The association of oxytocin receptor gene polymorphisms and sacrificial moral decision making
Oksitosin reseptör geni polimorfizmleri ile fedakâr temelli ahlaki karar verme arasındaki ilişki
- Tez No: 978179
- Danışmanlar: DOÇ. DR. HALE YAPICI ESER
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Psikoloji, Genetik, Psychology, Genetics
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Koç Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Nöroloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Oksitosin (OXT) hem bir nöromodülatör hem de bir hormondur ve sosyal davranışları şekillendirmedeki ve ilişkili psikopatolojilerdeki önemli rolü nedeniyle translasyonel araştırmalarda kapsamlı şekilde incelenmiştir (Yao & Kendrick, 2025). Ahlaki karar verme çalışmaları, deontolojik etiği ihlal eden ancak faydacı etiği desteklemek adına sonuçları maksimize eden fedakârlık eylemleri arasındaki çatışmanın işlenmesini etkileyen faktörleri incelemek için translasyonel yaklaşımlarla sıklıkla kullanılmaktadır (Palumbo et al., 2020). Göreli deontolojik ve faydacı eğilimleri değerlendiren klasik ahlaki ikilemlerin aksine, Süreç Ayrışımı (PD) yöntemi, duygusal ve bilişsel sistemler gibi farklı psikolojik süreçler tarafından yönetilen bu çelişkili eğilimleri ayrıştırmak amacıyla geliştirilmiştir (Conway & Gawronski,2013). Son araştırmalar, özellikle rs53576 SNP'si olmak üzere oksitosin reseptör geni (OXTR)polimorfizmindeki genetik varyasyonun ahlaki karar vermede etkili olduğunu ortaya koymuştur.OXTR polimorfizmi, aynı zamanda empati ve psikopatiyle ilişkili kişilik özellikleriyle de ilişkilendirilmiştir; her iki özellik de ahlaki karar verme açısından önemlidir (Smith et al., 2014;Dadds et al., 2014). Bu bulgular doğrultusunda, AA genotipine sahip bireylerin – genellikle“risk”genotipi olarak kabul edilir – zararlı eylemleri kabul etme olasılıklarının daha yüksek ve sonuçları maksimize etme olasılıklarının daha düşük olacağını; GG genotipine sahip bireylerin ise bunun tam tersini göstereceğini; AG genotipli bireylerin ise bu iki uç arasında yer alacağını öngördük. Ayrıca, zararlı eylemleri daha fazla kabul etme ve sonuçları daha az önemseme eğiliminin düşük empatik ilgi, düşük kişisel sıkıntı düzeyi ve yüksek psikopatik eğilimlerle kısmen ilişkili olacağını varsaydık. Benzer şekilde, daha düşük bazal tükürük oksitosin düzeylerinin de daha fazla zarar kabullenimi ve daha az fayda maksimizasyonu ile ilişkili olacağı beklendi. Bu öngörüleri test etmek için, 196 katılımcı, yüksek çözünürlüklü erime analizi (HRM)yöntemiyle rs53576 açısından genotiplendi ve 152 katılımcının tükürük oksitosin düzeyleri. Enzim Bağlantılı İmmünosorbent Testi (ELISA) yöntemiyle belirlendi. Katılımcılar, zarar kabulü (deontolojik parametre) ve sonuç maksimizasyonu (faydacı parametre) eğilimlerini ayrı ayrı değerlendiren PD ahlaki ikilemlerine yanıt verdiler; ayrıca empatik ilgi, kişisel sıkıntı ve psikopatik eğilim ölçümleri uygulandı. Sonuçlar, AA genotipine sahip bireylerin, AG ve GG genotipli bireylere kıyasla daha yüksek zarar kabulü ve daha düşük sonuç maksimizasyonu gösterdiğini ortaya koydu; AG ile GG genotip grupları arasında anlamlı fark bulunmadı. Ayrıca,PD skorları salya OXT düzeyine göre gruplar arasında anlamlı bir farklılık göstermedi. Empatik ilgi, kişisel sıkıntı veya psikopatik eğilim puanlarında genotip ve hormon grupları arasında anlamlı farklılık gözlemlenmedi; dolayısıyla bu değişkenlerin PD skorları ile gruplar arasındaki dolaylı varyansı açıklamadığı görüldü. Ayrıca, OXTR polimorfizmi ile bazal tükürük oksitosin düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Bu bulgular, rs53576 polimorfizminin, bazal OXT düzeyleri, empati ve psikopatik kişilik özelliklerinden bağımsız olarak ahlaki karar verme süreçlerini etkilediğini ve OXTR'nin geleneksel sosyal ve kişilik boyutlarını aşan atipik ahlaki karar verme için potansiyel bir biyobelirteç olabileceğini göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Oxytocin (OXT) is both a neuromodulator and hormone that has been extensively investigated in translational research for its significant role in shaping social behavior and associated psychopathologies (Yao & Kendrick, 2025). Moral decision-making studies are often used with translational approaches to examine factors affecting the conflict processing between sacrificial actions which violate deontological ethics to maximize outcomes supporting utilitarian ethics (Palumbo et al., 2020). Unlike classical moral dilemmas which assess relative deontological and utilitarian tendencies, process dissociation (PD) method is invented to