Geri Dön

İletişim felsefesinde etik düşüncenin konumlandırılması: Müzakereci demokrasi, kamusal akıl, etik demos

Positioning ethical thought in the philosophy of communication: Deliberative democracy, public reason, and the ethical demos

  1. Tez No: 979943
  2. Yazar: HURİYE TURGUT
  3. Danışmanlar: PROF. DR. EMİNE YAVAŞGEL
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Felsefe, İletişim Bilimleri, Halkla İlişkiler, Philosophy, Communication Sciences, Public Relations
  6. Anahtar Kelimeler: Ahlak felsefesi, Politik felsefe, Siyaset felsefesi, Sosyal ahlak, İletişim felsefesi, Moral philosophy, Political philosophy, Social ethics, Philosophy of communication
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Halkla İlişkiler ve Tanıtım Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, felsefi bir tetkik olmanın ötesinde, iletişim alanında etik temelli demokratik bir kamusal alanın yeniden inşasına yönelik normatif-teorik bir model geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, felsefe, etik ve iletişim arasındaki kurucu bağlantıyı; tarihsel ve kavramsal bir çözümleme düzeyinde, disiplinlerarası bir perspektifle yeniden düşünmekte ve bu düşünmeyi günümüzün normatif krizlerini görünür kılan analitik bir çerçeveye dönüştürmektedir. Bu bağlamda, felsefe yalnızca soyut bir bilgi alanı olarak değil, karşılıklılık ilkesine dayanan ve iletişimsel eylemliliğin imkân koşullarını içeren bir pratik olarak konumlandırılırken; etik, bu eylemliliğin hem somut hem de normatif düzeydeki görünüm biçimi olarak ele alınmaktadır. Böylece, etik kavramının klasik ahlâk anlayışından kopuşu, kamusal alan ve demokrasi teorileriyle bağlamsallaştırılarak; sosyal bilimler, siyaset felsefesi ve iletişim kuramı arasında“ara-disipliner”bir köprü kurmaktadır. Araştırma, Antik Yunan'dan günümüze uzanan etik-ahlâk ayrımlarını, Aristoteles'ten çağdaş düşünürlere dek geniş bir tarihsel silsile içinde izlemekte; bu izlemenin sonunda, etiğin ve ahlâkın tarihsel-toplumsal bağlamdan tecrit edilmesiyle açığa çıkan normatif kompleksleri analiz etmekte ve bu komplekslerin modern iletişim pratiklerindeki izdüşümlerini eleştirel bir bakışla görünür kılmaktadır. Bu anlamda, felsefi düşüncenin iletişimle olan asli bağı, modern toplumlarda demokratik söylemin ve kamusal alanın etik temellerinin aşınması karşısında, yeniden onarılması gereken kurucu bir kaynak olarak ortaya çıkmaktadır. Tezin özgün önemi, iletişimi araçsal bir vasıta işlevinde görmek yerine, insanın kendisiyle, başkasıyla ve yerküre ile kurduğu anlamlı ilişkilerin asli kaynağı olarak kavramasında belirginleşmektedir. Ancak bu kaynak, tekno-kapitalist üretim tarzları, dijitalleşme ve algoritmik ağların kuşatması altında tedricen aşınmakta; iletişim, giderek salt veri dolaşımı ve içerik tüketimi düzeyine indirgenmektedir. Bu indirgenme, yurttaşlar arası diyalog, karşılıklılık ve sorumluluk ilkelerinin zayıflamasına yol açarken, tez bu aşınmayı görünür kılıp eleştirel bir biçimde analiz ederek, iletişimi teknik işlevin ötesine taşıyan ve aynı zamanda normatif bir imkân olarak yeniden kuran bir önerme geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle tezde ana problematik, şu soruda ifadesini bulmaktadır: Kamusal alanın etik temellerinin dijitalleşme, tekno-kapitalist üretim biçimleri ve araçsallaşmış iletişim pratikleri karşısında aşınmasına mukabil; nasıl bir müzakere, söylem ve iletişimsel etik anlayışı, eleştirel teori perspektifiyle bütünleşerek tanınma, karşılıklılık ve eşitlikçi katılımın sağlandığı; etik ve demokratik normların işlevsel hâle geldiği“ideal bir etik demos”un inşasında hem kuramsal hem de pratik düzeyde etkili olabilir? Bu sorunsal, kamusal alanın güçlendirilmesi ve yeniden tesisi için gerekli olan etik, müzakereci ve iletişimsel dayanakların inşasını merkezine almakta; sosyal bilimler, siyaset felsefesi, iletişim kuramı ve etik arasındaki kesişim noktasında bir köprü kurarak, teorik olduğu kadar pratik bir müdahale alanı da açmayı amaçlamaktadır. Metodolojik olarak tez, özgün biçimde geliştirilen“dönüştürücü hermeneutik-diyalektik yöntem”e dayanmaktadır. Bu metodoloji, tarihsel-kavramsal çözümleme ile eleştirel teori arasında bir sentez kurarken, müzakereci bir araştırma kavrayışını benimsemektedir. Hermeneutik yorum, farklı tarihsel bağlam ve kavramsal gelenekleri anlamaya; diyalektik yaklaşım, karşıtlıklar ve gerilimler içinden yeni sentezler üretmeye imkân verir. Müzakere ise bu iki boyutu, katılımcılık, karşılıklı tanıma ve eleştirel sorgulama ilkeleriyle bütünleştirerek, çoğulcu ve eşitlikçi bir iletişim modelinin hem teorik hem pratik inşasını mümkün kılar. Böylelikle tarihsel süreklilik ile eleştirel kopuş imkânları aynı anda görünür hâle getirilmekte; ana problematiğin merkezinde yer alan tanınma, karşılıklılık ve etik normların işlerliğini sağlayacak“ideal bir etik demos tahayyülü”, sadece teorik bir ideal olarak değil, pratik bir yönelim olarak temellendirilmektedir. Araştırma bu metodolojik eksen etrafında üç safhada ilerlemektedir: İlk safhada, felsefe-etik-iletişim ilişkisinin tarihsel seyri, Antik Yunan'dan çağdaş düşünceye uzanan geniş bir literatür taramasıyla ortaya konulmaktadır. İkinci safhada, özellikle Immanuel Kant, Johann Gottlieb Fichte ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in güçlü yorumlarına yer verilmekte; Alman Aydınlanması'nın hem etik hem de politik ufkunu genişleten bu filozofların, aklın özerkliği, özgürlük ve bireyin ahlaki sorumluluğu gibi kavramlar aracılığıyla kamusal aklın eleştirel ve kurucu potansiyelini nasıl biçimlendirdikleri tartışılmaktadır. Bu düşünürlerin teorik katkıları, tezin kavramsal ve normatif çerçevesinde merkezi bir yer tutmaktadır. Nihai safhada ise söz konusu kavramsal çerçeve, dijitalleşme, tekno-kapitalizm ve kamusal alan krizleri bağlamında konumlandırılmakta; iletişim, etik temelli bir eylemlilik biçimi olarak yeniden tanımlanmakta ve çağdaş demokrasi kuramlarıyla eleştirel teori arasında açılan diyalog ekseninde, normatif ve epistemik boyutların yekdiğerini tamamlayan bir bütün içinde yeniden inşa edilmesi teklif edilmektedir.

Özet (Çeviri)

This dissertation, beyond being a merely philosophical inquiry, aims to develop a normative-theoretical model for the reconstruction of an ethics-based democratic public sphere within the field of communication. It rethinks the foundational connection among philosophy, ethics, and communication at a historical and conceptual level through an interdisciplinary perspective, and transforms this reflection into an analytical framework that makes visible the normative crises of our age. In this context, philosophy is positioned not as an abstract domain of knowledge but as a practice grounded in the principle of reciprocity and encompassing the conditions of possibility of communicative agency; whereas ethics is approached as both the concrete and normative manifestation of such agency. Accordingly, the detachment of ethics from classical morality is contextualized within public sphere and democracy theories, establishing an interdisciplinary bridge among social sciences, political philosophy, and communication theory. The research traces the ethical-moral distinctions from Ancient Greece to contemporary thought, and ultimately analyzes the normative complexities that emerge when ethics and morality are abstracted from their historical and social contexts. These complexities are critically examined through their manifestations in modern communication practices. In this regard, the intrinsic bond between philosophical reflection and communication reappears as a constitutive source that must be restored in the face of the erosion of the ethical foundations of democratic discourse and the public sphere in modern societies. The originality of the dissertation lies in conceiving communication not as a merely instrumental means but as the fundamental medium through which human beings construct meaningful relations with themselves, others, and the world. Yet this foundational dimension has gradually eroded under the domination of techno-capitalist production modes, digitalization, and algorithmic networks; communication has increasingly been reduced to data circulation and content consumption. Such reduction leads to the weakening of dialogue, reciprocity, and responsibility among citizens. By rendering this erosion visible and analyzing it critically, the dissertation seeks to propose a model that reconstitutes communication as both a technical and normative possibility. Hence, the central problematic is articulated in the following question: In the face of the erosion of the ethical foundations of the public sphere by digitalization, techno-capitalist production, and instrumentalized communication practices, what kind of deliberative, discursive, and communicative ethics (integrated within the framework of critical theory) can effectively contribute, both theoretically and practically, to the construction of an“ethical demos”grounded in recognition, reciprocity, and egalitarian participation, where ethical and democratic norms regain their functionality? This problematic focuses on reconstructing the ethical, deliberative, and communicative foundations necessary for strengthening and reconstituting the public sphere. By situating itself at the intersection of social sciences, political philosophy, communication theory, and ethics, the study opens a space for both theoretical and practical intervention. Methodologically, the dissertation is grounded in an originally developed“transformative hermeneutic-dialectical method.”This methodology synthesizes historical-conceptual analysis with critical theory and adopts a deliberative research approach. The hermeneutic dimension enables understanding across different historical contexts and conceptual traditions, while the dialectical dimension allows the generation of new syntheses from tensions and contradictions. The deliberative dimension integrates these through the principles of participation, mutual recognition, and critical inquiry, making possible the theoretical and practical construction of a pluralistic and egalitarian communication model. In this way, both historical continuity and the potential for critical rupture become visible. The central focus on recognition, reciprocity, and the operability of ethical norms culminates in the conception of an“ideal ethical demos,”grounded not merely as a theoretical ideal but as a practical orientation. The research proceeds through three main stages: In the first stage, it reconstructs the historical trajectory of the philosophy-ethics-communication relationship, from Ancient Greece to contemporary thought, through an extensive literature review. In the second stage, it elaborates on the interpretations of Immanuel Kant, Johann Gottlieb Fichte, and Georg Wilhelm Friedrich Hegel, discussing how these philosophers (who expanded the ethical and political horizon of the German Enlightenment) shaped the critical and constitutive potential of public reason through concepts such as the autonomy of reason, freedom, and moral responsibility. These theoretical contributions form the core of the conceptual and normative framework of the study. In the final stage, this framework is situated within the context of digitalization, techno-capitalism, and the crises of the public sphere; communication is redefined as an ethically grounded mode of action, and within the dialogical exchange between contemporary democratic theory and critical theory, the normative and epistemic dimensions are reconstructed as mutually reinforcing elements within an integrated whole.

Benzer Tezler

  1. Axel Honneth'in toplum felsefesinde tanınma ve özgürlük

    Recognition and freedom in Axel Honneth's social philosophy

    DOLUNAY ÇÖREK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    HukukGalatasaray Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET ULVİ TÜRKBAĞ

  2. La souveraineté et la question de l'animal chez Derrida

    Derrida'da egemenlik ve hayvan sorusu

    BİLGESU ŞİŞMAN

    Yüksek Lisans

    Fransızca

    Fransızca

    2013

    FelsefeGalatasaray Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZEYNEP DİREK

  3. Sözleşme anlayışını yeniden yapılandırmak: Kant'ın sözleşme teorisi

    A reconstruction of the notion of contract: Kant's contract theory

    DUHAN KESİM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    FelsefeDokuz Eylül Üniversitesi

    Felsefe Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKAN ÇÖREKÇİOĞLU

  4. Spinoza felsefesine göre tanrı-doğa-insan içkinliğinde Alevi nefeslerinin ilettiği etik düşünce

    Ethical thoughts conveyed by Alevi nefes in god-nature-human immanence according to spinoza philosophy

    DERYA SÜMER

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    GazetecilikGazi Üniversitesi

    Gazetecilik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SERDAR ÖZTÜRK

  5. Soren Kierkegaard'da öznellik problemi

    Subjectivity problem in Soren Kierkegaard

    OSMAN ALTAŞ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2016

    FelsefeOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. HASAN ATSIZ