Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Prof. Dr. Nimetullah Esmer Ses Ünitesine 2013-2025 yılları arasında başvuran vokal kord paralizili hastaların değerlendirilmesi
Evaluation of patients with vocal cord paralysis admitted to the Prof. Dr. Nimetullah Esmer Voice Unit of Ankara University Faculty of Medicine between 2013 and 2025
- Tez No: 982208
- Danışmanlar: DOÇ. DR. HAZAN BAŞAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kulak Burun ve Boğaz, Otorhinolaryngology (Ear-Nose-Throat)
- Anahtar Kelimeler: Vokal kord paralizisi, Abdüktör, Addüktör, Lazer kordotomi, Tiroplasti, Vocal cord paralysis, Abductor, Adductor, Laser cordotomy, Thyroplasty
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışma tek merkezli vaka serisinde vokal kord paralizisi tanısı almış hastaların etiyoloji, klinik özellik ve tedavi yaklaşımlarının retrospektif olarak analiz edilip merkezimiz özelinde hasta profilinin ve yaklaşım tercihlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Prof.Dr. Nimetullah Esmer Ses Ünitesi'ne 2013-2025 yılları arasında vokal kord paralizisi ile başvuran ve bu nedenle tedavi ve takip edilen hastaların dosyaları retrospektif olarak incelenerek vokal kord parlizisi etiyolojileri, şikayet süreleri, vokal kord paralizisi tarafı ve tipi, tercih edilen tedavi yaklaşımlarına bakılmış olup elde edilen veriler literatür ile karşılaştırıldı. Takibi düzenli olmayan hastalar ve dosya eksikliği olan hastalar çalışma dışında bırakılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil olan 232 hastadan 80'i (%34,5) erkek, 152'si (%65,5) kadındı. Etiyoloji incelendiğinde hastaların 134'ünde (%57,8) tiroidektomi cerrahisi sonrası, 11'inde (%4,7) tiroidektomi dışı boyun cerrahisi sonrası, 10'unda (%4,3) akciğer cerrahisi sonrası, 3'ünde (%1,3) kardiyak cerrahi sonrası, 8'inde (%3,4) tablo 6.2.'da sunulmuş olan diğer cerrahi girişimler sonrası vokal kord paralizisi geliştiği tespit edilmiştir. İncelenen hastaların büyük çoğunluğunda (%83) abdüktör paralizi olduğu izlendi. Hastaların 108'inde (%46,8) bilateral abdüktör paralizi, 85'inde (%36,8) tek taraflı abdüktör paralizi mevcuttu. 36 hastada (%15,6) tek taraflı addüktör paralizi izlenirken sadece 2 (%0,9) hastada bilateral addüktör paralizi tespit edildi. Tek taraflı abdüktör vokal kord paralizisi tanısı alan hastalardan 42 hastaya (%48,8) ses terapisi, 1 hastaya (%1,2) yutma egzersizleri uygulanmış olup şikayet süresi 1 seneden kısa ve şikayetleri şiddetli olmayan 9 hasta (%10,5) takip edilerek izlenmiştir. Tek taraflı abdüktör vokal kord paralizisi olan 11 hastaya (%12,8) tip 1 tiroplasti, 10 hastaya (%11,6) enjeksiyon laringoplasti, 3 hastaya (%3,5) lazer kordotomi, 3 hastaya (%3,5) trakeostomi yapılmış olup 7 hastaya (%8,1) etiyolojik nedene yönelik tıbbi tanı, takip ve tedavi süreci izlenmiştir. Bilateral abdüktör paralizi tanısı almış olan 108 hastadan 15 hastaya (%13,9) trakeostomi açılmış, 16 hastaya (%14,8) trakeostomi açılıp takiben lazer kordotomi uygulanmış, 69 hastaya (%63,9) lazer kordotomi uygulanmış, 1 hastaya (%0,9) lazer kordotomi ile beraber aritenoidektomi yapılmış, 2 hastaya (%1,8) sütür lateralizasyonu uygulanmış olup 4 hasta (%3,7) ses terapisi ile takip edilmiştir. Larenks kanseri sebepli bilateral abdüktör vokal kord paralizisi olan 1 hastaya ise larenjektomi yapılmıştır. Bilateral addüktör paralizi tanılı 2 hastadan 5 senedir şikayetleri olan 1 hastaya enjeksiyon laringoplasti yapılmış, 1 haftadır hafif şikayetleri olan diğer hasta ise spontan düzelme ihtimaline karşın takibe alınmıştır. Sonuç: Vokal kord paralizisinde etiyoloji çoğunlukla geçirilmiş cerrahi girişimlere bağlı olup tiroid cerrahisi bunların başında gelmektedir. Vokal kord paralizisi etiyolojisinin doğru tespiti tedavide müdahale zamanı ve yaklaşım açısından oldukça önemli bir faktördür. Klinikler arasında aynı etiyolojiye ve kliniğe dair farklı yaklaşımlar olması vokal kord paralizisinde halen standart bir tedavi algoritması oluşturulamadığını göstermektedir. Günümüzde ortak görüş sağlanabilen tek alan uygun cerrahi girişimler esnasında rekürren laringeal sinirin korunmasında teknolojik imkanların (nöromonitörizasyon) kullanılması şeklidedir. Vokal kord paralizisi önleme ve tedavisi hakkında daha geniş popülasyonda daha kapsamlı prospektif çalışmalar yapılmasına ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Objective: This study aimed to retrospectively analyze the etiology, clinical characteristics, and treatment approaches of patients diagnosed with vocal cord paralysis in a single-center case series, in order to evaluate the patient profile and management preferences specific to our institution. Materials and Methods: The medical records of patients who were diagnosed, treated, and followed up for vocal cord paralysis between 2013 and 2025 at the Ankara University Faculty of Medicine, Department of Otorhinolaryngology, Prof. Dr. Nimetullah Esmer Voice Unit, were