Geri Dön

İntravenöz imminoglobin(İVİG) tedavisi alan immün trombositopeni (İTP) hastalarında tedavi yanıtını etkileyen klinik ve laboratuar parametrelerinin incelenmesi

Investigation of clinical and laboratory parameters affecting treatment response in immune thrombocytopenia (ITP) patients receiving intravenous immunoglobulin (IVIG) therapy

  1. Tez No: 979837
  2. Yazar: EMRAH ELİŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. RAMAZAN ESEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

İmmün trombositopeni (İTP), klinik olarak belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkan izole trombositopeni ile karakterize, edinsel ve otoimmün kökenli bir hematolojik hastalıktır. Hem çocukluk hem de erişkin yaş grubunda görülebilen İTP, eşlik eden herhangi bir hastalığın varlığına göre primer veya sekonder olarak sınıflandırılmaktadır. Erişkinlerde sıklıkla sinsi başlangıçlıdır, kronik seyir gösterir ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık izlenmektedir. Yaşlı bireylerde ise cinsiyet dağılımı daha dengeli olabilmektedir. Spontan iyileşme nadirdir ve çoğunlukla tedavi gerektiren bir süreç izler (5, 6). Hastalığın patogenezinde, B lenfositleri tarafından üretilen trombosit yüzey antijenlerine karşı gelişen IgG sınıfı otoantikorlar etkili olup, bu antikorlar megakaryositlerin trombosit üretimini baskılamakta ve dolaşımdaki trombositlerin yıkımını hızlandırmaktadır. Bazı hastalarda ise T hücre aracılı immün disregülasyon ön planda olabilir. Bu grup hastalarda standart immünosüpresif ajanlara, özellikle de intravenöz immünoglobulin (IVIG) veya rituksimab gibi tedavilere yanıt daha düşük düzeyde seyredebilir (7, 13, 19). İTP tanısı, trombositopeninin varlığının gösterilmesi ve diğer trombositopeni nedenlerinin dışlanmasına dayanır. Klinik bulgular, trombosit sayısındaki azalma ile doğrudan ilişkilidir. Kanama bulguları dışında çoğu hastada fizik muayene ve sistemik incelemeler genellikle normaldir. Kanama riski açısından kritik trombosit düzeyi çoğunlukla <30.000/μL olarak kabul edilmekte, ancak eşlik eden ciddi kanama varlığında bu eşik değerin üzerindeki hastalarda da tedavi ihtiyacı doğabilmektedir (6, 28). İTP yönetiminde temel amaç, klinik olarak anlamlı ve hayati risk oluşturabilecek kanamaları önlemeye yetecek düzeyde bir trombosit sayısının sağlanmasıdır. Bu hedef doğrultusunda, tüm hastalarda trombosit değerinin normal referans aralığına getirilmesi hedeflenmez. Tedaviye başlama kararı, esas olarak hastanın semptomatolojisine ve kanama eğilimine göre verilir. Klinik tabloda en sık purpura, menoraji, epistaksis ve diş eti kanamaları yer alırken; gastrointestinal sistem kanamaları ve hematüri daha nadir görülmektedir. İntraserebral kanama, hastaların yaklaşık %1'inde meydana gelir ve mortalitenin en önemli nedenlerinden biridir (6, 29). Bu çalışmanın amacı; retrospektif olarak değerlendirilen İTP tanılı hastalarda, intravenöz immünoglobulin (IVIG) tedavisine verilen yanıtları ve bu yanıtların sürdürülebilirliğini incelemek; bu tedaviye verilen yanıtların, çeşitli klinik ve laboratuvar parametreleri ile ilişkisinin olup olmadığını değerlendirmektir. Yanıt kriteri olarak trombosit sayısının >30.000/μL'ye yükselmesi, remisyon kriteri olarak >100.000/μL'ye ulaşması ve relaps durumu olarak da trombosit sayısının bu eşiklerin altına gerilemesi esas alınmıştır.