disentangle these conflicting tendencies that are governed by distinct psychological processes namely affective vs. cognitive systems (Conway & Gawronski, 2013). Recent research has highlighted the role of genetic variability in the oxytocin receptor gene (OXTR) polymorphism, particularly the rs53576 SNP, in modulation of moral decision making. OXTR polymorphism has also been associated with traits related to empathy and psychopathy, both of which are relevant for moral decision making (Smith et al., 2014; Dadds et al., 2014). Based on these findings, we predicted that people with the AA genotype – often considered the“risk”genotype– may be the most likely to accept harmful actions and/or least likely to prioritize maximizing outcomes, whereas those with the GG genotype would show the opposite pattern, and that of AG genotype individuals would fall in between. In addition, we expect this tendency to accept harmful actions more and maximize outcomes less will be partially affected by lower levels of empathic concern, personal distress and higher levels of trait psychopathy. Likewise, lower baseline levels of salivary oxytocin hormone would be associated with greater acceptance of harm and reduced outcome maximization. To test these predictions, 196 participants were genotyped for rs53576 using high resolution melting (HRM) method, and salivary oxytocin levels from 152 participants were determined using Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) method. Participants answered PD moral dilemmas to assess tendencies toward harm acceptance (deontological parameter) and outcome maximization (utilitarian parameter) separately, alongside measures of empathic concern, personal distress, and trait psychopathy. Results revealed that individuals with the AA genotype exhibited higher harm acceptance and lower outcome maximization than those with AG and GG genotypes, with no significant difference between AG and GG genotype groups. Moreover, PD scores did not significantly differ across salivary OXT groups. No significant differences emerged in empathic concern, personal distress, or trait psychopathy scores across genotype and hormone groups, thus none of variables explained the indirect variance between PD scores and groups. Furthermore, there was no significant association between OXTR polymorphism and baseline salivary oxytocin levels. These findings suggest that rs536576 polymorphism independently influence moral decision making beyond the influence of baseline OXT levels, empathy and psychopathic traits, underscoring the potential of OXTR as a biomarker for atypical moral decision making that transcends conventional social and personality dimensions.
Benzer Tezler
- Bipolar affektif bozukluğu olan hastalarda oksitosin reseptör geni tek nükleotid polimorfizmleri ve cinsel işlevler ve agresyon ilişkisi
Oxytocin receptor gene polymorphisms in patients with bipolar disorder and association with agression and sexual function
FİGEN ÜNAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
PsikiyatriErciyes ÜniversitesiPsikiyatri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA TAYFUN TURAN
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu alt tipleri ve davranım bozukluğu birlikteliğinde oksitosin geni ve oksitosin reseptör gen ilişkisi
Attention deficit and hyperactivity disorder subtypes and conduct disorder comorbidity oxytocin gene and oxytocin receptör gene relationship
TUĞBA DONUK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
PsikiyatriEge ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NAZLI BURCU ÖZBARAN
- Ergenlerde kendine zarar verme davranışının OXTR- rs53576,rs2254298 ve CD38-rs3796863 Gen Polimorfizmleri ile İlişkisinin İncelenmesi
Investigation of the relationship between non-suicidal self-injury in adolescents and oxtr-rs53576, rs2254298 and cd38-rs3796863 gene polymorphisms
LARA NAZ KULAKSIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
PsikiyatriTrakya ÜniversitesiÇocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HASAN CEM AYKUTLU
- Genetic diversity in oxytocin and oxytocin receptor in the eutherian mammals and social behavioural implications
Başlık çevirisi yok
ADNAN KIVANÇ CÖRÜT
Yüksek Lisans
İngilizce
2015
GenetikThe Unıversıty Of ManchesterDR. SUSANNE SCHULTZ
PROF. DAVID ROBERTSON
- Prepubertal dönemdeki dişi sıçanlara kronik asprosin uygulamasının puberteye geçiş ve üreme sistemi üzerindeki etkilerinin araştırılması
Investigation of the effects of chronic asprosin administration on the transition to puberty and reproductive system in prepubertal female rats
ZEYNEP DİLA ÖZ