retrospectively reviewed. Etiologies of vocal cord paralysis, duration of symptoms, side and type of paralysis, and preferred treatment modalities were examined, and the data obtained were compared with findings in the literature. Patients with incomplete medical records or irregular follow-up were excluded from the study. Results: Of the 232 patients included in the study, 80 (34.5%) were male and 152 (65.5%) were female. Regarding etiology, 134 patients (57.8%) developed vocal cord paralysis following thyroidectomy, 11 (4.7%) after non-thyroid neck surgery, 10 (4.3%) after thoracic surgery, 3 (1.3%) after cardiac surgery, and 8 (3.4%) after other surgical interventions as presented in Table 6.2. The majority of cases (83%) exhibited abductor paralysis. Among them, 108 patients (46.8%) had bilateral abductor paralysis, and 85 (36.8%) had unilateral abductor paralysis. Unilateral adductor paralysis was observed in 36 patients (15.6%), while only 2 patients (0.9%) had bilateral adductor paralysis. Among patients with unilateral abductor vocal cord paralysis, 42 (48.8%) received voice therapy, 1 (1.2%) underwent swallowing exercises, and 9 (10.5%) with mild symptoms lasting less than one year were managed by observation. Additionally, 11 patients (12.8%) underwent type I thyroplasty, 10 (11.6%) received injection laryngoplasty, 3 (3.5%) underwent laser cordotomy, 3 (3.5%) underwent tracheostomy, and 7 (8.1%) were followed and treated according to their underlying etiological condition. Among 108 patients with bilateral abductor paralysis, tracheostomy was performed in 15 (13.9%), tracheostomy followed by laser cordotomy in 16 (14.8%), laser cordotomy alone in 69 (63.9%), combined laser cordotomy and arytenoidectomy in 1 (0.9%), and suture lateralization in 2 (1.8%), while 4 patients (3.7%) were managed with voice therapy. One patient with bilateral abductor paralysis secondary to laryngeal carcinoma underwent total laryngectomy. Of the two patients diagnosed with bilateral adductor paralysis, one with symptoms persisting for five years underwent injection laryngoplasty, while the other, presenting with mild symptoms for one week, was placed under observation due to the possibility of spontaneous recovery. Conclusion: The etiology of vocal cord paralysis is most commonly related to previous surgical procedures, with thyroid surgery being the leading cause. Accurate identification of the underlying etiology plays a crucial role in determining the timing and type of intervention. Variations in management approaches among clinics with similar etiologies and clinical presentations suggest that a standardized treatment algorithm for vocal cord paralysis has yet to be established. Currently, the only area of consensus is the use of intraoperative neuromonitoring technology to preserve the recurrent laryngeal nerve during appropriate surgical procedures. Further large-scale, prospective studies are needed to improve strategies for both prevention and management of vocal cord paralysis.
Benzer Tezler
- Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Kliniğinde koklear implant uygulanan hastaların retrospektif analizi
Retrospective analysis of coclear implant patients at The Ear, Nose and Throat Disorders Clinic, Harran university
İSMAİL İYNEN
Yüksek Lisans
Türkçe
2017
Kulak Burun ve BoğazBaşkent ÜniversitesiKulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SELİM SERMED ERBEK
- Mikroskopik ve endoskopik kulak cerrahisinin kulak fizyolojisi ve fonksiyonları üzerine etkilerinin araştırılması
Investigation of the effects of microscopic and endoscopic EAR surgery on EAR physiology and functions
MUSTAFA REHAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Kulak Burun ve BoğazAnkara ÜniversitesiKulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İRFAN YORULMAZ
PROF. DR. ORHAN YILMAZ
PROF. DR. OZAN BAĞIŞ ÖZGÜRSOY
- Müller manevrası ile obstrüktif uyku apnesi varlığı ve şiddetinin korelasyonu
Correlation of the muller maneuver with the presence and severity of obstructive sleep apnea
SEÇKİN MEHMET ALİ DAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Kulak Burun ve BoğazAnkara ÜniversitesiKulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RAUF YÜCEL ANADOLU
- Ağız solunumu olan çocuklarda ağız diş sağlığı durumunun belirlenmesi
Oral health status of children with mouth breathing
ELİF BALLIKAYA
Diş Hekimliği Uzmanlık
Türkçe
2015
Diş HekimliğiHacettepe ÜniversitesiÇocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MERYEM UZAMIŞ TEKÇİÇEK
- Erken evre larenks kanserlerinde transoral CO2 lazer cerrahisinin onkolojik ve fonksiyonel sonuçları
The Oncological and Functional Results of Transoral CO2 Laser Surgery in Early-Stage Laryngeal Cancer
MAHMUT DEMİRTAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Kulak Burun ve BoğazAnkara ÜniversitesiKulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı
PROF. DR. R. YÜCEL ANADOLU