Özet (Çeviri)

Immune Thrombocytopenia (ITP) is an acquired autoimmune hematologic disorder characterized by isolated thrombocytopenia without a clinically apparent cause. ITP can be observed in both pediatric and adult populations and is classified as either primary or secondary depending on the presence of an associated underlying condition. In adults, it typically has an insidious onset, follows a chronic course, and is observed more frequently in women than in men. However, in elderly individuals, the gender distribution tends to be more balanced. Spontaneous remission is rare, and the disease generally requires treatment (5, 6). The pathogenesis of the disease involves IgG-class autoantibodies produced by B lymphocytes against platelet surface antigens. These antibodies suppress platelet production by megakaryocytes and accelerate the destruction of circulating platelets. In some patients, T cell-mediated immune dysregulation may predominate. In this subgroup, the response to standard immunosuppressive agents—particularly treatments like intravenous immunoglobulin (IVIG) or rituximab—may be lower (7, 13, 19). The diagnosis of ITP is based on the demonstration of thrombocytopenia and the exclusion of other causes of low platelet count. Clinical findings are directly related to the degree of thrombocytopenia. Aside from bleeding symptoms, most patients typically have normal physical examinations and systemic evaluations. A platelet count below 30,000/μL is generally considered critical in terms of bleeding risk; however, the need for treatment may arise even in patients with higher counts if significant bleeding is present (6, 28). The primary goal in the management of ITP is to maintain a platelet count sufficient to prevent clinically significant and life-threatening bleeding. Accordingly, the treatment goal is not to restore the platelet count to the normal reference range in all patients. The decision to initiate treatment is mainly based on the patient's symptomatology and bleeding tendency. The most common clinical manifestations include purpura, menorrhagia, epistaxis, and gingival bleeding; gastrointestinal bleeding and hematuria are less frequently observed. Intracerebral hemorrhage occurs in approximately 1% of patients and is one of the leading causes of mortality (6, 29). The aim of this study is to retrospectively evaluate the response to intravenous immunoglobulin (IVIG) treatment in patients diagnosed with ITP, assess the sustainability of this response, and determine whether the treatment response is associated with various clinical and laboratory parameters. The response criterion was defined as an increase in platelet count to >30,000/μL, remission as a count reaching >100,000/μL, and relapse as a decrease below these thresholds.

Benzer Tezler

  1. İdiopatik trombositopenik purpuralı hastaların tedavisinde yüksek doz metilprednizolon ve intravenöz immünglobulin G etkinliğinin karşılaştırılması

    The efficacy of high-dose methylprednisolone versus intravenous immunoglobulin G therapy in patients with idiopathic thrombocytopenic purpura

    KANİYE AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Halk SağlığıÇukurova Üniversitesi

    Dahiliye Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMEL GÜRKAN

  2. Poliklonal immunoglobin M zenginleştirilmiş intravenöz immunoglobin (pentaglobin®) tedavisi alan çocuk hastaların klinik, laboratuar özellikleri ve prognoz değerlendirmesi

    Clinical, laboratory features and prognosis assessment of children receiving treatment with polyclonal immunoglobin M-enriched intravenous immunoglobin (pentaglobin®)

    EMIN ABDULLAYEV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ENER ÇAĞRI DİNLEYİCİ

  3. Investigation of Hepatitis D virus from the Hepatitis B virus patients in Iraq

    Irak'ta Hepatı̇t B vı̇rüsü hastalarında Hepatı̇t D vı̇rüsünün araştırılması

    GHUFRAN SAAD YOUSIF ALSAMARRAI

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    BiyolojiÇankırı Karatekin Üniversitesi

    Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÜLKÜ NİHAN YAZGAN TAVŞANOĞLU

    DOÇ. DR. ANSAM DAWOD SALMAN

  4. İntravenöz glukoz tolerans testi esnasındaki glisemi ve insülinemi düzeyleri üzerine parotinin etkisi

    Başlık çevirisi yok

    ŞÜKRAN CAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1990

    Biyokimyaİstanbul Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SAFİYE DONDURMACI