYA